BU ay Sayın Tayfur Urgenç’in “Türk Milliyetçiliği Bağlamında Bir Mütefekkir ve Devlet Adamı Olarak Mehmet Emin Yurdakul” (Berikan Yayınevi, Ankara, 2023) isimli inceleme eserini değerlendireceğim.
“Türklerin son uyanma çağının tarihini yazacak tarihçi bu ad üzerinde mutlaka duracaktır: Mehmet Emin!”
Fuat Köprülü’nün bu ifadesiyle söze başlayan Urgenç, kitabının önsözünde 19’uncu yüzyıl Osmanlısının genel bir çerçevesini çizmiştir. Yüzlerce yıllık gösterişli bir tarihe sahip olan Türkler, bu asırda büyük yenilgiler yaşar ve neticesinde birçok kayıp verir. Yaşanan kayıplar gerek halk ve gerekse mütefekkirleri derinden sarsar. Bu kötü gidişatın önüne geçmek için gözyaşı dökmekten fazlası lazımdır. Görev açıktır ve mesuliyeti Türk’ün öz evlatlarına yüklenmiştir. Halkı uyandırmak, ayağa kaldırmak ve milli şuura hayat vermek için edebiyat ve dilbilim alanlarında çalışma yapan Türk aydınları, “Vazife kutsaldır” bilinciyle hareket etmiş ve büyük bir etkiye sahip olmuşlardır.
Ortada içler acısı bir tablo vardır. Ne Osmanlıcılık, ne İslâmcılık, ne de diğer fikir akımları bu tablo için çözüm getirebilmiştir. Yapılacak tek şey vardır: Köklerimize, özümüze dönmek ve kurtuluşu kendi mazimizde aramak. Bunun için yol göstericilik vazifesi yüklenen ise Türkçülük anlayışıdır. Bu anlayış, hem içeride olan ayrılıkçı kesimle, hem de Batı dünyası ile mücadele etmek zorundadır. Türk milliyetçiliği fikrinin hayata geçirilebilmesi için Türk Ocağı kurulmuş ve Türk Yurdu dergisinin desteği alınmıştır.
Dönemin önemli edebi kişiliği olan Yurdakul, devlet, fikir ve aksiyon adamıdır. Fikrî altyapının oluşturulmasında ve hayata geçirilmesinde önemli katkıları olmuştur. Sesi, rengi, duruşuyla “Millî Şair” unvanına lâyık görülmüştür. Türk olmaktan gurur duymuş ve korkusuzca bu vakarını dile getirmiştir: “Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur;/ Sinem, özüm ateş ile doludur./ İnsan olan vatanının kuludur./ Türk evladı evde durmaz giderim.”
Çocukları Metehan ve Bilge Elmira’ya ithaf ettiği eseri, yazarın yüksek lisans tez çalışmasıdır. Urgenç, mevzuu 5 bölümde kaleme almıştır. Giriş bölümünün ardından gelen birinci bölümde “millet, ümmet, milliyetçilik kavramlarının ortaya çıkışı, Osmanlı’da 19’uncu ve 20’nci yüzyılda millet ve milliyetçilik fikrinin doğuşu, Osmanlı’yı çöküşten kurtarma çabaları neticesinde ortaya atılan fikir akımları ve etkilerini” irdelemiştir.
Yazarın bakış açısıyla bu bölüme kısaca değinecek olursak şunları söyleyebiliriz: ilk olarak 19 ve 20’nci yüzyılda Osmanlı’da millet ve milliyetçilik fikirleri üzerinde durmuştur. Fransız İhtilâli neticesinde ortaya çıkan milliyetçilik fikri tüm dünyada olduğu gibi kısa sürede Osmanlı’da da etkisini göstermiştir. Hıristiyan unsurlarda filiz veren bu akım, daha sonra diğer grupları da etkisi altına almış ve neticede Osmanlı aydınlarında da karşılık bulmuştur. Fakat bu karşılık, geç gelen bir karşılıktır. Yıkılmak üzere olan bir imparatorluğu ondan başka kurtarabilecek bir güç yoktur.
Yazar, birinci bölümün ikinci kısmında İkinci Meşrutiyet dönemindeki milliyetçilik anlayışını ve etkilerini gözler önüne serer. Ardından millet ve ümmet kavramlarına açıklık getirir. Osmanlıcılık, İslâmcılık, Türkçülük, Batıcılık gibi düşünce hareketlerini ele alıp genel çerçevelerini çizen Urgenç, bu bölümü “Millî Mücadele Döneminde Milliyetçilik” başlığıyla sonlandırır.
Çalışmanın ikinci bölümünde bir mütefekkir ve devlet adamı olarak Mehmet Emin Yurdakul karşılar bizi. Yazar, burada edibin hayatını farklı yönleriyle işlemiştir. Öncelikle yetiştiği çevre ve hayatını çeşitli kaynaklardan yaptığı alıntılarla ve özgün ifadeleriyle okuyucuya sunmuştur. Devamında devlet adamlığı ve siyâsî hayatını açıklığa kavuşturmuştur. Bölüm sonunda ise Yurdakul’un vefatı ve bu ayrılışın yansımalarını ortaya koyarak okuyucuya her yönüyle mütefekkiri tanıma fırsatı vermiştir.
İkinci bölümün bir tamamlayıcısı niteliğinde olan üçüncü bölümde Mehmet Emin Yurdakul’un fikir, edebiyat ve sanat hayatını kaleme alan yazar, Türk milliyetçiliğinin oluşması ve katkılarını ilk elden kaynaklarla sunmaya özen göstermiştir. Bu bölümü altı alt başlıkta ele almıştır. Fikir hayatı ve sanatını açıklığa kavuşturduktan sonra Türkçülük-Milliyetçilik akımındaki yeri ve tanışmasını, ardından Türk edebiyatındaki yeri ve edebî kişiliğini, devamında ahlâk ve kültür üzerine düşüncelerini, bunu takiben Mehmet Emin’in “Büyük” olarak nitelendirilmesinin gerekçelerini verip bölümü ona yönelik eleştirilerle tamamlamıştır.
Canlar ölür fakat fikirler, eserler ebedîdir. Düşünceleri, eserleri, tarihe ve günümüze katkı ve etkilerinden dolayı ölümsüz olan isimlerden biridir Mehmet Emin Yurdakul. Bu çalışmada da konuya aynı bakış açısıyla yaklaşılmış olmalı ki, yazar, dördüncü bölümde edibin Türk siyâsî ve kültürel hayatına etkilerini incelemiştir. Bu etkileri üç alt bölümde ele almayı tercih etmiştir. Türk Ocağı ile Türk Yurdu dergisindeki faaliyetleri hakkındaki bilgilendirmenin ardından Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü ortaya koymuş ve üçüncü kısımda Mustafa Kemal Atatürk ile olan iletişim ve etkileşiminden örnekler sunmuştur.
Yurdakul üretken bir yazardır. Pek çok türde ve konuda eser kaleme almıştır. Eserler ve işlenen konular, elbette bir yazarın aynası mahiyetindedir. Onu en iyi ve doğru tanıtan da ürünleridir. Sayın Urgenç, kitabının beşinci bölümünü Mehmet Emin Yurdakul’un eserlerinin kısa tanıtımına ve işlediği konulara ayırmıştır. İki alt başlıktan oluşan bölümün ilk kısmında eserlerini, düzyazıları ve şiir kitapları kategorilerinde değerlendirmiştir. İkinci kısımda ise işlediği konuları yaptığı alıntılarla ve örneklerle okuyucuların dikkatine sunmuştur.
Kitabın ek kısmında, Mehmet Emin Yurdakul’un Sultan Ahmed Mitingi’nde yaptığı konuşma yer almaktadır. Ayrıca Türk milliyetçiliği fikrini şiirleri ile neşrettiği önemli eserlerinden örnekleri de bu kısımda görmek mümkündür.
Âlimin önemli vazifelerinden biri ilmi öğrenmekse, diğeri de edindiği bu ilmi kalemiyle, kelâmıyla, fikriyle, zikriyle yaymaktır. Aksi hâlde ilminin zekâtını vermemiş kabul edilir ki bu da istendik bir durum değildir. Kelâmına yüklenen bu sorumluluğu, kalemiyle en güzel şekilde dile getiren, kıymetli bir esere can ve kan veren, bir mütefekkirin ve kıymetli bir devlet adamının farklı yönlerine ışık tutarak onun tarihin sayfalarında unutulmasına rıza göstermeyen kıymetli hocam Sayın Tayfur Urgenç’e bu dürr-i yekta münasebetiyle teşekkür ediyor; ilminin daim, kaleminin kuvvetli, kelâmının kudretli olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.



