Öyle başkana böyle has adam

Mesela Tramp şöyle bir açıklama yapsaydı, bizim o elemanlar herhalde çok memnun olurlardı: “Erdoğan’ı sevmiyorum... O da beni sevmez... Hiç anlaşamıyoruz... O kötü bir adam... Zeki biri de değil üstelik…. Liderlik vasfı da yok... Türkiye önemsiz, zayıf, kimsenin ciddiye almadığı bir ülke… Askerî gücünün de bir önemi yok… Suriye’de ona zırnık koklatmayız... Ambargo uygulayacağız... Kimsenin görmediği bir ambargo olacak... F35 ve F16 ile ilgili beklentilerini karşılamayacağız... Hiçbir şey vermeyeceğiz... Selâm bile vermek yok artık... Peşin ödediği paraları da iade etmeyecek, üstüne yatacağız… Ne hâli varsa görsün…”

TRAMP’ın kararnamelere attığı ve sonra kaldırıp gösterdiği imzası, bugüne kadar görülen bütün imzalardan daha büyük. Kâğıda zor sığdırdığı belli. Kendini tutmasa, imza kâğıttan taşıp masada devam edecek sanki. 


O yapıda bir başkanın en has adamı da ondan farklı değil. 


Öyle başkana böyle has adam. 


Dünyanın en zengin adamı Mask’a jest, mimik yetmiyor. 


El kol hareketleri yetmiyor. 


Ayak, bacak hareketleri de yetmiyor. 


Sağa doğru koşuyor, dönüp sola doğru koşuyor… Sahne dar geliyor ona. 


Bütün vücuduyla hoplayıp zıplıyor. Her tarafı ayrı oynuyor. Kontrolsüz bir coşku içinde. Azgın, huysuz, sinirli bir maymun bile bu kadar abartılı hareketler yapmaz. 


“Herkesten zenginim, şirketlerimin hepsi alanında en tepede. Sıradan insanların yaptığı coşkulu hareketlerle yetinemem” diye bağıracak da kendini tutuyor. 


Herhalde elini yukarı kaldırdığı zaman bulutlara değmesini istiyor. Bir adım attığı zaman okyanusu aşıp diğer kıtaya ulaşmasını bekliyor. Başaramayınca da huysuzlanıyor olsa gerek. Velhasıl, görülmemiş bir şımarıklık var karşımızda.


Yüksek egolar birbirini tez zamanda itecektir. 


Mask’ın bir süre sonra görevden ayrılacağının işaretleri baş gösterdi zaten. 


Basında kovulduğuna dair haberler çıktıysa da öyle bir durum olmadığını söyledi. Tramp da kötü ayrılmasını uygun bulmadığını belli ederek, birkaç ay içinde gidebileceğini çünkü yönetmesi gereken şirketler olduğunu açıkladı. 


Adamın şirketleri son günlerde mi ortaya çıktı? Birdenbire mi hatırladılar şirketlerin varlığını? Hepsi en baştan vardı. Kılıf tam örtemediği için içindekini gösteriyor. 


İki cambaz, bir ipte daha ne kadar oynayacak, bakalım… 


Tramp’ın sözleri


Ahalinin çoğu, Tramp’ın Türkiye ve Erdoğan hakkında söylediklerine sevinmiş. Çok büyütülecek bir şey olmayabilir ama kitle bu tür açıklamalara her zaman itibar eder. Asıl dikkate değer tepkiler, halkın sevinmesini küçümseyenlerden geldi. 


Hiç hoşlanmadılar. Hem Erdoğan’ı, hem Tramp’ı, hem Türkiye’yi bir anlamda gömmek için klavyelere hücum ettiler. 


Hangi konu olursa olsun, karar vermeden önce bazı sorulara cevap aramak gerekir. 


İyi mi oldu, kötü mü oldu diye değerlendirme yapmak için şöyle bakılabilir: 


Tersi mümkün müdür? Tersi olsaydı daha mı iyi olurdu? 


Bu sorulara ek olarak mezkur konu hakkında şöyle düşünsek… Mesela Tramp şöyle bir açıklama yapsaydı, bizim o elemanlar herhalde çok memnun olurlardı: 


“Erdoğan’ı sevmiyorum... O da beni sevmez... Hiç anlaşamıyoruz... O kötü bir adam... Zeki biri de değil üstelik…. Liderlik vasfı da yok... Türkiye önemsiz, zayıf, kimsenin ciddiye almadığı bir ülke… Askerî gücünün de bir önemi yok… Suriye’de ona zırnık koklatmayız... Ambargo uygulayacağız... Kimsenin görmediği bir ambargo olacak... F35 ve F16 ile ilgili beklentilerini karşılamayacağız... Hiçbir şey vermeyeceğiz... Selâm bile vermek yok artık... Peşin ödediği paraları da iade etmeyecek, üstüne yatacağız… Ne hâli varsa görsün…” 


Bu tür sözleri Tramp’tan duymuş olsaydılar, ne kadar rahat uyurlardı. 


Kim kimi soydu?


Meğer bütün ülkeler ABD’yi bir yerinden tırtıklamaktaymış. Biz bunca yıldır tersini biliyorduk ama Tramp öyle söyledi. 


Ne çok şeyi yanlış biliyoruz şu hayatta. Ne çok şeyi de yanlış bildiğimiz iddia ediliyor. 


Hangisi doğru, kim kimi soydu? 


Günlük zarar


Habere bakın: “Dünyanın en zengini Mask, bir günde 11 milyar dolar kaybetti.” 


Çok para peşinde olanlar, hemen nerede kaybettiğini araştırmalı ve aramaya başlamalı. Malûm, kaybedilen şey bulunabilir. En azından bazı durumlarda...