ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joseph Kent, Trump’a yazdığı mektupla birlikte görevinden istifa etti.
Hem de nasıl bir mektup…
İt yese kudurur, at yese kaba etine kızgın demirle damga basılmış gibi yerinde duramaz. Lakin Trump’ın bünyesi sağlam, -affedersiniz- domuz gibi. “Bana mısın?” demiyor.
Neler söylemiyor ki Kent mektubunda… Aslında tüm dünyanın, hatta ABD’nin bile yüzde sekseninin gördüğü, bildiği şeyleri kitabın ortasından, eğmeden, bükmeden, dümdük söylüyor.
ABD’nin İran’a saldırması konu başlığı altında “Kral manyak” diyor. Kral hem çıplak, hem manyak gerçekten.
“İran’daki devam eden savaşı vicdanen destekleyemem. İran, ulusumuz için yakın bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açıktır.”
Oysa Trump, İran’ın ta Kaliforniya’yı vurabilecek füzeler yapmasına ramak kaldığını söylüyordu kamuoyuna. “ABD’nin bile 11-12 bin kilometre mesafedeki İran’ı vuracak füzeleri yok henüz. Garibim İran’ın nasıl olsun?” diyen bir ABD’li -yahut bu açıklamayı izleyenler arasında bir basın mensubu- yok sanırım ABD’de.
Fazla hamburger yemek beyni süngere çeviriyor olmalı.
ABD’nin böyle bir yeteneği olsa 12 Gün Savaşı’nda binlerce kilometre mesafedeki İran’ı vurmak için B2 bombardıman uçaklarını kullanmak zorunda kalmaz, oturduğu yerden koltuğuna yaslanır o füzelerin düğmesine basardı sadece.
“2016, 2020, 2024 yıllarında seçim kampanyanızda savunduğunuz ve ilk döneminizde uyguladığınız değerleri ve dış politikaları destekliyorum. Haziran 2025’e kadar, Orta Doğu’daki savaşların Amerika’yı vatanseverlerimizin değerli hayatlarından mahrum bırakan ve ulusumuzun zenginliğini ve refahını tüketen bir tuzak olduğunu anladınız...” diye devam ediyor mektubunda Kent.
Zaten Kent’i de istifa ettiği bu göreve atayan Trump’ın ta kendisi.
“İlk yönetiminizde, bizi sonsuz savaşlara sürüklemeden askerî gücü kararlı bir şekilde nasıl kullanacağınızı modern başkanlardan daha iyi anladınız. Bunu, Kasım Süleymani’yi öldürerek ve IŞİD’i yenerek gösterdiniz...” şeklinde devam ediyor mektup.
Gerçi ABD’nin bizzat kurduğu ve semirttiği IŞİD’e tek kurşun salladığı vaki değildir ama olsun, Kent kardeşimiz IŞİD’i Trump’ın yendiğini sanmaya devam etsin. Zararı yok.
Mektup bundan sonra zevk vermeye başlıyor asıl.
“Bu yönetimin başlarında, yüksek rütbeli İsrailli yetkililer ve Amerikan medyasının etkili üyeleri, ‘Önce Amerika’ platformunuzu tamamen baltalayan ve İran’la savaşı teşvik etmek için savaş yanlısı duyguları eken bir dezenformasyon kampanyası yürüttüler. Bu yankı odası, İran’ın Amerika Birleşik Devletleri için yakın bir tehdit oluşturduğuna ve şimdi saldırmanız durumunda hızlı bir zafere giden açık bir yol olduğuna inanmanızı sağlamak için kullanıldı. Bu bir yalan ve İsraillilerin bizi, ulusumuzun en iyi erkek ve kadınlarının binlercesinin hayatına mal olan felaket Irak savaşına çekmek için kullandıkları aynı taktiktir. Bu hatayı tekrar yapamayız...” diyor Kent mektubunun devamında.
El kadar İsrail’in ve ABD’deki İsrail lobisinin koca ABD’yi parmağında nasıl oynattığını söylüyor Kent. İsrail, yalanlarla yahut da Epstein şantajı yoluyla ABD’yi anlamsız bir savaşa çekti. Bunu tüm dünya görüyor pekâlâ.
Trump’ın, “12 Gün Savaşı’nda tamamen yok ettiklerini” söyledikleri İran’ın nükleer ve balistik yeteneklerinin bir kez daha yok edilmekte olduğunu sanıyor saf ABD halkı.
Oysa İsrail’in bölgeye yönelik kaos planında bir figürandan fazlası değil ABD an itibariyle. ABD dev filoları, uçakları, binlerce askeri ile bölgede her gün milyarlarca dolar yakarken, diğer taraftan da yükselen petrol fiyatlarından kendi vatandaşları bile zarar görmeye başladı artık.
Bölgeden tabutlar içinde gelen ABD askerleri de işin cabası.
Trump becerebilse şu anda savaştan çekilmeyi istiyordur. Buna eminim ama ispat edemem. Lakin cin şişeden çıktı bir kere. Kolay kolay ve onurlu bir çıkış görünmüyor ABD için.
Ve ABD’nin konfora alışmış vatandaşları için bu savaşın uzaması, ateşin içinde olmamalarına rağmen kıyametin diğer adı.
“11 kez savaşa katılmış bir gazi ve İsrail tarafından uydurulmuş bir savaşta sevgili eşim Shannon’ı kaybetmiş bir şehit eşi olarak, Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan ve Amerikan hayatlarının bedelini haklı çıkarmayan bir savaşta savaşmak ve ölmek üzere gelecek nesli göndermeyi destekleyemem…” şeklinde devam ediyor esas oğlan.
İsrail’in çıkarları için ABD halkının ve askerlerinin zarar görmekte olduğunu açık açık ifade ediyor Kent. Ve olmayacak duaya “amin” demek mesabesindeki temennileri ile bitiriyor mektubunu:
“İran’da yaptıklarımızı ve bunları kimin için yaptığımızı düşünmenizi rica ediyorum. Cesur adımlar atmanın zamanı geldi. Yönünüzü değiştirip ulusumuz için yeni bir yol çizebilirsiniz ya da daha da gerilemeye ve kaosa doğru kaymamıza izin verebilirsiniz. Kartlar sizin elinizde.”
Oysa kartlar Trump’ın değil, İsrail’in elinde muhtemelen. Bu kartlarla İsrail, Trump’ı parmağında oynatıyor tüm dünyanın gözü önünde.
Valla “Helal olsun” demek istiyorum Joe Kent’e. Hatta bu tip insanlar için Anadolu kahvelerinde “Adamda beş okka dalak varmış” bile dendiği ve hatta o dalakların gıyabında yendiği vakidir.
Böylesine Trump’ı ensesinden yakalamış yoğun bir İsrail lobisine ve İsrail tekelindeki medya gücüne rağmen gerçekleri haykırmak, hele de ABD’nin içinden ve hele de böylesine bir mevkiden, her şeyi göze alarak gözünü karartmak her babayiğidin harcı değildir.
ABD içindeki Evanjelist-Siyonistler ve bunlara inanmış eser miktarda ABD vatandaşı dışında ABD’nin bu savaşın bir tarafı olması gerektiğini düşünen yok haddizatında.
Her geçen gün, bu savaşın etkileri ABD’yi dalga dalga vurdukça ve bölgeden ABD askerlerinin cenazeleri geldikçe Trump ve ABD yönetimi için çember daralacaktır.
Savaş uzadıkça, ABD’nin korumaktan aciz kaldığı bölgedeki Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Irak gibi müttefiklerini kaybetmekte olduğu da ortadadır. Zira kolay paraya ve rahata alışık bu Arap “ortaklar” verdikleri trilyonlarca dolara rağmen ABD’nin sadece İsrail’i korumakta olduğunu görüyorlar.
Böylesine tek taraflı bir “ortaklık” onlar için sürdürülebilir değildir. Bu savaşın sonunda bölgede başka paktların kurulması, yeni savunma doktrinlerinin geliştirilmesi kaçınılmaz olacaktır. ABD, savaş uzadıkça ve bu ortakları zarar gördükçe bölgedeki dominant gücünü Türkiye’ye kaptıracaktır.
Er geç ABD İsrail’in yanındaki pozisyonunu terk etmek zorunda kalacaktır. Beklenen İran’ın teslim olması yahut yerle bir edilmesi değildir (ki bunlar olmayacaktır).
An itibariyle böylesine saçma ve bir parçası oldukları için pişman oldukları bu savaştan Trump ve ABD yönetiminin beklediği onurlu bir çıkış yolu ve ihtimalidir. Bunu gördükleri ilk sapakta İsrail’i yalnız bırakacaklarını hatta buna mecbur olduklarını düşünmekteyim.
Görelim bakalım, bölgemiz daha ne gibi gelişmelere gebe.
Kalınız sağlıcakla efendim.



