İNCE bir sızı kapladı yüreğimi. Daha önce hissetmediğim bir şeydi bu. Gözlerimden yaşlar boşandı. Benim için hayatta en önemli olan şeylerin, o an dilimden dökülenler olduğunu bilmiyordum. Boşluğuma geldi ve aklımdakileri unuttum. Kalbimdekiler döküldü. Ağlayarak istersem olur belki diye daha çok ağladım. Ağlayarak hiçbir istediğimi elde edememiştim bu hayatta. Allah hariç. O ağlayarak istediklerimi veriyor. Ağladım ben de… O hissi bir daha yaşayamayacak olmaktan korktum.
Hiç hazır değilmişim meğer bu karşılaşmaya. Daha romantik ve sakin hayâl etmiştim. Daha bilinçli yalvaracaktım o büyük kavuşmada. Bilinçli isteklerde bulunacaktım. Savruldum…
Hayat bizi ne kadar savurmuş meğer. Ne kadar uzaklaşmışız kalbimizin attığı o yerden. Dünya telaşı, kuru gürültü, 8-5 mesai ve ay sonuna hapsolmuşuz. Sadece ve sadece bir kul olduğumu ve tek vazifemin kul olmak oluşunu nasıl unuturum bu âna kadar. Başka bir âleme gelmiş gibiydim. Buraya gelmeden önceki hayatım çok uzak, geçmişte kalmış silik bir hatıra gibi geliyordu. Zihnim resetlenmiş gibiydi. Hiçbir derdim, vazifem yokmuş, tek vazifem buraya gelip kulluğumu idrak etmekmiş meğer. Sızladı içimde bir şey. Savunması bile yoktu kul olma derdini çok gerilere itmiş olmamın. Zaten o an hâlimi tasvir edebilecek idrakim ve kurallı cümlelerim de yoktu. Bazı anların tekrarı yoktur biliyorum. O an nasıl göründüğümü, ne yaptığımı değil ama ne hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum, unutmaktan korkarak tutuyorum zihnimde. İkinci görüşümde böyle hissedebilir miyim? Bu sefer daha hazırlıklı ve seçilmiş cümlelerle gideceğim.
Bakmaya doyamadan ve gözümü hiç ayırmadan odaklandım. Sanki odaklanmaya devam edersem yükselecekmişim de ayaklarım yerden kesilecekmiş gibi bir histi bu. O kalabalıktan, karışıklıktan hipnoz olup sıyrılmış gibiydim. Tek bir şeyi görüyor, hissediyordum. Sanki kaybolmuşum da şimdi bulmuşum yerimi. Bundan sonra her yeri bulabilirmişim gibi bir his. İnsan etten, kemikten ve duygudan ibaret bir varlık. Duygularım beni ayakta tutuyordu. Öyle yorgun, öyle heyecanlıydım ki. Elinden tutup getirsem tüm sevdiklerimi de beraber secde etsek diye geçirdim içimden. Sanki ev sahibiymişim gibi… Her yeri biliyormuşum da herkese göz kulak olabilirmişim gibi. Öyle bir güven, huzur… Pusulanın tam önündeydim çünkü. Herkes gelsin burada buluşalım istiyordum. Yeşil ışığın altında bekleyeceğim hepinizi. Yeşil ışığın altında binbir sevinçle, binbir hüzünle, buraya gelene kadar ne varsa yaşanan, hepsinden tövbe ederek bekleyeceğim. Yeşil ışığın altında geçirir gibi ömrümü, yaşamaya çalışacağım. Acizim…
İnsan hep unutuyor verdiği sözleri. Gözümün önüne geliyor hep ihtişamı. Unutmamak için iyice baktım. Baktım ki hafızama kazınsın. Tekrar gelene kadar yeter mi baktığım? Kendi hayatıma döndüğümde nasıl devam edeceğim bilmiyorum. Göz göze geldiğimde hissettiklerimi hissetmemiş gibi devam edemem, etmemeliyim. Safa ve merve arasında gidip gelmek gibi anlamlı koşturmuyorum çünkü. Kendi hayatlarımızdaki telaş yok burada. Kimsenin acelesi yok. Yetişilmesi gereken yerler yok. Bin kere yapsan bin birinciyi isteyecek bir sevda var. Hiç yaşamadığım hisler… Bir de tabii sayı saymanın bu kadar zor olduğunu bilmiyordum. Yediye kadar saymanın bu kadar baş döndürücü olduğunu bilmiyordum. Beş bitmiş miydi yoksa şimdi mi beş oldu? Bu kadar basit bir şeyde bile kendimden şüphe ederken, hesapsızca gelişine yaşamak çok cesurca. Yahut aptalca… Bu hayatın hepimize bahşedilmiş bir fırsat olduğunu hatırda tutarak, cennette ne kadar mutlu ve kaygısız olacağımızın simülasyonunu yaşar gibi baktım yeşil ışığın oradan. Kimsenin içinde bir ukde kalmadan, bu hayat güzeldi diyerek, eziyete dair ne varsa yaşanılan, unutmuş olarak ayrılalım istiyorum bu dünyadan. Aynı yöne secde ettiğimiz herkesin gönlüne bu dünyada da bir ferahlık diliyorum. Herkes iyi olsun, mutlu olsun istiyorum. Aklım yetmiyor belli ki. Dünya cennet olsun istenir mi hiç? Fakat tam da karşı karşıyayken ve yeşil ışığın altından selamlarken, çok mümkün geldi her şey. Hep birlikte istersek olur gibi geldi. Sarsıldım.
Dünya, cennete benzemeyi vadeden bir yer olmasa da içime bir güven doldu. Allah’tan her şeyi isteyebilecek olma özgürlüğünü hepimiz seviyoruzdur. Allah’tan isterken yüzümüzün kızarmadığı, isteyecek yüzümüzün olacağı bir hayat diliyorum. Bana ve herkese… Vesselam.



