TEKNOFEST Kıbrıs’ta oradaydık. İlk defa Teknofest’in yurtdışı organizasyonuna katıldık. Katılmakla çok şey gözlemledik, öğrendik, faydalandık. Kıbrıs halkını gözlemledik… Siyâsîleri, bürokratları ve iş insanlarını gözlemledik, onlarla sohbetler ettik. Türkiye’den gelen katılımcılar, rektörler, siyasiler, bürokratlar ve mucitlerle de sohbet ettik. Gözlemlerimiz, sohbetlerimiz öyle bir ilham verdi ki “Kesinlikle Teknofest Almanya olmalı” dedik ve girişimlerde bulunmaya başladık. Nasıl bir ilhamdı da “Teknofest Almanya” fikri aklımıza geldi?
Kıbrıs halkı Türkiye’nin bir şehrindeki gibi sosyokültürel yapıya sahip değil. Doğal olarak kendi bulunduğu corafyanın, iletişimde olduğu başka toplumlarla veya milletlerle ilişkilerinin, tarihî hadiselerinin getirdiği sıradışı bir sosyokültüre sahip. Kafamdaki soru şu: “Bizim üsrettiğimiz eserler yaklaşımıyla Türkiye’deki insanlarda şiddetli motivasyona yol açması acaba Kıbrıs’ta neye yol açacak?” Çok şaşırtıcıydı. “Bizim birlikte hareket ettiğimiz ülkenin yani bizim, hepimizin ortak başarısı…” Duyguları gözlemledik. Özellikle güneydeki Rum toplumuna karşı psikolojik bir üstünlük yakalamışlardı. Bunlardan dolayı Türkiye ile hem gurur duyuyorlar, hem de birlikte olmanın kıvancını taşıyorlardı. 10 kilometereden fazla yol yürüyerek Teknofest alanına gelenlere şahit olduk. Çok yakın zamanda Teknofest, ürettiği fikir, proje ve prototip ürünlerle Kıbrıs’tan katılacakların sayısının da çok olacağını sanıyorum. İyi de, buradan Almanya’ya nasıl geçiş yaptık?!
Kuzey Kıbrıs’ın nüfusu 500 bin civarı. Almanya’da yaşayan 3,5 milyon insanımız var. Pergelin bir ucunu Almanya’ya koyduğunuzda karayoluyla 5 saatlik mesafede hem Türkleri, hem de Müslümanları hesaba katarsanız toplam 10 milyonu geçer bile. Dolayısıyla ziyaretçi sayısında sorunumuz yok. Onların da Türkiye ile yani kendilerini ilişkilendirdikleri ülkeyle iftihar etmeleri hakları. Bu duyguyu onlara yaşatmak, borcumuzdur. Ayrıca, onların da bu şekilde fikir, proje ve ürün geliştirmelerine vesile olmak, insanlık yararınadır. Bunu sakınmaya hakkımız yok. Bunlar gibi pek çok sebep veya gerekçe söyleyebilirsiniz ve bunların hepsi de haklı olur. Peki, Almanya istemez mi?
“Amanya bunu istemez” diyenlerin sayısı hiç de az değil. Genelde de “Türkiye’nin başarısını gösterecek, işine yarayacak hiç bir şeyi göstermek istemez” kanaati var. Buna şöyle itiraz ediyorum: Eğer öyle olsa Almanya fuarlar ülkesi ve Türkiye’den de pek çok ürün sergileniyor, ona neden izin veriyorlar? Tabii şu tür olaylar da oldu: Türkiye’deki protez üreticilerinin bazı ürünleri Almanlarınkinden kat kat daha üstün. Kendi pazarlarından olmamak için onların sergilenmesine izin vermediler, üstelik illegal bir şekilde engellediler. Ama bizimkiler şu anda Almanlar’dan daha çok satış yapabiliyorlar ve onların pazarlarına da girmeye başladılar. Hani bir söz vardır, “Aydınlık bir ortamda gözünü kapatan ancak kendine karanlık eder” diye… Ne yani, onlar görmek istemedi diye bizim ürünlerimiz kötü mü oldu, müşteri mi bulamadı? Teknofest’te gözlerini kapatmalalarının çare olmadığını aksine bunları görüp Türkiye ile rekabete girmeleri gerektiğini ve bunun için Teknofest Almanya’nın bir motivasyon olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda ciddi para da kazanılır. Üstüne üstlük “Fuarlarımız herkese açıktır”anlayışını ispatlamış olurlar. Belki de en önemlisi şu: ABD, Avrupa’nın savunmasından çekilmek isteğini, niyetini veya belki de şantajını bildirdi. Türkiye, Avrupa için harika bir seçenek. Teknofest de harika bir savunma yaklaşımı. Al sana mis gibi bir fırsat… Buyursun, Türkiye bütün savunma maharetini sergilesin. Ataklara zeybek oynatsın, Gökbeylere kuş avlatsın, Kızılelmalara serenat yaptırsın. Bu arada sihalar da kol uçuşlarıyla efelik taslasınlar. Türk Yıldızlarını söylemiyorum bile. Onlar ne yapacağını çok iyi bilir…
Önceki dönemlerde Türk-Alman Dostluk Grubu Başkanımızla konuştuk. Kendisi Alman parlamenterlerle konuşacak. Türkiye’deki bu konuda en üst düzey yetkili siyâsî ile kendim konuştum. Kendisi de istiyor. (İsimlerini, kendilerinin iznini almadığım için veremiyorum.) Hatta Almanya Şansölyelerinden Angele Merkel veya Schruder gibi kişilerden danışmanlık da alınabilir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bunu kafaya koyarsa kesin yapar.
Netice-yi kelâm… Bizler her organizasyonumuzu, yazılımımızı, ürünümüzü dünyayı dikkate alarak yapmalıyız. Daha önceleri de yazdık. Türkiye’nin bu vakitten sonra küçük düşünme şansı ve imkânı yok. Mecburen büyük olmak zorundasınız. “Küçük olacağım, şöyle kenara oturup biraz soluklanayım” dediğiniz anda siz daha oturmadan üstünüze çullanırlar ve kurbanlık danayı kesmek için yatırıp kıpırdatmadıkları gibi size de öyle yaparlar. Ne yapıp edip “Teknofest Almanya”yı realize etmeliyiz. Gelecek sene olacağına inanıyorum. Ancak ay ve gününü bilemediğim için uçak biletimi henüz alamıyorum…



