Antrenör sayısı ve antrenör niteliği sorunu
“2023-2024 Sezonu Dört Büyükşehrimizdeki TBF Antrenör Sayıları”, “Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Eğitim Kurulu Antrenör Eğitim Kurs Sayıları (İllere Göre, 2018-2024)” ve “2023-2024 Sezonu Coğrafi Bölgelere Göre TBF Antrenör Sayıları” başlığıyla detaylı tablolar bir önceki yazıda paylaşılmıştı. Bu tablolardan da anlaşılacağı üzere, ülke basketbolumuzda hem antrenör sayısının yetersiz olduğu hem de bu sayının coğrafî bölgelere göre dağılımında büyük uçurumlar olduğu ifade edilmişti.
Ülke basketbolumuzda oyuncu havuzunun genişleyebilmesi ve basketbolumuzun özlenen seviyeye gelebilmesi için hiç kuşkusuz hem nicelik hem de nitelik açısından antrenör kurslarının tekrardan planlanması gerektiği çok açık. Birçok federasyon (Türkiye Voleybol Federasyonu ve Türkiye Hentbol Federasyonu), özellikle 1. ve 2. kademe antrenör kurslarında tek seferde 100’ü aşkın antrenöre eğitim verirken, TBF Eğitim Kurulu ise özellikle salgın döneminden sonra hem tek seferde sadece 25 (+10 bütünleme) antrenöre eğitim verme yoluna gitmiş durumda hem de yeni antrenör kazandırmanın ilk basamağı olan 1. kademe (E) antrenörlüğü için yılda sadece 2-3 kurs açarak (2024 yılında 1. kademe antrenör kursu sadece 2 kez açılmıştır), ülke basketbolumuzun ihtiyacı olan antrenör sayısına ulaşmayı mümkün kılmamaktadır. Gerekçe olarak, her kurs döneminde az antrenöre daha nitelikli eğitim verilmesi amacı güdülmüş olsa da, 5-10 günlük antrenör eğitimleri ile ne kadar istense de bu kısa sürede antrenör niteliğini çok üst düzeye çıkarmanın mümkün olmadığının uygulamalar sonrasında görülüyor olması gerekirdi.
Her yıl ülke basketbolumuza kazandırılan yeni 50-100 basketbol antrenörünün zaten birçoğu belgesini cebine koyup ne takım çalıştırmakta ne de oyuncu havuzunun genişlemesine katkıda bulunmaktadır. Çünkü, TBF Eğitim Kurulu bünyesinde antrenörlerin ne ölçüde basketbolun içerisinde olduklarını ve ne zorluklarla çalıştıklarını takip eden bir birim bulunmuyor (ya da bizler şahit olmadık). Ya da TBF Eğitim Kurulu’nun görev tanımında böyle önemli bir konu yer almıyor!...
Antrenör kurslarında alınan eğitimin önemi tabii ki yadsınamaz. Ancak, asıl önemli olan ise antrenörlük bilgisini yani teoriği, pratiğe yansıtacak olan bizatihi sahada alınan doğru eğitimdir. Antrenörün niteliksel gelişimi çalıştığı kulüpteki tecrübeli antrenörlerin tedrisatından geçmesi, yaparak ve yaşayarak öğrenmesi, fıtrat ve mizaç olarak yatkınlığı ve merakla kendisini bireysel geliştirme çabasına da bağlıdır. Antrenörlerin niteliksel gelişimi hiç şüphesiz bitimsiz bir süreçtir. Bu nedenle TBF Eğitim Kurulu’nun verdiği kısa süreli eğitimlerin, bir antrenörün kişisel gelişimindeki payı çok ama çok azdır. Bunu hangi antrenöre ve antrenör eğitimi veren eğitimcilere sorarsanız sorun, böyle söyleyecektir.
Oyuncu havuzu genişlemeden yetenekli oyunculara ulaşmamız zorlaşırsa, antrenör havuzunu genişletmeden de hem yetenekli antrenörlere ulaşmamız, hem basketbolumuzu ülke çapına yaymamız, hem de oyuncu havuzunu genişletmemiz yeterli düzeyde gerçekleşmeyecektir. Ülke basketbolumuzda antrenör eğitiminde yaşanan başta iletişim olmak üzere, sınav başarı yüzdeleri, eğitim yerleri, parkur sınavları, eğitim içeriği, antrenör vize sorunları, antrenör özlük hakları, etik değerler gibi birçok önemli konunun detaylı bir şekilde tekrardan ele alınması gerekiyor.
Basketbolun ülke geneline yayılması ve basketbolcu havuzunun genişlemesi için muhakkak okullara ulaşılması gerekiyor. Çünkü okullardan başka, genç basketbolcu (sporcu) adaylarını bulmak için daha iyi bir kaynak olamaz. Kulüplere veya spor okullarına başvuran çocukların gerek basketbola fiziksel yatkınlık olarak gerekse de yetenek açısından sayısı çok sınırlı kalırken, ülke basketbolumuz adına okullardaki neredeyse sınırsız kaynaktan yararlanamamak ise çok büyük eksikliktir.

“Türkiye Yüzyılı” hedefiyle “yerli ve millî” anlayışın hâkim kılınması adına ülkemizde adeta seferberlik ilan edilmişken, ülke basketbolumuzda her geçen gün yerli oyunculara verilen önemin azalıyor olması ve yerli oyuncularımızın gelişimi adına başta yabancı oyuncu kuralları olmak üzere türlü engellerin çıkarılıyor olması da üzücü olsa gerek. Bu durumu, ülke basketbolumuzun kendi değerlerine yabancılaşması olarak ifade etmek herhalde yanlış olmayacaktır.
Yerli oyuncuların süre alamaması ve gelişim gösterememesi sorunu
2024-2025 Türkiye Basketbol Süper Ligi (BSL) normal sezonunun sonunda yani en üst profesyonel basketbol yerel ligimiz tarihinde, ilk kez yerli oyuncularımızın sayısı, yabancı oyuncuların sayısından az olan bir sezon yaşadık (152 yabancı oyuncu, 125 yerli oyuncu). Bununla birlikte yerli oyuncularımızın BSL’de aldıkları süreler son 4-5 yılda yaklaşık yüzde 10 gibi ciddi bir azalma gösterdi. Aynı dönemde A Millî Erkek Basketbol Takımımız ise üç önemli FIBA organizasyonunda başarısız oldu ve son 30 yılın en başarısız dönemini yaşadık, hâlâ da yaşıyoruz.
Yerli oyuncularımızın kulüp takımlarında BSL’deki süreleri azalırken, buna bağlı olarak da yerli oyuncularımızın basketbol gelişimlerinde de ciddi gerilemeler yaşanmaktadır. Artık eskisi gibi sistemli bir şekilde dünya çapında üst düzey oyuncular yetiştiremez olduk ve dolayısıyla A Millî Takımlar düzeyinde gerek FIBA dünya sıralamasında ciddi gerilemeler yaşadık gerekse de FIBA resmi turnuvalarında son 10 yıllık süreçte hiçbir ciddi başarı elde edemedik.
Hem erkeklerde hem de kadınlarda en üst profesyonel liglerimizde yeni genç yüzler artık göremiyoruz. NCAA takımlarının, Avrupa başta olmak üzere dünya basketbolundaki yetenekli genç basketbolculara verdikleri ciddi paralar ile bu yetenekli genç oyuncuları ABD’ye çekmeye başlamalarını da dahil ettiğimizde, böyle giderse birkaç yıl sonra liglerimizde oynayabilecek üst düzey yerli oyuncular da göremeyeceğiz. Kulüp takımlarımızdaki yerli oyuncuların yaş ortalamaları bir hayli yükseldi ve bu oyuncuların yerlerini dolduracak üst düzeyde genç oyuncuların sayısı da bir elin parmaklarını geçmemektedir. TBF yetkililerinin bu olumsuz gidişata karşı herhangi bir önlem aldığı söylenemez, tam tersi 4+3 yabancı oyuncu sayısı uygulamaları ile sürecin daha da kötüye gitmesine sebep olacak kararların alındığını üzülerek görüyoruz. Oysa TBF yetkililerinin, hem genç oyuncuların gelişimlerinin önünü açmak adına, hem kulüplerin yabancı oyuncu hazırcılığını bırakıp da yerli oyuncu yetiştirmek zorunda kalmaları adına, hem de kulüplerimizin sürdürülebilirlikleri adına, kulüplere yerli oyuncu yetişmesi ve gelişmesi için bazı yaptırımlar getirmesi gerekmektedir. Aksi halde kendi yerel ligimizde yerli oyunculara hasret kalacağız.
Yerli oyuncularımızın, Türkiye Basketbol Süper Ligi (BSL)’ne adeta yabancı kalmaları durumunun bir benzeri hatta daha da olumsuzu, Türk takımlarımızın Avrupa kupalarında oynadıkları müsabakalarda da görülmektedir.

Bu sezon Avrupa Kupalarında Kadınlar EuroLeague (Women EuroLeague - WEL) ve Kadınlar Eurocup (Women Eurocup - WEC) olmak üzere iki farklı kupada şampiyonluğa ulaşan Çekya temsilcisi ZVVZ USK Praha ve Fransa temsilcisi Villeneuve d’Ascq LM’nin yerli oyunculara verdikleri sürelerin yüzdesi, Türk takımlarımızın yerli oyunculara verdikleri sürelerin yüzdesinin bir hayli üzerinde olduğunu görüyoruz.
Avrupa kupalarında da yerli oyuncularımız geri planda kaldı
2024-2025 sezonunda ülkemizi Avrupa kupalarında erkekler kategorisinde 11, kadınlar kategorisinde ise 5 kulüp takımımız temsil etti. Gerek Türkiye Erkekler Basketbol Süper Ligi (Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi)’nde gerekse de Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi (ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi)’nde olduğu gibi Avrupa Kupaları’nda da yerli oyuncularımız süre ve sorumluluk bakımından Avrupa’nın diğer basketbol ülkeleri arasında en sonlarda yer aldılar. Bu nedenle ülke basketbolumuzda son dönemde büyük bir ivme kaybı yaşanmakta ve dünya ölçeğinde büyük oyuncular yetiştiremez durumda geldik. Oysa “Türkiye Yüzyılı”na yakışır bir şekilde “yerli ve millî” anlayışı tıpkı savunma sanayimizde olduğu gibi basketbolumuza da yansıtabilmiş olsaydık, ülke basketbolumuz şu an olduğu gibi tüketici bir basketbol ülkesi durumunda olmazdı.
2024-2025 sezonunda Avrupa kupalarında ülkemizi temsil eden 11 erkek basketbol takımımız arasından yerli oyunculara en çok süre ve sorumluluk veren takımımız FIBA Europe Cup’da yer alan Orhun Ene yönetimindeki Tofaş oldu. Tofaş’ta yerli oyuncularımız takım içerisindeki toplam sürenin yüzde 32,71’inde parkede yer aldılar. Geçtiğimiz günlerde hiç beklenmeyen bir gelişme yaşandı ve Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ekiplerinden TOFAŞ, Başantrenör Orhun Ene ile yollarını ayırdığını duyurdu.
Yerli oyunculara en az süre veren takımımız ise EuroLeague’de ülkemizi temsil eden Fenerbahçe Beko’ydu. Fenerbahçe Beko’da yerli oyuncularımız takım içerisinde toplam sürenin sadece ve sadece yüzde 6,15’inde parkede yer aldılar. Bu sezon Avrupa kupalarında ülkemizi temsil eden 16 kulüp takımı arasında (11 erkek, 5 kadın takımı) yerli oyuncularımıza en az süre veren takım Fenerbahçe Beko oldu.
Bu sezon erkekler kategorisinde EuroLeague (EL), EuroCup (EC), Basketball Champions League (BCL) ve FIBA Europe Cup (FEC) olmak üzere dört farklı Avrupa Kupası’nda şampiyonluk yaşayan takımlara baktığımızda, yerli oyunculara en az süre veren takımın da maalesef yine ülke temsilcimiz olduğunu görüyoruz. Bu sezon EuroCup şampiyonu olan İsrail temsilcisi Hapoel Shlomo Tel Aviv’de yerli oyuncuların oynama sürelerinin yüzdesi yüzde 34,67 iken, aynı kupada ülkemizi temsil eden takımlarımızın yerli oyunculara verdikleri süre ortalaması ise sadece yüzde 20 civarındaydı. Avrupa kupalarına katılan ülkeler arasında yerli oyunculara en az süre veren ülkeler sıralamasında maalesef ülkemiz ilk sıralarda yer almaktadır. “Yerli ve millî” anlayışa önem vermemiz gerektiği bir dönemde, ülke basketbolumuzda ise bunun tersi yönde olumsuz anlamda gelişmelerin olması da anlaşılır gibi değildir!...
2023-2024 sezonunda Avrupa kupalarında yer alan takımlarımızda yerli oyuncularımız toplam sürenin yüzde 21,66’ını alırken, 2024-2025 sezonunda ise bu yüzde 17,73’e düşmüş durumdadır. Ayrıca geçtiğimiz sezon takımlarımızda 86 yerli ve 91 yabancı oyuncu süre alırken, bu sezon ise süre alan yerli oyuncu sayısında büyük bir düşüş yaşanmıştır. Bu sezon takımlarımızda 66 yerli ve 104 yabancı oyuncunun süre aldığını görüyoruz.
2024-2025 sezonunda Avrupa kupalarında ülkemizi temsil eden 5 kadın basketbol takımımız arasından yerli oyunculara en çok süre veren takımımız Kadınlar Eurocup’da yer alan Ekrem Memnun yönetimindeki Galatasaray Çağdaş Faktoring oldu. Galatasaray Çağdaş Faktoring’de yerli oyuncularımız, takım içerisindeki toplam sürenin yüzde 45,65’inde parkede yer aldılar. Hem erkeklerde hem de kadınlarda bu sezon ülkemizi Avrupa kupalarında temsil eden takımlarımız arasında yerli oyuncularımıza yüzde olarak en çok süre veren takımımız Galatasaray Çağdaş Faktoring’di. Yerli oyunculara en az süre veren takımımız ise Kadınlar EuroLeague (Women EuroLeague - WEL)’de ülkemizi temsil eden Çimsa ÇBK Mersin’di (yüzde 10,56).
Bu sezon Avrupa Kupalarında Kadınlar EuroLeague (Women EuroLeague - WEL) ve Kadınlar Eurocup (Women Eurocup - WEC) olmak üzere iki farklı kupada şampiyonluğa ulaşan, Çekya temsilcisi ZVVZ USK Praha ve Fransa temsilcisi Villeneuve d’Ascq LM’nin yerli oyunculara verdikleri sürelerin yüzdesi, Türk takımlarımızın yerli oyunculara verdikleri sürelerin yüzdesinin bir hayli üzerinde olduğunu görüyoruz.
Kadınlar EuroLeague’deki temsilcilerimizin yerli oyunculara verdikleri sürelerin takım içerisindeki yüzdesi ortalama yüzde 16 iken, bu kupada şampiyonluk yaşayan Çekya temsilcisi ZVVZ USK Praha’da ise yerli oyuncuların aldıkları sürelerin yüzdesi 27,07’di. Arada yüzde 10’dan daha fazla bir fark var. Kadınlar Eurocup’ta temsilcilerimizde yerli oyuncularımızın aldıkları süreler yaklaşık olarak ortalama yüzde 36 iken, bu kupada şampiyonluk yaşayan Fransa temsilcisi Villeneuve d’Ascq LM’de ise yerli oyuncuların aldıkları sürelerin yüzdesi 56,29 olarak gerçekleşti ve yaklaşık yüzde 20’lik bir fark oluştu.
Euroleague’de durumlar daha da vahim!
Erkekler EuroLeague’de son 10 yılda temsilcilerimiz 4 şampiyonluk elde ettiler. Fenerbahçe (2016-2017: Zeljko Obradovic, 2024-2025: Saras Jasikevicius)’nin ve Anadolu Efes (2020-2021: Ergin Ataman, 2021-2022: Ergin Ataman)’in ikişer şampiyonluğu bulunuyor. EuroLeague’in son 10 yıldaki şampiyonlarının yerli oyunculara verdikleri sürelerin yüzdesine baktığımızda son dört sırada da maalesef Türk takımlarımız olduğunu görüyoruz.
EuroLeague tarihinde yerli oyunculara en az süre vererek şampiyon olan takım Anadolu Efes olurken, yerli oyunculara en az süre vererek şampiyonluk yaşayan antrenörün de yine Türk antrenör Ergin Ataman olduğunu görüyoruz.
Yerli oyunculara en az süre vererek şampiyon olan takımlar aşağıdaki tablodaki sıralamada da görüldüğü gibi maalesef temsilcilerimizdi. EuroLeague çok üst düzey bir lig, bu sebeple yerli oyuncularımızın fazla süre bulamaması normaldir diye bir anlayış ülke basketbolumuza hâkim olmuş durumda. Bu anlayışın ne derece yanlış ve hatalı olduğunu aşağıdaki tablodan da rahatlıkla görebiliyor.
2021-2022 sezonunda Euroleague tarihinde yerli oyunculara en az süre vererek şampiyonluk yaşayan Sayın Ergin Ataman’ın, iki yıl sonra 2023-2024 sezonunda Yunanistan temsilcisi Panathinaikos ile elde ettiği şampiyonlukta Yunan oyunculara verdiği sürenin bir anda yüzde 33,33’e yükseldiğini görüyoruz. Fenerbahçe’nin Sırp antrenör Zeljko Obradovic ile 2016-2017 sezonunda yaşadığı EuroLeague şampiyonluğunda yerli oyuncularımıza takım içerisindeki sürenin sadece ve sadece yüzde 3,56’sının verildiğini görüyoruz. Kısacası EuroLeague’de de yerli oyunculara en az süre veren kulüp takımları maalesef Türk takımlarımız olduğuna üzülerek şahit oluyoruz.
“Türkiye Yüzyılı” hedefiyle “yerli ve millî” anlayışın hâkim kılınması adına ülkemizde adeta seferberlik ilan edilmişken, ülke basketbolumuzda her geçen gün yerli oyunculara verilen önemin azalıyor olması ve yerli oyuncularımızın gelişimi adına başta yabancı oyuncu kuralları olmak üzere türlü engellerin çıkarılıyor olması da üzücü olsa gerek. Bu durumu, ülke basketbolumuzun kendi değerlerine yabancılaşması olarak ifade etmek herhalde yanlış olmayacaktır. (Devam edecek...)



