CUMHURBAŞKANIMIZ Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak ziyareti, Orta Doğu’da konuşulan pek çok gerilimin tavan yaptığı bir zaman diliminde adeta bir çıkış arayışı manzarası veriyor.
Bu çıkış arayışı Türkiye için değil, Irak’tan başlayarak bütün Maveraünnehir bölgesi için geçerli. Zira çıkış Türkiye’de aranıyor.
11 Eylül sonrasındaki Irak işgalinin ardından ABD’nin sözde Şiiler üzerinden İran’ın tahakkümüne devrettiği Irak’ta, Erdoğan’ın ziyaretinden sadece birkaç gün önce Irak ordusu İran menşeli terör örgütü Haşdi Şabi’yi vurma irade ve kudreti gösteriyorsa, bahsettiğimiz çıkış arayışı kararlılık gösteriyor demektir.
Gazze’deki soykırımı tüm dünyanın lânetlediği bir dönemde Şam’daki İran Konsolosluğunu vuran İsrail’in İran ile karşılıklı danışıklı cilveleşmesi, pardon vuruşması, dünyanın gündeminden Gazze’yi çıkarmaya yönelik aşağılık bir senaryo olarak işliyorken, HAMAS liderliğinin İstanbul’da Türk Devleti ile buluşması, Siyonist İsrail rejimini çok yüksek bir oranda bunalttı ve sinirlerini oldukça gerdi. Sözde Dışişleri Bakanını çemkirten buluşma asla bir gösteri mahiyeti taşımıyor zira. Çok ama çok değerli, çok hacimli bir organizasyon.
Ve Irak, İran’ın yıllardır Azerbaycan ile kendisini baypas eden ve hatta yoksulluğa mahkûm eden varlığını, Erbil yönetimi ile de bütünleşerek Türkiye’ye havale etmek istiyor.
Türkiye’nin öncelikle Irak’ın su problemini çözmesi, Ovaköy Sınır Kapısı ile Irak’ı dünya ticaretine entegre etmesi ve Irak’ın enerji zenginliğini sömürgeci şirketler üzerinden değil doğrudan dünyaya ihraç etmesini sağlayıcı programlar geliştirmesini bekleyen bir komşumuz var artık.
PKK ve YPG’yi terör örgütü olarak tanımlayarak komşusu Türkiye’ye zarar vermeye çalışan bu örgüt için Irak topraklarını bir fırlatma rampası olmaktan çıkaracaklarını belirten bir Irak yönetimi var artık.
Millî Savunma Bakanımız Orgeneral Yaşar Güler’in yaz aylarına yakın başlayacak harekât silsilesi hakkındaki programı açıklamasından bu yana aslında bu Irak ziyaretini bekliyorduk. Sonunda gerçekleşti.
Erbil’de açılan Türk bayrakları, 2018’deki referandum iştahı hiç yaşanmamış gibi bir hava estirdi. Bağdat’ta Sayın Erdoğan’ı evlerinin balkonlarından Irak ve Türk bayraklarını dalgalandırarak karşılayan Iraklılar, Irak’ın içinde bulunduğu sinir harbinden kurtulmak istediğini kanıtı adeta.
Bu açıdan bakıldığında mesele dönüp dolaşıp Türkiye’deki mental dönüşüme geliyor. Irak, Azerbaycan, Libya, hatta Suriye ve Mısır çıkış koridoru olarak Türkiye’yi görürken, Türkiye’nin çıkışını engelleyici bürokrasi, ajan ve casus organizasyonlarından arınması en öncelikli şart.
Görünürdeki temizliğe başlangıç tarihi Mayıs sonu. Bize göre bu bile geç. Ama ne yapalım, yüzdük yüzdük, kuyruğuna geldik…



