Putin tutuklanacaktı hesapta

Yine azarlamasın, tehdit etmesin, görüşme kötü geçmesin düşüncesiyle, İngilteresi, Fransası, İtalyası başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin liderleri de onunla aynı anda Beyaz Saray’da toplandı. Davetsizdiler ama gönüllüydüler. Gönüllülük güzeldir, alçak bile olsa. Kavgaya giden bir gencin yanına mahalleden arkadaşlarının yardım niyetiyle katılması gibiydi. Tekrar dayak yemesin diye.

PUTİN savaş suçlusuydu hani? Sivilleri öldürüyordu… Haksız işgale kalkışıyordu… Hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yakalama kararı vardı ve Rusya dışına çıktığında tutuklanacaktı? Ne oldu? 

İçinden şöyle demiştir: “Hangi çılgın bana kelepçe takacakmış, şaşarım.”

Paşalar gibi bindi uçağa, ABD toprağı olan Alaska’ya gitti ve kırmızı halıyla karşılandı. ABD askerî üssünde savaş uçaklarının gölgesinde buluştular. 

Tramp onu görünce o kadar sevindi, o kadar mutlu oldu ki alkış bile tuttu. 

Demek ki neymiş? BM kararları gibi, UCM kararlarının da bir etkisi yokmuş, hükümsüzmüş. 

Netanyahu’ya geçmeyen o mahkeme kararları, Putin’e de işlemiyormuş. Oradaki yargıçlar boşuna oturup kafa yormuşlar, boşuna karar alıp imza atmışlar. 

Alaska’daki toplantıda ateşkes veya barış çıkmadı ama görüşmelerin devamına karar verildi. Rusya’nın yaptırımları kaldırıldı. Putin yine sahnelere döndü. Daha ne olsun? 

Tramp, görüşme sırasında bir mektup uzattı Putin’e. Dediğine göre Meloni, Tramp yazmış. Postaya verip masraf etmemiş de elden ulaştırmış. 

İmzanın görüntüsü ziyadesiyle ilginçti. Tramp’ın imzasının küçültülmüş şekli. Gören huylanıyor ister istemez. O şekil, Bayan Tramp’ın mektuptan haberinin bile olmayabileceği fikrini uyandırdı. 

Belki de vardır, kim bilecek? 

“Hanım, Putin’e mektup yazdın, imzaladın. Ukrayna’da savaş bitsin, barış gelsin istiyorsun, haberin olsun” demiştir. 

Neyse, devam edelim… 

Ukrayna için NATO üyeliği hayal bile değil artık. 

Tramp “Büyük balık, küçük balığı yutar” inancıyla yaklaşıyor meseleye. Zelenski’nin itiraz etmemesini tavsiye ediyor: “Sunulan şartlara razı ol, ne derse kabul et. Çünkü o güçlü, sen değilsin. Söz hakkın yok.”

O bir emlak üstadı. Biri alacak, biri satacak; o da aradan komisyonunu alacak. (Ukrayna’nın toprak bütünlüğü falan umurunda değil.) Burada komisyon, Nobel Barış Ödülü. En azından adaylığı garanti olsun diye bakıyor, sonrasında ödülü kapmak için rakiplerini elemeyi de bilir. 

Savaşları bitirme, ülkeleri barıştırma bahsi, bazı yerlerde, üvey babanın gelip her şeyin üstüne konarak sahiplenmesine benziyor. 

Alaska’dan devam kararı çıkınca, Zelenski ile görüşme zemini -yahut mecburiyeti- oluştuğundan, Tramp evvelce şamar oğlanına çevirdiği Zelo’yu çağırdı. 

Yine azarlamasın, tehdit etmesin, görüşme kötü geçmesin düşüncesiyle, İngilteresi, Fransası, İtalyası başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin liderleri de onunla aynı anda Beyaz Saray’da toplandı. 

Davetsizdiler ama gönüllüydüler. Gönüllülük güzeldir, alçak bile olsa. 

Kavgaya giden bir gencin yanına mahalleden arkadaşlarının yardım niyetiyle katılması gibiydi. Tekrar dayak yemesin diye. 

Kalabalık hâldeki görüşmede Zelo bu defa rahattı. Avrupalılar endişeli görünüyordu. Tramp ise en keyifli olandı. 

Zelo bir kâğıt çıkarıp uzattı ve eşinin Tramp’a mektup gönderdiğini söyledi. O sıradaki gülüşmeler büyük ihtimal en gerçek duyguları yansıtmaktaydı. Söylenene bakılırsa, görüşme güzel geçti. Zelo’nun kıyafeti bile beğenildi; o derece iyiydi. 

Yine görüşmelere devam edileceği bildirildi ve savaşan tarafları bir araya getirmek görevi yine Tramp’a düştü. 



Putin, kendine denk görmediği için Zelenski ile bir masada oturmak istemiyor ama mecbur görüşecekler. Savaşın son bulması, işgal edilen toprakların akıbetinin belirlenmesi için başka yol yok. 

Nerede buluşulacak? 

Konuşulan ihtimaller: Cenevre, Budapeşte, Dubai, Moskova.

En çok yakışan yer ise bize göre elbette İstanbul. Fakat teklif var, ısrar yok. 

Masada ikisi karşılıklı oturmayacak. Yanlarında her ay bir savaş bitirdiğini söyleyen Tramp da olacak. (Hafta geçtikçe barıştırdığı ülkelerin sayısı artıyor ifadesine göre. Tarihteki ilk barış anlaşması Kadeş’i de sahiplenecek bir gün.)

Fransa Cumhurbaşkanı Makron da masada yer almak, dördüncü olmak istediğini beyan etti.

Putin, Moskova’daki görüşmede Makron’u karşısına oturttuğu -bir ucu Sibirya’ya varan- uzun masayı getirtirse yahut bir benzeri İstanbul’da bulunursa, onun da gelmesini kabul eder. Yoksa Makron görüşmeleri basından takip etmek zorunda kalacaktır.