Özlem’işim

Mavi Vatan’a “masal” diyen, Akdeniz’de yayılmacı ve agresif politikalar ürettiğimizi söyleyen, Libya’daki, Irak’taki, Suriye’deki varlığımızdan rahatsızlık duyan, Azerbaycan’a cihatçı gönderdiğimizi iddia edecek kadar zıvanadan çıkan, şerefli Türk Ordusu’na “satılmış” deme cüretini gösteren, velhasıl her millî meselemizde karşı cephede pozisyon alan muhalefet kanadından millî bir duruş görmeyi nicedir Özlem’işim dostlar.

İTİRAF etmeliyim, Özlem Çerçioğlu, öyle çok takip ettiğim, tanıyıp bildiğim bir siyasetçi değildi. Zaman zaman kıyıda köşede Aydın Belediyesi ile ilgili haberlerden duymuşluğum vardır ismini, o kadar...


Epeyce bir süredir de Aydın’da Belediye Başkanlığı görevini icra etmekte olduğunu bilirim bir de…


Özgür Özel daha henüz CHP Eş Başkanı olmamışken bile, katıldığı TV programlarında Özlem Hanım’ın Aydın’daki icraatlarından ve hizmetlerinden sitayişle bahsederdi.


Son tartışmalar sonrasında öğrendim ki Özlem Hanım’a bir de “Topuklu Efe” diyorlarmış CHP tayfası.


Topuklar sanırım kadın olduğu için olsa gerektir. Peki neden efe?


Efe kelimesi Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne göre Batı Anadolu (yani Ege) köy yiğidi anlamına geliyor. Efelerimiz İstiklal Harbimizde de vatan savunmasında Yunanlılara kök söktürmüşlerdir. Milliyetçi ve vatanperver insanlardır yani efeler.


Aynı zamanda mert, yiğit, cesur, korkusuz, delikanlı, gözünü budaktan sakınmayan kişiler için de kullanılıyor efe ifadesi.


Hatta dilimizde “efelenmek” diye bir kelime de vardır ki bir hırgürde karşısındakine boyun eğmeyen, diklenen kişiler için söylenir, bilirsiniz.


Yani “efe” kelimesi öyle eften püften şeylerden çekinmeyen, gözünü budaktan sakınmayan, sıkışınca geri vites yapmayan, mert, korkusuz, vatanını milletini seven kişiler için kullanılan isim hatta sıfattır.


Malumunuz Özgür Özel de Egelidir, Manisa’dan. Her Egeli efe olmuyor, bu sıfatı hak edemiyor demek ki.


Son yerel seçimler öncesinde Ege’de geçen bir olayı hatırlatıp konumuza geri döneceğim efendim.


6 Mart 2024 günü ve yer Afyonkarahisar... CHP’li Belediye Başkan adayı Burcu Köksal CHP seçim otobüsü üzerinde halka hitap etmektedir. CHP’nin Eş Başkanı Özgür Özel de aynı otobüsün içindedir.


CHP’nin tüm seçim stratejisini “Kent Uzlaşısı” üzerine kurduğu bir seçim döneminde, Burcu Köksal “Belediye Başkanı olarak seçildiğimde Afyonkarahisar Belediyesi’nin kapıları DEM Parti hariç bütün siyâsî partilere açık olacak” demişti.


O otobüsün içerisinde bu konuşmayı dinleyen Özgür Özel’in tam da o anda soğuk terler dökerek “Yandı gülüm ‘kentten’ helva!” dediğine yemin edebilirim ama ispat edemem.


Burcu Hanım’ın bu konuşmasına ilk tepki CHP Eş Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan gelmişti. İmamoğlu, Burcu Hanım hakkında “Bu düşüncede olan birisi varsa ya Belediye Başkanı olmayacak ya da başka bir partiye geçecek” mealinde bir açıklama ile ayar vermeye çalışmıştı.


İmamoğlu’nun bu talimatı üzerine diğer Eş Başkan Özgür Özel bir sonraki seçim mitinginde milletin gözünün içine baka baka “Burcu Hanım beni aradı. ‘Aman Başkanım, söylediklerim yanlış anlaşıldı, öyle demek istemedim. Ne olur beni düzeltin’ dedi…” dedi.


Burcu Hanım, İmamoğlu’nun bu açıklaması sonrası geri adım atmadığı gibi derhal Özgür Özel’e de cevap verdi: “Ben Özgür Özel’i arayıp böyle bir şey demedim, sözlerimi düzeltmesini istemedim ve tüm söylediklerimin de arkasındayım.”


Partinin iki eş başkanı karşısında böylesine dik durarak ve geri vites yapmayarak Burcu Hanım da “Topuklu Efe” olmayı hak etmiştir bence.


Normalde Burcu Hanım’ın bu açıklamasından sonra yalanı ortaya çıkan Özgür Özel’in insan içine çıkamaması lazım ama Özgürcüğüm’ün surat derisi bambaşka bir malzemeden imal edilmiş olmalı.


İşte, her Ege insanı da “Efe” olamıyor demek ki. Efe olabilmek omurga istiyor, dirayet istiyor, doğru sözlülük ve cesaret istiyor.


Bu “efelik” mevzuu cebimizde biraz beklesin, birazdan ihtiyacımız olacak.

***


Buraya kadarki bu bahsimiz bekleyedursun, biz değerlendirme ufkumuzu biraz genişletelim.


Malumunuz, başta İstanbul olmak üzere CHP’li birçok belediye hakkında rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma, irtikap gibi iddialarla adli süreçler başlatılmış durumda.


İddialar yenilir yutulur cinsten değil, hani derler ya -affedersiniz- “İt yese kudurur”cinsten.


Telaffuz edilen rakamlar birçoğumuzun havsalasını zorluyor. Görüntüleri izliyorsunuzdur ekranlarda; para kuleleri, torba torba dağıtılan, deste deste ona buna atılan, baklava kutularından fışkıran paralar havalarda uçuşuyor. Bunlar daha buzdağının görünen kısmı. Kimin paraları bunlar peki? Bu ülkenin, bu vatanın, bizim insanımızın paraları…


İhale yoluyla yapılmayan işler için milyonlarca dolar ödenen, ödendiği söylenerek iç edilen paralar...


Mesela bir konser için ödenen rakam kamuoyuna yansıyınca o konseri veren sanatçı zıplayıveriyor, “Ben bu bahsi geçen paranın yarısını bile almadım” diyor.


Bir de pandemi dönemi verildiği söylenen ve paraları ödenen 1388 konser var.


Şehit yakınları ve gaziler için düzenlenecek kültür turları için bir şirketle anlaşılıyor, milyonlarca lira bu şirkete veriliyor. Lakin sözleşmeye göre yüz yirmi beş gezi yapılması gerekirken sadece göstermelik bir gezi yapılıyor. Vatandaşın paraları buhar oluyor.


Ekrem İmamoğlu, hem de “Yurt dışından finansman buldum” diye tören düzenleyerek kredi anlaşmasını imzalıyor, çalgı çengi ile 380 küsur milyon dolar İstanbul’u borçlandırıyor. Lakin günün sonunda ortada ne para var ne de metro! Para nerede? Yok! Metro nerede? O da yok! Eee, para nerede? Yok işte!


Avrupa Birliği’nden yine İstanbul metrosu için 60-70 milyon avro fon geliyor. O para da yok. Metro zaten yok!


Özel jetlerle valiz valiz yurt dışına kaçırıldığı söylenen (aslında itiraf edilen) paralar. Arada derede geçen JP Morgan gibi küresel finans şirketlerinin isimleri…


İmamoğlu’nun şirketinde sıvacı ustası olarak çalışan birinin hesabından çıkan milyonlarca dolarlar…


Bir başka belediye danışmanının hesabındaki milyarlarca liralık para trafiği…


Daha neler, neler… Tüm iddiaları buraya yazacak olsam beş bölümlük yazı çıkar. Biz konumuza dönelim…


En başından beri bu kadar büyük paraların şüpheli kişilerin -özellikle de İmamoğlu’nun- kişisel servetlerini artırma hırsından çok daha fazlası için toplandığı kanaati içerisindeyim.


Amaç, derenin taşı ile derenin kuşunu vurmak... Yani bu ülkenin, bu milletin parası ile yine bu ülkeye, bu millete operasyon çekmek…


O küresel efendiler bir ülkeye operasyon çekecekse ellerini ceplerine atmak yerine yine o ülkenin kaynakları ile bu işi kotarmaya bayılırlar.


“Okey, ay em okey” görüşmelerini, yolları kar kapatmışken gizli saklı gidilen balık lokantalarını, bantlanan otel kameralarını bir de bu gözle değerlendirin siz.


Küresel vampirler kendilerine yeni bir müstemleke valisi seçtiler ve yeni bir operasyon hazırlığı içindeler miydi yoksa? Ve devletin asıl hukukî mücadelesi zahiren CHP belediyeleri ile görünüyor olsa da aslında bu küresel vampirlerle mi acaba?


Elbette iddianameler hazırlanıyor ve yakında ortaya çıkacak. Lakin görünen o ki bir sistem kurulmuş ve hatta etkin pişmanlıktan faydalananların itiraflarına göre bu sisteme de “Sistem” adı verilmiş.


İddialarda ismi geçen belediyelerden bu “Sistem” için paralar toplanıyor. Belediyeler asli görevlerini yerine getirmek yerine bu sisteme kaynak aktarıyorlar. Hatta yapmaları gereken rutin işlerde bile vatandaşı ve işletmeleri haraca bağlamış durumdalar.


Haksız şekilde toplanan bu ülkenin, bu insanların parası belediyecilik hizmetlerinde kullanılmak yerine Sisteme akıyor. Musluğun başındaki küresel vampirler de toplanan bu devasa paralarla bu ülkeye yeni bir format atmak için senaryolar hazırlıyor.


Küresel efendilerine ve mevcut siyâsî iklime güvenen piyonlar da insan üstü bir rahatlık ve özgüven içerisinde kendilerine biçilen rolü oynuyorlar. Bal yerken de parmaklarını yalıyorlar.


Ülkemiz için hazırlanan senaryo da operasyon da umurlarında değil.


Bu durumu devletin kurumlarının gördüğünden ve tüm siyâsî riskleri de göze alarak müdahale ettiğinden, bu oyunu bozduğundan eminim.

***


Şimdi parçaları birleştirme zamanı dostlar. Biz yeniden Özlem Çerçioğlu’na dönelim… 


Özgür Özel, Özlem Çerçioğlu’nun AK Parti’ye katılacağı bilgisini alınca şu bağlamda bir açıklama yapıyor:


“Kendisi hakkında çok ciddi iddialar vardı, yakında soruşturma açılacaktı. Özlem Hanım’a ‘Ya AK Parti’ye katıl ya da içeri atıl’ dediler. Aydın’ın topuklu efesi de topukları yağladı.”


Konuya devam etmeden aklıma ilk gelen soruyu hemencecik sormak istiyorum: Şayet Özlem Hanım hakkında çok ciddi iddialar vardı da ve bunları Özgür Özel biliyordu da CHP yönetimi neden bu iddiaların üzerine gitmemiş, birkaç müfettişi derhal görevlendirme zahmetinde bulunmamış acaba? Neyi beklemişler? Parantezi kapatıp devam ediyorum…


Özlem Hanım, bakınız, AK Parti’ye katıldığı törende bu açıklamalara karşılık neler söylüyor, duymak ve anlamak isteyenler için sesini nasıl yükseltiyor:


“Bugün hakkımda birtakım iddialar varsa buyursunlar açıklasınlar. Yargıdan veya yargılamaktan hiçbir zaman korkmadım. Alnım ak başım dik. Yaşadığım sorunları burada açıklamayı siyâsî ahlâk açısından hiç uygun bulmuyorum. Ancak gerekirse tek tek de açıklarım.”


Özgür Özel, “Özlem Hanım hakkında iddialar var” diyor (yerseniz), Özlem Hanım da “Alnım ak, başım dik. Yargılanmaktan korkmuyorum” diyor.


Size bu konuda kim daha inandırıcı geliyor? Özgür Bey mi, Özlem Hanım mı? Cebinizdeki kâğıtta “efelik” mevzuunda neler yazıyordu?


Özgür Özel’e tavsiyemdir: Şayet Özlem Hanım hakkında kendisine kadar gelen birtakım iddialar varsa, vakit geçirmeden bunları adli mercilere bildirmelidir. 


Hatta giderken Marmaris Belediye Başkanı hakkında olduğunu iddia ettiği 36 saatlik görüntüleri de yanında götürsün. Ya da kamuoyu ile paylaşsın da biz de görelim, işin aslını faslını anlayalım. Öyle kuru kuru efelik sökmüyor artık.


Gelelim zurnanın zırt dediği yere… Özlem Hanım, konuşmasında Özgür Özel’e meydan okuyor. “Yaşadığım sorunları burada açıklamayı siyâsî ahlâk açısından hiç uygun bulmuyorum. Ancak gerekirse tek tek de açıklarım…” diyor.


Elbette yaşadığı problemleri uluorta konuşması uygun olmayacaktır. Bu konuları uygun yerlere uygun şekilde mutlaka aktaracaktır kendisi. Ama belli ki Özlem Hanım’a CHP içinde kurulan “Sistem” hareket alanı bırakmamış, kendisini canından bezdirmiş.


Şimdi şunları sormanın hakkımız ve de tam zamanı olduğu kanaatindeyim: 


Acaba Özlem Hanım’a diğer CHP’li belediyelere yaptıkları gibi Sistem’e finans sağlaması konusunda yoğun bir baskı mı gelmişti?


Özlem Çerçioğlu oyunu görüp “Bu derenin taşı ile bu derenin kuşunu vurdurmam arkadaş” mı demişti?


Cebinizdeki kâğıtta “efelik” için ne yazıyordu dostlar? “Milliyetçi” ve “vatanperver” mi? Bingo!


Bakalım Özgürcüğüm Özlem Hanım’ın restini görüp ileri geri konuşmaya devam edecek mi? Böylesi bir durumda Özlem Hanım’ın “tek tek” anlatacakları hepimiz için fazlasıyla şaşırtıcı olabilir. Bunu Özgür Özel göze alabilir mi sizce? Bekleyip görelim.


Mavi Vatan’a “masal” diyen, Akdeniz’de yayılmacı ve agresif politikalar ürettiğimizi söyleyen, Libya’daki, Irak’taki, Suriye’deki varlığımızdan rahatsızlık duyan, Azerbaycan’a cihatçı gönderdiğimizi iddia edecek kadar zıvanadan çıkan, şerefli Türk Ordusu’na “satılmış” deme cüretini gösteren, velhasıl her millî meselemizde karşı cephede pozisyon alan muhalefet kanadından millî bir duruş görmeyi nicedir Özlem’işim dostlar.


Ne kadar iyi geldiniz bilemezsiniz Özlem Hanım... İyi ki geldiniz, hoş geldiniz…