Türkiye nanoteknolojiye tekrar eğilmeli

Türkiye’deki sanayilerin büyük kısmı nanoteknoloji donanımından yoksun ve ar-ge altyapısına da sahip değil. Üniversitelerde bu alanda çok sayıda bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bir dönem Sanayi Bakanlığı, nanoteknoloji alanında ciddî çalışmalar başlattı ve toplantılar yaptı. Bakan değişimiyle nanoteknoloji toplantıları da sona erdi.

NANOTEKNOLOJİ ve dijital teknoloji, son dönem sanayi devriminin iki önemli ayağıdır. Son yıllarda bu sürece biyoteknoloji de dâhil oldu. Gelinen duruma göre teknolojinin dünyada güç eksenini yönettiği gerçeği perçinleşti. Varlığını kimseye borçlu olmadan yürütmek isteyen bir ülkenin sanayi devrimi ve nanoteknolojide öncü olması ve bu alanda yatırım yapması zorunlu.

Bu tür ülkeler arasında Türkiye de vardır. Zira Türkiye özellikle son on yıldır bir kuşatma altında. Özellikle ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa, Türkiye’de her fırsatta darbe plânlamaktadır. NATO ortağımız olan ABD, darbenin omurgasını oluşturuyor. 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişimi aziz milletin basireti sayesinde püskürtüldü.

Maddî püskürtmenin yanında ekonomi, sanayi ve eğitim püskürtmenin de yaşanması gerekiyor. Ekonomik açıdan püskürtmenin olabilmesi için son sanayi devriminin başarılması elzem. Dijital teknolojide ilk beş ülke arasında olmamız gurur verici. Ancak aynı şeyleri nanoteknoloji performansı açsından söylemek biraz zor. Çünkü nanoteknoloji açısından yeteri kadar bilgi varken bölüm, program, üniversite-sanayi iş birliği ve şirket sayısı yeterli değil.

Nanoteknoloji atom ve moleküler boyutta sistemlerin birlikteliğinden oluşan bir teknoloji olduğundan, sanayide bu alanda bilgi sahibi insan yok denecek kadar az. Hâl böyle olunca, nanoteknoloji bir türlü ekonomiye katkısı bakımından ve sanayi devrimini omuzlayacak şekilde ikincil ayağın beklentilerini istenen derecede karşılayamıyor.  

Atom ve moleküler boyuttaki sistemler bir araya geldiğinde günlük hayatta karşılaştığımız alışılmış fiziksel, kimyasal, termal, optik ve elektromanyetik olaylar değişeceği için bunların çözümünün açıklanması ve yeni bir teknolojiye uyumu uzmanlık gerektirmektedir.

Türkiye’deki sanayilerin büyük kısmı nanoteknoloji donanımından yoksun ve ar-ge altyapısına da sahip değil. Üniversitelerde bu alanda çok sayıda bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bir dönem Sanayi Bakanlığı, nanoteknoloji alanında ciddî çalışmalar başlattı ve toplantılar yaptı. Bakan değişimiyle nanoteknoloji toplantıları da sona erdi.

Dijital teknolojinin İHA ve SİHA gibi ayaklarının gelişim sürecini nanoteknolojiye uygulamak için sanırım Devlet destekli ve teşvik içeren özel şirketlere iş düşecek. Özel şirketler kâr amacıyla çalıştığından, üretilen ürünün kullanışlılığı ve kazanca göre hareket edeceği gerçeği tereddüt yaşatmaktadır.

Dijital teknolojide Türkiye’nin atılım yapıp ilk beş ülke arasında yer almasında bir zorunluluk oluşmuştu. İsrail, sattığı İHA’ları tamir bile etmiyor, kendisine mecbur bırakıyordu. Sonra Türkiye İHA/SİHA üretti ve Azerbaycan’da test etti. Savaşların çehresi değişti. Aynı şeyi nanoteknoloji alanında da yapmak lâzım. Bunu yapabilmek için nanoteknolojiye olan ihtiyacın mecburiyet derecesinde olması gerekiyor. Olmaması durumunda her şey zor görünüyor.

Bilindiği üzere ABD savaş gemileri Doğu Akdeniz’de İsrail’e yardım amacıyla gidiyorlar. Bunun gibi, Fransa ve İngiltere’nin de savaş gemileri burada konuşlanmış durumda. Bu gemilerin tuzlu deniz suyunda yıllarca dururken paslanma ve çürümeye dayanıklı olmaları gerek. Tam da bu amaçla, gemilerin suyla temas ettikleri yerler nanoteknoloji ürünlerle kaplanıyor. Böylece uzun yıllar denizlerde ve okyanuslarda dolaşan savaş gemileri paslanmadan yolculuk yapabiliyor, bir kara parçasının karşısında bekleyebiliyorlar.

Bir de yolcu uçaklarından daha yavaş hareket eden ve radara yakalanmayan savaş uçakları bulunuyor. Bunlarda da benzer bir teknoloji mevcut. Hızı yolcu uçaklarından daha düşük olan bu savaş uçaklarını göremiyoruz. Çünkü tepemizde dolaşan bu uçakların yüzeyleri nanoteknoloji ürünü malzeme ile kaplı ve radara yakalanmıyorlar. Gelen elektromanyetik dalgaları soğuruyor gövdeleri.

Çok sayıda nanoteknoloji ürünün hayatın içinde yer alması zorunlu. Savunma, teknoloji ve stratejinin yanında hayat kalitesinin artmasına da nanoteknoloji ürünlerin çok katkısı olacaktır. Bu ve benzeri nedenlerden dolayı Türkiye nanoteknolojiye tekrar eğilmeli ve sanayi devriminin bu ayağını yukarı kaldırmalıdır.