Giriş
7 EKİM 2023 tarihi, bütün dünyaya Siyonist Yahudilerin bir insanlık ve huzur sorunu olduğunu bir kez daha gösterdi. Dillerine doladıkları Arz-ı Mev’ud safsatası ile dünyayı kana bulayan bu caniler, bulundukları her yeri fitneye, fesada, kana ve gözyaşına bulamayı kendilerine bir vazife addetmişler. Terörist metotlarla ele geçirdikleri Filistin topraklarında tesis ettikleri dünyanın en acımasız, en vahşi ve en kuralsız terör devleti ve içlerine sızarak kılcal damarlarına kadar nüfuz ettikleri başta ABD olmak üzere birçok devleti de kendi pis emellerine, soykırımlarına ve katliamlarına alet ve hatta ortak etmeyi başarmışlardır.
Ülkemizde de her darbenin, her kaosun, her terör olayının altından çıkan bu şeytanî güruh maalesef şimdi de kancayı yavru vatan Kıbrıs’a takmış durumda... Bu husustan şikâyetçi olan yazarlarımız, KKTC Parlamentosu’na mensup milletvekillerimiz ve sorumlu aydınlarımız bu Siyonist oyunu deşifre etmeye devam ediyorlar. Kendileri sayesinde bizler de bu hain planlardan haberdar oluyoruz.
Bu yazımızda Kıbrıs’taki Siyonist hareketlenme hakkında basında çıkan yazılardan bir derleme yaparak dikkatlerinize arz ettik.
Adadaki ilk Yahudiler
Kıbrıs adası, tarih boyunca pek çok medeniyete ve kültüre beşiklik etmiştir. Kıbrıs’a Yahudilerin tam olarak ne zaman yerleştikleri konusunda çok net bir bilgi ve kayıta rastlanmamaktadır. Ama bununla birlikte bazı kaynaklar antik dönemlerden itibaren adadaki Yahudi varlığından bahsetmektedir. Bu kaynaklardan elde edilen verilere göre Kıbrıs’a ilk Yahudi yerleşimcilerin M. Ö. 722’de Asurlular tarafından yıkılan Kuzey İsrail Krallığı’ndan gelen göçmenlerden teşkil ettiği ileri sürülür.
Kıbrıs adasının da içinde bulunduğu Doğu Akdeniz bölgesi, Büyük İskender (M. Ö. 336–323) döneminden itibaren yoğun bir Grek kültürü tesirine maruz kalmış ve Grek kültürü ile birlikte yerel kültürlerin birbirine karıştığı bir mekân hâline gelmişti.
Antik dönemlerde Kıbrıs’taki dinî yapı karmaşık bir biçimde görülmekteydi. Yerel halk çoğunlukla politeist bir inanca sahip olmakla birlikte bunlar arasında monoteist eğilimli Yahudiler de bulunmaktaydı. Kudüs bölgesinden göç ederek adaya yerleşen Yahudiler azımsanamayacak kadar bir nüfusa ulaşmışlardı.
Yine bazı kayıtlara göre de M. Ö. ikinci yüzyılın ortalarında adada Yahudi cemaatinden bahsedildiği de ifade edilir. Bu dönemdeki Yahudilerin Kıbrıs’a olan ilgisinin zengin bakır kaynaklarından dolayı olduğu ve bu yüzden de Yahudi tüccarlarının adayla ilişkisinden bahsedilir. Tabiidir ki bu durumda Kıbrıs’a bakır madenlerinin işletilmesi için de çalıştırılmak üzere Yahudilerin getirildiği söylenir.
M. S. 70’de Kudüs’te çıkan Yahudi isyanı Romalılar tarafından bastırılınca birçok Yahudi Kıbrıs’ta Gazimağusa yakınlarındaki Salamis şehrine yerleşti. Bu nedenle Kıbrıs’ın Roma/ Bizans İmparatorluğu egemenliğinde olduğu dönemde, Gazimağusa’nın kuzeyindeki Salamis kentinde çoğunlukla Yahudiler yaşamaktaydı.
Kıbrıs’taki Yahudi varlığı yukarıda da belirtildiği gibi bizzat Yeni Abit’teki “Havarilerin İşleri” kitabıyla belgelenmektedir. Burada (Kıbrıslı) Barnaba ve Pavlus’un adadaki misyon faaliyetleri sırasında Yahudilerle olan temaslardan da bahsedilir. Kıbrıs’taki Hıristiyan misyon faaliyetinde ilk hedef topluluk, adaya daha önce göç etmiş olan Yahudilerdi. Burada Hıristiyan cemaatin Pavlus ve Barnaba’yı Yahudi olmayanlara yönelik misyon faaliyetinde görevlendirdiği anlaşılmaktadır.
Yahudilere göre Barnaba, Yahudiliğe ihanet eden, Kıbrıs’ı Hıristiyanlaştıran ve sonunda da Romalı valiyi Hıristiyan yapan bir hain durumundaydı. Bu gelişmeler neticesinde Yahudiler Barnaba’ya daha fazla tahammül edemeyerek onu öldürürler. Bu durum Yahudiler ile Hıristiyanlar arasında Kudüs’tekine benzer bir husumetin oluşmasına sebebiyet verir ve adada sürekli Yahudi-Hıristiyan geriliminin doğmasına yol açar. Kıbrıs’taki Yahudi diasporasmın zamanla Hıristiyanlara karşı husumetinin ilerlemesi, Hıristiyan halkın Yahudilerce öldürülmesine kadar gitmiştir. Bununla da kalmayan Yahudiler Kıbrıs’taki Roma yönetimine de isyan etmiş ve bu isyan belli bir zaman sonra bastırılabilmiştir.
Çeşitli nedenlerle M. S. 112 yılında çıkan ve iki yıl süren Yahudi isyanında yerli halktan on binlerce kişi Yahudiler tarafından katledilirken, çok sayıda Yahudi de öldürüldü, geriye kalanlar ise Kıbrıs’tan kovuldu.

Milletvekili Yasemin Öztürk tarafından verilen soru önergesinde, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bağlı olduğu Siyonist CHABAD tarikatı ve MOSSAD organizasyonuyla İsrailli askerlerin KKTC’ye getirildiği ve eğitildiği öne sürüldü. Öztürk’e göre İsrail, Gazze’de soykırım uygulayan özel birliklerini, sporcu kimliği altında KKTC’ye getirerek adanın kuzeyinde benzer bir planı uygulamakta...
Osmanlı dönemi Yahudileri
Osmanlılar Kıbrıs’ı fethetmeden önce de adada Yahudilerin varlığı bilinmekteydi. Kıbrıs, Avrupa ile kutsal topraklar arasında deniz güzergâhı üzerinde bulunması nedeniyle Kudüs’e giden Latin hacılarının uğrak noktası olarak dikkat çekmekteydi. Adaya uğrayan Avrupalıların gezi notlarında burada yaşayan Yahudilerden bahsedilmekteydi. Bu dönemde adada Yahudilerin sadece Magosa (Salamis) şehrinde ikametlerine izin verilmekle birlikte burada yaşayan meşhur Yahudi tefecilerden de olduğu ifade edilmekteydi. 1551’de Kıbrıs’ın hemen hemen her yöresinde toplu hâlde yaşayan Yahudiler bulunmaktaydı.
Kıbrıs, Osmanlı padişahı II. Selim zamanında 157I’de Venediklilerden alınarak Osmanlı toprağına bağlanmıştır. II. Selim’in Kıbrıs’ı fethetme kararı almasında dönemin Yahudi ileri gelenlerinden Yasef Nasi’nin etkisinde kaldığı zikredilir. Rivayete göre Nasi, Venediklilere olan şahsi kininden dolayı onlardan intikam alma peşinde olup, bu çerçevede padişaha Venedik donanmasının ve cephaneliğinin yandığını, bu yüzden de Kıbrıs’ı fethetmek için tam zamanının olduğunu bildirir. Yasef Nasi’nin Kıbrıs fethedildiğinde orada bir Yahudi yerleşim merkezi oluşturmayı daha sonra da bunu Yahudilerin Filistin’e dönmeleri için bir basamak şekline dönüştürmeyi tasarlamış olacağı iddia edilir. Nasi’nin başka faaliyetleri de bilindiğinden dolayı onu siyâsî Siyonizm’in öncüsü olarak görenler de bulunur. Neticede, Kıbrıs adasının fethi sonrasında Nasi’nin beklentileri gerçekleşmez ve gözden düşmesinden sonra Nasi’nin Kıbrıs krallığı rüyası da sona erer.
Adanın fethiyle birlikte Osmanlı Devleti tarafından Yahudi yerleşim bölgelerinin oluşturulması hususunda fermanlar çıkarılmıştır. Bunlar arasında, kırsal kesimin salt Rum ve Hıristiyanlardan meydana gelmesini önlemek amacıyla adaya gönderilen Müslüman Türklerin yanında 1576 yılından itibaren Yahudilerin de Kıbrıs’a iskâna tabi tutmak maksadıyla fermanlar yayınlanmıştır. Bu fermanların neticesinde Filistin’deki Safed sancağında bulunan zengin ve varlıklı Yahudiler arasından 500 Yahudi ailesi Kıbrıs’a nakledildi.
Osmanlı topraklarından göç eden Sefaradlar sayesinde adadaki Yahudi cemaati tekrar kalkındı. Famagusta, Osmanlı Yahudi cemaatinin merkezi hâline geldi. Osmanlı döneminde Kıbrıs’taki Yahudi yerleşimi ve ilgisi zamanla devam eder. Özellikle İngiltere’nin desteğiyle Romanya’dan adaya Yahudi aileler getirtilir.
XIX. yüzyıl Siyonist hareketlerinde Kıbrıs’a da gereken önem verilerek adadaki Rum ve Müslüman Türk nüfusunun asıl vatanlarına gidecekleri ve Kıbrıs’ın Yahudilere kalacağı vurgulanır. 19. yüzyılın son 20 senesinde Rus ve Romanyalı Yahudi mültecileri Kıbrıs’a yerleştirme çabaları gerçekleşmiştir. İlk uğraşıda 1883’te birkaç yüz Rus Yahudisi, Papho yakınlarındaki Orides’e yerleştirildi. 1885’te 27 Romanyalı aile kolonizasyon için geldiği adada cemaat kurmayı başaramadılar. 1891’de getirilen Romanya Yahudileri ise adada kalıcı olamadılar. Londra’daki Ahavat Zion ve Yahudi Kolonizasyon Birliği’nin destekleriyle Walter Cohen, 15 Rus Yahudi ailesini Margo’da koloni kurmak için 1897’de getirdi. Ada için bir başka Yahudi yerleşim planına göre Selanik’teki Yahudi aileler Kıbrıs’a, Rumların bir kısmı ise Selanik’e düşünülerek takas yapmaktı.
1900’lerin başlarında Yahudi cemaatlerinin çoğu Nicosia’da bulunmaktaydı. 1901’de adadaki Yahudi nüfusu 63 erkek 56 kadından ibaretti.
1933’te Nazizm’deki yükselişle yüzlerce Yahudi Kıbrıs’a kaçtı. Avrupa’daki imha kamplarından kaçıp Filistin’e gitmeye çalışan Yahudiler için İngiltere Kıbrıs’ta bir toplama kampı açtı. 1946’dan 1948’e İsrail bağımsızlığını ilan edene kadar 50 bin Yahudi adada yaşadı. İsrail devleti kurulduktan sonra mültecilerin çoğu İsrail’e göç etti.
Günümüz Yahudileri
Günümüzde Kıbrıs’ta Yahudi toplumu gerek dinî gerekse de sosyal organizasyon anlamında “Kıbrıs Rum Kesimi”nde faaliyet hâlinde bulunmaktadır. Adada Yahudiler, nüfus ve dinî etkinlik olarak tamamen güney kesiminde örgütlenmiş hâldedir. Kıbrıs’ta Yahudi toplumunun bir arada bulunabilmesi için sosyal kurumlar mevcuttur. Bunlardan ön plana çıkanlardan biri de Larnaka’da faaliyet gösteren “Kıbrıs Yahudi Topluluğu Merkezi” adlı kuruluştur. Larnaka şehrindeki bu kuruluş, Yahudi topluluğunun bir araya gelip ibadet etmesi, tanışması, koşer kurallarına uygun yiyeceklerin temini ve sosyal dayanışması amacıyla “Şabat Evi” adı altında bir yapıları bulunmaktadır. Şabat Evin’de Yahudi ailelerinin birbirleriyle kaynaşmasının yanında din eğitimi, dinî günlerde toplanma, çocuk yetiştirilmesi, cenaze hizmetleri gibi faaliyetler de yapılmaktadır.
2003’te haham Arie Zeev Raskin, Chabad tarafından İsrail’den Kıbrıs’a adadaki Yahudi hayatını canlandırmak için gönderildi. Raskin, 12 Eylül 2005’te dönemin İsrail elçisi, Rabbi Moshe Kotlarsky, Kıbrıs Eğitim Bakanı, Larnaca Vali tesmilcisi Alexis Michaelides, Kıbrıs hükûmet görevlileri, politikacılar ve diplomatların bulunduğu bir törenle Kıbrıs Yahudi cemaati başkanlığına aday gösterildi. Ayrıca, Larnaka’da ilk sinagog ve mikve açıldı. Kıbrıs’ta bugün, çoğu iş imkânları için gelmiş 350 civarında Yahudi aile yaşamaktadır. Bunların yarısı İsrailli olup geriye kalanları İngiliz ve Rus kökenlidir.
7 Ekim 2023’de başlayan Gazze olayları ve katliamı sonrası İsrail’den adaya yoğun bir Yahudi göçü başlamıştır. Bu Yahudiler gerek kuzeyde gerekse Güney Kıbrıs’ta toprak alma, yeni siteler kurma, yabancıların da aralarına girmelerine engel olacak tarzda yeni koloniler oluşturma çalışmalarına girişmişlerdir. Toprak alımı yapılan yerler ise Kıbrıs’ın stratejik olarak en önemli yerleridir. Amaç, 1890’lı yıllardan itibaren Filistin’de yaptıkları gibi Kıbrıs’ı da yavaş yavaş Siyonistleştirmektir.

Bir AB projesi olarak görülebilecek olan üniversitelerdeki PKK’lı öğrencilerin varlığı, büyük bir sorun teşkil etmektedir. Türkiye’de puanları yetmeyen yahut belli bir proje dahilinde KKTC’ye getirilen PKK’lı öğrenciler özellikle hukuk fakültelerine yerleştiriliyorlar. Burada AB tarafından maddî olarak desteklenen öğrenciler, bu zihniyete sahip öğretim görevlileri ve siyaset adamları tarafından da kollanıyor.
KKTC’de Yahudi faaliyetleri ve Chabad-Lubavitch Tarikatı
Yahudilerin KKTC’ye ilgisi ve adaya gelmeye başlamaları, 2000’li yıllarda Mehmet Ali Talat’ın Başbakanlığı döneminde hız kazanmıştır. KKTC yönetimi tarafından Yahudi iş adamlarına sağlanan kolaylıklarla önce Erenköy’de bir yat limanı ve 5 yıldızlı oteller bölgesi projesi onaylanmıştır. O dönemde kamuoyuna “Sadece yatırım için geldiler”mesajı ustalıkla verilmiştir. İsrail lobisi, bu yatırımla girdiği adada, kısa süre içinde en etkili lobilerden biri hâline gelmiştir. Şu anda Yahudiler Kıbrıs’ta 2 bin şirket kurmuşlar ve 25 bin dönüm toprak satın alarak on binlerce apartman dairesi dikmişlerdir.
Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (Türk DEGS) Başkanı, Emekli Tümamiral Cihat Yaycı’nın verdiği rakamlara göre, 2022 yılı içerisinde KKTC’de 2 bin 672 yabancıya taşınmaz mal alma izni verilmiştir. Tabii bu rakamlar içerisinde KKTC vatandaşlığına geçmiş yabancıların ve yüzde 51 hissesi KKTC vatandaşlarına aitmiş gibi görünen şirketlerin aldıkları taşınmazlar yoktur. Asıl soru da budur.
İsrail, KKTC’de bulunan ve İsrail’le bağlantılı kişiler vasıtasıyla Kıbrıs’ta Geçitkale kasabasında Türk SİHA’ları için kurulan Geçitkale Hava Üssü’ne beş kilometre yakınlıktaki Alaniçi köyünde, yaklaşık 1.000 dönümlük arazi aldığı da bu açıklamalarda yer alıyor.
Günümüzde Kuzey Kıbrıs Yahudi cemaatine Haham Haim Azimov önderlik etmektedir. Girne’ye bağlı Karaoğlanoğlu köyünde Haim Azimov adına alınan iki katlı bir villanın, KKTC’nin ilk gayriresmî sinagogu olarak açılması da bu dönemde gerçekleşmiştir.
Bu şahıs, iddialara göre Uzun ismiyle Chabad-Lubavitch tarikatının bir üyesi. Tarikat, Polonya asıllı Haham Liadili Shneur Zalman Baruchovitch (1745-1812) tarafından 1775’te Rusya’da kuruldu. 1917 Sovyet Devrimi ardından 1930’larda, genel merkezini Polanya’ya, 2. Dünya Savaşı’nın başlaması ile de Amerika Birleşik Devletleri’ne taşıdı. Tarikatın amacı, bir Yahudi olan son Mesih’in dünyaya gelişini hızlandırmak ve dünyayı Yahudilerin yönetmesini sağlamaktır.
Araştırmacı yazar Bekir Sıtkı Şirin’in Chabad-Lubavitch tarikatının Kuzey Kıbrıs’taki faaliyetleri hakkında verdiği şu bilgiler gerçekten tüyler ürpertici…
“Chabad, Yahudi alt kimliği çerçevesinde meydana gelen küresel bir tarikat. Chabad mensupları Ortodoks Yahudilere göre daha dindar ve daha katı inançlara sahipler. Chabad bir tarikat olmanın yanında aynı zamanda küresel çapta büyük bir güce sahip bir suç örgütü gibi faaliyet gösteriyor. Mali dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama, işledikleri suçların en masum olanları…
Chabad, başta Rusya, Ukrayna, İsrail, İran, Türkiye, Kıbrıs olmak üzere, en az 100 ülkede 4.972 şubesiyle örgütlü olan, kökten dinci, Siyonist, Mesihçi, takiyeci, gizli istihbarat tekniği kullanan ve mafya tipi faaliyet gösteren bir Yahudi örgütü, tarikatıdır.
Chabad’ın yanı başımızdaki Kıbrıs adasında da çeşitli faaliyetleri bulunuyor. Siyonist İsrail rejimi, KKTC vatandaşı yapılan Siyonistler ve yerli işbirlikçiler aracılığıyla yavru vatanı adım adım işgal ediyor. Satın aldığı iki bine yakın şirket üzerinden toprak edinen Siyonistler, KKTC’de yirmi beş bin dönüm civarında toprak satın almış. Asıl sorun, KKTC topraklarının ‘Büyük İsrail Projesi’nin bir parçası olmasıdır. KKTC yasalarına göre ülkede 500 metrekareden fazla toprak satın almak isteyen bir şirketin en az yüzde 51 hissesinin KKTC vatandaşı birine ait olması gerekiyor. Geriye kalan yüzde 49 hissenin kime yahut kimlere ait olduğunun ise bir önemi bulunmuyor. Tam da bu noktada Siyonizm’in yerli işbirlikçiler aracılığıyla Kıbrıs’ı işgal etme planı devreye giriyor. Ayrıca, KKTC vatandaşlığı alan Yahudiler istedikleri kadar taşınmaz mal satın alabiliyor.
İsrail, Geçitkale Havaalanı’nın güneydoğusunda kalan ve piste yakın olan ‘Alaniçi’ köyünde yaklaşık bin dönüm arazi satın almış. KKTC topraklarında planlı ve bilinçli bir şekilde toprak alımlarında bulunan İsrail rejiminin, sinsi hamlesi için yıllar önce harekete geçtiği de gelen bilgiler arasında.”
KKTC’de görev yapan bir kamu görevlisi de bu örgütle ilgili dikkat çeken şu açıklamalarda bulunmuş:
“Chabad’ın KKTC yapılanmasının başında bulunan Haim Azimov, 2006’da ABD tarafından KKTC’ye gönderildi. Rauf Denktaş’ın çekilmesi ve Mehmet Ali Talat’ın seçilmesinin ardından Chabad’ın siyâsî ayağı KKTC’de oluşmaya başladı. Kısa süre içerisinde yüzü aşkın şirket kurdular. Avukatlar ve inşaatçılar üzerinden parsel parsel toprak satın almaya başladılar. Pandemi döneminde bir de banka kuruldu. Bu banka aracılığıyla para transferlerini gerçekleştiriyorlar. Çok sayıda Yahudi’ye KKTC vatandaşlığı verildi. Faaliyetleri yasal değil. Herhangi bir izinleri yok. Ben bunlarla mücadele ettim ancak polis beni uyardı ve öldürülmemin dahi olası olabileceğini söyledi. Chabad, mafya ile çalışıyor. Chabad, LGBT’yi de destekliyor. Chabad birçok suç işliyor. Kara para aklıyor ve MOSSAD’a bilgi sızdırıyor. Tüm askerî noktaları deşifre ediyorlar. Geçitkale’de olduğu gibi askerî alanların yakınlarından toprak alıyorlar. Chabad’ın KKTC lideri Haim Azimov birçok siyasetçiyi finanse ediyor.”
Azimov, KKTC’deki hayatına hızlı başladı. Kısa sürede çok sayıda şirket kurdurdu. KKTC’ye çok sayıda Yahudi getirdi. Siyasetçiler üzerinde ciddi bir etkinlik edindi.
Haim Azimov, 9 Mart 2008’de de sosyal medya hesabından Kuzey Kıbrıs Chabad Evi’nin açıldığını duyurmuştur. Kendi ifadesine göre görevi, Kuzey Kıbrıs’ın Yahudiliğe adanmış ilk merkezini açmaktı. Böylece bu görevini, kayıt ve izin olmadan, ben yaptım oldu misali yerine getirmiştir. Bu görevini hem ABD’deki Siyonist lobilerin güçlü destek ve yardımıyla hem de Siyonist bankerlerin bavul bavul gönderdiği dolarlarla devam ettirmiştir. 15 sene süresince dinî faaliyetler Girne’deki bu evde yapılmış, kapısına da İbranice “Kuzey Kıbrıs Tüm Yahudilerin Adresi” yazılı tabela asılmıştır. Azimov’un, kurulan veya satın alınan yüzlerce şirket aracılığıyla İsraillilerin Kıbrıs’ta planlı toprak sahibi olmalarını sağlamış, ayrıca akşamları da MOSSAD ajanları ile evinde toplantılar gerçekleştirmiştir.
Chabad, Girne Karaoğlanoğlu’nda Yahudi merkezini açmış, Sinagog olarak kullanmasına hatta Azimov’u “Hahambaşı” olarak göndermesine rağmen KKTC’yi ayrı bir devlet olarak kabul etmemiştir. Bu nedenle Chabad, ısrarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yerine “Kuzey Kıbrıs” ifadesini kullanmaktadır. Yani Chabad, KKTC’yi tanımıyor ama kendisine KKTC’nin bütün kapıları açılıyor ve faaliyetlerini kolaylıkla yapabiliyor.
Azimov, KKTC’de resmî olarak faaliyetlerine başlayan Chabad lideri olarak bütün yurt içi ve yurt dışı toplantılarına Kuzey Kıbrıs’ı temsilen katılmaktadır. Azimov, aynı zamanda 2019’da kurulan “İslam Ülkeleri Hahamlar Birliği (ARIS)”in de mensubudur.
Türkiye’deki bazı programlarda hedef gösterilen Azimov, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e saldırısının ardından, güvenlik endişesi yaşadığı, savaş nedeniyle hem Türkiye basınında hakkında çıkan haberler hem de başına bir iş geleceği korkusuyla 5 çocuğu ve eşi ile birlikte önce Limasol’a, ardından da ABD’ye kaçtığı öğrenilmiştir. Ancak Haim Azimov, kısa bir süre önce KKTC’ye geri dönmüş ve çalışmalarına tekrar başlamıştır.
KKTC’yi adım adım işgal eden bu örgütün Türkiye ayağı da var. Chabad’ın internet sitesinde aktarılan bilgiye göre Chabad’ın Türkiye Temsilciliği’ni Mendy Chitrik isimli şahıs yapıyor.
Kuzey Kıbrıs’ta Yahudilere tepkiler
Gazze’de işlenen katliama destek sağlayan ve gelecekte Kıbrıs’ı da Arz-ı Mev’ud için Truva atı olarak kullanmak isteyen Siyonistlerin amaçlarını fark eden Kıbrıslı vatanperver siyasiler bu duruma seyirci kalmadı. Nitekim KKTC Ulusal Birlik Partisi’nden Lefkoşa Milletvekili ve Meclis Başkanı Zorlu Töre, İsraillilerin sadece Karpaz tarafında değil, Gaziveren tarafında ve Ercan Havaalanı çevresinde de araziler satın aldıklarını söylüyor.
Milletvekili Yasemin Öztürk tarafından verilen soru önergesinde, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bağlı olduğu Siyonist CHABAD tarikatı ve MOSSAD organizasyonuyla İsrailli askerlerin KKTC’ye getirildiği ve eğitildiği öne sürüldü. Öztürk’e göre İsrail, Gazze’de soykırım uygulayan özel birliklerini, sporcu kimliği altında KKTC’ye getirerek adanın kuzeyinde benzer bir planı uygulamakta...
Chabad’ın Kıbrıs’taki faaliyetleri hakkında konuşan Zorlu Töre, “Chabad’ın KKTC’de sızmadığı kurum yok gibi. Bakın iddia ediyorum, bu tehlikenin önüne geçilmezse iki üç seçim sonra, bütün hükûmet üyeleri adına bu örgüt karar verir hâle gelecek. Türksüz bir Kıbrıs, Türkiyesiz bir Doğu Akdeniz istiyorlar. İnançlarına göre burası da onlara vadedilmiş topraklar arasında yer alıyor. Ben, bu faaliyetlerin arkasında İsrail ve ABD’nin olduğunu düşünüyorum…” dedi.
KKTC Plandemi Platformu Sözcüsü Tuğçehan Ören de “ABD-Biden destekli Chabad Yahudileri, 2008 yılında ülkemize yaklaşık 200 civarında şirket ile geldi, daha sonra da banka açtı. Para transferlerini bu banka üzerinden yaparak KKTC’de gizlice iş birlikçi avukat ve siyasiler ile topraklarımızı parsel parsel satın aldılar. İlk başta KKTC’nin doğusunda belirgin hâle gelirken şimdi Girne’nin Lapta bölgesine kendi içinde resmî, KKTC’ye göre illegal hahamları ile tarikatlarını genişletiyorlar. Son olarak kurmuş oldukları emlak şirketleri üzerinden aldıkları araziler ve yaptıkları binaları sadece kendi insanlarına satıyorlar. Bizim buradan anlayacağımız, İsrail’e karşı kıyısı olan KKTC’ye yeni bir Siyonist yapı inşâ ediliyor. İkinci bir Yahudi devleti kurma yönünde emin adımlarla ilerliyorlar…” şeklinde konuştu.
KKTC’de Siyonistlerin gizli işgalini organize ettiği ifade edilen ve yasa dışı merkezî faaliyetlerde bulunduğu ihbar edilen Chabad örgütünün Girne’deki yasa dışı merkezi, Girne Kaymakamlığı tarafından kapatılmıştır.
KKTC’de tabelası indirilerek kapatılan Siyonist Chabad’ın tayin ettiği haham Azimov’, soruşturma açılamamıştır. Azimov, kiraladığı evi terör yuvası hâline getirmesine, MOSSAD’ın illegal bürosu olarak kullanmasına ve ülkede hiçbir kaydı ve izni olmaksızın faaliyet göstermesine rağmen hakkında soruşturma açılmaması düşündürücüdür.
Sonuç
Gazetelere ve haber sitelerine düşen konu ile ilgili haber ve yorumlar oldukça vahim. Bu haberlere göre KKTC’yi tanımayan, Kıbrıs Türk halkını yok sayan Avrupalı devletlerin onlarca STK’sı adada faaliyet içerisinde bulunmaktadır. Rum tarafı Kıbrıslı Türklere kimlik ve pasaport vererek Avrupa’ya vizesiz girip çıkmalarını sağlamaktadır. “Türk’ü Rum’u fark etmez, biz Kıbrıslıyız” diyerek Kıbrıs Türklerine kimlik veren Rum kesimi kendi Rumluğuna oldukça iyi sahip çıkmaktadır. Ayrıca AB ve Kıbrıs Rum Başkanlık Sarayı, Türk tarafında bulunan STK ve siyâsî parti temsilcilerine değişik projeler adı altında maddî destek sağlamaktadır. Öyle ki kamuoyu üzerinde ufak bir etkisi dahi olan bir kişiye AB tarafından para desteği sağlandığı biliniyor.
Bunlara ilaveten yine bir AB projesi olarak görülebilecek olan üniversitelerdeki PKK’lı öğrencilerin varlığı büyük bir sorun teşkil etmektedir. Türkiye’de puanları yetmeyen yahut belli bir proje dahilinde KKTC’ye getirilen PKK’lı öğrenciler özellikle hukuk fakültelerine yerleştiriliyorlar. Burada AB tarafından maddî olarak desteklenen öğrenciler, bu zihniyete sahip öğretim görevlileri ve siyaset adamları tarafından da kollanmaktadır.
AB projeleri ile adada artan Türkiye karşıtlığı, gelecek adına tehlikeli boyutlara ulaşabilme potansiyeli taşımaktadır.
Evet, Kuzey Kıbrıs’ta bu Yahudi faaliyetlerine paralel olarak son günlerde Türkiye ve İslâmiyet hakkındaki düşmanca tavırlar birlikte düşünüldüğünde bunda bir Siyonist yeniği var gibi geliyor. Birçok sorumlu araştırmacımızın uyardığı gibi uyanık olmalıyız. Kıbrıs, ikinci bir Filistin olabilir…
-------------------------------
Kaynaklar
Doç. Dr. Münir Yıldırım, Dünü ve Bugünüyle Kıbrıs Yahudileri, Uluslararası Bütün Yönleriyle Yahudilik Sempozyumu, 18-19 Şubat 2012 Ankara
Ali Kaçar, Kıbrıs’ta Siyonist İşgal (1-3), https://www.gencbirikim.net
https://www.habervakti.com/kktcde-sessiz-ve-derin-siyonist-isgali
https://www.insamer.com/tr/kibrista-ab-fonlariyla-yukseltilen-turkiye-karsitligi_1193.html



