Sumud’a yelken açmak

Kendince laf sokmaya çalıştığı, “Emperyalistlerin karşısında susuyor” dediği “Adam” da Erdoğan. Daha bir hafta önce BM Genel Kurulu’nda, tüm emperyalist yamyamların gözünün içine baka baka ve tüm dünyanın canlı yayınla izlediği konuşmasında İsrail’e ağız dolusu “soykırımcı, terörist, katliamcı” demiş, Gazze’den vahşet fotoğraflarını kürsüden dünyanın gözüne ve İsrail’i de itin oturma organına sokmuş Erdoğan’a diyor bunları iyi mi?

GAZZE’deki vahşi soykırım ikinci yılını doldurdu ve medeni(!) dünya hâlâ bu soykırımı izlemekle meşgul.


Öyle bir soykırım ki hem de, iki yılda sayılabilen yani tespiti yapılabilen Gazzeli şehit sayısı 70 bini geçmiş durumda. Daha yıkılan ve enkazları kaldırılamayan binaların altında kaç cansız beden bulunuyor, bilen yok.


Geçenlerde Gazze’den bir haber izledim. 12-13 yaşlarında bir çocuk, bacağı kopmuş kardeşine bulduğu bir parça plastik borudan takma bacak yapıyordu. Kamera, takma bacağı ile yürüyen küçük çocuğu arkadan çekmişti.


Çocuğun üzerinde Barcelona forması vardı ve formanın üzerinde de UNICEF yazıyordu. Yani Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu. Ne ironi ama!


Yukarıda zikredilen rakamların -ki Gazze’de katledilenler medeni(!) dünya için artık birer rakamdan ibaret- yarısından fazlası kadınlar ve çocuklardan müteşekkil.


Ancak ne UNICEF’in gıkı çıkıyor ne kadın örgütlerinin… Sarı saçlı, mavi gözlü Ukraynalı çocuklar ve kadınlar için tüm imkânlarını seferber eden uluslararası tüm örgütler ölü taklidi yapıyorlar elan.


Aslında ölmüşlerdir belki de ama haberleri yoktur. Zira Gazze’de insanlık adına ne kadar değer, norm, hak, hukuk, kural, kaide varsa hepsi de öleli epeyce zaman oldu.


İki yılda yine Gazze’de 238 gazeteci ve bin 700’ün üzerinde sağlık personeli öldürüldü soykırımcı İsrail tarafından. Dünyanın basın ve sağlık örgütleri de kör, sağır, dilsiz...


Velhasıl Gazze, yerküre üzerinde birkaç sesi çıkan ülke dışında maalesef sahipsiz, kimsesiz…


Bu sessizliği, bu kimsesizliği vicdan sahibi 497 (siz deyin 500) aktivist bozdu. Sumud Filosu’yla 46 farklı ülkeden (siz deyin 50), 44 gemi ile (siz deyin tekne) Gazze’deki ablukayı delmek için yola çıkan 500 insan evladı, hem de uluslararası sularda dünyanın en büyük ve en vahşi terör örgütü tarafından saldırıya uğradı.


Bu teknelerden sadece birisi Gazze kara sularına girmeyi başarabildi.


Terör devleti İsrail tarafından tüm teknelere korsanca el konuldu ve aktivistler derdest edildi.


Haberlerde İsrailli Bakan Ben-Gvir’ın (siz deyin Ben-Gâvur) alıkonulan aktivistlere hitabını dinledim. Meğer bu eylemcilerin hepsi birer teröristmiş. Bunu söyleyen de insanlık tarihinin gördüğü en büyük teröristlerden birisi, iyi mi?


Bu aktivistler teröristlermiş, çünkü teröristlere destek için gelmişler. Ben-Gâvur konuyu yanlış anlamış olmalı muhtemelen. O insanlar oraya İsrail’e destek vermek için gelmediler. Gazze’ye destek için geldiler.


Peki bu aktivistler “terörist” idiler de neden serbest bırakmış o zaman o terörist devlet onları? Sorarlar adama.


Ablukayı delmeye çalışan gemilerde de yardım insanî malzemeleri yerine silahlar varmış! Öyle diyor Ben-Gâvur, yerseniz artık. Vurdukları Gazze hastanelerinden de nükleer başlıklı füzeler çıkmıştı zaten.


Bu kadar alçak bir zihniyet, bu kadar utanmaz, ahlâksız bir devleti insanlık tarihi görmemiştir, bundan sonra da görmeyecektir.

***


İsrail tarafından deport edilen bu “teröristler” tutuklu kaldıkları o birkaç gün içinde, İsrail’in ne kadar vahşi, yamyam, hukuk tanımaz, insanlıktan nasibini almamış, barbar bir devlet olduğunu bizatihi görüp anlamış oldular.


Dünyanın gözü üzerlerinde iken bile İsrail’in kendilerine neler yaptığını gören bu insanlar, eminim o birkaç günde, Gazze halkının iki (hatta 80) yıldır neler görüp, neler yaşadıklarını fazlasıyla idrak etmişlerdir.


Bu insanların ülkelerine döndüklerinde anlatacakları, İsrail terör örgütü hakkında çok ciddi şekilde negatif gündem oluşmasını sağlayacaktır şüphesiz.


İsrail terör örgütü, iki yıldır sürdürmekte olduğu bu soykırım işini o boyuta çıkardı ve o kadar nefret objesi hâline dönüştü ki, artık dünyada hiçbir İsrail vatandaşı için güvenli bir yer kalmadı.


Gittikleri her yerde aşağılanmalara, hakaretlere hiç değilse nefret ve tiksinti dolu bakışlara maruz kalacaklar. Ve bir gün Arz-ı Mevud hayalleri kursaklarında kalıp işgal ettikleri Filistin topraklarından da sürülürlerse (Allah o günleri bizlere de göstersin inşallah) küre-i arzda gidebilecekleri yeni bir yer de kalmayacak.


Sumud Filosu’ndaki kardeşlerimiz yolculuk öncesinde, esnasında ve sonrasında epeyce zorluk çektiler, sıkıntılar yaşadılar. Allah hepsinden ayrı ayrı razı olsun.


Ama çekilen bu sıkıntılar bazı şeyleri de tescillemedi değil. İsrail terör örgütü aslında o kadar kâğıttan bir kaplan ki tamamen silahsız elli küçük tekne bile güvenliklerini delebiliyor, tehdit edebiliyor.


500 aktivist bile sinirlerini, morallerini ve planlarını bozabiliyor. El kadar bir tekneye bile ellerinde uzun namlulu silahlarla onar yirmişer askerle saldıracak kadar tabansız ve aciz olduklarını tüm dünya canlı yayınlarla bir kez daha görmüş oldu.


Bunlar ancak kendilerini savunamayacak kadar zavallı sabi sübyanın, kadının kızın üzerine ABD’den dilenerek aldıkları bombalarla saldırabilirler. Kassam Tugayları’nın karşısına çıkacak bir gram yürek yok onlarda.


Bu satırları yazarken, İsrail’in Gazze ablukasını delmek için yola çıkan Özgürlük Filosu’na da benzer şekilde saldırdığını öğreniyorum. Hem de İsrail’den 120 deniz mili uzaklıkta. Oysaki uluslararası hukukta ülkelerin kara suları 6 mile kadardır (yanılıyor olabilirim), haydi 12 mil olsun. Ondan sonrası uluslararası sulardır ve buralarda yapılacak bu tür saldırılara sadece “korsanlık” denebilir.


Karada terörist, suda korsan bu devlet(!) Sumud Filosu’na ve aktivistlerine yaptıklarını şimdi de Özgürlük Filosu’na yapıyor.


Yakında filolar büyüyecek, tüm dünyadan tepkiler büyüyecek, İsrail terör örgütüne karşı nefret büyüyecek. Ve Gazze’de 350 kurşunla yahut 10 tonluk bombalarla şehit edilen çocukların kanı yerde, âhı göklerde kalmayacak. İsrail’in üzerine ateş olup yağacak. O günleri görmeyi nasip eyle Allah’ım! Âmin…

***


Yine bu yazıyı yazarken “Bu duruma Özgür Özel ne demiş acaba?” diye şeytan dürttü ve X’teki hesabına bir göz attım. Suya sabuna dokunmayan, buradan bile siyâsî rant üretmeye çalışan, içinde “İsrail, saldırı, hukuksuzluk, kınama” kelimeleri geçmeyen şu sığ mesajını gördüm ve nedense hiç de şaşırmadım.


“Zulümle abad olunmaz! 


Sumud, insanlığın onurudur! Filistinli kardeşlerimize ve Sumud Filosu’ndaki barış aktivistlerine selam olsun!


Biz, mücahit pozları kesip emperyalistlerin karşısında susanlardan değiliz!


Trump’ın ilhakını meşrulaştıracak, barış adı altında dayatılan her oldu bittiye karşı Filistin halkının yanındayız!”


Özgürcüğüm zulümden bahsetmiş ama, “zulüm” derken neyi kastetmiş, zulmü yapan kim, zulme uğrayan kim belli değil. Zulümle abad olunmaz, dökme suyla da değirmen dönmez meselâ.


Sumud, insanlığın onurudur. Selam kelam. Peki! Aleykümselam…


Mücahit pozları kesip emperyalistlerin karşısında susan değilmiş Özgürcüğüm. Bak sen! Bu basit mesajında bile susmuşsun Özgür, haberin yok.


Bir daha, bir daha okuyorum mesajı; ne bir kınama var, ne bir tepki var, ne de faillerin ismi var. Sizler emperyalistlerin karşısında susan değil, onların yanında onların ağzıyla konuşanlarsınız Özgür! Bir solukta buna elli örnek sayabilirim şuracıkta!


Kendince laf sokmaya çalıştığı, “Emperyalistlerin karşısında susuyor” dediği “Adam” da Erdoğan. Daha bir hafta önce BM Genel Kurulu’nda, tüm emperyalist yamyamların gözünün içine baka baka ve tüm dünyanın canlı yayınla izlediği konuşmasında İsrail’e ağız dolusu “soykırımcı, terörist, katliamcı” demiş, Gazze’den vahşet fotoğraflarını kürsüden dünyanın gözüne ve İsrail’i de itin oturma organına sokmuş Erdoğan’a diyor bunları iyi mi?


Yahu insanda az biraz utanma, zerre miskal izan olur yahu!


Oldu bitti, vırt zırt, Filistin halkının yanındayız! Öyle mi? Daha düne kadar Hamas’ı terör örgütü olarak ilan etmekle kalmamış, Hamas’ı destekleyen Erdoğan’a çemkirmiştin ağız dolusu. Ne oldu şekerim?


Şöyle bir olaydan sonra bile İsrail’i kınamaktan imtina eden, konunun etrafından dolaşıp geçen, siyâsî rant üretmeye çalışan birisi için boyunu aşan cümleler bunlar. “Tutmayın küçük enişteyi” diyesim geliyor.


Da… Asıl şunu merak ediyorum. Bu mesajı görüp de “Helal olsun Başkanıma, nasıl da haddini bildirmiş İsrail’e. İsrail’in bu barbarca zulmüne karşı nasıl da kemik gibi durmuş…” diyen bir CHP’li seçmen çıkmış mıdır acaba?


Sonuçta onlar da bu ülkenin vatandaşları ve bir siyâsî duruşu, altyapısı, kendisine ait fikri olan, her durumda yalpalayıp rüzgâra göre pozisyon almaya çalışmayan bir lideri hak ediyorlar. Sadece onlar değil Türkiye siyaseti de…


Bir gün o da olur inşallah.


Kalınız sağlıcakla efendim.