Güncel Makaleler
KÜLTÜR
Yüz yıl sonraya bir taş
Yoluna devam etti; yürümek, endişesini azaltıyordu. Güney Taşı’nı, masasında duracak ve yazarlığına refakatçilik edecek bir aksesuar olarak hayal etmişti, oysa şimdi boyuna yürüyordu. Aslî görevi olan yazmayı yürüme aralarında bir soluk alma, bir dinlenme işi gibi yapıyordu. Kim bilir, bu taşı bulmak için bu adada daha kaç adım atacaktı?
13 dakika önce
KÜLTÜR
Sefîne-i Tayy-i Zaman
Kitabımızı Gazze’nin çocuklarına ithaf ettik ve tüm gelirini yine Gazze’nin çocuklarına vakfettik. Yani kitabımızı edinen dostlarımız sadece keyifle okuyacakları bir kitaba sahip olmayacaklar, bunun yanı sıra Gazze için bir hayra da ortak olacaklar inşallah. Alacağınız kitap Gazze’de saçları sarı, gözleri mavi renkli olmayan annesiz, babasız ve belki de kimsesiz bir çocuğumuzun yüzünde gülümsemeye dönüşebilirse ne mutlu bana!
4 gün önce
KÜLTÜR
“İkra” emrine muti olmak
Başkaca cümleler kurmaktı muradım. Meselâ “Eğitim- Öğretim”den bahsedecektim, teknolojinin olumlu olumsuz yanlarına değinecektim. İmanlı bir nesilden başka çaremizin olmadığından söz edecektim. Sizleri, her şeye sahip (bazı) ve fakat açlıkla kıvranan “Çocuklarımız için neler yapılabilir?” sorusuna cevap bulmaya davet edecektim. Meselâ “Asım’ın neslinden” söz edip çiğnenmesine izin verilmeyecek değerlerimize dokunup geçecektim…
2 hafta önce
KÜLTÜR
“Vazgeçersem yük olursun Efide!” Yüksünürüm…
Bir kahve içimlik uğrarsın diye geçti içimden, kışın soğuğunda, kahvenin kokusunda, eskisi gibi muhabbet etmeyeli çok oldu… Gelmezsen, ben gelirim. Vakitli, vakitsiz yüksünmem gelmeye, gelirim ve yüklenirim yük dediğin nen varsa. Şairi yâd ederiz birlikte: “Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı/ Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.”
2 hafta önce
KÜLTÜR
Anlamın yitik sesleri
Bazen çözüm devâsa adımlarda değil, küçük dokunuşlarda gizlidir. Acıyı paylaşmak, doğru bilgiyi yaymak, ihtiyaç sahiplerini hatırlamak, muhatabımızı empatiyle dinlemek... O kalıplaşmış sözcüklerin ardındaki sessizliği, anlamlı bir yankıya dönüştürebilir. Böylece dil yalnızca konuyu aktaran değil, insanı ve hisleri yaşatan bir köprüye dönüşür.
2 hafta önce
KÜLTÜR
Amiyane sayıklamalar
Telefon çalmaya devam ediyordu. Üstelik bu sefer elindekinde hiç ses yoktu. Kütüphaneye doğru yaklaştı. İkinci raftaki minik kutudan usulca çıkardı, kim olduğuna bakmadan istemsizce açtı. “Geliyorum, bekle…” dedi bir ses. O an telefon elinden düştü…
3 hafta önce
KÜLTÜR
İnsanlık vicdanını çaresizlikle kıvrandıran katillerden dâvâcıyız!
Ülkemizde batılın dili ile dillenenler, özellikle sanatçı camiasının modernist kimlikleri İlâhî kitaplarına iman ve itaat eden Müslümanlara irtica/ gerici diyorlardı. Kendilerine gönderilen peygamberleri öldürenlerin, 3000 yıl öncesinden emanet aldıkları İlâhî kitaplarını dünya menfaatlerine ve sapkın idealarına uygun tarif etmelerine rağmen “Arz-ı Mev’ud” tahayyülü kurarak katliam işleyenlere ses çıkaran olmadı, olmuyor.
1 ay önce
KÜLTÜR
“Bahtiyar Yokuşu”nun bir döneme tanıklığı
Bir taraftan zorluklarla iç içe yaşıyor olmamız, insanımızı daha da pişirmektedir. İnsan kaynağımız bizim en nadide zenginliğimiz olmaya devam edecektir. Mamafih, yaşamın içinden, mazinin ve hafızanın sisinde boğulmamış capcanlı, duygu yüklü güzel öyküler okudum.
1 ay önce
KÜLTÜR
Su gibi dil pâk durur ‘ışk yolında
“Divan şiirinde sevgili daima yüceltilir. Âdetâ ondan bahsetmenin gayesi de budur. Sevgili olmayan yer cennet bile olsa değeri yoktur. İki cihan ona feda edilir. Onun varlığı bütün acıları unutturur. Hûrî ve gılmân onun yerini tutamaz. Onun sözü âşık için kanun gibidir. Sevgili ile ilgili teşbih ve mecazlar çoktur. Bazen Yûsuf, İsa, Süleyman olur; bazen perî, melek, hûrî, gılmân olur. Pervanenin mumu, kulun sultanı odur. Cândır, tabîbdir, servdir, güldür, gülistandır. Ay ve güneş, tıfl ve civan, âhû ve gevher, kıble ve Ka’be odur. Onun güzellik unsurlarının sonu yoktur. Onda olan her şey güzeldir. Kısacası gerek tasavvuf gerekse platonik anlamda, gerek gerçek gerek mecazî anlamda sevgili hakkında söylenecek söz bitmez.”
1 ay önce
KÜLTÜR
Parmaklıklar arasındaki suskunluk
İlmek ilmek dava, düğüm düğüm isyanım… Kurulacak en büyük mahkemenin zamansız şahidiyim. İpliklerim devâsa bir perde olacak; zulmünüz, iki yüzlülüğünüz, kanınız ve kansızlığınız sergilenecek. Her baba, her ana, her evlat, her çöl ve her gözyaşı hak isteyecek. Ben tekrar susuyorum, “dilce susup, bedence konuşulan bir çağda” bana yer yok. Ama bütün liflerime kadar inanıyorum ki o gün gelecek…
1 ay önce
KÜLTÜR
Dışlama kültürünü dışlamaya ne dersiniz?
Ah ah! Atalarımızın yaptıkları bütün dünyayı sarsaydı ve hâlen de sürseydi bugünkü acılar olmasaydı. Zerre kadar ihtiyacı olmadığı halde Gazzeli kardeşlerimize bir bardak suyu, bir lokma ekmeği, bir metrekare yeri, bir nefeslik havayı çok gören zalimler zulmedemeyeceklerdi.
1 ay önce
KÜLTÜR
Yine bir gün batımında
Gölgelerden ördüğü merdivenin son basamağında durdu. Yukarıya çıkmak için değil, daha derine bakmak için… İçinde saklı duran dinginliğin yankısı doldu kulaklarına. Çizgiler, lekeler, soluk aynalar, hepsi karanlığın kadim haritasına dönüştü. Orada kendini buldu. Işığa değil, kendi loşluğuna tutunarak… Yavaşça gözlerini kapadı. Kuyunun içindeki sessiz yankılar, uzaklardan gelen gümüş zerreler gibi üzerine yağdı. Ve bir gece, ömür boyu sürecek huzurun örtüsünü serdi üstüne.
2 ay önce
KÜLTÜR
Bu bir sitemdir Efide!
Zamansızsın anlıyorum Efide, zaman bana sızı olsa da ben de sana gülümsüyorum. Niyetini bilmediğimdendir, zamanından pay edinemediğimdendir bu sitemim. Yoksa bir kusur mu işledim Efide? Bil istedim, bildir istedim Efide. Ah bir de, sensizlikteki sen ile iyileşeceğim, benim için endişelenme!
2 ay önce
KÜLTÜR
Büyük adam ayakkabısı
O gün İhsan eve gelmedi, ertesi gün de… Herkes seferber olmuş dağ bayır onu arıyordu. Nehrin kenarında yapılan aramada paçaları iplik iplik olmuş bir pantolon ve kirden rengi bilinmeyen bir gömlek buldular. Biraz daha ileride ise yeni boyanmış siyah deriden, yüksek ökçeli “büyük adam ayakkabıları” duruyordu. Nehir, bir küheylanın asiliğiyle nereye çarpacağını bilmeden köpüre köpüre akıyordu.
2 ay önce


