“DÜNYA düz müdür, yoksa yuvarlak mı?” meselesi son yıllarda konuşulmaya başladı. Kimin neden bu tezi ortaya attığını bilmiyorum. Özellikle bu konu hakkındaki tartışmalarsa din üzerinden yürüyor.
Hiçbirimiz daha önce uzaya çıkıp dünyayı uzaktan seyretmedi. Uzaydan çekilen fotoğraflar ile bu konuda aldığımız eğitim neticesinde dünyanın yuvarlık olduğuna inandık. Şahsen yuvarlak olduğuna inanıyorum. Uzaya çıkıp gözüyle görmediği için dünyanın yuvarlak olduğuna inanmayan birini ise kimse kınayamaz ve haksız bulamaz. Çünkü kimse başka bir kuruma inanmak zorunda değil. Özellikle bu işi bir Batılı yapıyorsa... Zira Batılılarda yalanın biri bin para...
Bilim dünyasının ilginç bir karakteri var. “Doğru” diye iddia ettiği bir bilgiyi yalanlayıp “Doğru olanı budur” diyor. Sonra “Bu da yanlışmış, işte şu doğru!” diye ortaya çıkıyor. Daha düne kadar güneş sistemi için sabit bir güneş ile etrafında dönen gezegenler üzerinden eğitim veriliyordu. Biz böyle gördük. Ama bugün çıktılar, “Hayır, güneş sabit değilmiş, hareket halinde ve bir noktaya ilerliyor; dünya ve diğer gezegenler ise güneşin çekim gücüne kapıldıkları için onu takip ediyorlar. Sürekli güneşi takip eden bir dünya olduğu için dünyanın güneş etrafındaki ekseni de sabit değildir. Çünkü zaman aktığı gibi güneş sistemi de akıyor ve dünya, uzayda spiral çiziyor” dediler. İyi de, güneş hareket ettiği için bugün tez değişti. Yarınsa “Galaksi de hareket ediyormuş, durum daha girift bir hâle döndü” diyecekler. “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur” derler, o hâlde bugün bulduğunuz bir şeyi net bir şekilde gözlemleyemiyorsanız, niçin “Yüzde yüz doğru!” diye sunuyorsunuz? Bunu sadece bu iş için değil, genel anlamda soruyorum.
Şimdi dünyanın şeklinin geoit olduğunu kabul edelim ve bunun üzerinden “Düz mü, yuvarlak mı?” konusuna girelim.
Dünyanın şekli ile yeryüzünün düzlüğünün farklı konular olduğunu düşünüyorum. Geoit dünya ve güneş sistemine göre dünya hem kendi etrafında, hem de güneşin etrafında dönüyor. Dünyanın şekli böyleyken ve dönerken, yarasa gibi tepetaklak durduğumuz bir an bile yok. Şu an geoit dünyanın üzerinde düzlük bir alanda yaşıyorken, dünyanın başka bir tarafında yaşayan insanların tepetaklak yaşadıklarını hiç düşünmeyiz. Bir araba ya da 10 bin kilometre yükseklikte bir uçakla giderken yuvarlanarak gitmiyoruz. O uçakla yere inmeden ve aynı istikamete doğru yıllarca yolculuk yapsak sürekli bir düzlükle karşılaşırız. Yani burada bir fizik kanunu var. Bu nedenle söz konusu duruma “Geoit Dünyanın Muhteşem Düzlüğü” adını verdim. Bu sanatın adına da “düzleştirme” diyorum. Bu, örneksiz yaratan Rabbimizin bir sanatıdır. Bilim ise bu yasaları açıklar.
Uzaya çıkıp dünyadan uzaklaşmadan dünyanın yuvarlak olması gözle anlaşılamaz. Bugün bazı kameralar 100 metrelik alanı bile geoit olarak çekiyor. Bu kimseyi aldatmasın. Uyduların bulunduğu yükseklikten bile dünyanın şekli dümdüz görünüyor. Yeryüzü için zaten “düz” demiştik ama dünya bile o kadar yüksekten yine düz görünüyor.
Aksaray’daki Hasandağı, 30-40 kilometre yaklaşana kadar hiç görünmüyor. Bunun sebebi havanın/atmosferin belli bir uzaklıktan bakıldığında yoğunluğundan dolayı cisimlerin üzerini örtmesi olabilir. Yani havaya baktığımızda nasıl gökyüzü mavi görünüyorsa, ileriye baktığımızda da mavi görünmüyor ama doğayı da örtüyor.
“Tsubasa” adında çok sevdiğim bir çizgi film vardı. Futbol sahasında bunlar koşarlar, koşarlar, resmen dünyanın etrafını dolaşırlardı. Ben de küçükken hep merak ederdim, “Acaba Hasandağı’nın önce zirvesini mi göreceğim?” diye. Bu çok saçmaymış. Çünkü dünya bize göre çok büyük. Yeryüzünden bu anlaşılamaz. Hele denizden hiç anlaşılamaz. Hatta denizden bakıldığında görülen düzlük, muazzam bir düzlüktür. Geminin önce bacasının görülmesi olayı da uydurma olabilir.
“Kur’ân-ı Kerim’de dünyanın düz olduğu anlatılıyor” gibi çıkış yapıp, “Allah madem bu kâinatı yarattı, niye ‘Dünya geoit ve güneşin etrafında dönüyor’ şeklinde yazmamış?” diye sorgulama yapanlar var. Ve devam ediyorlar: “Böyle yazsaydı, mucize olurdu ve herkes inanırdı” diyorlar. Ki bugün bilim, “Dünya güneşin etrafında tam dönmüyor, uzayda güneşi takip ettiği için spiral çiziyor” diyor.
Hadi bunu görmezden gelelim ve farz edelim: Bilime inanan insanlarız. Bu böyleyken, Kur’ân’da dünyanın ve güneşin hareketleri, şekli vs. aynen bugün onaylayacağımız şekilde yazılmış olsaydı ve biz de meselâ 1000’li yıllarda yaşasaydık, bilime inananlar olarak “Dünya düz ve sabittir” diyen bilimi tasdik ederdik. Yani bu, şu demek: Bilim 1000’li yıllarda yanlış biliyor ve biz bilime inanıyoruz. Ki o zaman dünya, düz olarak biliniyordu...
Böyleyken, acaba inancımız ne olurdu?
Ben ne düşüneceğimi bilmiyorum ama “Allah madem bu kâinatı yarattı, niye dünya geoit ve güneşin etrafında dönüyor?” diye bugün nefislerini rahatlatmak isteyenler, eminim şöyle derlerdi: “Her yer düz! Dağın zirvesine çıkıyorum, düz; denize bakıyorum, düz... Bu dünya nasıl yuvarlak olur? (hâşâ) Allah, yarattığı dünyanın düz olduğunu görmüyor mu?”
O hâlde her şeye sadece kendi penceremizden bakamayız. Bu kadar bencil olmamalıyız. Bilim her zaman Kur’ân’a ayak uyduramaz. Gücü yetmez, “Yanlış” der, “Eksik” der, sonunda Kur’ân’ın dediğine gelir. Kur’ân-ı Kerim bu zamanın değil, tüm zamanların kitabıdır. Öyle bir kitaptır ki, her çağın insanını ikna gücüne sahiptir. Bu gücü Allah vermiştir.
Bugün dünyanın bütün bilim adamlarını toplasak, “Gelin, bir kutsal kitap uydurun” desek ve yazsalar, bu kitabı da bir yere gömseler ve bir arkeolojik kazı ile ortaya çıkarıp “Üç binyıllık kitap!” diye parlatsalar, bu kitapta bugün bilim dünyasının kabul ettiği her şeyi yazacaktır. İnsanlar, “Bu bir mucize! Üç binyıllık kitap bugüne kadar olan her şeyi anlatıyor, bilim dünyasındaki her olay yazıyor; telefon, bilgisayar bile” deseler, bu kitabın ömrü 100, bilemediniz 200 yılı geçmez. Çünkü bilim kendisini yenileyecektir ve dün kendi elleriyle yazmış olduklarını da reddedecektir. Ayrıca o kitap, 200 yıl önceki toplumun hayâl dünyasına bile hitap etmeyecektir.
İşte Kur’ân, böyle bir mucizedir! Hiç fark etmez ki, en ilkel zamana da, bilgi ve teknoloji çağına da, 2500 yılına da uyum sağlar, ikna eder, hayran bırakır. Dünyada hiçbir kitap ya da akıl, bu işi asla başaramaz!



