Sinir ötesi hareketler ve şehit düşen evlâtlar

Dağdaki ve sınır ötesindeki harekâtlar kaldığı yerden ve aynı kararlılıkla sürsün ama evvelinde Meclis çatısı altında yapılsın. Devlet’e ve onun kahraman evlâtlarına düşmanca tavır gösterenlere, ezana, bayrağa ve İstiklâl Marşı’na alerjisi olanlara tek bir fırsat tanınmalı ve “Var mısın, yok musun?” denilmeli. Cesaretleri varsa “Hayır!” desinler. “Hayır” diyenlere, bu ülkenin cezaevleri, hatta mezarlıkları haram olmalı!

BAŞLIĞI okuyanlar, “Galiba gözden kaçmış olacak, ‘sınır ötesi harekâtlar’ yazılacağına ‘sinir ötesi hareketler’ yazılmış” diyebilirler. Ancak yanlış yok, hakikati “sinir ötesi hareketler”…
Evet, bir zamanlar diplomatlarımıza yönelik kalleş suikastlar düzenleyen terör örgütü ASALA’nın devamı niteliğindeki bölücü terör örgütü PKK’nın 15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemdinli’de gerçekleştirdiği “ilk” baskınlar ile başlayan süreç, bugün 40’ıncı yılını tamamladı.

Geride kalan bu kırk yılda binlerce vatan evlâdı canından çok sevdiği vatanını savunmak, insanına hizmet ulaştırmak ve kendisine tevdi edilen görevi ifa etmek adına şehadet şerbeti içti. Bin yıllık şanlı geçmişine 16 devlet sığdırmanın bedelini fazlasıyla ödemiş bir ülke olarak dünden bugüne terör ve düşmanla mücadelemiz hız kesmeden devam edecek. Etmeli de.

Geçen hafta Millî Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, Pençe Kilit Harekâtı’ndaki iki günlük bilançoda 12 vatan evlâdımızın anadan, babadan, yardan ve yavrularından ayrılarak toprakla buluştuklarını öğrendik. İçimize düşen ateş kaldığı yerden devam etti açıkçası. Tam da o gün, HDP’nin devamı niteliğindeki DEM Parti’nin açıklamaları yüreğimize ok gibi saplanmıştı.

Hem nasıl saplanmasın ki? 12 Mehmetçik daha toprakla buluşmamışken, “milletvekili” sıfatına sahip şahıslar, Meclis çatısı altında, terör örgütü elebaşı Öcalan’a methiyeler dizmiş ve haddini aşan açıklamalarda bulunmuşlardı. Aslına bakılırsa ilk günden beri tablo aynıydı ve hiç değişmemişti.

Ne zaman bir şehit düşse, şehidimizin silah arkadaşları tarafından baba ocaklarına ay yıldızlı bayrağımız asılır. O esnada barakadan hâllice evlerinin servis edildiği haberlerle içimizin burkulur. Üfürsen yıkılacak türden bu evler, vatanı korumak kollamak adına evlâtlarını cepheye gönderen korkusuz anne ve babalara aittir.

İşin ilginç yanı, 600 vekilin arasına “demokrasi” adına sızan örgüt mensupları ya da o zihniyettekiler, fakir fukaranın, yetimin, şehidin hakkı olan bütçeden en yüksek maaşla taltif edilirken, emrine birkaç danışman, altına makam arabası, bir de oda tahsis edilirken, ilâve olarak “dokunulmazlık” zırhı da alırlar.

Bugüne kadar sayısız sınır ötesi harekât gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetleri, bu uğurda sayısız da şehit verdi. Hepsini saymaya ve burada dile getirmeye ne zaman yeter, ne de sayfalar. Ama son saldırının merkezinde yer alan Pençe Kilit Harekâtı, PKK’lı teröristlerin Hakkâri ve Şırnak hattından Türkiye’ye sızmalarını önlemek amacıyla 17 Nisan 2022 tarihinde Irak’ın kuzey bölgelerinde başlatılmış ve şu ana kadar 1 binbaşı, 4 üsteğmen, 9 teğmen, 9 astsubay, 63 uzman çavuş, 31 sözleşmeli er ve 8 korucu olmak üzere toplam 125 kahraman evlâdımız şehit düşmüştür. İrkildiniz, değil mi? Evet, ben de irkildiğim için yazdım zaten.

Ve soralım: Dağdaki ve sınır ötesindeki mücadele ne ve kimler için veriliyor?

Cevap belli olduğu için yazmıyorum...

“Var mısınız, yok musunuz?”

Meclis’teki vekil sayısından fazla şehit verdiğimiz sınır dışında yapılan harekâtlar gerçekten kimin için? Bu kansız açıklamaları dokunulmazlık zırhına bürünerek efelenmeleri ve polise kafa tutmaları için mi?

Dağdaki ve sınır ötesindeki harekâtlar kaldığı yerden ve aynı kararlılıkla sürsün ama evvelinde Meclis çatısı altında yapılsın. Devlet’e ve onun kahraman evlâtlarına düşmanca tavır gösterenlere, ezana, bayrağa ve İstiklâl Marşı’na alerjisi olanlara tek bir fırsat tanınmalı ve “Var mısın, yok musun?” denilmeli. Cesaretleri varsa “Hayır!” desinler. “Hayır” diyenlere, bu ülkenin cezaevleri, hatta mezarlıkları haram olmalı, direkt olarak onlara kucak açan ve omuz veren ülkelere sürgün edilmeliler!

Bu yazının taslağını oluşturduğumda, MHP lideri Devlet Bahçeli, henüz kendi grubuna hitap etmemişti. Sonradan yaptığı ateşli konuşma, makalemizle örtüşen cinstendi: “Milletvekili maaşı ve Hazine yardımı kesilerek, şehit ailelerine aktarılmalıdır. Teröre yardım ve yataklık yapan sözde milletvekillerinin dokunulmazlık dosyaları karara bağlanarak bu haşeratlar acilen mahkemeye çıkarılmalıdır.”

Çukurca yakınlarında ama Irak topraklarında gerçekleşen hain saldırıda, teröristlerin yeni nesil roketler kullandığı tespit edildi. Nereden, nasıl ve neden temin ettikleri bize navigasyon hizmeti sunuyor. Üstelik İsrail’in saldırıları sürerken ve bunun karşısında durduğumuz günlerde…

Bize açıkçası şunu diyorlar: “Siz işinize bakın, kendi belânızla ilgilenin. Yoksa daha çok bedel ödersiniz!”

Dünyanın en pahalı evi

Şehit ailelerinin evlerine geri dönecek olursak…

İlgili bakanlığın, basına düşen şehit evinin yıkılarak yeniden yapılması için harekete geçmesi son derece değerli ama benim bir teklifim olacak.

Emekli maaşlarının 7 bin 500’de kaldığı, asgarî ücretin 17 bin 2 liraya, vekil maaşlarınınsa en yüksek orana eriştiği ve Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın İstanbul’daki kiralardan şikâyet ederek annesinin evine yerleştiği bugünlerde, şehitlerimizin içimizi sızlatan evleri, dünyanın “en pahalı evleri” statüsüne alınarak müzeye çevrilmelidir.

Bu ülke için nasıl bir mücadele verildiğini, kimlerin bu uğurda canını çekinmeden feda ettiğini ve bağımsız bir vatanda nefes alıp vermenin süit dairelerde kalmaktan evlâ olduğunu görmek, eşsiz bir maneviyata ve ruhaniyete sahip olan işte bu evlerle mümkündür.

Parti kapatmak sorunu çözer mi?

Geçmiş yıllarda alınan siyâsî kararlara baktığımda, alınan parti kapatma kararlarını hep yanlış buldum ama bugün gelinen noktada PKK'nın siyâsî kanadı hükmündeki DEM Parti, “Biz sorumluluk almaya hazırız” diyerek sözüm ona TBMM’de “çözüm” çağrısı yaparken, Genel Başkan Tuncer Bakırhan, bebek katili Öcalan için özgürlük çağrısı yapıp “Kürt sorunu devam ettikçe Tekirdağlı da, Trabzonlu da rahat olmayacak” tehdidinde bulunuyor. DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan’ın terörist başının özgürlüğü için herkesin sorumluluk alması gerektiğini dillendiriyor. DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in konuk olduğu PKK iltisaklı kanal, şehit olan askerler için “İşgalciler cezalandırıldı” altyazısını geçiyor. Durum böyleyken, bize başka çarenin bırakılmadığını görüyorum.

Kaldı ki, Meclis’te grubu bulunan partilerin hain saldırı ile ilgili hazırlamış oldukları ortak kınama bildirisine şimdiye dek imza atmamış bir partiden bahsediyoruz. Hem de çiçeği burnundaki lidere sahip ana muhalefet partisi de ona tâbi olarak iki kişilik (!) yönsüz bir saf oluşturmayı tercih emişken…

Bu bağlamda Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ile çekişmesine son vererek Cumhuriyet Başsavcılığını harekete geçirmeli. Geçirmeli ki, DEM Parti, yaklaşık 700 milyon liralık Hazine yardımını cebine indirip Mehmetçiğe roket sallayan PKK ile üleşmesin.

Depremler, seçimler, savaşlar ve küresel enflasyon başlıklarından oluşan zorluklarla mücadele ettiğimiz böyle olağanüstü bir dönemde, dağları mesken tutan teröristlere Hazine’den pay taksim edilmesi inanın insanın sinir uçlarına dokunuyor.

***

Onlar ki, bu vatan uğruna canlarını veren kahramanlar… Ruhları şâd olsun. Cennet saraylarında ağırlansınlar, bize de şefaat etsinler.