Tanımlanamayan çağın en güçlü silahı

Medya, idealize ettiği yaşamları, sunduğu örnek yaşam biçimleri ve ideal ilişki biçimleri ile gençlerimizi, bir başka deyişle geleceğimizi inşâ eder. Tüm bunların yanı sıra medya, kendi kültürel ögelerinin kendi dışındaki toplumlara ulaştırma, kendi dışındaki ülkelerdeki kamuoyunu etkileme ve kendi toplumu dışındaki toplumlarda faaliyet gösteren lobilere destek olma, hattâ bizzat lobicilik yapma noktasında da çok önemli işlevlere sahiptir.

DEVLET-i Âliyye-i Osmâniyye’nin İslâm’ın hem siyâsî, hem de dinî önderliğini tam olarak elde etmesi, cihan sultanı Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethetmesinden sonra olmuştur. Yavuz Sultan Selim Han ve Memluk Kumandanı Tomanbay’a ait önemli bir anekdot vardır.

Mısır’ın Fethi’nden sonra esir Memluk kumandanlarından Tomanbay, Yavuz Sultan Selim Han’ın huzuruna getirilir. Aralarında savaşa dair bir değerlendirme yaparlar.

Tomanbay, Yavuz Sultan Selim Han’a savaşı sahip olduğu toplar sayesinde kazandığını, kendinin de aynı toplardan döktürmek istediğini ama ulemanın, Peygamberimizin, “Savaşta ok ve kılıç kullanın” mealindeki emrine aykırı olur diye buna fetvâ vermediğini söyler.

Yavuz Sultan Selim Han gülümseyerek, “Din kaidelerine böylesine bağlı idiniz de Allah’ın, ‘Düşmanın silahına aynı silahla karşılık veriniz’ ve ‘Düşmanın silahıyla silahlanın’ emrine neden uymadınız?” deyince, Tomanbay başını öne eğmiş.

Bu tarihî anekdotun hatıra getirdiği önemli bir soru vardır: Düşman ne ile silahlanır?

Bu soru, önemli bir sorudur. Herkesin kendince bir düşman tanımlaması olduğundan, biz sorunun “Düşman kim?” kısmına değil de “en önemli silahın ne olabileceği” kısmına kafa yoralım…

Tarihi çağlara ayırmaktayız. Örneğin İlk Çağ, yazının bulunmasıyla (Milât öncesi 3500) başlar. 375 yılındaki Kavimler Göçü’ne kadar devam eder. Orta Çağ bu tarihle başlar, 1453 yılında İstanbul’un Fethi’ne kadar sürer. Yeni Çağ bu tarihle başlar, 1789’daki Fransız İhtilâli’ne kadar sürer…

Şimdi hangi çağdayız? Günümüz ne çağı?

Son yüzyılda insanı ve insanlığı çağ atlatacak o kadar çok gelişme olmuştur ki, içinde bulunduğumuz çağın hangi çağ olduğu sorusuna bilim insanları birbirinden farklı cevaplar vermektedir. Örneğin uzay bilimindeki gelişmelerden dolayı bir astrofizikçi, çağı “uzay çağı” olarak adlandırabiliyor. Baş döndüren teknolojik gelişmelerden hareketle çağın “teknoloji çağı” olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Bilgisayarın hayatımızdaki yeri ve insanın bilgisayara olan bağımlılığından yola çıkarak bu çağı “bilgisayar çağı” olarak adlandıranlar da vardır.

Değerlerin, aidiyetlerin, kişiliğin, gerçeğin kendisinin önemli olmadığı, dış görünüşün metalaştırıldığı bir dönemde yaşamamızdan dolayı “imaj çağı” olarak adlandırmak da mümkün...

Kitlesel gerçekliğin ve kitle psikolojisinin son derece belirleyici olduğu günümüzün “kitle çağı” olduğunu söyleyen sosyal bilimciler bulunmaktadır.

Sosyal, ekonomik ve diğer alanlardaki kalkınmanın temelinin bilgi olmasından hareketle çağın “bilgi çağı” olduğunu ifade eden bilim insanları da mevcûttur. İnsanlığın endüstrinin ötesine geçerek elektronik teknolojisine ulaştığını vurgulayarak çağı “teknotronik çağ” olarak adlandıranlar da vardır. İletişim teknolojilerindeki gelişmelerden hareketle “iletişim çağı” demek de yanıltıcı olmayacaktır.

Bu tanımlamaları arttırmak mümkündür. Hepsi kendi iç mantığı içerisinde tutarlıdır. Ayrıca tüm bu tanımlamalar, yukarıda Yavuz Sultan Selim Han’ın anekdotu sonrası sorduğumuz sorunun cevabını barındırmaktadır.

Çağın en önemli silahı teknolojidir. Çağın en önemli silahı bilgisayar teknolojileridir. Psikolojik olarak bizi etkileyen çağın en önemli silahı, zihinlerimizde yarattığı imgeler yani imajdır. Çağın en önemli silahlarından biri de kitlesel gerçekliği, kitlesel psikoloji ve kitleleri yönetebilme becerisidir. Yine çağın en önemli silahlarından bir başkası, her şeyi şekillendirip biçimlendirdiğimiz bilgidir. Çağın en önemli silahlarından biri de hiç şüphesiz sahip olduğu elektronik cihazlar ya da iletişim kanallarını yönetebilme becerisidir…

Çağın en önemli silahı medyadır

Tüm bu tanımlamaların birçoğunu aynı anda içinde barındırabilen bir aygıt vardır ki, o aygıtın kendisi çağa ismini verebilecek özelliktedir. O aygıt, medyadır!

Çünkü medya, günümüzün en önemli imaj oluşturma ve oluşturulan imajı pazarlama aracıdır. Medya, kitle psikolojini yönetmede ve kitlesel gerçekliği kurgulayabilme noktasında da en önemli aygıttır.

Yine medya, bilgiyi toplumun en ücra köşelerine ulaştırabilen en önemli araçtır. Özellikle sosyal ağların ortaya çıkmasıyla birlikte interaktif etkileşime olanak sağlayan en önemli aygıt da medyadır.

Medya, çoğu insanın tek bilgi kaynağıdır. Çok sayıda insan, kanaatlerini medyanın kendilerine sunduğu enformasyona dayanarak oluşturmaktadır. Medya, sadece bireyler üzerinde değil, toplumsal gruplar üzerinde de aynı etkilere ve özetle tüm toplumu değiştirip dönüştürme, toplumda kanaat oluşturma gücüne sahiptir.

Medyanın etkisi bununla sınırlı değildir. Medya, aynı zamanda önemli bir öğretme ve eğitme aracıdır. Medya, toplumsal normların yeniden üretilmesini, yaşatılmasını, toplumsal normlara ait formların içselleştirilmesini, bunların öğrenilmesi ve aidiyete dönüştürülmesini sağlar.

Yani medya, insanların toplumsallaşmasını sağlar ya da tam tersi, ürettiği içerikle toplumsal değerleri aşındırır, toplumsal aidiyetleri zayıflatarak kişiyi yaşadığı topluma yabancılaştırır. Medya, toplumsallaşmayı sağlamasının yanı sıra kültürün yaşatılması, kültürel normların üretilmesi ve gelecek kuşaklara taşınmasını da sağlar.

Medyanın toplumsallaşma ve kültürün yeniden üretilmesinin yanı sıra topluma örnek kişilikler, örnek yaşamlar ve rol model alınacak kişiler sunar. Sunulan örnek ilişkiler, örnek yaşam biçimleri, rol model alınacak kimliklerse özellikle kişilik ve kimlik gelişimini tam olarak tamamlayamamış gençler üzerinde çok fazla etkiye sahiptir.

Kişilik ve kimlik gelişimi aşamasındaki gençler, medyanın onlara sunduğu bu kişilikler, kimlikler ve ilişki biçimleri ile özdeşlik kurarlar. Onlar gibi olmak isterler. Yani medya, idealize ettiği yaşamları, sunduğu örnek yaşam biçimleri ve ideal ilişki biçimleri ile gençlerimizi, bir başka deyişle geleceğimizi inşâ eder.

Tüm bunların yanı sıra medya, kendi kültürel ögelerinin kendi dışındaki toplumlara ulaştırma, kendi dışındaki ülkelerdeki kamuoyunu etkileme ve kendi toplumu dışındaki toplumlarda faaliyet gösteren lobilere destek olma, hattâ bizzat lobicilik yapma noktasında da çok önemli işlevlere sahiptir.

Görüldüğü gibi, yukarıda çağları tanımlarken ortaya konulan nedenlerin birçoğunu medya bizzat kendi içinde barındırmaktadır.

Medya bir silah değildir, olmamalıdır. Ama meseleye bu yönüyle bakıldığında, çağımızın en güçlü ve en önemli silahının medya olduğu rahatlıkla söylenebilir.