CEM Yılmaz haklı… Batılıların anlayamadığı fakat bizim çoğunlukla tercih ettiğimiz “ortaya bir karışık” anlayışı hem salatada hem ızgaralarda geçerlidir.
Masadakiler tercihine göre alsın, afiyetle yesin diye.
Başkaları herkes için ayrı sipariş vermeyi tercih eder.
Bizde bir de iki elin ikişer parmağıyla ortaya konulacak tabağın kayık şeklinin itinayla târif edilmesi vardır ki neredeyse mecburîdir.
Garsona sipariş verirken, o işaret yapılmazsa sanki ciddiye alınmayacaktır! Yuvarlak tabakta gelirse olmazmış gibi.
Bugün biz de ortaya bir karışık şeklinde yazmayı tercih ettik.
Salatada ve ızgaralarda oluyorsa, yazıda da olur düşüncesiyle, bazen birkaç konuda yazmak fena fikir sayılmaz.
Sürç-i hurufat edersek affola…
***
El değmesin
Libya heyetini memleketine götürürken, Esenboğa’dan kalktıktan kısa süre sonra uçağın kazaya uğraması, son derece üzücü. Bir o kadar da düşündürücü.
Şayet kaza değil de “el değdiyse” çok daha vahim.
Libya tezkeresinin 24 ay uzatılmasının hemen ardından meydana gelen olay, ilk anda bu ihtimali akla getiriyor.
Düşen uçakta Libya Genel Kurmay Başkanı, yardımcısı ve Kara Kuvvetleri Komutanı gibi üst düzey kişiler vardı ve hepsi hayatını kaybetti.
Şayet bir müdahale söz konusu ise, onların şehadetine sebep olanların, yerlerine gelecek yeni isimleri de hedef alacağı şimdiden bellidir.
Dileriz ki teknik sebebe dayanan bir kazadır.
***
Hayvanat bahçesinde dengesiz ziyaretçi
Aslan kafeste kendi hâlinde uzanmış yatıyor, gelen geçen ziyaretçilere yılgınca bakıyordu.
Bakışlarını ve hâl dilini kelimelere dökmek gerekse, çocuklar bile tercüme edebilir.
“Nereden düştük buraya! Uçsuz bucaksız arazilerde serbestçe gezip dolaşmak, bir ağaç gölgesinde uyumak varken, burada daracık kafes içinde, soytarı ettiler bizi!”
*
Gelip geçenlerse ona ve diğer hayvanlara bakmak için girişte para verip bilet almışlardı.
Kalabalıktan ve seslerden rahatsız olduğunu belli eder şekilde kalktı, bir o yana bir öte yana gezinmeye başladı.
Önce sakindi ama ziyaretçinin biri, şımarık çocuk gibi el kol hareketleri yapınca, aslan rahatsız oldu. Dengesiz ziyaretçi bir de dil çıkarmasın mı?
Arada demir parmaklıklar olduğu için kendini rahat hisseden ziyaretçi, ormanların kralı aslanı hareketlendirebilmesini, kendince bir başarı görüyordu.
Arada bir garip çığlıklar atması, aslanı daha da sinirlendirdi.
*
Senaryoda ufak bir değişiklik yapılsa ve kafesin kilidi açık kalmış olsa. Aslan dışarı çıksa. O ayarsız ziyaretçi ne yapar?
Orasını da biz anlatmayalım, sizin irfanınıza bırakalım…
***
Reklâmlarda mantık aranmaz
Doktor hanım doğuma yetiştirilecekse, konseri dinlemeye gelenler arasında şampiyon bir rallici de varsa, araba da uçan cinstense, hastaneye yetişilir tabii.
İyi de çocuk…
Sen arabanın anahtarını meşhur ralliciye atmasına atıyorsun da niye öyle bir arabanın deposunu boş tutuyorsun!?
Bak adam hastaneye yetiştirebilmek için önce yakıt istasyonuna gitmek zorunda kaldı.
Yakıştı mı?
Yakışmadı.
Gidilecek yere ulaşınca doktor ile direksiyondaki rallicinin konuşup bakışarak yakıt sloganıyla meşgul olup vakit harcamaları ise ayrı bir arıza. Hiç izahı yok.
Oraya varır varmaz doktorun apar topar inmesi, kapıyı kapatmak için bile vakit harcamaması gerekir.
Neylersin ki “reklâmlarda mantık aranmaz” ilkesi, yerine iyice oturmuş durumda. Uydur kaydır, mesajı ver, işine bak...
***
Başka yer mi var?
Bir zamanlar dünya siyasî anlamda “iki kutuplu” kabul edilirdi. Bir yanda NATO şemsiyesi altında toplanmış Batı, bir yanda “Demiri Perde Ülkeleri” diye anılan Doğu bloku vardı.
Batı’nın ön sırasında ABD, Doğu’nun önünde ise Sovyetler Birliği’nin Rusya’sı yer alırdı.
İki taraf da diğerinden üstün olmaya çalışırken, yalnız siyasî, ekonomik, askerî alanda değil, sanat, spor ve diğer alanlarda da koyu bir rekabet yaşanırdı.
Tabii o dönemin fıkraları da meşhurdu. İşte onlardan biriyle yolumuza devam edelim.
Sovyetler Birliği’nin yedi mucizesi:
1. İşsizlik yok fakat kimse çalışmıyor.
2. Kimse çalışmıyor fakat üretimde hiç aksama yok.
3. Üretim var, fakat dükkânların rafları bomboş.
4. Raflar bomboş fakat her yerde kuyruk var.
5. Her yerde kuyruk var fakat herkes yakında bolluk olacağını söylüyor.
6. Yakında bolluk olacak fakat kimse memnun değil.
7. Kimse memnun değil fakat herkes seçimlerde sosyalizme oy veriyor.
Biz sosyalizm diyelim, siz komünizm anlayın…



