Araştırma ve bulgular
BU çalışmada, 10 yıldır uygulanan 12 yıllık zorunlu eğitimin sanıldığı ve beklendiği gibi bir eğitim kalitesi, eğitim alışkanlığı, kalkınmaya katkısı ve planlanan hedeflere ulaşma husussu ele alınacaktır. 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi eğitim yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve farklı meslek gruplarının gözü ile değerlendirilmesinin amaçlandığı bu çalışmanın temel sorusu, “Eğitim ve eğitim dışındaki bireyler 12 yıllık zorunlu eğitim sistemini nasıl değerlendirmektedir?” şeklinde özetlenebilir. Sonuçlar, akademik düzeyde bilimsel ölçeklerle değerlendirilerek sosyal yapı faktörlerinin etkileri tartışılacaktır. Bu kapsamda araştırmanın ana problemleri: 12 yıla genişletilen eğitim sistemi, davranışları nasıl etkilemekte, okullaşmada fizikî durumlar, toplumun öngörüsü ve sosyo-ekonomik kazanımlar olarak ifade edilebilir.
Araştırma, Kütahya merkezde yer alan ve pedagojik formasyon nedeniyle 6’şar hafta öğrenci takibi yapılan 6 farklı okuldaki 4 dönemlik bir çalışmanın sonucudur. Araştırmanın evresi, 2020-2021 ve 2021-2022 eğitim öğretim yılını kapsamaktadır. Sorunlar, sorular, sonuçlar ve kapsamı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ndeki uzmanlar tarafından böyle bir çalışma için yeterli bulundu. Farklı meslek gruplarına yönelmenin orijinalliği ve soruların, nitelik olarak toplumda en çok tartışılan temel sorunları tanımladığı ifade edildi. Hazırlanan sorular, ilk aşamada görevli olduğum okuldaki yöneticilere, aynı okul öğretmenlerine ve ders takibi yaptığım 2’şer sınıfa soruldu. İkinci aşamada ise aynı sorular, sanayi esnafına, tarım sektörü çalışanlarına, hayvancılık yapanlar ile farklı meslek bireylerine yöneltildi.
12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin değerlendirilmesi için katılımcılara sorulan soru başlıkları: I. 12 yıllık zorunlu eğitim öğrencilerin davranış değişikliğini nasıl etkiliyor? II. Okullar fizikî olarak yeterli mi? III. Ülkemizin sosyo-ekonomik yapısına göre bu zorunluluk uygun mu? IV. Sizce zorunlu eğitim iyi bir model mi? V. Zorunlu eğitim farklı çalışma sektörlerini nasıl etkilemekte?
Bu araştırmaya 6 okul yöneticisi olan 18 eğitimci, her okuldan 10’ar öğretmen olmak üzere 60 öğretmen, toplamda 240 öğrenci ile 80 meslek grubu katıldı. Farklı meslek gurubu dağılımı ise: 20 sanayici, 20 tarım sektörü, 20 hayvancılık sektörü ve 20 kişi de farklı meslek guruplarından seçildi. Araştırmaya 225 bay ve 173 bayan olmak üzere 398 katılımcı katkı sundu. Araştırmanın yapıldığı okullar: Fen (A), Anadolu (B), iki ayrı İmam Hatip (C-D) ve iki ayrı Meslek Lisesi (E-F)…
Tartışma ve sonuç
Bu çalışmanın sonucundan, 12 yıllık zorunlu eğitim sistemine ait genel bir memnuniyetsizliğin olduğu tablolar ve şekillerden anlaşılmaktadır. Tablo 3’te katılımcı kümelerinin dağılımı görülmektedir. Burada dikkat çeken hususlar: Eğitimci ve öğrencilerin olumlu cevap verme ortalamaları eğitimin dışındaki gruplardan yüksektir. Özellikle öğrenciler süreci desteklerken, meslek gurupları süreç hakkında oldukça olumsuz düşünmektedirler. Standart sapma ne kadar küçükse çalışmanın kararlılığı ve kendi içindeki tutarlılığı daha gerçekçi olarak kabul edilmektedir. Değişim oranının sıfıra çok yakın olması da istatistiksel olarak doğruluk anlamındadır (Aytaç, 2012). Buna göre, en karmaşık cevapların tarım sektörüne, en karalı cevapların ise eğitim çalışanlarına ait olduğu anlaşılır. Değişim oranlarının sıfıra çok yakın olmaları çalışmanın kendi içinde tutarlılığını anlatır.
Tablo 4’te ki bulguların kesin sonuçları tablo 3’e yakın olsa da içerik olarak anlamları farklıdır. Tablo 3 katılımcı kümelerin eğilimlerinin bir sonucuyken, Tablo 4 soruların belirleyiciliğini açıklar. Buna göre 2’nci soru en yüksek kabulü görürken, 5’inci soru en düşük kabul almıştır. Standart sapmaya göre en kararlı durum 2’nci sorudayken, dağılım oranına göre de yine 2’nci soru en kararlı dağılıma sahiptir. Genel sonuç olarak da standart sapmanın ve değişim oranının küçük olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre sorular üzerindeki cevap dağılımlarının istatistiksel olarak kararlı olmasıdır.
Tablo 5 ve Tablo 6, öğrencileri kapsamaktadır. Farklı okullardaki farklı öğrenci etkileri tablolara yansımıştır. Zira ilk üç okuldaki öğrencilerin eğitim nitelikleri son üç okuldaki öğrencilerden üst seviyededir. Buna rağmen zorunlu eğitim için aralarında çok büyük bir düşünce farkının olduğu söylenemez. Sadece E ve F liselerinde oran daha düşük. Tablo 5’in özel aritmetik ortalaması yüzde 50,6’dır. Bu sonuca göre öğrencilerin zorunlu eğitime kısmen sıcak baktıkları hakkında bir fikir oluşturabilir. Bunun psikolojik nedenlerden kaynaklandığı güçlü bir olgudur. Zira öğrenciliğin sağladığı imkânlar ve rahatlık, çalışma şartlarıyla karşılaştırılamaz. Tüm öğrencilerin 5’inci soruya verdikleri cevap görmezden gelinemez. Her iki tablo için de teknik olarak çalışmanın nicel bulgular bakımından başarılı olduğu söylenebilir.
Şekil 1-3 ayrı ayrı incelendiğinde 12 yıllık zorunlu eğitime öğrencilerin yaklaşımıyla tümden yaklaşımların aritmetik ortalamaları, standart sapmaları ve değişim oran dağılım büyüklüklerinde büyük bir farkın olmadığı görülür. Bu üç sonuç her konuda bir fikir, anlayış ve görüş birliğinin olduğu şeklinde yorumlanabilir. Son olarak, genel sonuçların daha iyi görülebilmesi için Tablo 3, Tablo 4, Tablo 5 ve Tablo 6’daki bulgular yeniden hesaplanarak Tablo 7 oluşturuldu.
Bu tabloya göre hem eğitim yöneticilerinin hem öğretmenlerin hem öğrencilerin ve hem de çeşitli meslek guruplarının ciddi endişelere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Çalışmaya teknik olarak bakılır ise standart sapmaların ve değişim oranlarının düşüklüğü, çalışmanın kendi içinde istatistik olarak tutarlı olduğunu anlatır.
Sonuç olarak, bu çalışmaya göre Kütahya merkez ölçeğinde 12 yıllık zorunlu eğitim sistemine olumlu bakılmadığı anlaşılmıştır. Öğrencilerin kısmı olumlu düşüncelerinin psikolojik olduğu düşüncesindeyim. Üzerinde fazla düşünülmesi gereken, eğitim sektörü dışındaki sektörlerin zorunlu eğitime yaklaşımlarıdır. Bu çalışmanın 12 yıllık zorunlu eğitim üzerine birçok düşünce boyutları oluşturabilmesi ve eğitim için kazanımlar sağlayabilmesi kalbi temennimdir. Bu konuyla ilgili farklı çalışmalar da mevcuttur (M.E.B. Eğitim Dergisi, 2013).
Görüş ve öneriler
Eğitim boyutundan olumsuz yargılara neden olabilecek bazı gerekçeler şu şekilde özetlenebilir:
I. Ulaşım zorlukları ve taşımalı eğitim. II. Bölgelerarası sosyo-ekonomik farklılıklar. III. Dar gelirli aileler için yaşam zorlukları. IV. Zorunlu eğitimden dolayı çocukların ve gençlerin aile bütçelerine katkıda bulunamaması. V. Pilot bölge uygulamaları yapılmadan genel uygulamaya geçilmesi. VI. Lojistik ve personel eksikliği ile sıkça yaşanan personel hareketliliği. VII. İkili öğretim.
Meslek grupları boyutundan toplumdaki algıya bakılacak olursa: I. 8 yıllık kesintisiz eğitim çıraklık sektörünü, 12 yıllık zorunlu eğitimde her türlü meslekî eğitimi olumsuz etkilemekte. II., III., IV., V., VI., VII., VIII., IX., X. Meslekî eğitimler, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yeniden planlanarak desteklenmeli ve teşvik edilmeli. Var olan zanaat birikimi korunup geliştirilmeli. Zorunlu eğitim, ülkemiz kalkınmasının lokomotif güçlerinden olan sanayi, tarım ve hayvancılık sahasındaki gerilemenin ve istihdam sıkıntılarının nedenleri arasındadır. Toplumun her sahada iş gücü elamanına ihtiyaç vardır ve bu ihtiyaçlar mülteciler tarafından giderilmektedir. Bu, 12 yılını okulda harcayan gençlerin çalışma hayatından kaçışıdır. 12 yıllık zorunlu eğitimin son 4 yılının kesinlikle zorunluluktan çıkarılması ülke menfaatinedir. Aksi takdirde yetenekler iyice körelecek, tembel bir nesil oluşacaktır, Temmuz 2022 YKS’da 96.542 kişinin sıfır alması iyi analiz edilmelidir, Zorunlu eğitim, asayiş açısından da ciddi bir sorundur, Zorunlu eğitimin ortaya çıkardığı tüm olumsuzluklar, akademik ve sektörsel ölçekte tartışılmalıdır. Zorunlu eğitimin kalkması göç olayını frenleyecek, hayvancılık ve tarıma katkı sağlayacak, bu alandaki kartellerin hızını azaltacaktır. (Not: Çalışmanın detaylarına Gog. Akademik’ten taratılarak ulaşılabilir.)



