Güncel Makaleler
KÜLTÜR
Tutarsız bir sevinme planı
Duruluruz Efide… Çokça beklemekten, ummaktan yorgun düşmüş duygularımızın rüzgârına kalıp çocukça, hiç büyümemişiz gibi “tutarsız bir sevinme” hatırası ekleriz ömrümüze en saf hâlimizle… Sonra sarılıp birbirimize “İyi ki…” diye başlayan cümlelerimizle hızla büyüyüp usturuplu bir hâle bürünürüz. Yine de muzip bir tebessüm kalır dudaklarımızın kıyısında… Böyle olur değil mi Efide, o mutlu haber gelince…
18 dakika önce
KÜLTÜR
Benliğimize bir resim
Yarına giden zaman treninin içindeyiz. Trenden inemeyiz ama yolculuğumuzu daha huzurlu hâle getirebiliriz. Modern dünyaya sırt çevirmek zorunda değiliz elbette, onu faydalı kullanmak durumundayız. Biraz olsun başımızı kaldırabilirsek inanıyorum ki kalkacak başlar ve zulme başkaldırabileceğiz. Kendimizi yok eden görünmez prangalara veda edebileceğiz. İşte o vakit yeni resimler çekilecek, yeni arkılar yazılacak…
20 dakika önce
KÜLTÜR
Sükûnetin eşiğinde
Günün sonunda perdeyi kapatırken, içimde uzun zamandır duymadığım bir dinginlik vardı. Hayat yine zordu, dünya yine kalabalıktı, insanlar yine aceleciydi. Ama ben artık başka bir yerden bakıyordum. Bir zamanlar anlamını yitiren o “çarşambalar” artık birbirinden farklıydı. Çünkü ben artık her günü duyuyordum, anlıyordum. Yağmurun sesini, çayın buharını, adımlarımın ritmini, kalbimin atışını… Kendimi unuttuğum yerden geri dönmüştüm ve o dönüşte öğrendim: “İnsanın en büyük başarısı, kendine yeniden kavuşabilmesidir.”
32 dakika önce
KÜLTÜR
Âşık olunacak bir dil: Türkçe
Dil kirliliği ne çevre ne toprak ne de su kirliliğine benzer. Dil kirlenince düşünce de kirlenir, düşünce kirlenince de ahlâk kirlenir, ahlâk kirlenince kalp kirlenir. Kalp kirlenince çekirdek aileden devlet yönetimine kadar her alanda bozulmalar başlar.
1 hafta önce
KÜLTÜR
Var olmanın ötesine geçmek: Yaşamı sanata dönüştürmek
Bugün dünyanın en büyük ihtiyacı ne yeni teknolojiler ne de yeni ideolojilerdir. Dünyanın en büyük ihtiyacı, yeniden insan olmaktır. Birbirini dinleyen, anlayan, değer veren insanlar... Şefkati, vicdanı, merhameti kutsayan toplumlar... Emeğe, dürüstlüğe, sevgiye inanan bireyler... İşte gerçek devrim budur.
1 hafta önce
KÜLTÜR
Büyük salon
Büyük kapının sağındaki duşluğa aldılar önce. Duvarlarında milyarlarca yaşanmışlıklar eşit kareler hâlinde dizilmişti. Tavanda daha güzelini gördüğü parlak ama sevimsiz bir ışık vardı. Düğüne hazırlık edasıyla yıkadılar. Yaptığı iyiliklerden yapılmış dört ayaklı sükûnet taşında bir süre beklettiler. Şahit olanlar, dualarını azık niyetine ceplerine koydular. O tarafa geçerken son bir kez bekleme salonuna ve sakinlerine baktı. Bir şeyler diyecek oldu ama yine ağzını kapattılar. İşte nihayet büyük kapıdaydı. Kirişleri dumandan, kolu kireç taşından bir kapı. Büyük salonun dışardan açılmayan kapısı…
1 hafta önce
KÜLTÜR
Hayatın kömür karası yüzü: Böyle Küçük Şeyler
Kitaptaki Sarah çoktan doğum yapmış, bebeğine rahibeler tarafından el konulmuş bir genç kızdır. Filmdeki ise henüz doğum yapmamıştır. Bunun metne katkısı, Furlong’un hayatta kim olmak istediğinde gizlidir. Genç kızın hamile olması, Furlong onu Manastır’dan kaçırıp ailesine kattığında Furlong’u Bayan Wilson’ın yerinde konumlandırır çünkü. Wilson’ınkine çok benzer bir iyiliği yapmış ve anneyle birlikte bebeğin de geleceğini kurtararak iki kişinin yaşamını değiştirmiştir. Burada yalnızca Sarah’la annesi arasında değil, kendisiyle bebek arasında da yeni bir özdeşlik fırsatı yaratıldığını gözden kaçırmamak gerekir. Böylelikle senarist tüm bu eklemelerle, anlatıda Sarah’a bilinçli bir şekilde biraz daha yer açtığı sonucuna ulaşabiliriz.
3 hafta önce
KÜLTÜR
“İyi saatte olsunlar”ı güldürüyle alt etmek: Gulyabani ve Süt Kardeşler-2
Gürpınar’ın romanında birbirlerinin peri hâline de insan hâline de delice âşık olan Muhsine ile Hasan’ın kavuştuğu mutlu son vardır. Süt Kardeşler’de ise tüm o aşk üçgenleri ve flörtleşmelere rağmen derinlikli bir aşk hikâyesi sunulmadığı için seyirci kimsenin kavuşmasına dair bir umutla ulaşmaz finale. Filmdeki gulyabaniyi konağa musallat eden Melek Hanım’ın dünürü hem gulyabani hem kâhyayı ayrı ayrı karşısında görünce gulyabanin gerçek olduğuna hükmedip korkusundan merdivenlerden düşer. Kötüler en ham yoldan cezalandırılır böylelikle.
3 hafta önce
KÜLTÜR
Ah kâhyam ah!
Sen böyle beni yalnız bırakıp uyursan seni bir daha gittiğim şehirlere götürmem asla. Söyle, az mı gezdik bu yaz seninle, ben kazan oldum sen içimdeki kepçe. Kütahya, Ankara, Eskişehir, Afyon, İstanbul, Bursa, Balıkesir, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Isparta, Konya, Kayseri, Erzurum, Artvin, Rize ve Trabzon… Daha canın ne ister vallahi bilemedim.
3 hafta önce
KÜLTÜR
İbrahim Gürel: Bir Gün Elbet öykücü olacaktın, işte oldun!
Bir Sihırbaz değil elbette İbrahim. Sitemkâr da değil kimseye. Nereden Bileceksiniz siz İbrahim’in Deliliğe Tevbe etmiş biri olduğunu, Şeker Gibi Bir Teklif alınca, Yağmur Öncesi, artık Gülsün Talih’im benim de diyerek, kalbinde bir yığın Ukde, içindeki Bir Güzel Adam’ın peşine düşüp elinde Kabahat Sende Çiçeği, sevdikleriyle günbegün muhabbet ettiğini, içtikleri Kahve Bahane.
3 hafta önce
KÜLTÜR
“İyi saatte olsunlar”ı güldürüyle alt etmek: Gulyabani ve Süt Kardeşler-1
“Gulyabani” romanını fantastik yahut korku türünden çıkaran yazarın akılcı bakışı, elbette kurgusal tercihleri de etkiler: Tüm karakterlerin görüp duyduklarının olağanüstülüklerinin daima farkında olmaları, her cinin tıpatıp konakta çalışan bir insanın kılığına girmesinin yarattığı şüphe, cinlerin gaybı bilememesi, cin taifesinin daima alt edilmek istenerek tüm karakterlerin her zaman gerçeklik ihtiyaçlarının vurgulanması, cin ve perilerin tıpkı insanlar gibi söz dalaşına girmesi ve en nihayetinde Gürpınar’ın vadettiği üzere finalin maddi âlemde son bularak gulyabaninin ve kötülerin foyasının ortaya çıkması. Tüm bu detaylar okurun merakını celbeder, metnin sürükleyiciliğine zarar vermez ancak hiçbir zaman melekut âleme kendisini bırakmasına da izin vermez. Okurun merakı yalnızca tüm bu batın perdesinin ne zaman ve nasıl kalkacağı üzerinedir.
3 hafta önce
KÜLTÜR
Fikret Amca’nın sessiz dünyası
Bu sokaktan geçenler çoğu zaman fark etmez bu küçük dükkânı. Tabela silik, cam kirli, içerisi karanlık. Ama içeri giren, bir anda başka bir zamana adım atar. Tik tak sesleri, duvarlara sinmiş çay kokusu ve Fikret Amca’nın sesiyle… Burada saatler sadece zamanı göstermez. Hatıraları, sessizlikleri, vedaları da taşır.
3 hafta önce
KÜLTÜR
Din, dil ve tarihimizin poetik hafızası Bekir Oğuzbaşaran’ın şiirleri
Oğuzbaşaran’ın şiirleri, poetik bir ansiklopediyi andırır. Bu poetik ansiklopedinin bir yer ve isim adları dizini çıkarılsa bu dizin, bir Müslüman Türk’ün muhakkak tanıması gerekli şahsiyetleri ve görüp bilmesi elzem olan yerleri kapsar. Bu kitap, bir şiir ansiklopedisidir evet, ancak bir Müslüman Türk çocuğunun bütün genetik kodlarını ihtiva eden bir şiir ansiklopedisi.
4 hafta önce


