MESELA, Canan Kaftancıoğlu’nun kocası “7 dakika önce bu tabakta 1/4 domuz vardı”diye yazmamış olsaydı, ne yedikleri hakkında bir bilgimiz olmayacaktı. Zaten ne yedikleri bizi ilgilendirmezdi de. Senin yediğin sana, benim yediğim bana…
Yine Canancığım “Yıllarca dinsiz yaşa, sonra git dini ritüellere boğul” diye Ahmet’e (kimse artık) serzenişte bulunmasaydı kendisinin dinsiz olduğunu da bilmeyecektik. Zaten neye inanıp neye inanmadıkları da bizi ilgilendirmez. İsterlerse tuvalet terliğine tapsınlar, ister piknik tüpüne… Bana ne, kime ne? Senin dinin sana, benim dinim bana...
Canangillere ne yediklerini, neye inandıklarını biz sormadık sonuçta. Merak da etmemiştik açıkçası.
Amma ve lakin, evde domuz yiyip yıllarca dinsiz yaşamışken, bir mezar başında yahut bir iftar sofrasında el açıp dua etmeleri yakışık almıyor işte.
Niye anlattım bunları?
Özgür Özel -veya ekipten her kimse-, Kamer Genç’in mezarının başında yapmış oldukları rakı ritüelini -iyi halt yemişler gibi- kendileri paylaşmamış olsalardı, bundan da haberimiz olmaz idi.
Özgür Özel’in de içip içmediği bizi ilgilendirmez. İsterse her gece içsin, her sabah kalktığında yine içsin. Zerre umurumda değil.
Lakin bu zıkkımı bir Müslüman mezarlığında içiyorsa, orada iş değişir işte. Kaldı ki o mezarlıkta başka mevtalar da var. Bu nasıl bir saygısızlık, bu ne şekil bir densizliktir!
Git nerede zıkkımlanıyorsanız zıkkımlanın arkadaş. Bizim değerlerimizden, kutsalımızdan uzak durun!
Sonra eleştirince eleştirdi oluyoruz.
Yine Özgürcüğüm bizzat kendisi açıklama yapmasa Antonia Costa’ya hayranlığından haberdar olmayacaktık. Kendisi ile beş dakika bile görüşememiş olduğundan mütevellit üzüntüsünden de…
Özgür Özel’in kime hayran olup olmadığı da bizi ilgilendirmezdi, birisiyle görüşemediği için duyduğu üzüntüsü de…
Lakin, bu zat ülkeyi yönetmeye namzet ve Türkiye’nin ana muhalefet partisinin başkanı ise ve dahi kendisinin bile idrakinde olmadığı bir kitleyi temsil ediyorsa, bir yabancı karşısında bu kadar küçülmesine tahammül edemiyor insan.
Görüşemediysen ve buna da üzüldüysen ya içine at yahut bu üzüntünü sessiz sedasız, kendini de rezil etmeden, bir şekilde iletiver Costa’ya. Çok mu zordu bu?
İnsan hiç mi düşünmez yaptığının, ettiğinin, söylediğinin kendisini bağlayacağını ve bir şekilde bunlardan sorumlu tutulacağını arkadaş?
Zaten partinin resmî sitesindeki videoda, Özel’in ağlamaklı bir tonda Costa’ya sitem ettiği kısmı da kaldırmışlar. Demek ki burada bir yanlışlık var ve biz de bunu söylüyoruz sadece.
Ben muhalefet partimizin liderini geçtim, sıradan bir vatandaşımızın bile bir yabancı için benzer duruma düşmesini istemem, buna tahammül edemem.
Bir de çıkmışlar bu zırvaları tevil etmeye çalışıyorlar. Yok öyle değilmiş de böyleymiş, miş miş de miş miş… Geç-miş olsun…
Bunu yapmayın işte. Bu ülkenin millî ve manevî değerlerini biraz içselleştirin artık.
Hele bunların üzerine Veli Ağababa’nın Meclis kürsüsüne Özgür Özel posteri ile çıkması ve “AKP’liler lider görsün” demesi var ya, beni benden aldı işte.
O “AKP’liler” o lideri mezarın başında rakı içerken ve Costa’ya yalvarırken gördü zaten. Gördükleri kendilerine yeter.
Ve o “AKP’liler” 25 yıldır liderlerini bir an bile olsun böyle bir rezilliğin içerisinde görmediler.
Peş peşe gelen rezillikler Özgür Özel’i dibe doğru çekerken, Özel’in gündemi değiştirip yine bir şeyler üfüreceğinden o kadar emindim ki. Beni şaşırtmadı yine kendisi.
Özel, yaptığı açıklamada Karadeniz’den gelen sahipsiz ve serseri İHA’nın ta İspanya’daki radarlar ile tespit edildiğini -radarın nasıl çalıştığından bile haberi yok-, Erdoğan’dan iki saatte onay gelmediği için düşürülemediğini ve İHA’nın Ankara’ya kadar geldiğini söyledi.
Konu ile ilgili olarak Devlet tarafı gerekli açıklamayı yapmış olsa da geçen hafta bu köşedeki yazımızda kendisine teşekkür etmiş olduğumuz CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yankı Bağcıoğlu’nun Özel’i düzeltmesi -daha doğrusu yalanlaması- daha kıymetliydi.
Sayın Bağcıoğlu, asker kökenli olması hasebiyle ülke savunması ile ilgili konularda çarkların nasıl işlediğini, yetkinin Erdoğan’da değil Genelkurmay Başkanı’nda olduğunu ve operasyonun uygun şekilde yapıldığını açıkladı.
Sayın Bağcıoğlu’na yeniden ve bir kez daha teşekkür etmek isterim.
İnşallah Yankı Bağcıoğlu’nun da başını yemezler, zira plakasının alındığından adım gibi eminim. Aha da yazıyorum şuraya. “FAV’a atın” bekleyin.
Bu arada hurma ne mübarek bir yemiştir…
Kalınız sağlıcakla efendim.



