BUGÜNLERDE Ankara sokaklarında şarkılar mırıldanarak dolaşan birinden söz ediliyor. Sakin ve kararlı adımlarla yürürken, yanından geçenler şu sözleri duyasıymış: “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler, yeniden ister misin deseler…”
Daha önceleri de “Sırtımdan hançerlendim” diye yakındığını hatırlayanlar, hançer yarasının yakında iyileşebileceğini düşünüyor.
Kimden bahsettiğimiz gayet açık. Buna rağmen ille de isim isteyen olursa kırmayız. Elbette Kemal Bey’den söz ediyoruz.
Son kurultayın şaibeli olduğu, para karşılığı oy toplandığı iddiasıyla savcılığa şikâyette bulunan CHP’liler, “Öyle olmasaydı Kemal Bey koltuğu kaybetmeyecekti” iddiasında.
Yine geldik meşhur Karadenizli sözüne: “Öyle de olmayaydı, böyle de olacağı yoğidi.”
Şimdi gözler, kulaklar mahkemenin kararını bekliyor.
Mahkeme ne karar verecek? 30 Haziran’a tamı tamına bir ay var. Bu bir ay zor geçer.
Deliller yeterli bulunur ve kurultay iptal edilirse, bugünkünden çok farklı bir tablo çıkacak.
Yok sayılacağı için, o hiç olmamış gibi hareket edilecek ve kurultayın bir gün öncesindeki ekip eski görevine dönecek.
İlk iş, yeni bir kurultay hazırlığına girişmek olacak.
Fakat şüpheli delegeler var. Adı şaibeye karışmış, dava dosyasında anılan ve oylarını para veya başka türlü bir menfaat karşılığı değiştirmiş olanlar.
Hepsinin adı sanı belli.
Onlar oy kullanacaksa, yine aynı sonuç çıkar. Bir şey değişmez. O durumda kurultayı iptal etmenin anlamı kalmaz. Hepsi ayıklanacak, muhtemelen ihraç bile edileceklerdir. Yeni bir yapılanmayla yeni bir kurultay nereden baksak altı aydan önce tamamlanmaz.
Bir tarafta parti yoluna devam ederken, öbür taraftakiler için başka bir süreç başlar. Yapılan işlerin ceremesi devreye girer. Yeni davalar, yeni gelişmeler görürüz.
İnsanların, hayatı sorguladığı zaman aklına gelen hatalar dolayısıyla pişmanlık duyması, az rastlanan bir durum değildir.
Öyle durumlarda kullanılan değişmez kalıplar vardır.
“Dünyaya bir daha gelecek olsam…”
“Şimdiki aklım olsaydı…”
Başta andığımız şarkı da bu listeye dâhil. Arzu eden, farklı şarkılar, türküler ekleyebilir. İnsanların gönlüne kısıtlama getirecek hâlimiz yok.
Herhangi bir söz eklensin veya eklenmesin, vaziyet ortada apaçık duruyor. Kemal Bey ve önceki parti yönetimi için yeni bir şans doğacak gibi.
Ne var ki tablo o kadar net, o kadar basit değil. Parti zarar görmesin düşüncesiyle Kemal Bey kayyum olmak istemediğini beyan etmiş. O tür bir gelişme kayyumluk anlamına mı gelir?
Bir tarihte bizim eve hırsız girmişti. Fark edince polislerle beraber peşine düşüp bir saat içinde yakaladık. Çaldıkları üstünden çıktı. Hepsini karakolda geri aldık. Eğer şaibe ispatlanırsa, pek farklı sayılmaz.
Kemal Bey yeniden CHP Genel Başkanı olur, yeni delege yapısıyla yapılacak ilk kurultayda belki tekrar seçilir. Bir on yıl daha götürür. Yenile yenile yenmesini öğrendiyse, genel seçimi de kazanır. İhtimal vermek zor ama neden olmasın?
Fakat tablo bu kadar pembe değil. Mevcut yönetim, eğer mahkemeden öyle bir karar çıkarsa, genel merkez binası önüne gençlik kollarını toplamayı ve Kemal Bey’i içeri almamayı hesaplamaktaymış.
Yüz küsur yıllık partinin düştüğü hâle bakar mısınız?
Baksak da bakmasak da vaziyet içler acısı. Ülkenin en eski partisi adına üzücü. Ülke için de büyük kayıp. Kaliteli bir muhalefet olmayınca, iktidar olmanın da tadı azalır.
Gel 30 Haziran, gel… Hanimiş genel başkan, hep beraber görelim.
Mutlaka gelecektir, ömrü olan görecektir… Bir yıl sonra bugünlerde kim bilir hangi konuları konuşacağız?



