Güncel Makaleler
KÜLTÜR
Hayatın kömür karası yüzü: Böyle Küçük Şeyler
Kitaptaki Sarah çoktan doğum yapmış, bebeğine rahibeler tarafından el konulmuş bir genç kızdır. Filmdeki ise henüz doğum yapmamıştır. Bunun metne katkısı, Furlong’un hayatta kim olmak istediğinde gizlidir. Genç kızın hamile olması, Furlong onu Manastır’dan kaçırıp ailesine kattığında Furlong’u Bayan Wilson’ın yerinde konumlandırır çünkü. Wilson’ınkine çok benzer bir iyiliği yapmış ve anneyle birlikte bebeğin de geleceğini kurtararak iki kişinin yaşamını değiştirmiştir. Burada yalnızca Sarah’la annesi arasında değil, kendisiyle bebek arasında da yeni bir özdeşlik fırsatı yaratıldığını gözden kaçırmamak gerekir. Böylelikle senarist tüm bu eklemelerle, anlatıda Sarah’a bilinçli bir şekilde biraz daha yer açtığı sonucuna ulaşabiliriz.
16 dakika önce
KÜLTÜR
“İyi saatte olsunlar”ı güldürüyle alt etmek: Gulyabani ve Süt Kardeşler-2
Gürpınar’ın romanında birbirlerinin peri hâline de insan hâline de delice âşık olan Muhsine ile Hasan’ın kavuştuğu mutlu son vardır. Süt Kardeşler’de ise tüm o aşk üçgenleri ve flörtleşmelere rağmen derinlikli bir aşk hikâyesi sunulmadığı için seyirci kimsenin kavuşmasına dair bir umutla ulaşmaz finale. Filmdeki gulyabaniyi konağa musallat eden Melek Hanım’ın dünürü hem gulyabani hem kâhyayı ayrı ayrı karşısında görünce gulyabanin gerçek olduğuna hükmedip korkusundan merdivenlerden düşer. Kötüler en ham yoldan cezalandırılır böylelikle.
2 gün önce
KÜLTÜR
Ah kâhyam ah!
Sen böyle beni yalnız bırakıp uyursan seni bir daha gittiğim şehirlere götürmem asla. Söyle, az mı gezdik bu yaz seninle, ben kazan oldum sen içimdeki kepçe. Kütahya, Ankara, Eskişehir, Afyon, İstanbul, Bursa, Balıkesir, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Isparta, Konya, Kayseri, Erzurum, Artvin, Rize ve Trabzon… Daha canın ne ister vallahi bilemedim.
5 gün önce
KÜLTÜR
İbrahim Gürel: Bir Gün Elbet öykücü olacaktın, işte oldun!
Bir Sihırbaz değil elbette İbrahim. Sitemkâr da değil kimseye. Nereden Bileceksiniz siz İbrahim’in Deliliğe Tevbe etmiş biri olduğunu, Şeker Gibi Bir Teklif alınca, Yağmur Öncesi, artık Gülsün Talih’im benim de diyerek, kalbinde bir yığın Ukde, içindeki Bir Güzel Adam’ın peşine düşüp elinde Kabahat Sende Çiçeği, sevdikleriyle günbegün muhabbet ettiğini, içtikleri Kahve Bahane.
5 gün önce
KÜLTÜR
“İyi saatte olsunlar”ı güldürüyle alt etmek: Gulyabani ve Süt Kardeşler-1
“Gulyabani” romanını fantastik yahut korku türünden çıkaran yazarın akılcı bakışı, elbette kurgusal tercihleri de etkiler: Tüm karakterlerin görüp duyduklarının olağanüstülüklerinin daima farkında olmaları, her cinin tıpatıp konakta çalışan bir insanın kılığına girmesinin yarattığı şüphe, cinlerin gaybı bilememesi, cin taifesinin daima alt edilmek istenerek tüm karakterlerin her zaman gerçeklik ihtiyaçlarının vurgulanması, cin ve perilerin tıpkı insanlar gibi söz dalaşına girmesi ve en nihayetinde Gürpınar’ın vadettiği üzere finalin maddi âlemde son bularak gulyabaninin ve kötülerin foyasının ortaya çıkması. Tüm bu detaylar okurun merakını celbeder, metnin sürükleyiciliğine zarar vermez ancak hiçbir zaman melekut âleme kendisini bırakmasına da izin vermez. Okurun merakı yalnızca tüm bu batın perdesinin ne zaman ve nasıl kalkacağı üzerinedir.
5 gün önce
KÜLTÜR
Fikret Amca’nın sessiz dünyası
Bu sokaktan geçenler çoğu zaman fark etmez bu küçük dükkânı. Tabela silik, cam kirli, içerisi karanlık. Ama içeri giren, bir anda başka bir zamana adım atar. Tik tak sesleri, duvarlara sinmiş çay kokusu ve Fikret Amca’nın sesiyle… Burada saatler sadece zamanı göstermez. Hatıraları, sessizlikleri, vedaları da taşır.
5 gün önce
KÜLTÜR
Din, dil ve tarihimizin poetik hafızası Bekir Oğuzbaşaran’ın şiirleri
Oğuzbaşaran’ın şiirleri, poetik bir ansiklopediyi andırır. Bu poetik ansiklopedinin bir yer ve isim adları dizini çıkarılsa bu dizin, bir Müslüman Türk’ün muhakkak tanıması gerekli şahsiyetleri ve görüp bilmesi elzem olan yerleri kapsar. Bu kitap, bir şiir ansiklopedisidir evet, ancak bir Müslüman Türk çocuğunun bütün genetik kodlarını ihtiva eden bir şiir ansiklopedisi.
1 hafta önce
KÜLTÜR
Son rüya
Telefonun şarjı azalmıştı. Birkaç kez daha aradı ancak nişanlısına ulaşamadı. Saat öğlen 13:24 olduğunda yeryüzü bir kez daha dehşetle sarsıldı. Yine dakikalar belki saatler sürdü. Gözlerine kapatmak zorunda kaldığı toz dumanın içinde bir şeyler oldu. Hissedemediği şeyler yaşadı ve nihayet galiba bitti. Onca sarsıntı arasında geride ne eşya ne ev ne ses ne seda kaldı.
1 hafta önce
KÜLTÜR
Yüzleşme
Kapı açıldı. Pelin, sızan ışığın oluşturduğu çizginin aslında tüm dünyasını oluşturan bir yanılsama olduğunun artık farkındaydı. Kademe kademe açıldı kapı, kendisini getiren görevlilerin yüzünü gördüğünde tuhaf hissetti. Varlık gerçeğini kendisine sunan bu iki yabancı adama minnet borçlu gibiydi. Görevliler çok yavaş hareketlerle Pelin’i odadan çıkardılar. Tekrar tansiyonunu ölçtüler, ellerindeki kâğıtlara bir şeyler yazdılar. Dikkatli ama seri şekilde Pelin’i odasına götürüyorlardı.
1 hafta önce
KÜLTÜR
“Selluka gibi sarılmak”
Bilmiyordum Efide, bildiğime çok sevindim. Selluka çiçeğimi de çok sevdim. Nefes aldın mı onu da bilmiyorum. Hiç durmadan konuşuyordun, yitirdiğimiz zamanı telafi etmek istiyormuş gibiydin Efide… Büyüktük ama çocukça bir sevinç sellukaların bahçeleri sarmaladığı gibi sarmalamıştı bizi… Öylece sarıldık… İyi ki ömrümdesin Efide…
2 hafta önce
KÜLTÜR
Pâdişah olduñ efendi bize şükrâne gerek
Dudak, rengi, şekli, tadı ve hayat verici hususiyetleriyle âşıklar için çok büyük önem arz eder. Onun ehemmiyeti, görünüşteki güzelliği, rengi, tadı, kenarındaki ayva tüyleriyle temaşaya dayanan bir güzellik sergilemesi yanında, sözle, ağızla ilgili olması ve bazen de maddî açıdan ele alınması itibariyledir. Bûse de dudakla ilişkili bir kavramdır ve ondan gelecek ihsanı karşılamaktadır. Şair, bûsenin kendi hakkı olduğunu söyleyip sevgiliden cüretkârca bu hakkını istiyor. Çünkü padişahlık, vermeyi gerektirir.
3 hafta önce
KÜLTÜR
Aydınlıkla karanlık arasında Cengiz Dağcı
Yoksul, aç ve sefil, kimsesiz bedenler yeniden canlanır. Viyana istasyonunda iki gün bir gece kalırlar. Kadınlar, Viyana’nın yakınlarında çalıştırılan kocalarına yeniden kavuşmanın mutluluğu içindedirler. İkinci günün sonunda demiryolu istasyonunun köşesinde bavul ve bohçalarıyla oturan Kırımlı mültecilerin sayıları (tahminen) on on beşten, elliye yükselir ve şubat ayının son günü (1945) Insbruck treniyle Viyana’dan ayrılırlar.
4 hafta önce
KÜLTÜR
Yüz yıl sonraya bir taş
Yoluna devam etti; yürümek, endişesini azaltıyordu. Güney Taşı’nı, masasında duracak ve yazarlığına refakatçilik edecek bir aksesuar olarak hayal etmişti, oysa şimdi boyuna yürüyordu. Aslî görevi olan yazmayı yürüme aralarında bir soluk alma, bir dinlenme işi gibi yapıyordu. Kim bilir, bu taşı bulmak için bu adada daha kaç adım atacaktı?
1 ay önce


