Ülke basketbolumuza genel bir bakış ve çözüm önerileri -1

Ülke basketbolumuzun en büyük eksikliği ne tesis, ne salon, ne ekipman, ne de parasal sorunlardır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’mız tarafından gerek spor federasyonlarımıza gerekse de kulüplerimize, ülke tarihimizde hiç olmadığı kadar her açıdan destekler sağlanmaktadır. Spor alanında önde gelen çoğu Avrupa ülkesinden daha nitelikli spor tesislerine, imkânlara ve finansal desteğe sahibiz. Gerek spor federasyonlarımızda gerekse de kulüplerimizde eksik olan en önemli unsur, “yerli ve millî” anlayışı pratiğe geçirecek “düşünsel derinlik”e ve”ruh”a sahip kadroların eksikliği olduğunu düşünüyorum.

ÜLKEMİZ, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında son 23 yılda çok önemli ve değerli adımlar atmış durumda. Ülkemiz bu dönemde 36 milyar dolar ihracat yapabilen bir ülke konumundan 265 milyar dolar ihracat yapan ülke durumuna yükseldi. Turizmde de 13 milyondan 61 milyon ziyaretçi sayısına ulaşıldı. 1961 yılında Eskişehir Demiryolu Fabrikası’nda üretilen Devrim Otomobili Projesi’nin ülkemizin gelişimini istemeyen bazı güçler tarafından akamete uğratılmasından sonra, bu dönemde Türkiye’nin otomobili TOGG’un üretimi ve satışı başarıyla gerçekleştirildi. Savunma sanayimizin gözbebeği olan İHA, SİHA teknolojisinde de şimdi dünyanın en çok ve en kaliteli üretim yapan ülkesi konumuna gelindi. Şimdi birçok ülke, savunma sanayi ürünlerimizi almak için kapımızda kuyruk olmuş durumda.


“Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet” bilinciyle ve “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmak için yürütülen çalışmalar, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararı almasını sağladı. “Terörsüz Türkiye” hedefiyle atılan adımlar sayesinde, hem terörün ülke gündemimizden kalıcı olarak çıkarılması hem milletimizin birlik ve beraberliğinin daha kuvvetli bir şekilde sağlanması hem de her alanda değer üreten ve dünya nezdinde çok daha güçlü bir Türkiye’ye ulaşılması adına çok değerli bir yolda koşar adım ilerlenmektedir. Ülkemiz prangalarından kurtuldukça, çok daha güçlü bir ülke olma adına önemli adımlar atılmaktadır. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, “Terörsüz Türkiye, en çok Türkiye ekonomisini şaha kaldıracaktır”


Terör dolayısyla 40 yıldır akan kardeş kanının durmasıyla ve maliyetinin yaklaşık 2 trilyon doları bulduğu bu olumsuz sürecin son bulmasıyla başta Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerimiz olmak üzere ülkemizin her köşesinde huzur, güven, istihdam ve birçok önemli gelişme sağlanacaktır. Ekonomik yönden çok daha güçlü bir Türkiye’nin, her alanda olduğu gibi spor alanında da sağlam ve güçlü adımlar atacağı şüphesizdir.


İstatistiklerle ülke basketbolumuz


Özellikle basketbol branşıyla ilgili yazılar yazmakta, basketbolda yaşanan sorunları dile getirmekte ve çözüm yolları ile ilgili önerilerde bulunmaktayım. 


Bu nedenle son dönemde “Terörsüz Türkiye” hedefiyle atılan adımların basketbolumuz adına da olumlu sonuçlar getireceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Terörden en çok Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerimizde yer alan illerimizin etkilendiği bir gerçek. Bunun basketbol adına yansımalarına baktığımızda gerek takım, gerek sporcu, gerekse de antrenör sayısı bakımından ülke nüfusuna oranında en dezavantajlı illerin bu iki bölgemizdeki iller olduğunu görüyoruz. 


Ülke basketbolumuzda yaşanan en önemli sorunların başında basketbolumuzun yatay düzlemde (niceliksel: Kulüp sayısı, oyuncu sayısı, antrenör sayısı, hakem sayısı gibi) ve dikey düzlemde (niteliksel: A Millî Takımlarımızın başarıları, dünya çapında üst düzey basketbolcular, antrenörler ve hakemler yetiştirmek gibi) gelişim kaydedeme sorunu gelmektedir. 


Herhangi bir spor branşında olduğu gibi basketbolun da ülke geneline yayılmasını sağlayamadığımız müddetçe, basketbolumuzun gerçek potansiyeline ulaşmasını beklememiz de gerçekçi olmayacaktır. Niceliksel anlamda oyuncu havuzunu genişletmek yani basketbolun popülaritesini arttırmak, öncelikli hedeflerimiz arasında olmalıdır. Bunu da ancak basketbolun ülke geneline yani tabana yayılmasıyla gerçekleştirebiliriz. Pekâlâ, basketbolu ülke geneline yayma konusunda başarılı mıyız? 


Bu soruya, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF)’nun resmi web sayfasında yayımlanan istatistiki verilerle cevap bulmaya çalışacağız. “Ülke Basketbolumuza Genel Bir Bakış ve Çözüm Önerileri -1” başlığıyla kaleme aldığım bu yazımda daha çok ülke basketbolumuzdaki takım sayısı, lisanslı oyuncu sayısı, antrenör sayısı, liglerimizin durumu ve millî takımlarımızla ilgili il ve coğrafî bölgeler bazında genel bir tablo ortaya konulacaktır. Gelecek ay kaleme alacağım yazımda ise ağırlıklı olarak konuyla ilgili genel bir değerlendirme ve çözüm önerileri yer alacaktır. 




Ülke basketbolumuzun niteliğinin en önemli göstergesi olan A Millî Basketbol Takımlarımız maalesef son 30 yılın en başarısız dönemini yaşamaktalar. Ayrıca ülke basketbolumuzda eskiden olduğu gibi dünya ölçeğinde sistemli bir şekilde büyük oyuncular, üst düzey hakemler ve yetiştirici antrenörler yetişmiyor. Kısacası ülke basketbolumuz değer üretmekten uzaklaştı ve tüketici ülke konumuna düştü. 


Dört-beş ille sınırlı kalan ülke basketbolumuz


Henüz 2024-2025 basketbol sezonu tamamlanmadığından dolayı, 2023-2024 sezonuna ait istatistiki veriler kullanılmıştır. TBF resmî web sayfasında yer alan “İllere Göre Basketbol’un Temel Unsurları” bölümünden alınan detaylı istatistiki verilere göre 2023-2024 sezonundaki lisanslı basketbolcu sayılarına ve antrenörlük kartını vizeleten antrenör sayılarına baktığımızda, gerek toplam sayı yönünden gerekse de coğrafî bölgelere göre dağılım yönünden üzücü bir tabloyla karşılaştığımızı ifade etmek zorundayım. TBF antrenör ve lisanslı basketbolcu sayılarını gösteren tabloya bakmamız, bizlere ülke basketbolumuzun ülke geneline ne ölçüde yayılıp yayılmadığını gösterme konusunda yardımcı olacaktır!


2023-2024 sezonunda antrenörlük kartını vizeleten toplam basketbol antrenörü sayısının sadece 2902 olduğunu görüyoruz. Sadece diyorum, çünkü 2023 yılında TBF resmî sosyal medya hesabından paylaşılan sayısal verilere göre (2024 yılında henüz konu ile ilgili sayısal veriler paylaşılmamıştır), ülkemizdeki basketbol antrenörü sayısı 12.815 (on iki bin sekiz yüz on beş) olarak açıklanmıştır!


Bu verilere göre geçtiğimiz sezon, ülkemizdeki basketbol antrenörlerinin sadece ve sadece yüzde 22,65’i antrenörlük kartını vizeletme ihtiyacı duymuş. Basit bir oranla her dört antrenörümüzden üçü, antrenörlük kartını vizeletmemiş! Bu da şu anlama geliyor. Kayıtlı antrenörlerimizin dörtte üçü, geçtiğimiz sezon antrenör kartını vizeletmediği için resmî müsabakalara çıkamadı ve doğal olarak da büyük çoğunluğu takım çalıştırmadı. Yine bu verilere bakacak olursak 1’inci kademe (E) antrenörlerimizin sadece ve sadece yüzde 4,60’ı geçtiğimiz sezon antrenör kartlarını vizeletmiş. 


Basketbolun ülke geneline yayılması için öncelikle iller ve coğrafî bölgeler arasındaki uçurumun kapanması ve her ilimizde yeterli sayıda basketbol antrenörünün olması gerekiyor. Antrenör sayısında bir dengesizlik söz konusuysa, hiç kuşkusuz benzer durumun oyuncu sayısı konusunda da yaşanacağını söylememiz zor olmasa gerek. Özellikle hem antrenör sayısı bakımından hem de lisanslı oyuncu sayısı bakımından dezavantajlı olan illere pozitif ayrımcılık yapılarak, başta antrenör kursları olmak üzere birçok faaliyetin o illere doğru kaydırılması gerekiyor. 


Ancak TBF Eğitim Kurulu’nun 2018-2024 yılları arasındaki antrenör eğitim kurslarının yüzde 80,62’sini (129 antrenör kursunun 104’ünü) Ankara, Antalya, İzmir ve İstanbul gibi sadece dört ilde düzenlenmiş olması, ülkemizdeki antrenör sayısının yüzde 52,69’unun İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi dört ilde olması, basketbolun ülke geneline yayılamaması ve ülke basketbolumuzun adeta bu dört ile sıkışmış şekilde olması arasındaki benzerlik de bir tesadüf olmasa gerek! Altyapı millî takımlarımızda yer alan oyuncuların büyük çoğunluğunun bu dört ilde yer alan takımlarımızın oyuncuları olmaları da ayrıca dikkate değer bir durumdur.


TBF Eğitim Kurulu olarak, antrenör eğitim kurslarının yüzde 80,62’sini (129 antrenör kursunun 104’ünü) Ankara, Antalya, İzmir ve İstanbul gibi sadece dört ilde düzenlerseniz, hem bu iller dışındaki antrenörlerin ihtiyaçlarına, hem bu iller dışındaki ülke basketbolumuzun sorunlarına, hem de ülke basketbolumuzun yatay ve dikey gelişimi sorununa çözüm bulmaya da yabancı kalırsınız. Süreç içerisinde farkında olmadan, “Neden ülke basketbolumuzda oyuncu havuzumuz genişlemiyor?” sorusuyla birlikte, bir de “Neden ülke basketbolumuzda antrenör havuzu genişlemiyor?” sorusuna muhatap kalırsınız… 




Eğer basketbolda da “yerli ve millî” anlayışı hayata geçirebilirsek, başta savunma sanayi olmak üzere birçok alanda olduğu gibi, ülke basketbolumuzda da değer üreten ve dünya çapında parmakla gösterilen bir ülke olmayı başarabiliriz.


Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde basketbol


Ülke basketbolumuzda gerek takım sayısında gerek antrenör sayısında gerekse de lisanslı basketbolcu sayısında coğrafî bölgeler arasında ciddi uçurumların olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki tabloya baktığımızda ülke basketbolumuzda yaşanan bölgesel uçurumlar net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Ülke geneline yayılamayan bir spor branşının, ne popülaritesinden, ne oyuncu havuzunun genişlemesinden, ne nitelikli antrenör sayısından, ne de dünya ölçeğinde istikrarlı başarılarından söz etmemiz pek mümkün olmayacaktır. Hangi spor branşı olursa olsun, bir spor branşının ülke geneline yayılmasını sağlayamadığımız müddetçe gerçek başarıyı yakalayamayacağımız da bir gerçektir. Ülke basketbolumuz adına baktığımızda özellikle terörden en çok etkilenen coğrafî bölgelerimizin, diğer coğrafî bölgelerimize göre birçok alanda ülke ortalamasının gerisinde kaldığını görüyoruz.

 

2024-2025 sezonunda erkekler kategorisnde 4 (BSL: Türkiye Sigorta Erkekler Basketbol Süper Ligi, TBL: Türkiye Sigorta Erkekler Basketbol Ligi, TB2L: Türkiye Basketbol 2. Ligi ve EBBL: Erkekler Bölgesel Basketbol Ligi), kadınlar kategorisinde ise 3 (KBSL: ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi, TKBL: Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi ve KBBL: Kadınlar Bölgesel Basketbol Ligi) olmak üzere toplamda 7 lig organizasyonunda yer alan takımlarımıza baktığımızda erkekler kategorisinde 93 ve kadınlar kategorisinde ise 52 olmak üzere toplam 145 takımın katılım gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu 145 takımın 66’sı Marmara Bölgesi’nde yer alan illerimizin takımları ve toplam takım sayısının yüzde 45,52’sine karşılık gelmektedir.  Nüfus olarak baktığımızda İç Anadolu, Ege, Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerimizin basketbol liglerinde yer alan takım sayısının genel takım sayısına oranında hemen hemen benzerlikler görülmektedir. Buna karşılık, Türkiye nüfusunun yüzde 11,08’ine karşılık gelen nüfusa sahip olan Güneydoğu Anadolu Bölgemizde sadece 2 takımın basketbol liglerimizde temsil edildiğini görüyoruz. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan takım sayısı, liglerimizde yer alan takım sayısının ancak ve ancak yüzde 1,38’ine karşılık gelmektedir. Daha üzücü olanı ise, ülke nüfusumuzun yüzde 6,93’ünü sahip olan Doğu Anadolu Bölgemizden hiçbir takımın basketbol liglerinde yer almıyor olmasıdır.


Ayrıca bu sezon basketbol liglerimizde sadece 37 ilimizden takımların yer aldığını görüyoruz. Bu sezon basketbol liglerimizde 44 ilimizden maalesef hiçbir takımımız yer almamış! Basketbol liglerimizde yer alan kulüp takımlarımızın sayılarına baktığımızda, basketbolumuzun gerek illere gerekse de coğrafî bölgelere göre temsilî ve dağılımı adına, tabana yayılım sağlanamadığını üzülerek görüyoruz. Neredeyse ülke nüfusumuzun yarısından çoğuna, basketbol adına ulaşılamadığı da açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.


2023-2024 sezonunda Marmara Bölgesi’ndeki antrenör sayısı yüzdesinin (yüzde 39,49), Ege Bölgesi hariç diğer bölgelerimizin toplamı kadar olduğu görülüyor. Bunun bir benzeri sporcu sayısı için de geçerli. Ülke basketbolumuzda bölgeler arasında yaşanan bu uçurum giderilmedikçe, basketbolumuzun niteliksel gelişiminden de söz etmemiz abesle iştigal olacaktır.


TBF resmî web sayfasında “İllere Göre Basketbol’un Temel Unsurları” bölümünde yer alan 2023-2024 sezonu verilerine göre (TBF nedense 2024-2025 sezonu verilerinde henüz antrenör sayılarını yayımlamadı!) vizeli antrenör sayısı en az olan iller şu şekilde sıralanıyor: Kilis (0), Muş (0), Ardahan (1), Artvin (1), Bayburt (1), Gümüşhane (1), Karabük (1), Kars (1), Yozgat (1), Ağrı (2), Aksaray (2), Bingöl (2), Bitlis (2), Hakkari (2) ve Nevşehir (2)… Görüldüğü gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerimiz, en az sayıda basketbol antrenörüne sahip iller sıralamasında da ön sıralarda yer almaktalar.


Lisanslı basketbolcu sayısına baktığımızda tıpkı antrenör sayısında olduğu gibi bir tabloyla karşılaşıyoruz. Ülke genelindeki antrenör kartını vizeletmiş olan antrenör sayısına göre yüzdeye vurduğumuzda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki antrenör sayısı yüzde 3,82’ye karşılık gelirken, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki antrenör sayısı ise ancak yüzde 1,90’a karşılık gelmektedir. Bununla doğru orantılı olarak, lisanslı oyuncu sayısı bakımından da bu iki bölgemiz ülke ortalamasının bir hayli gerisinde kalmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki lisanslı basketbolcu sayısı yüzde 7,96 iken, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki lisanslı basketbolcu sayısı ise yüzde 3,42 gibi çok düşük seviyededir.


Tabandan tavana doğru gidişat kötü!


Ülke basketbolumuzdaki liglere katılım gerçekleştiren kulüp takımı sayılarını, lisanslı basketbolcu sayılarını ve antrenör sayılarını hem illere göre hem de coğrafî bölgelere göre detaylı bir şekilde istatistiki verilerle birlikte ortaya koyduk. Bu ortaya konan tablolar sonucunda başta niceliksel durum olmak üzere, niteliksel yönden de beklenilenin çok uzağında olduğumuzu görüyoruz. Basketbolumuz tabana yayılma başta olmak üzere, coğrafî bölgeler yönünden de sorunlu durumdayken, benzer durumun tavan olarak nitelendireceğimiz profesyonel liglerde de yaşandığını görmemiz pek de şaşırtıcı olmasa gerek. Sonuç itibariyle tavanı belirleyen tabandır. Taban sağlam olmazsa, tavanın sağlam olma durumundan söz etmemiz pek mümkün olmayacaktır.


Üzülerek söylemek zorundayım ki, ülke basketbolumuzun erkekler kategorisindeki en üst profesyonel ligi olan Türkiye Sigorta Erkekler Basketbol Süper Ligi (BSL)’ni bu sezon hem yabancı oyuncu sayısının yerli oyuncu sayısından fazla olması yönünden, hem de kendi ülke basketboluna yabancılaşma yönünden “yabancılar ligi” olarak da nitelendirmemiz pek de yanlış olmayacaktır. BSL’de bu sezon uygulanan 4+3 yabancı oyuncu kuralı sadece yabancı oyuncu sayısını arttırmadı, yerli genç oyuncuların önünü de kesti.


2024-2025 BSL normal sezonunun sonunda 16 takımımızda süre alan 277 oyuncunun 152’si yabancı, 125’i ise yerli oyuncuydu. Yerel ligimizde yerli oyuncularımızın sayısı, yabancı oyuncuların sayısından daha az, bu nasıl olabiliyor anlamakta zorluk çekiyorum! Bu durum maalesef ülke basketbol tarihimizde ilk olma özelliği de taşıyor. Yerli oyuncularımızın aldıkları süreler, salgın döneminden önce yüzde 37-38, geçen sezon ise yüzde 33,63 iken, bu sezon büyük bir düşüşle yüzde 28,02 olarak gerçekleşti. Bu da demek oluyor ki, yerli oyuncularımızın aldıkları süreler sadece 4-5 senelik süreçte yüzde 10 azalmış durumda. Oysa salgın sürecinin bizlere gösterdiği en önemli şey, kulüplerimizin sürdürülebilirlikleri adına öz kaynaklara önem vermeleri ve finansal fair-play kurallarına riayet etmeleriydi.


“Yerli” ve “millî” hassasiyet gerekiyor


Ülke basketbolumuzun niteliğinin en önemli göstergesi olan A Millî Basketbol Takımlarımız maalesef son 30 yılın en başarısız dönemini yaşamaktalar. Ayrıca ülke basketbolumuzda eskiden olduğu gibi dünya ölçeğinde sistemli bir şekilde büyük oyuncular, üst düzey hakemler ve yetiştirici antrenörler yetişmiyor. Kısacası ülke basketbolumuz değer üretmekten uzaklaştı ve tüketici ülke konumuna düştü. 


2016 yılından bu güne kadar ülke basketbolumuzu yöneten mevcut TBF yönetimi döneminde A Millî Erkek Basketbol Takımımız, FIBA Dünya sıralamasında 8’inci sıradan 27’nci sıraya, A Millî Kadın Basketbol Takımımız ise FIBA Dünya sıralamasında 7’nci sıradan 17’nci sıraya geriledi. Hiç kuşkusuz bunda gerek ülke basketbolumuzun tabana yayılmaması, oyuncu havuzunun genişlememesi, antrenör sayısının hem nitelik hem de nicelik yönünden yetersizliği, kulüplerimizin altyapıya önem vermemesi ve TBF’nin bununla ilgili gerekli önlemleri almaması, ülke basketbolumuzun öncelikler hiyerarşisinde ilk sırada olması gereken A Millî Takımlarımızın başarıları yerine başta EuroLeague kulüplerimiz olmak üzere kulüp takımlarımızın önceliklerinin gözönünde bulundurulması ve kulüp fetişizminin körüklenmesine neden olacak kararların alınması gelmektedir. Kısacası ülke basketbolumuzda yaşanan sorunların temelinde “yerli ve millî” hassasiyetin gözetilmiyor olması gelmektedir.


Dolayısıyla da hem oyuncu hem de antrenör bazında bir tek tipleşme ve belli illerin hegemonyasında kalan bir ülke basketbolumuzun oluşmasında istemeden de olsa pay sahibi olmuş olursunuz. Ayrıca, ülkemizin birçok ilinde basketbol yerel liglerinin organize edilemediği, hatta bir takım kurulması adına lisanslı oyuncuya dahi sahip olmayan illerin olduğunu üzülerek görüyoruz. Ülkemizde basketbolcu oyuncu havuzunun gün geçtikçe daralmasındaki başlıca sorununun, ülke basketbolumuzun ihtiyaç duyduğu lisanslı ve nitelikli basketbol antrenörünün olmamasından kaynaklı olduğunun ne vakit idrakine varacağız, açıkçası merakla bekliyoruz! 


Kabul etmeliyiz ki, ülke basketbolumuzun en büyük eksikliği ne tesis, ne salon, ne ekipman, ne de parasal sorunlardır. Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı’mız tarafından gerek spor federasyonlarımıza gerekse de kulüplerimize, ülke tarihimizde hiç olmadığı kadar her açıdan destekler sağlanmaktadır. Spor alanında önde gelen çoğu Avrupa ülkesinden daha nitelikli spor tesislerine, imkânlara ve finansal desteğe sahibiz. Gerek spor federasyonlarımızda gerekse de kulüplerimizde eksik olan en önemli unsur, “yerli ve millî” anlayışı pratiğe geçirecek “düşünsel derinlik”e ve”ruh”a sahip kadroların eksikliği olduğunu düşünüyorum. Eğer basketbolda da “yerli ve millî” anlayışı hayata geçirebilirsek, başta savunma sanayi olmak üzere birçok alanda olduğu gibi, ülke basketbolumuzda da değer üreten ve dünya çapında parmakla gösterilen bir ülke olmayı başarabiliriz.