“SAĞLIKLI ilişki” dediğimiz zaman bundan ne anlamalıyız? Sağlıklı ilişki nedir? Böyle bir ilişkide kendimizi nasıl hissederiz?
“Sağlıklı ilişki” demek, öncelikle kişiye kendisini iyi hissettiren ilişki demektir. Kendinizi iyi ve huzurlu hissettiğiniz, sohbet etmekten sıkılmadığınız, öğrendiğiniz ve öğrettiğiniz, kucaklandığınız, sevildiğinizi hissettiğiniz, kendinizi yanında rahat hissettiğiniz, “Şunu söylersem eleştirilir miyim, alay edilir miyim?” diye düşünmediğiniz, sizi sıkılmadan dinleyebilen, her zaman size ayıracak vakti olan, kendinizi değerli hissettiğiniz ve hissettirdiğiniz, özel hissettiğiniz, karşılıklı saygının olduğu bir ilişkidir.
Evlilik nedir? Farklı ve benzer değer ve kültürler içerisinde yetişmiş olan iki yetişkin bireyin ortak bir hayat paylaşımı, duygusal, biyolojik ve sosyal alanlardaki ihtiyaçlarını karşılama amacıyla yaşamlarını birleştirdikleri bir sistemdir.
Evlilik, kendinizi yalnız hissetmediğiniz bir yerdir. Tek kişilik bir sahne veya oyun değildir. Kişi, evinde eşi ile mutlu ise, kendisini dolu hisseder, canı sıkılmaz. Eğer evliliğinde mutsuzsa, annesi, yan komşusu olsa bile kendisini yalnız hisseder.
Sağlıklı bir evlilik için öncelikle sağlıklı iki bireye ihtiyaç vardır. Kişilerin hem fiziksel sağlığı, hem ruhsal sağlığı yerinde olmalı. Kişinin kronik bir hastalığı olabilir, bunu saklamak yerine dürüstçe evlenmeden önce karşı tarafa söylemesi gerekir. Dürüstlük bunu gerektirir. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkınca, gizleyen kişiye güven azalacak, karşı tarafta “Acaba benden başka neler gizliyor?” düşüncesini oluşturacak ve bunu öğrenen kişi kendisini kandırılmış hissedecektir. Güven duygusu temelinden sarsılacaktır.
Ruhsal olarak iyi olmayan, belki çok ağır kişilik bozukluğuna sahip kişiler, evlenmeden önce bu hastalıklarını gizleme yoluna gidiyorlar. Hatta duyulmasın diye bir an önce düğün yapma telaşına giriyorlar. Hastalık bu, gizleyemezsiniz; ortaya çıkınca sonuçları daha kötü oluyor. Karşı taraf “Beni kandırdın” deyip ayrılabiliyor. Bu evlilik değildir. Yalan üzerine evlilik olmaz. Bazen anne babalar sorumluluğu üzerlerinden atmak için hasta olan evlatlarını evlendirme gibi bir çabaya giriyorlar. Bir başkasının hayatını mahvettiklerinin farkında değiller. Sorun birken, evlenince iki üç oluyor. Kendi hayatını kontrol edemeyen birey, bir başkasının sırtına yük oluyor.
Bir de aşk ve sevgi zannedilen bağımlılıklar var. Onlara sorarsanız “Çok seviyorum, onun için böyle yapıyorum” derler. Örneğin sevgisini ispatlamak için intihar girişiminde bulunmak, sık sık arayarak “Neredesin? Resim yolla, görüntülü arama yap” demek, çok pahalı bir hediye istemek, “Canım şunu istedi” diyerek gecenin bir yarısı uzak mesafeden bir şey getirttirmek gibi karşı tarafı yıpratan, iyilik yaparmış gibi görünüp zarar veren, adına aşk/sevgi dedikleri zehirli bir ilişki… Aslında çiftin iki bireyi de bu ilişki içerinde boğulmuş, birbirine zarar vermeye başlamıştır.
Peki, “ilişki bağımlılığı” nedir?
“Bağımlılık” deyince insanın aklına ilk sigara, uyuşturucu ve alkol geliyor. İlişki bağımlılığı da bir bağımlılık türüdür. Sağlıklı bir ilişki, kişinin kendisini iyi hissetmesine, hayat dolu, sevgi dolu hissetmesine sebep olurken, yanlış bir ilişkiyse içerisinde olmak, kontrolü kaybetmek korkusu kişiye kendisini endişeli, muhtaç ve bağımlı hissettirir. Bazen kendinizi çok iyi hissederken bazen yerlerde bulabilirsiniz. Bundan dolayı bağımlılıklar kendini yetersiz hissetmenin getirdiği baş edememe kaygısı ve duygusal yoksunluklar yüzünden ortaya çıkar.
İnsan kime karşı bağımlılık geliştirir? Narsist, bencil ve kendi odaklı birine bağlanma oranı çok daha yüksektir. İnsanoğlu yaşamı boyunca mutluluğu ve sevgiyi aramıştır. Sevgi, varlığımızı sürdürebilmenin kaynağıdır. Bazı sevgiler vardır ki, kişi mutlu olmadığını bildiği hâlde orada kalmakta ısrar eder. Vazgeçemediği, saplanıp kaldığı ilişki biçimidir bu. O ilişki kişinin hiçbir beklentisini karşılamasa da kişi onu bırakamaz. Yanlış olduğunu içten içe bilse bile kendisine itiraf edemez. İşte bağımlı ilişki, kişinin zarar gördüğünü bildiği hâlde içinde bulunmaya devam ettiği ilişki türüdür.
Bu ilişki türünde kişi, hayatının merkezine partnerini oturtur ve bireyselliğini koruyamaz. Bu yüzden giderek özgüven ve özsaygısı yok olur. Genellikle ayrıldıktan sonra sudan çıkmış balığa dönmüş hisseder. Hayatına devam edememe ve kısa süre sonra bu sağlıksız ilişkiye geri dönme düşüncesi baş gösterir. Ayrılsa bile hep sorunlu insanları hayatına alır. Şiddet görüyordur, değersizleştiriliyordur ama ayrılmak istemiyordur.
Bağımlı bir ilişki içinde olunduğunu gösteren belirtilerse şunlardır: Partnerini hayatından çıkarma fikri bile kendisinde büyük bir endişe uyandırır. Hayatının merkezine partnerini koyduğu için tüm hayatını onun çevresinde geçirir ve ona göre ayarlar. İlişki içinde sıkışmışlık hissi vardır. Ayrılıp barışma süreçleri sıktır. İlişkiyi sonlandırmanın doğru olduğunu bildiği hâlde ilişkiyi bitiremez, gidemez. Birlikteykenki mutsuz anlar mutlu anlardan daha fazladır. Kişi kendini partnerine karşı sürekli savunma hâlinde hisseder, sürekli alttan alır ve kendini anlatmaz.
Peki, kişi niçin kendisini böyle bir ilişkiye mahkûm eder? Bunun kökeni, çocuklukta annesi veya kendisine kim bakmışsa onunla kurduğu ilişkiden kaynaklanan güven problemi ve duygusal yoksunluktadır. Bu yaşanan bağımlı ilişkiden her iki taraf da zarar görür. Ruhsal sağlığı bozar, kaygı oluşturur ve kişiyi yavaş yavaş depresyona sürükler, her iki tarafın hayat verimi düşer ve bunun sonucunda günlük işler aksar, çevreyle uyum bozulur, sık sık tartışma yaşarlar ve doğruluk algısı bozulur. Ne doğru, ne yanlış, işin içinden çıkamaz bir hâle gelir çift.
Bağımlı bir ilişki içinde olduğunuzu düşünüyorsanız neler yapabilirsiniz?
Ne kadar verirseniz verin veya ne kadar yanında olursanız olun, ona hiçbir zaman yetmeyeceğinizi unutmayın. Bu yüzden kendi sınırlarınızı oluşturun; sınırlar insanı korur, bundan suçluluk duymayın.
İstemeseniz bile karşı tarafın her istediğini yapmak, her çağırdığında koşmak, yaşanan psikolojik problemi beslemiş olur. Kimse kimsenin yedi gün yirmi dört saat yanında olamaz. Kimsenin kurtarıcısı, kahramanı değilsiniz, böyle bir rolümüz yok. Ve partnerinizin alması gereken sorumlulukları onun yerine siz almayın, kendinize yatırım yapın.
İlişki bağımlılığının tedavisi var mıdır?
Diğer bağımlılıkların tedavisinde olduğu gibi ilişki bağımlılığında da kişinin öncelikle bağımlılığını kabul etmesi gerekir. Yardım almayı kendisinin istemesi, bu süreçte psikolojik destek almak oldukça faydalıdır. İlişki bağımlılığından kurtulmak zorlayıcıdır, bunu kabul ederek yola çıkmak gerekir. Bir farkındalık süreci gerektirir. Terapi sırasında en sık karşılaşılan cümlelerden biri, “Kendimi suçlu hissettirdi, benim suçum ne?” olmaktadır.
Unutulmamalı ki, düşüncelerimizin kontrolü yalnızca bize ait ve birilerinin bize kızgın olması, her zaman yanlış bir şey yaptığımız anlamına gelmez. Vicdan azabı hissettireceği için bize zarar veren bir ilişkiyi sonlandırmamak, ruh ve beden bütünlüğünü bozar ve bizi yıpratır. Kendimize öncelik vermeye başladığımızda ve kendi ihtiyaçlarımızın farkına vardığımızda, zamanla daha sağlıklı ilişkiler kurmaya başlarız. İyi bir ilişki insanı güzelleştirir, geliştirir, mutlu eder.
Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.



