Sürgün, işgal ve zorla el koyma girdabında var olma savaşı

Gaip Kişilerin Mülkiyet Yasası’nı çıkaran İsrail, zorla yerlerinden göç ettirilmiş ya da çatışmalarda ölen Filistinli vatandaşların evlerine ve topraklarına el koydu. Öyle ki, ülke dışına çıkmayan, hatta birkaç kilometre öteye göç eden insanların topraklarına geri dönmesine izin verilmeyip, bu kişiler “Gaip Kişiler” ilân edilerek, bunların topraklarının idaresini devlete verdi.

SON birkaç yazıdır İsrail’in kurulduğu günden bu yana Filistin’de uygulamaya koyduğu hukuk ve insanlık dışı uygulamalara yer veriyordum. Bu yazıda da İsrail’in Filistinlilerin topraklarına nasıl el koyduğuna ilişkin hukuk dışı uygulamalara değineceğim.

İsrail toprakları yüzde 6 buçuktan yüzde 90’a nasıl çıktı?

Uluslararası Af Örgütü’nün 2022 yılında yayınladığı rapora göre, İsrail kurulduğunda yani 1948 yılında Yahudi bireyler ve kurumların Filistin coğrafyasında sahip olduğu topraklar Filistin’in yaklaşık yüzde 6,5’ine denk gelirken, Filistinlilerin sahip olduğu özel mülkiyet ve arazilerin toplamı Filistin’in yüzde 90’ına tekabül ediyordu.

Ancak aradan geçen 75 yılda, İsrail’in işgal, sürgün ve zorla el koyma politikaları nedeniyle durum tersine döndü.  

İsrail, kurulduğu günden bu yana Filistin topraklarını ele geçirmek için sürgün, işgal ve zorla el koyma gibi yöntemleri kullanarak sahip olduğu toprakları genişletti. Daha doğrusu İsrail, Filistinlilerin topraklarını işgal ya da gasp etti. İsrail, bu amaçla Filistinliler için ayrı bir hukuk oluşturdu.

Çıkardığı yönetmelik ya da askerî tamimlerle yoğun nüfusu kuşatılmış yerleşim bölgelerine kapatarak dolaşımı durdurdu. Celile ve Necef gibi kayda değer Filistinli nüfusu barındıran stratejik öneme sahip bölgelerde kamulaştırma ya da el koyma yöntemiyle Filistinlilerin toprakları ellerinden alındı.

İsrail, yaptıklarına hukukî bir meşruiyet kazandırabilmek için yeri geldiğinde İngiltere döneminden kalan kanunlardan kendi lehine olanları alıp kullandı. Yeri geldiğinde ise Osmanlı zamanındaki yasaları kendi lehine yorumladı.

Önce sürgün, sonra el koyma

İsrail ilk olarak 1950 tarihli Gaip Kişilerin Mülkiyet Yasası’nı (Mülkiyetin Nakli Yasası) çıkararak 1947-1949 çatışmalarında yerinden ettiği Filistinlilerin topraklarına el koyarak buraları “Yahudi yerleşimcilere” tahsis etti. Yani İsrail, güvenlik adı altında önce Filistinlileri sürgün etti. Sonrasında ise boşaltılan toprak ve mülkiyete el koydu.

1953 yılında “Toprak Edinme Yasası” adlı yasa çıkarılarak kamulaştırma adı altında Filistinlilerin topraklarına el konuldu. Benzer uygulamaları 1967’de Doğu Kudüs’ün işgal edilmesinden sonra da uygulayan İsrail, bunlarla yetinmeyip Filistinlilerin haklarını ortadan kaldıran ek düzenlemeler getirdi.

Gaip Kişilerin Mülkiyet Yasası’nı çıkaran İsrail, zorla yerlerinden göç ettirilmiş ya da çatışmalarda ölen Filistinli vatandaşların evlerine ve topraklarına el koydu. Öyle ki, ülke dışına çıkmayan, hatta birkaç kilometre öteye göç eden insanların topraklarına geri dönmesine izin verilmeyip, bu kişiler “Gaip Kişiler” ilân edilerek, bunların topraklarının idaresini devlete verdi. Yani fiilen bu kişilerin topraklarına el konuldu.

On binlerce mülke el konuldu

İsrail uygulamalarından Hıristiyan Filistinliler de nasibini aldı. Örneğin, 1948’de İsrail ordusu, Filistin’de yoğunlukla Hıristiyan Arapların yaşadığı bir köy olan İkrit’te ikâmet edenlere geçici olarak topraklarını terk etmeleri talimatını verdi. 600 köy sakini çok değil, 20 kilometre ötedeki bir köye taşındı. Sonraki yıllarda İsrail, köylülerin topraklarına dönmelerine izin vermedi. Köylüler, İsrail Yüksek Mahkemesi’ne başvurarak geri dönüş için mücadele başlattılar. Mahkeme geri dönüş için köylüleri haklı buldu. Ama İsrail Savunma Bakanlığı, köylerinden zorla çıkarılan Müslüman Filistinlilerin geri dönüşü için emsal oluşturacağından korktuğu için bu kararı uygulamayı reddetti. Bununla da yetinmeyen İsrail, kilise ve mezarlık dışında köyü yıkarak yerle bir etti.  

Tahminlere göre İsrail, “Gaip Kişilerin Mülkiyet Yasası” kapsamında Filistinli mültecilere ait 10 binin üzerinde dükkâna, 25 binden fazla bina ve verimli toprakların neredeyse yüzde 60’ına el koydu. İsrail bu uygulamalarını sürdürüyor. İsrail, hukuksuz bir şekilde Filistinlilerin mülkiyetlerine el koymaya devam ediyor.