OSMAN DİYADİN
1966 yılında Trabzon Merkez Gülbaharhatun Mahallesi’nde doğdu. İlköğrenimini Trabzon 24 Şubat İlkokulu’nda, ortaokulu Cumhuriyet Ortaokulu’nda okudu. Tarihî Trabzon Lisesi’nden mezun olduktan sonra Anadolu Üniversitesi İş İdaresi Fakültesi’ni bitirdi. Gazetecilik serüvenine 1983 yılında Karadeniz Gazetesi’nde stajyer olarak başladı. 1988 yılında ise profesyonel olarak spor ve haber muhabiri, sonra uzun yıllar spor müdürlüğü görevi yaptı. Daha sonra ise aynı gazetede uzun yıllar Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürüttü. 2002’den sonra siyaset alanında kendini gösterirken güncel ve tarihî konularda binlerce makale yazdı. Sabah-Fotomaç gazetesinde de muhabirlik ve yazarlık deneyimi yaşadı. Zigana TV’de uzun yıllar Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Karadeniz’de Son Nokta Gazetesi’nin kurucusu oldu. 2004 ve 2005 yıllarında ses getirip tartışma yaratan “Ben Şehit Miyim Hain Mi?” ve “Yıkın Heykellerimi” isimli kitaplarını kaleme aldı. Ulusal görsel medyaya tartışma programlarında konuk olmaya devam eden Osman Diyadin, Türkiye çapında spor, fotoğraf ve haber dallarında çok sayıda kazandığı ödüllerle de dikkat çekti. Fenerbahçe’nin eski futbolcusu ve teknik direktör Metin Diyadin’in ağabeyi… Babası Erdoğdu Diyadin, uzun yıllar profesyonel futbol hakemliği ve MHK üyeliği yaptı. Hâlen “internethaber.com” sitesinde yazarlık yapan Osman Diyadin, görsel medyayı son derece aktif kullanarak güncel konularda etkin oluyor. Evli ve iki çocuk babası… İletişim Başkanlığı sürekli basın ve Dünya Spor Yazarları (AİPS) kartlarına sahip. Yazarımız Osman Diyadin, TFF Temsilciler Kurulu Üyeliği görevini yürütüyor ve danışmanlık yapıyor.
Eğer söz konusu “Yeniden İstanbul” ise Biçilmiş kaftan Murat Kurum
Marmaray, Avrasya Tüneli, köprüler, yollar ve metrolar ile şehir hayatına kolaylık kazandıran hizmet anlayışının devamı, 5 yıllık aradan sonra “Murat Kurum” ismiyle İstanbul’a yeniden geliyor. İstanbul, şehrin karmaşasını, düzensizliğini ve insanımızın deprem riski kaygısını ortadan kaldırmak üzere tüm ekibiyle sokak sokak, mahalle mahalle çalışacak bir büyük devrimle buluşuyor.
Hasan Doğan biliyor ki, nasıl ki komutansız bir ordu düşünülemezse, lideri olmayan vatan ve millete hizmet yürüyüşü de düşünülemez. O biliyor ki, Lider, yürüyüşüne katılanların beyni hüviyetindedir ve ona biat etmek gereklidir. Biliyor ki, emir, emir olmaz itaat olmadıkça. Ve biliyor ki, lidere sadakat, liderin şahsında tecessüm ettiğini gördüğümüz değer yargılarına, hayâllere ve hedeflere de sadakati gerektirir.