DERGİMİZİN değerli okurları… Ocak ayında yeni bir takvim yılının ilk otuz bir günündeyiz. Pek çok kişi gibi yeni başlangıçlar yapabilir veya devrilen takvimlerin ardından değişip dönüşmek istediğimiz konular olabileceği düşüncesiyle bu ay sizlere okuyup da çok sevdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Fransız yazar Jules Payot’un “İrade Terbiyesi” adlı kitabı…
Payot, uzun yıllar eğitim alanında çalışmış bir öğretmendir. Gençleri gözlemlemiş, onların başarı ve başarısızlık nedenlerini incelemiştir. Bu gözlemler sonucu iradenin insan hayatındaki büyük gücünü fark etmiştir. Bu yüzden kitabında irade eğitiminin önemini sade bir dille anlatıyor.
Payot’a göre hepimizin mücadele etmesi gereken iki büyük düşmanı vardır: Bunlardan biri tembelliktir, diğeri ise arzularımıza ve nefsimize düşkünlüktür. Bu iki düşman aslında aynı kökten beslenir. Çünkü ikisinin de temelinde arzuların egemenliği vardır. Kişi arzularına yenik düşerse tembelliğe sürüklenir diyor. Yani insanın zayıflıklarının çoğu, arzularını kontrol edememesinden doğar. Tembelliğin birçok nedeni olabilir. Çevre etkileyebilir. Alışkanlıklar etkileyebilir. Kişinin korkuları etkileyebilir. Ama tembellik hangi nedenle olursa olsun iradeyi zayıflatır. Payot, tembelliğin kişiyi durağan ve pasif hâle getirdiğini söyler. Böyle bir insan hayatta ilerleyemez. Çünkü ilerleme ancak çabayla olur. Çaba ise güçlü irade gerektirir.
Jules Payot’un en önemli vurgusu şudur: “İradeyi terbiye etmek, kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin tek yoludur.”
İrade olmadan başarı olmaz. İrade olmadan düzen olmaz. İrade olmadan insan kendi yaşamını yönetemez.
Payot bu nedenle iradeyi güçlendirmeyi herkes için zorunlu bir görev olarak görür. Payot’a göre başarısızlıklarımızın neredeyse tamamı irade eksikliğinden doğar. Çünkü çoğumuz ne yapmamız gerektiğini biliriz. Ancak bildiğimizi uygulayamayız. Yapmamız gerekenleri erteleriz. Kendimize söz verip tutamayız. İşte tüm bunların altında irade zayıflığı vardır.
Payot, güçlü iradenin tek seferde oluşmadığını açıkça belirtir. İrade bir anda güçlenmez. İrade, adım adım gelişen bir yetenektir. Bu gelişim sabır ister, düzen ister. Kişi her gün biraz daha çaba göstermelidir. Bu çabalar birleşince irade güçlenir. Bu nedenle irade eğitimi bir süreçtir, bir yolculuktur.
İrade eğitimi aynı zamanda özgürlük yolculuğudur. Çünkü Payot’a göre özgürlük doğuştan gelen bir şey değildir. Özgürlük çoğu zaman sonradan kazanılan bir durumdur. Kişi, arzularını kontrol ettikçe özgürleşir. Kişi, davranışlarını yönettikçe özgürleşir. Kişi, kendi kendine söz geçirebildikçe özgürleşir. Bu nedenle iradeyi güçlendirmek aslında özgürlüğü adım adım inşa etmektir.
Payot, iradeyi güçlendirmek için çok pratik bir yöntem önerir: Alışkanlıklar oluşturmak...Alışkanlıklar, küçük davranışların sürekli tekrarıyla oluşur. Her gün yapılan küçük eylemler, zamanla kişinin karakterini şekillendirir. Bu fikir, filozof Aristoteles’indüşüncesiyle de uyumludur. Aristoteles, karakter erdemlerinin yapa yapa kazanıldığını söyler. Ona göre insan, iyi davranışları tekrar ettikçe iyi bir karakter kazanır. Ünlü sözü bunu açıklar: “Mükemmellik, bir eylem değil, bir alışkanlıktır.” Payot da benzer şekilde, güçlü iradenin alışkanlıklarla oluştuğunu savunur. Bu yüzden günlük vazifeler belirlemeyi çok önemli görür. Kişi her gün küçük görevler koymalı ve bunu sürdürmelidir. Başlangıçta bu görevler zor gelebilir. Çaba ister. Belki birkaç saatlik yoğun dikkat ister. Fakat zamanla bu eylemler alışkanlığa dönüşür. Alışkanlık zamanla çabasız hâle gelir. Bu da iradeyi daha güçlü yapar.
Bu düşünce, günümüzde çok popüler olan “Atomik Alışkanlıklar” adlı kişisel gelişim kitabıyla da benzerlik taşır. Orada da küçük günlük adımların zamanla büyük sonuçlar oluşturduğu anlatılır. Yani büyük hedefler büyük eylemlerle değil, küçük ama sürekli adımlarla gerçekleşir. İnsan bir şeyde başarılı olmak istiyorsa önce istikrarlı olmalıdır. İstikrar ise iradenin ürünüdür.
Kitapta önemli bir cümle vardır: “İnsanlar geleceklerine değil, alışkanlıklarına kararverir.” Bu cümle Payot’un temel düşüncesini özetler. Çünkü kişinin geleceği alışkanlıklarının sonucudur. İyi alışkanlıklar, güçlü bir gelecek oluşturur. Kötü alışkanlıklar ise kişiyi içinden çıkılmaz bir döngüye sokar. “İrade Terbiyecisi”ne göre özgürlük de ancak alışkanlıklarla desteklenen bir iradeyle mümkündür. İnsan, dürtülerine karşı koyabildiğinde özgür olur. Dürtüler her zaman kişinin yararına çalışmaz. Bazen kişi mükemmeliyetçilik yüzünden erteler. Bazen başarısızlık korkusu yüzünden hiçbir işe başlamaz. Bazen de anlık zevklere kapılıp uzun vadeli hedeflerini unutur. Bütün bunlar insanın yolunu tıkar. Psikolojide bu davranışların birçok açıklaması vardır. Ancak Payot daha temel bir noktaya dikkat çeker: “Doğru bildiğimiz hâlde yapmamamız gereken şeyleri neden yaparız?” Bu sorunun cevabını yine irade kavramında bulur. Çünkü irade, terbiye edilmediğinde davranışlar kontrol altında değildir. Payot, iradenin eğitilebileceğini savunur. Kişi kendine hâkim oldukça iradesi gelişir. İradesi geliştikçe kararları güçlenir. Kararları güçlendikçe yaşamını düzenler. Bu düzen zamanla başarı, huzur ve özgürlük getirir.
İrade eğitimi, hayat boyu süren bir çabadır. Ancak küçük adımların birikimi büyük değişimler yaratır. Alışkanlıklar bu nedenle çok değerlidir. Bir alışkanlığı kazanmak, bir dağa tırmanmak gibidir. İlk adım zordur. Ama kişi devam ettikçe yolu tanır, güçlenir ve ilerler.
Sonuç olarak “İrade Terbiyecisi” bize şunu öğretiyor: İrade, insanın kendini inşâ etme gücüdür. Jules Payot, bu gücü herkesin kendi içinde taşıdığını söyler. Ancak bu güç ancak eğitimle ortaya çıkar. Tembelliğe karşı durarak, arzuları yöneterek, küçük görevlerle alışkanlıklar oluşturarak ve sabırlı olarak irade güçlenir. Kısacası, insan özgürlüğünü çabayla kazanır. Çaba ise iradenin eseridir…



