Ruslar, Putin’i pasif buluyor

Gönlü o tarafta olsa da gerçekler taş gibi. Aklıyla muhasebe yapınca Türkiye’den vazgeçemiyor. Bir kalemde çizip atamıyor. Kolay mı, 20 milyar dolarlık ticâret hacmi var! Onu geçsek bile, daha ağır basan kaç asırlık siyâsî hesaplar var. Onun da işi zor be arkadaş!

RUS televizyon kanallarında yapılan tartışmalarda ve halk röportajlarında dikkate değer tespitler yayınlanıyor.

Kimi abartılı, kimi gerçek, kimiyse tamamen uydurma.

Putin’e tepki gösterenler bile var.

Putin soğukkanlı olsa da ekrana çıkan gazeteciler, akademisyenler ve halk, onun gibi değil. Ateşlilerin sayısı fazla.

“Putin niye pasif davranıyor, niye sert çıkmıyor?” diye eleştirenler az değil.

“Yazık değil mi? Savaşta her gün gençler ölüyor” cümlesini kuranlar, “Putin, bu savaşı durdurmalı” diye devam ediyorlar sözlerine.

Kastedilen, Ermeni askerleri...

Yıllar boyunca Ermeni saldırılarında ölen Azerbaycanlı gençlerin, çocukların, bebeklerin, yaşlıların bir kıymeti yok herhâlde onların gözünde.

Sivil bölgelere gönderilen füzelerin nasıl bir etki yaptığını da görmüyorlar belki.

Görseler de umursamıyorlar nasıl başarıyorlarsa...

*

Rus yayınlarında Türkiye’nin adı Azerbaycan’dan, Erdoğan’ın adı Aliyev’den fazla geçiyor.

Sanki savaş Ermenistan ile Azerbaycan arasında değil, Rusya ile Türkiye arasında.

Türkiye’nin son yıllarda çok güçlendiğine vurgu yapanların endişesi şu:

“O silahlar günün birinde bize döner mi?”

Orduların silah güçleri mukayese edildiğinde, Rusya’nın çok daha yüksek kapasiteye sahip olduğunu görürüz.

Bir Rus general miydi, diplomat mı, tam hatırlamıyorum; Soğuk Savaş yıllarında bizim sahip olduğumuz silah gücüne bakarak şöyle bir yorumda bulunmuştu:

“Bu kadar silahı Yunanistan’a karşı alıyorsanız, çok fazla. Yok, eğer bize karşı ise, çok az!”

Haksız sayılmazdı.

Bugün de durum pek değişmedi.

Rusya hâlâ dünyanın en büyük ordularından birine sahip.

Ve biz S-400’leri onlardan almak durumundayız.

Hâl böyleyken, Rusların, günün birinde silahlarımızın onların üzerine çevrileceğinden endişe etmeleri de altı çizilmesi gereken bir husus.

*

Rus kanallarında söylenen sözlerden birkaçı da şu şekilde:

“Türkiye sahada.” (Savaş meydanını kastediyor.)

“Azerbaycan’ı bütün gücüyle destekliyorlar ve bunu açıkça söylemekten çekinmiyorlar.” (Niye çekinelim?)

“Bu durumda bizim de PKK’ya destek vermemiz gerekir.” (Sanki bugüne kadar verdikleri destek değil… Moskova’da PKK bürosu bile var. Yıllardan beri… Yoksa o büro, turizm ofisi olarak mı görev yapıyor?)

“Ayasofya’yı açtı, yetmedi…” (Açılması gereken ne varsa açarız, kapanması gereken ne varsa kapatırız, merak etmeyin!)

“Türkiye her gün biraz daha güçleniyor.” (Cenâb-ı Allah’ın izniyle…)

“Kendi silahlarını üretmeye başladı.” (Daha yeni başladık. Az bekleyin hele, neler göreceksiniz.)

“Yeni nesil silahları ihraç bile ediyorlar.” (Hep siz mi ihraç edeceksiniz?)

“Azerbaycan’dan bedava gaz alıyorlar.” (Daha dikkatli bakasın Rusçuk. Her alınanın ve her satılanın bedeli var. Alınanın bedeli tıkır tıkır ödeniyor ve satılanın bedeli şıkır şıkır tahsil ediliyor.)

“Azerbaycan askerlerine, subaylarına eğitim verdiler.” (Daha pek çok ülkenin askerlerini eğittik ve eğitmeye devam ediyoruz.)

“Eskiden bizim yanımızda olan ülkeleri kendi tarafına çekmeyi başarıyor. Erdoğan bu gidişle Turan’ı kuracak.” (İnşallah!)

Gördüğünüz gibi, bazı söylenenler ipe sapa gelmese de, özünde tabloyu bizim muhalefetten daha iyi değerlendiriyorlar.

*

Putin’e karşı eleştirilerin artması da etkili olsa gerek, Putin bir süre önce kameraların karşısına geçti ve iki saate yakın soruları cevapladı.

Söylediklerine bakınca kurt bir politikacı olduğu, ülkesinin çıkarını gayet iyi koruyan bir devlet adamı olduğu anlaşılıyor.

Putin’in sözlerinden bazılarına bakalım.

“Recep Tayyip Erdoğan, dış politikada değişiklik yaptı...

Osmanlı’nın yolundan yürümeye çalışıyor...

Yayılma politikası güttüğünü görüyoruz…”

“Sultan mı olacak?” sorusuna şu cevabı verdi: “Sultan olur mu, olmaz mı, bilmem. Onu kendisine sorun. Biz iyi bir diyalog içindeyiz.”

“Avrupa ile birçok sorunumuz var. Yıllardır çözemiyoruz. Erdoğan ile oturunca, mutlaka bir orta yol bulup anlaşıyoruz…”

-“Türkiye ile Fransa arasında arabuluculuk yapar mısınız?”

“İkisi de büyük ve güçlü ülke. Arabulucuya ihtiyaç duymadan anlaşırlar.”

“Türkiye ile yıllık 20 milyar dolarlık ticâretimiz var...

‘S-400’leri almak istiyorum’ dedi, aldı…

Rahat iş yaptığımız bir partnerimiz…

Savaşı bir an önce durdurmak gerek. İki taraftan üç haftada yaklaşık beş bin genç öldü. Afganistan savaşında biz on senede 13 bin 500 can kaybı gördük…”

-“Türkiye’nin Ukrayna ile yakın ilişkileri var. Kırım, ileride Karabağ gibi olur mu? İleride karşımıza sorun olarak çıkabilir mi? Bir çatışma yaşanır mı?”

“Çıkmaz. Biz orayı demokratik yoldan aldık. Biliyorsunuz, referandum yaptık. Çoğunluk Rusya lehine oy kullandı.”

-“Türkiye’nin İslâmî yayılma konusunda risk oluşturduğunu düşünür müsünüz?”

“Böyle bakmak yanlış olur. Bizde iki milyon Ermeni, iki milyon Azerbaycanlı yaşıyor. Vatandaşımız onlar. Burada taraf tutamayız. Ayrıca bizim de nüfusumuzun yüzde 15’i Müslüman. Bunu göz ardı edemeyiz.”

-“Türkiye ileride bizim için tehlike olur mu?”

“Biz eski Rusya değiliz. Daha güçlüyüz.”

*

Görünüşte Putin de savaş bitsin istiyor.

En azından, sözü o yönde.

Ancak ne hikmetse, Ermenilerin elinde Rus silahları.

Aliyev’in sözünü hatırlayalım: “Ateşkes isteyenler, Ermenistan’a silah gönderiyor. Bu ne menem bir işdi?”

Asıl adının Vlademir Putin değil, “Veli Demir Potin” olduğunu düşünenler galiba yanılıyorlar.

Öyle olsaydı, Ermenilerin azgınlığını iki günde durdurur, hizaya getirirdi.

Her ne kadar “Taraf tutamayız” dese de, kan çekiyor belli ki. Gönlü hep Ermenistan’dan yana.

Komünizm döneminde bir asra yakın süren dinsizlik politikası pek bir işe yaramamış belli ki. Dindaşlık Putin için bile önemli. “Kan çekiyor” derken kastettiğimiz, “din çekmesi”... Yoksa onu Ermeni kökenli sanmıyoruz.

Gönlü o tarafta olsa da gerçekler taş gibi.

Aklıyla muhasebe yapınca Türkiye’den vazgeçemiyor. Bir kalemde çizip atamıyor.

Kolay mı, 20 milyar dolarlık ticâret hacmi var! Onu geçsek bile, daha ağır basan kaç asırlık siyâsî hesaplar var.

Onun da işi zor be arkadaş!