Zelo, emperyalistlerin gazına geleceğine Erdoğan’ın sözünü dinlemeliydi

Zavallı Ukrayna halkı bu işten çok zararlı çıkacak. Elinde avucunda bir şey kalmamış, her şeyini kaybetmiş. Tiğteber şâh-ı merdan ortada kalacak. Ne güvenlik garantisi, ne zenginlik, ne refah… En az elli sene Rusya ile ABD’ye çalışacaklar. 15 trilyon dolar civarında olduğu söylenilen yeraltı zenginlikleri Rusya ile ABD arasında paylaşılacak, Ukraynalılar da çağdaş köle olacak.

ÖĞRETMEN, okulun ilk yılının ilk günlerinde, ailenin iletişim bilgilerini edinmek maksadıyla çocuklara birer kâğıt dağıtmış. Ertesi gün formu doldurup getirmelerini istemiş. 

Gelen formlardan bir tanesinde yazılan cevapları görünce gül gül ölmüş. O gün gülmekten ders yapamamış öğretmen.  

“Annenin telefonu” karşısında “Elci” yazılmış, “Babanın telefonu” karşısında “Samsung” cevabı verilmiş. 

O öğretmen şimdiye çoktan emekli olmuştur. Belki hâlâ gülüyordur. 

Tramp, göreve gelince Ukrayna savaşını bir telefonla bitireceğini iddia etmişti ya… Kimse ona “Hangi telefon? Jelatini var mı?” diye sormadı.

Kaç gün geçti, şimdi de niye bitirmediğini soran yok. 

Ama kendisi farkında. Günleri sayıyordur mutlaka. Zelenski’ye öfkesi de bundan. Saydırıp duruyor. İkilinin önceki görüşmelerine ait görüntülere dikkat edince, Tramp’ın Zelenski’ye bakışının hiç de hoş olmadığı, aşırı küçümsediği görülür. 

Tramp, son günlerde sözünü yerine getirme çabası içinde. Önce Rusya ile ABD Dışişleri Bakanlıkları ekipleriyle beraber Riyad’da görüştü. Ay sonuna kadar kendisi de Putin ile buluşacak. 

Yazar ve oyuncu Vudi Elın’ın kendisi kadar meşhur sözünü hatırlatalım. Hızlı okuma kursunu bitirince Savaş ve Barış’ı okumuş. Ne anladığını sorduklarında şu cevabı vermiş: “Olay Rusya’da geçiyor.”

Kimlerin Ukrayna savaşını bitirmek istediğini sorsak, herkes parmak kaldıracaktır. 

Olay Ukrayna’da geçiyor. İşgal edilen topraklar Ukrayna’nın. Yaklaşık yüz bin Ukraynalı hayatını kaybetti. Milyonlarcası ülkesini terk etti. Şehirler, köprüler, tesisler bombalandı, yerle bir edildi.  Zararın en büyüğü Ukrayna’ya ait fakat görüşmeler Rusya ile ABD arasında yapılıyor. 

Bu durum, feodal toplum alışkanlıklarını hatırlatan cinsten. 

Kız babasıyla oğlan babası anlaşmışlar da evlenmelerinin ilk adımı olarak aralarında söz kesmişler sanki. 

Kızla oğlan çoğunlukla “Siz nasıl münasip görürseniz” diye cevap verirdi eskiden. Kendi istekleri nedir, gönüllerinde yatan biri var mıdır, anlaşıp geçinebilecekler midir, hiç bakılmazdı. 

Hâlbuki kızın gönlü muhtarın oğlunda değil, çobandaydı belki de. Çoban da o kıza yanıktı. Tam anlamıyla Zahide’nin hikâyesi. 

Tramp’ın yürüttüğü görüşmelerin bu örnekten farkı yok. Zelenski yine bir lâf duydu, büküldü beli. 

Dediler ki: “Görüşmelerde sen yoksun, olmayacaksın. Zaten halk içinde itibarın da kalmadı. Seçime girsen kazanamazsın. Yanlış yaptın. Bu savaşa girmemeliydin. Madem ki savaşa karşıydın, barış istiyordun, bu üç yıl içinde koltuğun vardı, savaşı bitirebilirdin. Şimdi o hakkını kaybetmiş durumdasın. Seni masaya alamayız.”

Tramp’a kalırsa, Zelenski’nin oyu yüzde 4’e düşmüş. Nerede, ne zaman, nasıl araştırdığı belli değil. O kafasına göre öyle bir sonuca varmış. Öyle münasip görmüş. 

Esası o kadar düşük olmasa gerek. En az yüzde 5 oya sahiptir. En kötü yöneticinin bile yüzde 5’lik oyu bulunur. Bunun tek istisnası Esat olabilir. Suriye’ye dönse, seçime girse, o kadar oy alamaz. Fakat dedik ya, istisna... 

Tramp’ın kafasında şimdi Ukrayna’ya dair üç aşamalı bir plân var. Ateşkes yapılacak, hemen seçime gidilecek, barış anlaşması imzalanacak. 

Rusya’nın işgal ettiği bölgeler Rusya’nın elinde kalacak. 

ABD’nin üç yıl boyunca Ukrayna’ya yaptığı yardımın, verdiği silahların bedeli mukabilinde nadir toprak elementleri ABD’ye verilecek. 

Onca silah ve cephaneyi babasının hayrına göndermediği aşikâr. 

Olaylar böyle gelişirse, ABD kârlı, Rusya kârlı çıkacak. Tek zarar eden Ukrayna olacak. Savaştan önce elinde ne vardı, savaştan sonra ne kaldı diye bakınca çok üzücü bir tablo çıkıyor ortaya. 

Toprakları gitmiş, değerli madenlerine çökülmüş, şehirler harabeye dönmüş, insanları ölmüş, pek çok vatandaşı dışarı kaçmış. Geriye elde ne kaldı? Küçülmüş bir ülke, iktidarını kaybetmiş bir yönetici ve bol miktarda toz duman… 

Rusya ile ABD’nin hemen seçim istemesi, kendilerinin tayin edecekleri uyumlu ve söz dinleyen bir kişinin aday gösterilip seçtirilmesi… 

Zelenski’yi de böyle getirmişlerdi. Yönlendirdiler, güttüler. Savaşa da onlar soktular. NATO üyeliği gibi bir yem gösterdiler, kandırdılar. Şimdi o üyeliğin mümkün olmadığı, hiçbir zaman da olmayacağını beyan ediyorlar. 

Zavallı Ukrayna halkı bu işten çok zararlı çıkacak. Elinde avucunda bir şey kalmamış, her şeyini kaybetmiş. Tiğteber şâh-ı merdan ortada kalacak. Ne güvenlik garantisi, ne zenginlik, ne refah… En az elli sene Rusya ile ABD’ye çalışacaklar. 15 trilyon dolar civarında olduğu söylenilen yeraltı zenginlikleri Rusya ile ABD arasında paylaşılacak, Ukraynalılar da çağdaş köle olacak. 

Hâlbuki Türkiye o savaş başlamadan, iki ülke arasında arabuluculuk yapmıştı. Anlaşma sağlanmıştı. Apar topar gelen İngiltere Başbakanı Boris Cansın ile Amerikalı dostlar (!) savaşa iteklemişti Zelenski’yi. 

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü dinleseydi, bugün manzara çok farklı olurdu. 

Emperyalistler böyledir. Önce savaşa itekler, çarpıştırır, sonra da niye savaştın, savaşmasaydın, barışsaydın diye sıygaya çekerler. 

Zelenski komedyenlik günlerinde sahneye çıktığında herkesi güldürüyordu, şimdi yalnızca düşmanlarını güldürüyor. Çok yazık oldu Ukrayna’ya. Bir mehter takımı da göndersek kurtulamaz…