Subversion nedir?

Bunlar bugünün meseleleri olsalar da geçmişten gelen bir hikâyesi de var. Okul, hastane ve kilise üçlüsü ülkemizde hiç de az subversion yapmadı. Bu üçü aracılığıyla ülkemizin pek çok sahasına çöktüler. Kurulan dış destekli gruplar, partiler, localar Osmanlıyı paramparça etti. Aslında bunu köklü bir araştırmayla okumak lazım. Cumhuriyet döneminde de boş durmadılar. Sonra ne oldu? Subversiona bilerek veya bilmeyerek hizmet edenlerin etkisi azalınca bağlarımız çözülmüş gibi oldu ve havalanmaya başladık.

BAŞLIKTAKİ sorunun cevaplanması ülkemizin ve milletimizin hem dününü hem bugününü aydınlatacak, hem de bizleri yarına hazırlayacak. Geçmişte olanları burada yazmasak da size merceği takdim ettikten sonra o mercekten bakan sizler, bunu zaten rahatlıkla görebileceksiniz. Bugünkü olaylar da bu mercekle aynı şekilde rahatça görülebilir. O yüzden biz size en muteber kabul edeceğinizi düşündüğümüz iki kuruluşun tanımını veya şablonunu yahut merceğini sunalım. 

“Unconventional Warfare” de denen subversion kavramı, ABD Savunma Bakanlığı, ABD Savunma Kurulu’na göre şöyle: Bir rejimin askerî, ekonomik, psikolojik ve politik gücünü veya moralini içten yıkmak üzere tasarlanmış hareketler... 

Aynı kavramı NATO da şöyle ifade ediyor: Bir ülke vatandaşlarının moralini, bağlılığını ve güvenilirliğini içten yıkarak o ülkenin askerî, ekonomik veya politik gücünü azaltmak üzere tasarlanmış hareketler, son verme, tahrip… 

Sanırım bu tanımları okuyunca kafanızda pek çok şey canlanmıştır. Meselâ, “Terörsüz Türkiye” kavramını daha geniş açılı görüyor olmalısınız. O hâlde “Terörsüz Türkiye”nin başarılması için bazı devletlerin de haddinin bildirilmesi gerekli olmayacak mı? 

İşte, uzun süre bu problemin çözülemeyişinin sebeplerinin başında başka devletlerin teröre destek vermesi gelmekteydi. Başka ülkeler Türkiye’de terör örgütleri, ajanlar, gazeteciler, şirketler üzerinden subversion faaliyeti yapıyorlardı. Türkiye’nin güçlenmesine mukabil bunlar her geçen gün azaldı. Şu anda Türkiye güçlendi ki, “Terörsüz Türkiye” süreci sonuç verebilecek. 

Yine bir subversion faaliyeti olan FETÖ’nün de zayıflatılmasıyla terör örgütleri arası dayanışma azaldı ve onların destekçisi ülkelerin içine girdikleri buhranlar işimizi kolaylaştırdı. Meselâ, Rusya, Ukrayna ile kapıştı ve Suriye’den çekilmek zorunda kaldı. Suriye’deki terör unsurları Türkiye’nin açık hedefi hâline geldi. Öte yandan ABD’deki iktidar değişikliği de Suriye’ye, yani terör örgütlerine ABD’nin ilgisinin azalması anlamına geldi.ABD’nin Irak macerası da başarısızlıkla sonuçlanınca oralardaki terör unsurları da desteksiz kaldılar.

Bunlar bugünün meseleleri olsalar da geçmişten gelen bir hikâyesi de var. Okul, hastane ve kilise üçlüsü ülkemizde hiç de az subversion yapmadı. Bu üçü aracılığıyla ülkemizin pek çok sahasına çöktüler. Kurulan dış destekli gruplar, partiler, localar Osmanlıyı paramparça etti. Aslında bunu köklü bir araştırmayla okumak lazım. Cumhuriyet döneminde de boş durmadılar. Güya yardım yaptılar; tabii yardım ettikleri ürünleri üretmememiz şartıyla her türlü ürünü kendilerinden almamızı şart koştular. Sanayicileri engelleyen siyasiler, bürokratlar bu memlekette hiç de az değildi. Nedense bunlar da hep Batılı ülkelerde eğitim gördüler. Daha düne kadar Batılıların üretebileceğini, bizim üretemeyeceğimizi savunuyorlardı. Sonra ne oldu? Subversiona bilerek veya bilmeyerek hizmet edenlerin etkisi azalınca bağlarımız çözülmüş gibi oldu ve havalanmaya başladık. 

İyi de, yarın ne olacak?!

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra diyor ki, “Artık halkımız geceleri huzur içinde, rahat rahat ayaklarını uzatarak uyuyabilecekler. Kapılarına kilit asmak zorunda kalmayacaklar”. Bu sözün anlamını “subversion” kavramını öğrendikten sonra idrak ettim. Çünkü, “Bizans entrikaları” diye bir tabir var. Bizans’ın varlığı, başka ülkelerin huzursuzluğu, mutsuzluğu, sıkıntısı anlamına geliyordu. O yüzden geçmişte olan, şu anda da devam eden bu içten yıkma faaliyetlerine karşı yarınlarımızı kurtarmak için uyanık olmalıyız. 

Bunun için naçizane önerilerim:

* Çocuk oyunları hazırlamak…

* Bilgisayar oyunları hazırlamak…

* Okullarda bilhassa İnkılap Tarihi derslerinde bu konuları işlemek…

* Tiyatrolar yapmak… 

* Sinema hazırlamak…

* Hikâye, roman, şiir gibi edebî eserler üretmek, türünden çalışmalar yapılmalıdır. İktidarıyla muhalefetiyle hem özgürce konuşmalıyız hem de hangi hareketimiz, çalışmamız başkalarının ekmeğine yağ sürüyor diye sık sık kendimizi muhasebeye çekmeliyiz.

Allah ülkemizi ve mazlum milletleri bu şer güçlerden muhafaza eylesin.