İçimizdeki İranlılar

Bu hâlinizle, sonradan CHP milletvekili olup kapatılan FETÖ’nün basın yayın organları önünde gözyaşı döken Eren Erdem’i hatırlatıyorsunuz bana. 2011 Kasım’ında bakınız Twitter hesabından ne yazmıştı Eren Erdem: “Eğer İran-Türkiye karşı karşıya gelirse, Türkiye’ye karşı, İran safında olurum! İran düşerse, bütün doğu düşer!” İlle de İran ile Türkiye’nin karşı karşıya gelmesini beklemeyin. Şimdiden gidin, hemen gidin, derhal gidin, İran saflarına katılın. Biz sizi tutmayalım. Saflarımız belli olsun. Doğu düşmeden yüzünüzdeki maskeler düşsün önce.

SON dönemde sosyal medyada ve bulunduğum gruplarda mebzul miktarda İran güzellemeleriyle karşılaşmaktayım. Muhtemelen sizin de dikkatinizden kaçmıyordur bu.


İran’ın katil İsrail ve ABD’nin saldırılarına karşı gösterdiği direniş her türlü takdire şayan. Ve bu haksız ve hukuksuz savaşta bizim de yerimiz şüphesiz İran’ın yanıdır.


Yüzyıllardır bu toprakların insanlarının genlerinde zayıf, mazlum ve mağdur olanın yanında olmak gibi asil bir haslet vardır zaten.


Hele ki o mazlumun karşısında tek dişi kalmış, vahşi kan emici, gücü sadece çocuklara ve sivil halka yetebilen ve sivil halkın üzerine hedef gözetmeksizin bombalar yağdıran katiller varsa…


İşte tam bu notada ince bir çizgi görüyorum ben. Çizginin bir tarafında bu savaşta İran’ı desteklemek ve diğer tarafta da tarihin ve coğrafyanın bize anlattıklarını kökten unutup İran güzellemeleri yapmak.


Evet, İran bu savaştan en az hasarla ayrılsın, ABD ve İsrail kahr-u perişan olsun. Bunu dilemek gayet insanî ve vicdanî bir refleks.


Ancak bununla birlikte İran’ın bugüne kadarki kanlı ve karanlık ajandasını temize çekmek farklı bir faz.


Sosyal medyada İran güzellemesi yapanların bir kısmına bakıyorum da bunlar daha düne kadar Türkiye’nin eksen kayması yaşadığından şekvacı olan ve “İranlaştığımız” yönünde kelam edenlerdi. Hayırdır birader, bir aydınlanma mı yaşadınız?


Maşallah, siz bizden önce “İranlaştınız”!


Ne methiyeler dizilmiyor ki İran hakkında… Adamın bileğini kesseniz “Aliyul Veliullah” fışkıracak sanki.


Bir de durum anlattıkları gibiyken İran hakkında kötü söz söylemek alçaklıkmış, şerefsizlikmiş, Siyonist köpekliğiymiş. Kendisi gibi düşünmeyenlere de peşinen hükmünü veriyorlar bir de. Bak, bak, bak!


Adama İran’ın düne kadar Türkiye’ye karşı koruyup kolladığı PJAK’ı hatırlattığında alçak oluyorsunuz.


Suriye’de “Terörsüz Bölge” planlarına direnen YPG’nin elindeki SİHA ve kamikaze dronların İran yapımı olduğunu söylediğinizde şerefiniz tartışma konusu oluyor.


Ve de mesela Karabağ Savaşı’nda İran’ın Azerbaycan’ı değil Ermenistan’ı desteklediğini diyecek olsanız Siyonist köpeğisiniz.


Seçin, beğenin, alın…


Yazanın profiline bakıyorsun, haza Atatürkçü, Kemalist, laik ama Türkiye’den çok İran için atıyor kalbi.


Bir diğerine bakıyorsun Sünnî Müslüman, Kur’ân’dan, Kitap’tan, hadisten paylaşımları var. Adam Şii’den daha Şii.


Bu nasıl iş arkadaş? Bir makul eşiğiniz yok mudur sizin? Hani belli bir makullük sınırını aşınca alarm veren, rahatsız eden, “Biraz abarttık galiba” dedirten bir uyarı mekanizması olmaz mı insanın? Ama yok!


Misal bugün bigünah Lübnan vuruluyorsa, bunun gerekçesi ve bahanesi de İran’dır. Lübnan’da paralel ordu şeklinde yapılanmış on binlerce Hizbullah askeri yerine çok değil, bin tane Türk askeri olsaydı Lübnan’ın başına bunların hiç birisi gelmezdi, gelemezdi.


İran yıllarca, Kafkasya’dan Arabistan yarımadası ve oradan Afrika’nın içlerine kadar mezhepçi bir yaklaşımla vekil güçler konumlandırıyor, bunların çoğu da gayrimüslimlerden çok Sünni Müslümanlara çeviriyorlar namlularını.


Milyonlarca masum Müslüman’ın kanı var İran’ın ellerinde. Bugünün tarih sahnesinde İran mazlum ve mağdur olabilir ancak önceki perdelerde zulmün kitabını yazmıştır İran Müslüman coğrafyalarda.


İran’ın karanlık ajandası hakkında “İran’da Penc-şembenin Gelişi” yazımızda bir miktar bahsetmiştik. Şimdi tekrara girmenin anlamı yok.


Bunları hangi ara unuttuk arkadaş?


Bu hâlinizle, sonradan CHP milletvekili olup kapatılan FETÖ’nün basın yayın organları önünde gözyaşı döken Eren Erdem’i hatırlatıyorsunuz bana.


2011 Kasım’ında bakınız Twitter hesabından ne yazmıştı Eren Erdem: “Eğer İran-Türkiye karşı karşıya gelirse, Türkiye’ye karşı, İran safında olurum! İran düşerse, bütün doğu düşer!”


İlle de İran ile Türkiye’nin karşı karşıya gelmesini beklemeyin. Şimdiden gidin, hemen gidin, derhal gidin, İran saflarına katılın. Biz sizi tutmayalım. Saflarımız belli olsun. Doğu düşmeden yüzünüzdeki maskeler düşsün önce.


Kalınız sağlıcakla efendim.