Uşak Makamı

Her fırsatta şeffaflık nutukları atan ve hatta İBB duruşmalarının canlı yayınlanmasını talep eden CHP, iş oteldeki kameralara gelince “Özel hayatın gizliliği” filan demeye başlıyor. Ne me lazım, üzerimize çorba filan dökülür! İyi iş valla. Mustafa Kemal’in kendilerine verdiği (ya da öyle vehmettikleri) yetkiyle hangi kameraların bantlanacağına, hangilerinin açık olacağına CHP karar versin.

BİR aydır içimiz dışımız ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş oldu. Bir aydır kim kimi vurdu, nasıl vurdu, Hürmüz Boğazı açıldı mı, yoksa hâlâ kapalı mı, altın ne olacak, petrol daha ne kadar yükselecek, Trump dün söylediğinin bugün de tersini söyleyecek mi gibi sorularla koca bir ayı geçirdik.


Tüm dünya da zaten bu sorulara ve bu saçma savaşın gidişatıyla gündemlerini kilitlediler.


Biz de bu ajandayla yatıp kalkıyoruz ama içeride de enteresan şeyler olmaya devam ediyor, ıskalamamak lazım.


Bir önceki cümlede sözün gelişi olarak kullandığım “enteresan” kelimesi ilgi çekici, ilginç, şaşılası gibi anlamlara geliyor aslında ama olup bitenler şaşılası olmaktan da çıktı bizim için bir yerde.


Sanki böyle şeyler olması daha enteresan olacak ve daha fazla haber değeri taşıyacak.


Mesela gazetelerde “Bugün CHP’li herhangi bir belediyede adli bir olay vuku bulmadı” şeklinde bir haber görsek şaşkınlıktan küçük dilimizi filan yutacağız.


Malumunuz, neredeyse bir ay önce Giresun’un Göreler ilçesinin CHP’li belediye başkanı Hasbi Dede’nin 16 yaşındaki bir kız çocuğunu taciz ettiğini öğrenmiştik.


Hasbi Dede, gözaltına alınırken CHP’liler belediye binasının önünde toplaşmış, “Hepimiz Hasbi Dede’yiz”, “Dede yalnız değildir”, “Dedemize dokunma”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye sloganlar atmışlar, Dede’lerine sahip çıkmışlardı.


Geçen gün Gülnaz Şırınga nam haber sunucusundan aldığım habere göre, Hasbi Dede’nin taciz ettiği kızcağıza bir araba çarpmış ve kızımız maalesef hayatını kaybetmiş.


Gülnaz Şırınga’nın haberine bakacak olursak Hasbi Dede, gözaltındayken CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçmiş olmalı.


Zira Gülnaz Hanım, SZC TV’de sunduğu haberde Görele Belediye Başkanı’nın -üzerine basa basa- AK Partili olduğunu söylüyordu. Bu kadar aymazlık da ancak kendisine yakışırdı zaten. Kitle de müsait olunca, çerez gibi gidiyor böyle haberler.


Kızımız ve ailesinin bu olaylardan sonra epeyce tehdit aldıklarını da öğrendik bu arada. Bir de kızımıza çarpan aracı Hasbi Dede’nin eski eniştesinin yanında çalışan birinin kullandığı ortaya çıkınca şüphelerimiz daha da artıyor haliyle.


Hukuk, bu olayı sonuna kadar araştıracak, gereğini de yapacaktır şüphesiz ve de inşallah.


O gün belediyenin önünde ünleyen o ekibi şimdi de trafik kazasının olduğu olay mahalline bekliyoruz efendim.


O kızımızın katili sizlersiniz, hepinizsiniz! Ve katil mutlaka olay yerine döner. Geliniz, bekliyoruz.

***


Uşak Belediyesi önünde de benzer ama biraz daha sıra dışı bir destek gösterisine şahitlik ettik. 21 yaşındaki sevgilisi ile otel odasında yakalanan 57 yaşındaki Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’a destek için toplanmış bu ekip de.


Yalım, yakalandığında belinde havlu olduğu için başkanlarını desteklemeye gelen erkekler bellerinde havlularla, kadınlar da bornozlarla görüntü vermeyi uygun bulmuşlar.


Allah’tan Özkan Yalım çıplak yakalanmamış diye düşünüyorum. Maazallah!


Bu destekçiler yanlarında yatak, çarşaf, komodin ve bankamatik kartları da getirmiş olsalardı dekorları eksiksiz olacaktı ama bu kadar eksik kadı kızında da olur artık.


Yalım’ın dört ayrı sevgilisi olduğu, bunları belediyelerde bankamatik memuru yaptığı, bu haberlerin bir yıldan beri Uşak’ta bilindiği, karısının kendisinden ayrılmak istediği ama kendisinin buna yanaşmadığı, bu arada tedbiren mallarını ve tapularını şoförünün üzerine geçirdiği, CHP Genel Merkezi’ne bu konuda kamyon dolusu bilgiler verildiği konuşuluyor.


Yalım’ın sevgililerinin o ülke senin, bu ülke benim dolaştığı, gittiği yerlerden sosyal medya paylaşımları yaptığı filan da ortalara dökülmüş durumda.


Yekten söyleyeyim: Yalım, dört değil isterse kırk sevgili yapsın, zerre umurumda değil. Herkes kendisine ve karakterine yakışanı yapar ve tercihlerinden sorumludur. Bütün bunları kendisine yakıştırıyorsa, bizim diyecek neyimiz olabilir.


Ancak bir şehrin Şehremini (yani şehrin en emin kişisi) bunu yaparsa cemaat ne yapmaz? Ve beni asıl ilgilendiren kısım tüm bu hovardalıklarını kamu kaynakları ile yapıyor olması Yalım’ın.


CHP Uşak Kadın Kolları da Yalım’a destek açıklaması yapmış bu arada. Onlar da Mustafa Kemal’in askerleriymişler! “Mustafa Kemal’in askerlerinden” mürekkep öyle bir ordu kurmuşlar ki kafalarında, bu orduda bir tek Tecavüzcü Coşkun ile Nuri Alço eksik!


Yazıklar olsun!

***


CHP Eş Genel Başkanı Özgür Özel de bu olaylar üzerine tuhaf tuhaf şeyler söylüyor, garip el hareketleri yapıyor, yüzünü şekilden şekle sokuyor ve hatta hayvan taklidi filan da yapıyordu.


Kendisini tam anlayamadım ama (alkol ya da madde etkisi altında olabilir) kuvvetle muhtemel, Yalım’a destek veriyor ve devletin polisine, İçişleri Bakanlığı’na, hâkimlere, savcılara sayıştırıyordu. Bu görüntüler neden basına yansımışmış?


Görüntüler basına yansıyınca Özel’in bu işle ilgili “siyasi operasyon” deme şansı kalmıyor. Asıl kızgınlığı bundan olsa gerek kendisinin.


Her fırsatta şeffaflık nutukları atan ve hatta İBB duruşmalarının canlı yayınlanmasını talep eden CHP, iş oteldeki kameralara gelince “Özel hayatın gizliliği” filan demeye başlıyor. Ne me lazım, üzerimize çorba filan dökülür! İyi iş valla. Mustafa Kemal’in kendilerine verdiği (ya da öyle vehmettikleri) yetkiyle hangi kameraların bantlanacağına, hangilerinin açık olacağına CHP karar versin.


Günler günler geçti ve geçmeye de devam ediyor. Bunca ortaya dökülmüş rezilliklere rağmen hâlâ CHP, Dede ve Yalım’ı partiden ihraç edebilmiş değil. Her iki ismin de seçim zamanı Ekrem İmamoğlu ile aynı video ve fotoğraf karelerine girdikleri için olabilir mi acaba? Belki de Silivri’deki Eş Genel Başkanlık makamından ihraç onayı alınamamıştır henüz. Neden olmasın?

***


Bu arada CHP’de iyi şeyler de oluyor. Geçen hafta, ABD-İsrail-İran savaşının yirmi yedinci gününde parti yönetimi savaşın etkilerini ve gidişatını değerlendirmek için toplanmışlar. Belki inanmayacaksınız ama tavsiye niteliğinde bazı kararlar bile çıkmış toplantıdan.


Keşke savaş bitene kadar bekleselerdi bu toplantıyı yapmak için, acele etmişler biraz. Ve de çıkan tavsiye kararları içerisinde hükümetin bir an önce Ayetullah Hamaney ile görüşmesi gerektiği filan da var mıdır acaba?


Kalınız sağlıcakla efendim.