Tüketim kültürü ve israf

İsraf davranışı, sonuçları itibariyle sıradan bir eylem değildir. İsraf edilen her bir kaynak, her bir harcama ve her bir iş, yalnızca bugünü değil, sonuçları itibariyle yarınları da tehdit etmektedir.

İNSANOĞLU yaşamın doğal akışı gereği devamlı olarak bir tüketim faaliyeti içerisinde yer alır. Bu tüketim faaliyeti bir yandan yeme içme, barınma ve güvenlik gibi temel gereksinimlerin karşılanmasını sağlarken, diğer yandan bireyin çeşitli istek ve arzularını gerçekleştirmesinde rol oynar.

Özünde bir ürün ve/veya hizmetin çeşitli ihtiyaçlar doğrultusunda satın alınması, kullanılması veya yok edilmesi anlamına gelen tüketim birçok kavram gibi zaman içerisinde değişikliğe uğramıştır. Geleneksel fonksiyonundan ziyade sosyal, kültürel ve psikolojik boyutuyla ön plâna çıkan tüketim, bugün artık salt fiziksel ihtiyaçları karşılamanın ötesinde duygusal tatmin, kimlik, saygınlık, prestij ve statü gibi olgularla birlikte anılan bir kavram hâlini almıştır.

Zaman içerisinde tüketime atfedilen anlamların farklılaşması bir tüketim toplumu yapısını da beraberinde getirmiştir. Bu yapının en önemli özelliğini tüketimin toplumsal yaşamda temel bir amaç hâlini alması oluşturur. Kanaat, yetinme ve tasarruf gibi davranışların giderek önemini yitirdiği yapı içerisinde hemen hemen her şey tüketimin konusu olarak değerlendirilir ve tüketim nesneleri fiziksel özellik ve işlevlerinin yanında sembolik değerleri ve katkılarıyla anlam kazanır.

Tüketim toplumunda bireyler boş zamanlarını değerlendirmek için daha fazla harcama yapar ve kimliklerini üretim ve işlerinden çok, boş zamanlarında yaptıkları tüketici etkinliklerinden kazanırlar. Bunun yanı sıra bir yaşam tarzı geliştirme, belirli bir ürünü satın alma, belli markaların müşterisi olma toplumsal konum üzerinde belirleyici bir faktör olarak yer alır.[i]

Günümüz toplumlarında bireyler tükettikleri ürün ve/veya hizmetlerle kendi varlığını tanımlar hâle gelmiştir. Bununla birlikte tüketimin bir kültür formuna dönüştüğü de görülmektedir. Tüketim kültürü olarak adlandırılan bu olgu, bir anlamıyla toplumlarda yer alan tüketim geleneğini ifade eder.[ii]

Tüketim kültürünün diğer bir anlamı ise küresel ölçekte tüketimi yönlendiren egemen kültür yapısı olması şeklindedir. Tüketim kültürü bugün bireyin değerlerini, beğenilerini ve yaşam tarzını yönlendiren bir kavrama karşılık gelmektedir. Bu kültür yapısı içerisinde tüketiciler bir haz, tatmin ve kimlik arayışı doğrultusunda tercihlerini belirler. Ürün ve/veya hizmetler birey için aynı zamanda bir statü göstergesi oluşturur. Bu süreçte sosyal medyanın aracı rolü oldukça önemlidir.

Sosyal medya kitlelere belli bir moda, belli bir düşünce eğilimi ya da belli bir yaşam tarzının sunulduğu en etkili mecraların başında gelir. Sosyal medya aracılığıyla muazzam bir hız ve kolaylıkla kitlelere ulaşan kültür ögeleri nasıl olduğunu bile anlamadan fikir düzeyinden eylem düzeyine geçebilir. Bu noktada, özellikle genç dimağların oldukça etkilendiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Tüketim kültürü içerisinde bireyin tükettikçe mutlu olan bir yapıda olması, sistemin devamlılığı açısından önemlidir. Çünkü ürün ve/veya hizmet üretimindeki artış büyük ölçüde tüketimin sürekliliğine bağlıdır. Gerek iş yaşamında, gerek gündelik hayatta çeşitli sorunlarla kendini mutsuz hisseden birey için tüketim, bir mutluluk seçeneği olarak konumlanmıştır. Birey yalnızca statü ve kimlik sağlamanın dışında, aynı zamanda mutlu hissetmek için de tüketmektedir. Dolayısıyla tüketim kültüründe tüketim eylemi mutlulukla eşleştirilmiştir. Ancak sanıldığının aksine burada bahsi geçen tüketim, eylemsel olarak kısa süreli bir mutluluk sağlasa bile uzun vadede bireyi bir iç huzursuzluğuna sevk etme potansiyeli taşır.

İsraf

Tüketim kültürüyle birlikte aşırı tüketim olgusu gündelik hayat içerisinde sıradan bir eylem hâlini almış durumdadır. Oysa bu anlayış gerek ekonomik, gerek zamansal, gerekse çevresel birçok anlamda israf davranışını da körüklemektedir. İsraf, kısaca kaynakların kullanımında ölçünün aşılmasına ilişkin kullanılan bir kavramdır. Sözlük anlamına bakıldığında “haddi aşma, hata, cehalet, gaflet” gibi anlamlara gelen “seref” kökünden türetilmiştir ve genel olarak inanç, söz ve davranışta din, akıl veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmayı, özellikle mal veya imkânları meşru olmayan amaçlar için saçıp savurmayı ifade etmektedir.[iii]

İsraf bugün küresel çapta bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle su, gıda ve doğal kaynaklar gibi birçok alanda ortaya çıkan israf gerçeği bugün ve gelecekte ekolojik dengenin bozulmasının en önemli nedenlerinin başında gelmektedir. Örneğin ikâmesi olmayan bir kaynak olarak su, önemli israf alanlarından biri olarak yer alır. Özellikle “son 20 yıl içerisinde artan dünya nüfusuyla birlikte yükselen su talebi küresel bir su krizini” ülkelerin gündemine taşımıştır. Bu noktada “dünya nüfusunun 9’uncu yüzyıla oranla beş kat artmasına rağmen su kaynaklarının kullanımının artışının on kat olması” dikkat çekicidir. Ülkemizin ise “2030 yılı itibariyle 100 milyona ulaşacak nüfusuyla su sıkıntısı çeken bir ülke” konumuna geleceği öngörülmektedir. Bu doğrultuda gerek tüketicinin bilinçlendirilmesi, gerek su tüketimini en aza indirecek ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi oldukça önem arz eder. Diğer yandan gıda israfı da tüketim kültürüyle birlikte artan bir sorun olarak dikkat çekmektedir.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) 2021 Gıda İsrafı Endeksi raporuna göre, dünya genelinde her yıl 931 milyon ton gıdanın israf edildiği görülmektedir. Rapora göre, ülkemizde bu rakam her yıl 7,7 milyon ton üzeri şeklindedir. Yine ülkemizde her yıl kişi başı 93 kilogram yiyecek çöpe atılmaktadır. Ülkemizin kişi başına en çok gıda israfı sıralamasında 10 ülke arasında 3’üncü sırada yer alması üzücü bir gerçek olarak yer alır.[iv]

Sözün özü, tüketim tarihsel süreçte tüm canlılar için kaçınılmaz bir eylemdir. Ancak zamanla yaşam döngüsü içinde merkeze konumlanması, tüketimi maddî olmanın yanında bir manevî tatmin unsuru hâline getirmiştir. Modern dönemlerden günümüze bir anlam dönüşümü içerisine giren tüketim eylemi, bugün artık küresel bir kültür hâlini alarak tüketim kültürü ifadesiyle kavramsallaşmış durumdadır.

Tüketim kültürü en genel ifadesiyle tüketim olgusunun hüküm sürdüğü bir sistemi tanımlar. Bu sistem içinde yer alan yaşam pratiklerinde nesneler (meta) ön plândadır. Gerek ürün ve hizmetler, gerek bireyin kendisi, gerekse toplum ve kültürel yapılar bakımından hemen hemen her şey tüketimin bir parçasını oluşturur. Haz ve tatmin odaklı bir anlayış çerçevesinde şekillenen sistemin aşırı tüketime neden olması ise sosyal, çevresel ve ekonomik sorunlara yol açmaktadır. Bu durum kaynak kullanımında da israf davranışının önemli bir sebebidir.

İsraf davranışı, sonuçları itibariyle sıradan bir eylem değildir. İsraf edilen her bir kaynak, her bir harcama ve her bir iş, yalnızca bugünü değil, sonuçları itibariyle yarınları da tehdit etmektedir.

 



[i] Kırdağ, Y. (2012). Post Modern Pazarlama ve Tüketim Kültürü.

[ii] Odabaşı Y. (2014). Postmodern Pazarlama, İstanbul: Mediacat

Yayınları.

[iii] https://islamansiklopedisi.org.tr/israf