BİRKAÇ gün önce Hatay’da ilginç bir hırsızlık yapıldı. Hatay tabelasındaki “T” harfi çalındı. Hem de bir tane değil, altı tabelada birden. Garip, tuhaf ve anlamak-anlamlandırmak zor. T’leri çalanlar ne yapacaklar o kocaman harfleri, kimse akıl erdiremiyor. Yakında kimin çaldığı anlaşılır. Alıp götürürlerken mutlaka Mobese kameralarına yakalanmışlardır. Şayet öncesinde kameraları bantla veya peçeteyle kapatmayı akıl etmedilerse…
İstanbul’da da epeydir benzer bir durum söz konusu. “Büyükşehir Çalışıyor” sloganındaki ikinci Ş harfi epeydir kayıp. Bilmem dikkatinizi çekti mi?
“Çalışıyor”daki “ş” kaybolunca, geriye “Büyükşehir Çalı ıyor” kaldı. Kimlerin ne kadar çaldığını ortaya çıkarmak için mahkemeler harekete geçti. Hızlıca sonuçlanmasını bekler, umar, temenni ederiz. Suçlu olan cezasını çeksin, masum olan aklansın, paklansın. Hiç kimsenin oturduğu yerden “O suçlu, bu masum” diye hüküm verme hakkı ve yetkisi yok. O yetki sadece mahkemeye ait.
Söz konusu yolsuzluğun boyutları çok yüksek. Bizim gibi sıradan fanilerin hayal gücünü aşacak ölçüde büyük miktarlardan bahsediliyor.
Telaffuz edilen paraları duyunca, tarihin en büyük yolsuzluk iddiasıyla karşı karşıya kalındığını, dudak uçuklatacak cinsten olduğunu anlamak çocuk işi.
Görüşmelerin otellerde yapıldığı, oteldeki güvenlik kameralarının bantla kapatıldığı günlerdir konuşuluyor. Kapatma anı da ekranlarda dönüp durmakta.
Şehrin eski belediye başkanı otelleri çok seviyor. Anlaşıldığına göre, görüşme yapmak için en münasip yer, ona göre oteller.
Tarih: 6 Mart 2025, yer: İstanbul, yine aynı otel...
Yine aynı otel deyişimizin sebebi, yüzlerce defa geldiğinin kayıtlardan belli oluşu. HTS kayıtlarına göre Bay Başkan 2019’dan bu yana, bu otele 236 defa gelmiş. Gittiği bir otel daha var ama oraya gidiş sayısı bu kadar çok değil.
Bu kadar çok gelişin arasından sonuncuya bakmamızın sebebi, burada dikkat çeken bir hususun olması.
Kapıdan içeri giren eski başkanın elinde ağır bir çanta görünüyor. Göze çarpıyor diyemedim, çarpsa morartır. Eski Başkan o çantayı başkasına taşıtmıyor. Biliriz ki başkan milleti kolay kolay çanta taşımaz. Fiyakasına halel gelir. O yüzden her zaman yanında o görevi üstlenecek birkaç kişi bulunur. Eski Başkan kendi taşımayı tercih etmiş. Daha önce herhangi bir şey taşırken görmemiştik. Ne çanta, ne üç harfli market poşeti. Çantanın içinde ne varsa artık.
Düşününce çantadakinin keklik olamayacağına, olsa olsa “cemır” denilen sinyal kesici cihaz olabileceğine hükmediyor insanın aklı ve vicdanı.
Hatırlayalım “Tatil bana çok yakışıyor” sözü epeyce meşhur olmuştu. Şimdi görüyoruz ki otel de ona çok yakışıyor.
Otelin güvenlik kameralarını bantla veya peçeteyle kapattırmak, “cemırlar” ile dolaşmak da çok yakışıyor. Kimse aksini iddia edemez.
Toplantı yapmak için niye otel seçilir?
Saraçhane’deki devasa bina İBB’ye ait. Orada kocaman ofisi var, toplantı salonları var. Şehrin farklı yerlerinde İBB ek hizmet binaları var. İBB’ye ait yüzlerce tesis, yüzlerce kuruluş var. Her birinde toplantı yapılabilecek odalar, salonlar mevcut. Buraları geçip bir otelde toplantı yapmayı tercih ediyor. Bu durumu ancak otel sevmekle izah edebiliriz.
İnsanların bazı şeyleri sevme merakı vardır, olabilir. Kimi ev, kimi ofis, kimi otel sever. Kimi kaliteli otomobil sever, kimi toplu taşımaya bayılır. Kimileri de villa sever, para, mevki makam sever. Bizim mevzunun kahramanı hepsini birden seviyor. Gönlü geniş olduğundandır. Gönlü Of Sürmene yaylası kadar genişse, eleştirmek yanlıştır.
Başkanı kurtarmaya çalışan avukatın yerinde olsam, “Otel sevmek suç mu Hâkim Bey?”diye sorarak başlardım savunmaya.



