MODERN zamanlar dediğimiz günümüz yaşam koşulları itibariyle insanın artık sadece bedenen sağlıklı olması ruhsal olarak da sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Hatta insanın maddî ve manevî boyutları birbirinden bağımsız olarak ama aynı zamanda bağımlı olmasından hareketle ruhsal ve manevî sağlığı koruma koşulları giderek artmakta ve değişmektedir. Ruhsal sağlığı etkileyen dış etkenler, modern zamanın da çeşitli değişkenlik gösteren olumsuz etkileri ile günden güne hem çeşitlilik göstermekte hem de bir bakıma insanın ruhsal ve manevî boyutunu ele geçirmektedir.
Bilimsel anlamda sağlıklı olma koşulları kişinin daha çok bedensel ve ruhsal sağlığına yönelik olarak açığı kapatma çabasındadır. Fakat ruhsal anlamda kişinin sağlıklı olması en çok da zihnen kendinden aşkın bir gücün varlığından haberdar olması, tüm davranışlarının olumlu veya olumsuz bir hesabı verileceği bilincinde olması ve en önemli olanı da meşgul olduğu bir işin veya bu meşgalenin kendisine sağladığı manevî doyum noktasının varlığına bağlıdır.
Biyolojik olarak dünyaya geldiği andan itibaren insanın ihtiyaçları her yaşta değişkenlik göstermektedir. Dolayısıyla kişinin bedensel anlamda gelişmesi, konuşması, gezmesi, eğlenmesi vesair tutumlar onun ruhsal ve hatta manevî anlamda sağlıklı olduğu anlamına maalesef gelmiyor özellikle günümüzde bu daha da ters orantıya dönüşmüş durumda.
Şöyle ki… Kişinin gezmesi, eğlenmesi, çok fazla alışveriş ve harcamalar yapması ve özellikle de bunu sosyal medyada paylaşarak, göstererek yapma çabası içinde olması ruhsal ve manevî anlamda bir boşluk içinde olduğu anlamına gelebiliyor. Bunu çok rahat ifade edemeyen bir kişi bile kalmadığını hepimiz çevresinden vereceği örneklerle hemfikir olabilir.
Bunların hepsinin biyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebepleri bir yana dursun insan zihni açık kabul etmeyen bir yapıya sahip. O açığı ama olumlu ama faydalı ama faydasız işlerle doldururuz o ayrı mesele ama açığı anlamlı bir doluluk sürecine sokma bizim çabalarımız ile sınırlıdır. Çaba derken okumak, okumak, okumak…
İnsanın manevî fikirsel alanına yönelik bu derece etkilemeye çalışılan mecraların olduğu bir dönem daha olmuş mudur? Her yandan her açıdan bilginin, fikrin ve okumanın değerini kaybettirilmeye çalışıldığı bu zamanları kurtaracak tek şey okumaktır. Okumaktan kastımın salt bir diploma sahibi olmaktan ibaret olmadığını sadece okuyanlar anlamıştır.
Ruhsal ve manevî anlamda bir doyum noktasına ulaşması ya da en azından o fikri doğrultusunda nihai bir arzusu olması çok önemlidir. En azından bir fikri olmasa bile okuyarak ayırt etme yetisi kazanarak bir donanım sahibi olmak bambaşkadır. Keza eskiden gençler kitap okuyarak fikir sahibi olurlarmış.
Örneğin Nihal Atsız okuyarak Türkçü, Karl Marx okuyarak solcu olurlarmış. Bir duruşları vardı ve gerçek anlamda bir şeylere karşılardı. Şimdilerde hiç kitap okumadan bir dünya görüşü oluşturmaya çalışıyor bazıları ama olmuyor. Çünkü sadece sosyal medyadan beslenerek sağcı-solcu, milliyetçi veya vatansever olunmaz. Ancak yancı olunur. Sosyal medya üzerinde akışa kimin paylaşımları fazla düşüyorsa o tarafa doğru meyleden bilgisiz, fikirsiz ama bilen ama bilmeyen…
Kültürlü olmalıyız. Kültürlü olanlarla da olmalıyız. Fakat kültürlü olmak çok kitap okumak, her yeri gezip görmek, kaliteli mekânlarda oturmak, farklı insanlar tanımak, entelektüel takılmak ya da aşırı sosyal yaşamak değildir. Kültür; edeptir, saygıdır, hayâdır, haddini bilmektir… Nerede nasıl davranacağını seçebilmektir, kalbini berrak tutabilmektir… İnsana değer vermek, özen göstermek, ona kıymetli olduğunu hissettirmektir…
Modern çağ, kalabalıklar içinde yalnızlaştığımız ekranların ışığında içsesimizi unuttuğumuz bir zaman dilimi. Zihinlerimiz bilgiyle dolu ama ruhsal anlamda o bilgiyi kendimizde yerleştireceğimiz bir alanımız yok. Bu yüzden okuma eylemi artık sadece bilgi edinmenin değil ruhu beslemenin bir yolu hâline geldi.
Çünkü okumak insanın kendisiyle konuşma biçimidir. Bir roman kahramanında kendisini bulmak, bir denemede dertlerimizin ne olduğunu anımsamak, bir şiirde kalbimizin sesini duymaktır.
Diyeceğim o ki… Sağlık, sadece fiziksel anlamda olmadığı gibi sadece ibadetle ya da meditasyonla da ilgili değil; anlam arayışını sürdürmekle de ilgilidir. Okudukça, insan dünyaya farklı gözlerle bakmayı öğrenir; sabrı, şükrü, merhameti kelimelerin içinde yeniden keşfeder. Okumak, bazen dua bazen sükûnet bazen dostça teselli olur.
Bugünün karmaşasında ruhunu korumak isteyen insan için okuma; bir kaçış değil bilakis kendine dönüş yolu olur. O yolda olabilmek duası ile…



