KÜÇÜKLÜĞÜNDE okuyanlar bilecektir, çizgi roman kahramanı Zagor, Pensilvanya’nın kuzeyindeki hayalî bir ormanda yaşar. Tarzan’ı andıran bir hayatı vardır. Asıl adı Patrik olsa da Kızılderili dilinde “Baltalı ruh” anlamına geldiği varsayılan Zagor adıyla bilinir.
Bazen ormanda “Ahyaaak” diye bağırır. Acil, sıra dışı bir durumla karşılaştığında, öfkelendiğinde veya kısaca cûşa geldiğinde, o haykırışı bütün ormanı inletir.
Duyanlar ürperir.
Bilhassa kötü adamlar kaçacak yer arar. Bilirler ki kaçıp saklanmazlarsa, Zagor’un baltasının kafasına denk gelmesi an meselesidir.
Zagor Tenay bugünkü dünyanın hâlini görseydi, bilhassa ülkemize uğrayıp manzarayı umumiyeyi temaşa eylese ve sağı solu kolaçan etseydi, “Ahlâââk” diye bağırırdı.
Evet “Ahyak” değil, “Ahlâk”…
Çünkü toplum düzeni ve huzuru için, her şeyden önce ahlâk gerekiyor. Düşüncede ahlâk, eylemde ahlâk, yazıda çizide, filmde dizide ahlâk…
Her kesim için ciddi bir mesele hâline geldi. Esnaf için ahlâk… Memur için ahlâk… İşçi için ahlâk… Patron için ahlâk… Genç için, ihtiyar için, orta yaşlı için de… Kadın için, erkek için de… Kısacası hepimizi ilgilendiren bir konu bu.
Son zamanlarda sanal âlemde yeni bir akım çıkmış. Gençler namazla dalga geçiyor, onun videosunu çekip yayınlıyor, güya seyredenler de gülüp eğleniyormuş.
Lise çağındaki gençler, kıçı başı açık şekilde namaz kılar gibi bir görüntü sergiliyor. Güya secdeye kapananlardan biri, tuhaf sesler çıkararak devriliyor.
Bu da bazılarına komik geliyormuş hesapta. Nasıl bir mizah anlayışıysa artık!
Bu memlekette kim namazla eğlenenleri görünce gülüp eğlenir orasını bilemeyiz, zira o kadarına aklımız ermez. Fakat kimlerin sinirleneceğini biliriz.
Az buçuk saygısı olan herkes.
Dine, inananlara, şahsî hayat tarzına saygı duyanlar, öyle bir manzara karşısında, öfkeden yerinde duramaz.
Dindar olmak da gerekmez. Bizim sarhoşumuz, ayyaşımız bile böyle bir manzaraya kayıtsız kalamaz.
Sergilenen bu hareket tam anlamıyla rezilliktir, kepazeliktir. Pespayeliktir, zibidiliktir. Maskaralıktır, süfliliktir. Müptezelliktir. Aşağılık, bayağı, adi bir harekettir.
“Efendim, gençtir, cahildir, derin düşünemez, yaptığı hareketin ne anlama geldiğini kavrayamaz vs…”
Bunlar boş laflar. Böyle savunma olmaz. Hoşgörü sınırlarının dışına çıkılmıştır çünkü. Kabul edilebilir saygısızlık çerçevesi aşılmıştır. Ortada çerçeve merçeve kalmamıştır.
O gençlerin neleri kavradıkları, neleri düşündükleri, neleri bildikleri liste hâlinde dökülse, buradan köye yol olur.
Senin benim aklımın ermediği işlerde bile ustadırlar. Namazla dalga geçilmeyeceğini mi bilemeyecekler?
Gülünesi bile değil, bu kadar genişlik içinde destek çıkmak.
Geçen hafta Turgay Güler’in “En Sıradışı” programında (Ülke TV) bu konu açıldığında, gazeteci yazar Gaffar Yakınca haklı olarak fena sinirlendi, küplere bindi.
Hoş görülecek bir tablo olmadığından bahsederek, anne babalara şöyle seslendi: “Çiplerinize sahip çıkın!”
RTÜK’ten ceza almamak için çip dedi. Esasında kastettiğinin çip olmadığını herkes anladı.
Anlamayan varsa, anlayanlara sorsun.
“Bilenler bilmeyenlere anlatsın” diyen Nasreddin Hoca’ya da rahmet olsun.



