TAHMİNLER isabet eyledi. “Altı ayda altı savaş bitirdim, yedi ayda yedi savaş bitirdim”diyen Tramp’ın yeni ay girdiğinde sayıyı artıracağını ve sekiz savaş bitirmekten bahsedeceğini tahmin edenler yanılmadı.
Ekim diye bildiğimiz yeni ayın girmesine saatler kala Tramp o cümleyi kurdu.
Müjdeler olsun... Dünya sekiz savaştan kurtuldu.
Verin artık Nobel Barış Ödülü’nü. Daha fazla bekletmeyin. Sabırsızlanıyor. Vermezseniz çok üzülecek. O üzülünce bütün dünya üzülür. Görmüyor musunuz?
Daha fazla kan akmasın, hevesi kursağında kalmasın. Acısını masumlardan çıkarmasın…
*
Barış ödülünü vermek yeter mi?
Orası da kesin değil.
Eğer yetmezse ödülün adı “Tramp Barış Ödülü” olarak değiştirilsin.
Bu tespit kimseye tuhaf gelmesin.
Azerbaycan, Ermenistan ve İran üçgeninin tam ortasından geçen Zengezur Koridoru, kısaca “TRIPP” olarak adlandırılan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Tramp Yolu” oluyor…
Gazze dâvâsının çözümü için ortaya atılan program “Tramp Planı” oluyor da ödül niye olmasın?
Bir yanda Tramp gibi her ay bir savaş bitiren bir dünya lideri varken, Nobel de kim oluyor ki?
Kırmızı Urbalıları yendik
Hatalı bir kararı -herhâlde sonradan farkına vararak- telafi etmek için, başka bir hatalı karar veren hakemleri görmemiz nadirattan değildir. Sıkça rastlarız.
Ne de olsa anlık karar vermek zorunda hakemler. Bizim gibi sonradan tekrarını görmek her zaman mümkün olmuyor onlar için. Televizyondan seyretmek başka, ağır çekimini gördükten sonra herkes hareketi ayrıntılı görebilir. Hakemler için öyle değil. Sahanın atmosferi, tribünlerin baskısı, mesafe, hakemin dikkat ve moral durumu etkili olur. VAR uygulaması da her harekette devreye girmesi mümkün değil elbette. Arada bir, çok kritik pozisyonlarda bakıyorlar video kaydına.
Nitekim Galatasaray-Liverpul maçında hakem 89. dakikada GS aleyhine bir penaltı verdi. İtiraz edildi ve hakem kayda bakmak için iki eliyle havada bir dikdörtgen çizdi.
“İtirazınızı ciddiye alıyorum. Vaziyet kritik, dakika daha kritik. Maçın sonucu etkilenebilir. O yüzden gidip ekrana bakacağım. Penaltı VAR mı YOK mu?” demek istedi.
Gitti baktı, hareket topa yapılmış. Rakibe değil. Penaltıyı iptal etti.
Ancak ilk penaltı kararı üzerine itiraz eden kaleci Uğurcan’ın gördüğü sarı kart iptal edilmedi. UEFA bu konuyu bir düşünsün. Kalecinin itirazı yerindeydi. Tamam, “Yeşil sahanın hâkimi hakemdir, ona itiraz edilemez. Kararına uyulur”.
İyi de, kalecinin itiraz ettiği konuda haklı olduğu, penaltı kararı iptal edilerek tescillenmedi mi? Bir nevi “mutlak butlan” değil mi? Bakınız bu işler sadece siyasette geçerli değil. Sporda da var aynı durumlar.
Hatalı kararlardan birine örnek verelim. Rakip oyuncu GS’li İkardi’yi iki koltuk altından kollarıyla tutup çekiyor. El arabası gibi sekiz metre sürüklüyor. Kart mart yok. Hem de birkaç defa yaşandı bu sahne.
Temsilcimiz Galatasaray, dakika 16’dan itibaren İngiliz takımına karşı 1-0 galip oynadı.
Maçta duraklamalar sebebiyle normal 90 dakikanın sonuna belli bir süre eklenecekti. Hakem 8 dakika ekledi. İyi ki insaflı davrandı ve bir devre daha uzatmadı. 45 dakika daha oynamak, epeyce zor olurdu İngilizler için.
Sona doğru dakikaları saymaya başladık. Daha sonra saniyeleri saydık. Bir kere daha fark ettik ki saydıkça zaman ağırlaşıyor. Taşıdıkça ağırlaşan yükler gibi…
Ne mutlu ki saydığımıza, seyrettiğimize değdi. Tebrik ederiz…



