ÜLKE ve dünya gündemi sürekli değişiyor. Hızlı bir değişim var ve bazı gelişmeleri takip etmek gerçekten zor…
Bir yandan terörsüz Türkiye için sevinirken diğer yandan açlıktan ölümlerin arttığı Gazze’miz için yüreğimiz yanıyor. Süre gelen savaşlar devam ederken 12 günlük bir Iran-İsrail Savaşı yaşadık. Yolsuzluk ve belediyelerle ilgili davalar devam ederken orman yangınları yürekleri dağladı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Devlet her bir durumu ayrı ayrı ele almayı ve biri olurken diğerini geride bırakmamayı başardı.
Ülkemizin en büyük ve en karışık sorunlarının başında kuşkusuz terör meselesi gelir. Kırk yılı aşkın süredir ülkemizin güneydoğusuna karanlık bir devir yaşatan terörün bir isyan veya hak arayışı ile ortaya çıkmadığını artık herkes biliyor. Ülkemizin kaynaklarını sömüren, Türk, Kürt demeden askere, polise, öğretmene, doktora kurşun sıkan yapı hep düşmanlarımız tarafından desteklendi. Türkiye için büyük bir pranga olan terör meselesi uzun süren saha çalışmaları ve hareket kabiliyetinin kalmaması neticesinde bir karar almaya zorlandı. Silahlı kuvvetlerimizin ve devletimizin sabırla, doğru zamanda doğru adımlar atmasıyla terör ve terörle iltisaklı güçler büyük darbeler yedi.
Ülkenin parlak geleceği, gençlerinin gelişimi, huzur ikliminde kardeşliğin pekiştirilmesi amacıyla siyâsî arenada dillendirilen çağrılar ülkemiz için bir kırılma noktası oldu. Beklenmedik bir zamanda beklenmedik bir siyâsî liderden yapılan çağrıyla terörün artık bitmesi ve ülkenin huzur ikliminin bütünlüğe kavuşturulması gerekliliği gündeme oturdu. Güçlü bir siyâsî destekle, yine doğru adımlarla bugün “Terörsüz Türkiye” sloganı hayata geçmeye başladı.
Ülke kaynaklarının yıllara oranla en büyük harcama dilimini oluşturan terörle mücadele kimi yıllarda bütçenin yüzde otuzuna tekabül etmiştir. En kaba hesapla bile devasa bir parasal kaynaktan bahsedildiği aşikâr. Güneydoğu Anadolu bölgemizin gelişimine, turizmine, çocukların eğitimine, halkın güven ve huzuruna yıllarca engel olan, ket vuran terör planlı ve programlı çalışmalarla nihayet ülke gündeminden düşecek. Kendini feshetme kararı alan örgüt artık silah bırakıyor. Yıllarca evlat nöbeti tutan anaların dileği kabul oluyor ve inşallah her biri evlatlarına kavuşacak. Silah seslerinin duyulduğu dağlarda rafting, doğa yürüyüşleri, tabiat gezileri tarihî mekânlara planlanan geziler gibi etkinlikler çoktan başlamıştı ama şimdi artık turist çekmeye de başladı. Oluk oluk akıttığımız kaynaklarımızı artık terörle mücadeleye harcamayacak aksine bölgemizin turizmini geliştirecek, sanayi ve zirai değişimlerle bölgeyi hem ülkemiz hem bölge halkı için kazanç kapısına çevireceğiz. Ama en önemlisi gencecik fidanlarımız, geleceğimiz olan gençlerimiz bir kurşun ile toprağa düşmeyecek. “İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın” düsturunu ceddimiz bize miras bırakmıştı. Şimdi bu düstur ile hareket edilerek varılan nokta inşallah selamet olacak.
Başlayan süreç yani terörün tasfiyesi gerek Silahlı Kuvvetlerimiz, Millî İstihbarat Teşkilatımız ve Hükümetimizce adım adım takip ediliyor. O süreçlerin akamete uğratılmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Buna karşın sürecin bitip yeniden silahların patlamasını isteyen iç ve dış mihraklar boş durmayacak, sürekli fitne pompalamaya devam edecekler. Onlar ne derlerse desinler, Anadolu irfanı denilen asırları aşıp gelen ağır başlılık, soğukkanlılık, aklıselim olma huyu bu sürecin selametine en büyük desteği vermektedir. Öte yandan en başından beri milletine güvenen liderin halkıyla hemhal oluşu, ihtiyaç hissettiğinde halkının yanında olacağını bilmesi ve halkın da lidere güvenmesi birçok planı boşa çıkarmaktadır. Halkın gücünden başka bir güç tanımadım, diyerek başladığı cümlelerinden sonra sokaklara dökülen milyonlar nasıl ki o gece elinde silah olanları durdurup Devletine kol kanat gerdiyse, bugün de halkın desteği ile inşallah Devletin başına örülmüş olan en karmaşık ve karanlık tuzağı ortadan kaldıracaktır.
Terör, ülkemiz için kurulmuş bir tuzaktı. Bu tuzak sayesinde ayaklarımıza prangalar takmayı başarmışlardı. Şimdi sökülüp atılan o prangalar daha özgür, gelişmiş ve huzurlu bir geleceğe adım atmamızı sağlayacak. Terör artık ülkemiz için kapanmış bir sayfa olacak. Terörle pazarlık yapıldı, diyerek başlayan cümlelerin halkın dimağında karşılığı yoktur. Halk ülkenin geleceğine bakar, halk Devletin birliğine, dirliğine, huzuruna bakar. Ve bunlar eğer konuşularak olacaksa neden bazı cümlelere takılı kalalım? Elbette bu uğurda verdiğimiz binlerce şehidimizin ruhlarını sızlatmayacağız ama o şehitler, bu bela yok olsun canlarını verdiler. O nedenle şehitlerimizi bahane edenlere de kulak asmamak gerektiğine inanıyorum...



