2016’nın Eylül ayında, Tayvan’da (Milliyetçi Çin Cumhuriyeti) bulunan “Avanguart Publising House” adlı yayınevi tarafından bir kitap yayınlandı. Kitabın adı, “Doğu Türkistan: Uygurların Gerçek Dünyası” olup, özelliği ise ilk defa bir Uygur tarihçinin Çince olarak kaleme aldığı eser olmasıydı.
Kitap, yayınlandıktan sonra dünya çapındaki Çin bilim ve araştırma sahası ve yayın dünyasında eşi görülmemiş derecede yankılar uyandırdı. İşbu eserin gerçek değeri ve önemi hakkında kişisel görüşlerimi paylaşmaktan ziyade, eser hakkında Çin basınında yer alan, Çinli tarihçilerin ve bilim adamlarının değerlendirme ve yorumlarını aktarmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Onun için bu yazımda kitabın içeriği, başta yayınevi ve kitabı yayına hazırlayanlar olmak üzere Çinli bilim adamlarının basında yer alan değerlendirme ve yorumlarını tıpkı şekilde Çinceden çevirerek sizlere aktaracağım.
Yayınevi tarafından ön kapakta yazılan kısa metin şöyle: “Çince yayın dünyasında ilk defa, Uygur milletinin bakış açısından yola çıkılarak Doğu Türkistan’ın (Şin Ciang) gerçek tarihi, siyâsî geçmişi, medeniyeti ve bağımsız devlet kurma harekâtının kaleme alındığı özgün bir eser…”
İç kapak ve yazar hakkında
Eserin müellifi, “Hür Tandrıtagh”… Ancak bu isim bir mahlas… Ancak yazar, Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesi, bağımsızlık harekâtı ve onun gelecekteki çıkış yolu üzerinde sayısız araştırmalar yapmış, fikir yürütmüş sevdalı bir Uygur aydını, araştırmacı ve uygulayıcısıdır.
Yazar, Doğu Türkistan’daki bir üniversitede öğretim görevlisi olup, mesai dışı zamanlarında üniversitenin koşullarından faydalanarak Doğu Türkistan ile ilgili her çeşit ve her dildeki tarihî belgeyi toplamış, taramış, gerekli tarih ve kültürel bilgi birikimini oluşturmuştur. Yazar ayrıca, yurtdışında eğitim aldığı ve yaşadığı süreçteki fırsatlardan istifade edip, diasporadaki Uygur bağımsızlık harekâtını araştırmış, gizli temaslarda bulunmuş, Doğu Türkistan bağımsızlık harekâtının liderini ziyaret etmiştir. Dolayısıyla Doğu Türkistan’ın içinde ve dışındaki Uygurların genel durumu ve Uygur bağımsızlık harekâtı hakkında özgün ve derin fikir sahibidir.
Yazar, Doğu Türkistan ile ilgili Uygurca ve Çince birinci el tarihî belgeleri elde etmiş, temaslarda bulunmuş, Doğu Türkistan tarihi ve ilgili konuları araştırmış ve kavramıştır. O bir Uygur olarak, Uygurların maruz kaldığı acı gerçekleri bir Uygur aydını sıfatı ile analiz etmiş, Uygurların bağımsızlık ve özgürlüğe olan sarsılmaz inancı ile Uygurların geleceğine bakmıştır. Yazar bu eseri yazıp bitirdikten sonra, Uygur meselesi ve Doğu Türkistan bağımsızlık harekâtı hakkında birinci el bilgi ve belgeleri araştırmaya devam edebilmek için her an özgürlüğünü, hatta hayatını kaybetme tehlikesini göze alarak vatanı Doğu Türkistan’a dönmeyi, orada yaşamaya devam etmeyi tercih etmiştir. Onun için işbu eseri ancak takma isim ile yayınlamak mümkün olmuştur.
İşbu eserin içeriği aydınlatıcı, tarihî belge değeri yüksek olmakla birlikte, ortaya konulan görüşler de yeni ve yapıcıdır. Onun için işbu eser hakkında, “Çince yayın dünyasında ilk defa, Uygur milletinin bakış açısından Doğu Türkistan bağımsızlık harekâtı ve Uygur meselesinin Çince olarak kaleme alındığı özgün bir eserdir” denebilir.
Yayına hazırlayanın yürek sözü
Birkaç yıl önce, bir dostum beklenmedik bir fırsat bulup bu kitabın yazım taslağını bana teslim etti. Taslağı aldığım gün, gece karanlığında ışık yakarak, bilgisayarın başında oturup bu taslağı gece boyu bir nefeste okudum. Gerçeği söylemek gerekirse bu, ömr-ü hayatımda Uygurların bakış açısından yola çıkılarak Doğu Türkistan ve Uygur meselesi hakkında detaylı bilgilerin yer aldığı Çince olarak yazılmış bir kitabı ilk defa okumam idi. Yazarın cesaretine, tehlikelere aldırmadan Doğu Türkistan (Şin Ciang) için, Uygurların özürlük ve eşitliği için haykıran böyle bir eseri yazmasına derin saygı duymakla birlikte, yazarın Doğu Türkistan, Uygurların tarihi, medeniyeti, dinî inançları üzerindeki derin ve detaylı araştırmalarına, Komünist Çin idaresindeki Doğu Türkistan, Tibet ve Çin’in genel durumundaki sırlar üzerinde yaptığı etraflı analizleri, yurtdışında bulunan Çin Demokratik Harekâtı ve Fa Lun Gong gibi komünizm karşıtı gruplar ve zâtlar hakkındaki keskin gözlem ve araştırmalarına hayran kaldım.
Birkaç yıl, hatta birkaç on yıllık çile çekilmeden, belge toplama, araştırma, gözlemleme süreci olmadan bu denli ikna gücüne sahip bir eseri ortaya çıkarmak mümkün değildir. Üzücü olan şudur ki, yazar bu kitabın takma isimle yayınlanması konusunda ısrarlı olduğu için, okuyucuların bu denli büyük hizmet gösteren, yürek kanını feda eden bu kahramanı tanımasına imkân olmamaktır.
Çeşitli sebeplerden dolayı kitap bir türlü gün yüzüne kavuşup da yayınlanamadı. Kitabı teslim aldıktan sonra birkaç yıla kadar kişisel aile işleri, çalışma hayatı ve sosyal kuruluşlardaki görevlerimin ağır olması gibi sebeplerden ötürü, zamanında arkadaşlarla görüşüp yayınlama yollarını arayamadım. Ancak bir yolunu bulup bu kitabın gün yüzüne çıkması, yayınlanıp dağıtılması, böylece Doğu Türkistan ve Uygur meselesinin Uygurların bakış açısından ele alındığı Çince malzeme eksikliğini tamamlayarak Doğu Türkistan ve Uygur meselesine ilgi duyan, gönül veren ve Çince bilen okuyuculara hitap edilmesinin önemini hiç unutmadım.
2015 yılında bir dostumla yaptığım sohbet esnasında bu kitabı yayınlama arzumu dile getirdim. Dostum hemen yardımcı olma sözü verdi. Kısa süre sonra kendisinden Tayvan’da bulunan bir arkadaşının her türlü tehlikeyi göze alıp bu kitabı yayınlamayı kabul ettiği haberi geldi. Ben de sevinçle kısa sürede kitabın taslağını göndereceğimi söyledim.
Sonunda kitap yayınlanıyor! 10 senelik serüvenden sonra gün yüzüne çıkan bu kitap, okuyucular ile buluşuyor. Sevindirici, mutluluk verici bir olay!
Kitap taslağının geçirdiği serüvenleri Doğu Türkistan ve Uygur dâvâsının zorluğu ve çetinliğini göstermekle birlikte, Doğu Türkistan-Uygur özgürlük harekâtının da tıpkı bu kitap taslağı gibi zorlu ve çetin süreçlerden geçerek, uzak olmayan gelecekte karanlığı yarıp özgür ve aydınlık günlere kavuşacağını göstermektedir.
Eser yayınlanırken naçizane yürek sözlerimi paylaştım.
Kitabın içeriği hakkında
Kitapta şu konulara yer veriliyor: Doğu Türkistan’daki nüfusun etnik dağılımı ve genel durumu; Doğu Türkistan’ın Çin topraklarına dâhil edildiği gerçek tarih; diktatörlük ve milliyetçi Çin döneminde Doğu Türkistan; Çin Komünist Partisi’nin Doğu Türkistan’ı işgali ve sömürge plânı; İsmi var cismi yok “Şin Ciang Uygur Özerk Bölgesi” ve kukla hükûmeti; Çin Komünist Partisi’nin Doğu Türkistan’da uyguladığı ırkî ayrımcılık ve millî baskı politikası; Uygur halkının direniş devrimleri ve Çin Komünist Partisi’nin devlet terörü; diasporadaki Doğu Türkistan bağımsızlık örgütleri ve siyâsî faaliyetleri; Çin dışındaki Çin demokratik örgütlerinin Doğu Türkistan sorununa olan tutumları ve Doğu Türkistan örgütleri ile olan diyalogları; Han Çinlilerinin “Hanizm” ideolojisi ve “Büyük Çin” kavramı…
Xin Jiang (Şin Ciang)
Uygurlar Doğu Türkistan’daki ana halk olup, asırlardır Tanrı dağlarının güney ve kuzeyindeki bölgelerde yaşayagelmektedirler. Onların ecdatları uçsuz bucaksız Orta Asya yaylaları ve bozkırlarında, Doğu Türkistan’ı da içine alan Moğol yaylaları ve Orta Asya bölgelerinde Hun İmparatorluğu, Türk İmparatorluğu (Göktürk), Uygur İmparatorluğu, Karahanlılar İmparatorluğu, İdukut Uygur Devleti, Çağatay Hanlığı, Yarkent (Saidiye) Hanlığı gibi büyük imparatorluklar kurmuş, Budizm ve İslâm medeniyetinin temellerini atmışlardır. Astronomi, tıp, matematik, geometri, coğrafya ve kimya gibi bilim ve fen sahalarında da büyük gelişmişlik göstermişlerdir.
Uzun tarihî süreçte Doğu Türkistan Han İmparatorluğu ve Tang İmparatorluğu döneminde iki defa kısa süreli Çin işgalinde kalmış olsa da çoğu zaman bağımsız statüsündeki egemen bir devlet idi. 19’uncu yüzyıla gelindiğinde, Çin-Manço İmparatorluğu, Zuo Zung Tang yönetiminde asker göndererek bir milyondan fazla insanı katledip burayı tamamen işgal etmiş ve Doğu Türkistan adını “Yeni Topraklar” anlamına gelen “Xin Jiang/Şin Ciang” olarak değiştirmiştir. Böylece Doğu Türkistan, resmen Çin egemenliğine girmiş, Çin’in bir idarî eyaletine dönüşmüştür.
Sonraki yüzyıldan fazla zaman içerisinde Uygurlar öncülüğündeki Doğu Türkistan halkı sayısız bağımsızlık harekâtı gerçekleştirmiştir. Gerçi 1933 ve 1944 yıllarında iki sefer bağımsızlıklarını ilân etmiş ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni kurmuş olsalar da bu çaba başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 1949 yılından sonra Çin Devleti komünist rejim idaresine girmiş olup, Doğu Türkistan halkı Komünist Çin yönetimin acımasız zulüm ve baskılarına maruz kalmakla birlikte,
Çin Komünist Hükûmeti sürekli olarak Doğu Türkistan bağımsızlık harekâtını terörizm ile bağdaştırıp itham ederek, barışçıl yollar ile bağımsızlık arayışında olan Doğu Türkistan örgütlerini töhmet altında bırakmış ve böylece Uygurları direniş ve bağımsızlık yolunda sayısız sıkıntıyla boğuşur hâle getirmiştir.
İşbu eser, Çince yayın dünyasında ilk defa “Büyük Çinizm” ideolojisinden kurtularak, Uygurların bakış açısından Doğu Türkistan’ın tarihi, medeniyeti ve siyâsî gerçeklerinin beyan edildiği büyük bir eser olup, yazarın Doğu Türkistan ile ilgili çeşitli tarihî belgeler ve günümüzdeki meseleleri üzerinde derin analiz ve yorumları, yeryüzündeki Çince bilen okuyucuların, Doğu Türkistan’ın içinde bulunduğu hayat memat durumu ve sorunların kaynağını yeniden tanımasına, Doğu Türkistan halkının zorlukları, çırpınışları, nidaları ve kendi devletini kurma yolundaki sönmez arzu ve iradesini anlamaya ve ferasetle düşünmeye sevk etmektedir.
Kitap yayınlandıktan sonra Çin basınındaki yankılardan özetler
Lin Bao Hua, Çin’in önemli gazetecilerinden. 2016 yılının Aralık ayında, “Uygurlar kendi tarihini ve şimdiki durumunu yazıyor” başlıklı yazısında özetle şöyle diyor: “Yıllar önce, Çin Komünist Partisi’nin Uygurlara olan baskıları yüzünden bazı yazılar yazıp onların insanî haklarını savunmuştum. Tayvan’a yerleştikten sonra bazı konferanslara katılıp Çin Komünist Partisi’nin baskılarını deşifre ettim, hatta daha iyi ses getirme zemini bulmak için Uygur Dostları Cemiyeti’ni kurdum. Tayvan Avanguart Yayınevi tarafından ‘Doğu Türkistan-Uygurların Gerçek Dünyası’ adında bir kitap yayınlandı. Yazar bir Uygur aydını olup, kişisel güvenliği için takma isim ile yayınlamış kitabı. Üstelik kimliğini sakladığı için taslak birkaç el değiştirmiş, kaç yıllık serüvenden sonra ancak Tayvan’da yayınlanabilmiş. Yazarı ve emeği geçenleri içtenlikle tebrik ederim.”
Huang Jing Xuan adlı bir diğer Çin gazetecisi, “Yıkılan bağımsızlık rüyası: Milliyetçi Çin gitti, Komünist Çin geldi, Uygurlar yakınçağ Çin tarihindeki en trajik kurbanlar oldu” yorumunda bulundu.
Merkezî Araştırmalar Enstitüsü’nün Tayvan tarihi araştırma görevlisi Li Kaı Wen, “Benim Doğu Türkistan’ım, Senin Şin Ciang’ın: Uygurlar ve Çin Milliyetçiliği (Hanizm) Hegemonyası” başlıklı raporunda kitaba yer verirken, ABD’de yaşayan ve Bağımsız Çince Kalemler Cemiyeti Başkan Yardımcısı olan Yu Jie ise, kitaptan edindiği bilgilerle “Türklerin toprakları nasıl oldu da Çin’in Şin Ciang’ı oldu?” diye sordu.
Bu birkaç yazı hakkında özet vermeye çalıştım. Umarım ilgili kurum ve şahıslara ilham kaynağı olur. Çince bilen okurlar arasında Doğu Türkistan meselesine ilgi uyandırmak, hatta destek bulmak, Doğu Türkistan dâvâsı için yapılacak en önemli ve etkin hizmetlerden biridir. Çünkü Doğu Türkistan dâvâsının en direkt muhatabı Çin Halk Cumhuriyeti Devleti ve Çin halkıdır. Bu açıdan bakıldığında işbu eserin kıymeti, benim değerlendirebileceğim boyutları geçmiştir.
Tanışıp kucaklaşmayı çok istediğim bu isimsiz kahramanın gıyabında tazim ile eğiliyorum. Aman ve esen olasın büyük kahraman Hür Tengritagh!



