Nobel Ödülleri: Kan ve savaşın üzerine inşâ edilen kötü imajı silme isteği mi?

Nobel’in inşâ edildiği hayat hikâyesi ve servetin nasıl oluştuğuna baktığımızda, binlerce insanı katleden, insan kasaplarına hayranlığını dile getiren ve onların yaptığı soykırımı destekleyen birine ödül vermesini yadırgamıyor insan. Siz de yadırgamayın…

NOBEL Ödülleri; Fizik, Kimya, Fizyoloji veya Tıp, Edebiyat, Barış ve Ekonomi alanında, ana iskeletini İsveç Kraliyet Akademisi’nin oluşturduğu seçici kurullar tarafından tercih edilen kişilere verilen ödüllere denir.

Ödüllere adını veren Alfred Nobel, 1833’te, İsveç’in Stockholm kentinde doğar. Ailesi zengindir ama babasının ticaret gemisi batınca aile iflâs eder ve Stockholm’den ayrılmak zorunda kalır. Aile önce Finlandiya, sonra da St. Petersburg’a gelir. Aile burada mayın üretmeye başlar.

Kırım Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı savaşan Rusların mayın ihtiyacını Nobel Ailesi gidermeye başlar. Ama savaş sonunda siparişler bitince aile iflâs ederek Stockholm’e geri döner.

Ailenin zenginliği sırasında özel öğretmenlerden dersler alarak büyüyen Alfred Nobel, patlayıcılara karşı tutkulu biridir. Onun için bu alanda çalışmalar yapar. Bu çalışmaların birinde çalıştığı yer havaya uçar ve kardeşi ile birlikte 4 kişi vefat eder. Ama ondaki tutku daha da artar ve nihâyetinde dinamiti bulur. Kardeşleri de Rusya’da petrol yataklarını keşfedip işletir.

En nihâyetinde 20’ye yakın silah fabrikasından elde edilen gelirle aile büyük bir servet edinir.

Alfred Nobel, 1896’da İtalya’da hayata gözlerini yumar. Vasiyetinde serveti ve servetinin işletilmesinden elde edilecek gelirle tıp, edebiyat, fizik, kimya ve barış alanında insanlığa katkı sunanlara ödül verilmesini ister. Bu kararı almasında, kardeşi öldüğünde gazetelerde “Ölüm taciri öldü!” manşetleri atılmasının etkisi büyüktür. Alfred Nobel, öldüğünde bu şekilde manşetler atılacağını düşünmeye başlar ve böyle bir sıfatla anılmak istemediğinden, servetinin bu şekilde kullanılmasını ister.

Ödüller kan ve savaşın üzerine inşâ edilen imajı silme isteği mi?

Nobel’in neden 5 alanda ödül verilmesini istediği de merakımı celbeden bir konu.

Kimya, kendi çalışma alanıdır. Yüksek ihtimâlle bu nedenle seçildiği düşüncesini akla getiriyor. “İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almancayı biliyor olması, İngiliz edebiyatına ve şiire olan ilgisi, edebiyatı seviyor ve yakından ilgileniyor olmasından dolayı edebiyat alanını seçmiş olsa gerek” diye düşünmeden edemiyor insan. Alfred Nobel, belki de o kadar insanın ölümüne neden olmasından dolayı insanı yaşatmayı amaç edinen bir alan olan “tıbbı” ve servetini savaşların en büyük aracı olan silahlardan elde etmesinden dolayı da edindiği imajı tersine çevirmek isteği olarak “barış” kategorisini seçtiğine işaret ediyor.

Fizik alanını da, iyi insan imajını pekiştirmek için seçmiş olabilir mi?

Sorası geliyor insanın...

Matematiğe neden ödül verilmiyor?

Nobel’in diğer bilim alanlarında ödül verilmesini neden istemediği pek bilinmiyor. Ya da ekonomiyi daha sonradan ödül verilen alanlara dâhil eden kurulların diğer bilim alanlarını neden sonradan ödüllere dâhil etmediği bilinmiyor.

Ama en önemli bilim alanlarından biri olan matematiğin neden ödüller arasında yer almadığına dair kamuoyunda dolaşan bir söylence var.

Ne kadar doğrudur bilinmez, Alfred Nobel’in sevgilisi, kendisini bir matematikçiyle aldattığından, matematiği bu alana dâhil etmediği söylenir.

En prestijli ve en tartışmalı ödül

Alfred’in ölümünden sonra İşveç Kraliyet Akademisi, onun vasiyeti doğrultusunda Nobel Ödülleri’ni yaklaşık 120 yıldır vermektedir.

Zaman içerisinde seçici kurullarda değişiklik olsa da süreçleri Nobel Vakfı yürütmektedir. Bu ödüller, verildiği alanın en prestijli ödülleri hâline gelmiş durumda.

Nobel, her ne kadar iyi bir insan olarak anılmak için bu ödüllerin verilmesini vasiyet etse de, onun vasiyetini yerine getirmeye çalışanların ödül verdiği ya da Nobel adayı olarak kabul ettiği kişilerin kimlikleri her seferinde Nobel’in kan ve savaşlardan elde ettiği kanlı serveti hatırlara getiriyor ve bu vahşi servetin üzerine inşâ edilen ödülleri hep tartışmalı kılıyor.

Özellikle de “Barış” ve “Edebiyat” alanında verilenleri…

Bu alandaki ödüller zaman zaman eleştirildi. Nobel’e aday gösterilen ve ödül alan kişiler nedeniyle ödüllerin siyâsî gerekçelerle verildiği söylendi. Eleştiriler haksız da değil.

Savaşın en önemli aktörü, nasıl edebiyatın en önemli ismi oldu?

Çünkü milyonlarca insanın yaşamını yitirdiği her iki Dünya Savaşı’nda, özellikle de ikincisinde üstlendiği rolle hâfızalara kazınan Churchill, Edebiyat dalında 1947’de aday gösterildi.

Evet, yanlış duymadınız, Edebiyat alanında!

Üstelik aday gösterilmekle yetinilmedi, 1951 yılında ödüllendirildi!

Evet, yanlış duymadınız, bir siyasetçi, Nobel Edebiyat Ödülü’ne lâyık görüldü.

Churchill’in ödül almasını sağlayan Akademi üyesi, Dag Hammarskjöld idi. Ne tesadüftür ki, aynı üye, aynı yıl Birleşik Milletler Genel Sekreterliği görevine atandı. Onun bu göreve atanmasını da BM’nin kuruluşunda etkin görev olan Churchill sağladı.

Ama Akademi üyelerine göre ödül, Churchill’in üstün edebiyat yeteneğinden dolayı verilmişti(!)…

İlginçtir, Churchill’e bu ödülü verenler, Tolstoy, Emile Zola, Anton Çehov ve Mark Twain gibi edebiyatın kült isimlerini yeterince etkili bulamamış olmalılar ki onlara bu ödülü vermediler!  

Diktatörler de neredeyse Nobelli oluyormuş; hattâ olanı mevcut!

Nobel’in vukuatlı tarihi bununla sınırlı değil.

Öyle ki, 1935’te İtalyan diktatör Mussolini, Nobel’e aday gösterildi.

1939’da ise Alman diktatör Hitler, Nobel adayı idi.

1945’te ise aday gösterilen isim, Sovyet Diktatör Stalin’den başkası değildi.

1961’de İslâm’a “yabani din”, Osmanlı’ya “katil” diyen Sırp yazar İvo Andric’e Nobel Edebiyat Ödülü verildi.

1978’de ise İsrail’in dallanıp budaklanmasını sağlayan ve Filistin konusunda Arap dünyasının bölünmesine neden olan Camp David Antlaşması’na imza atmış Mısır diktatörü Enver Sedat’a Nobel Barış Ödülü verildi.

Bunlar Nobel’in vukuatlarından birkaç örnek…

Öyle ki, Nobel’e Filistin zulmünün en büyük ortaklarından Şimon Peres ve İzak Rabin bile aday gösterildi.

Nobel’in son vukuatı ise, bu yıl Edebiyat alanında, Sırp faşizmine verdiği destekle bilinen yazar Peter Handke’ye verilen ödül oldu.

Ne diyelim, Nobel’in inşâ edildiği hayat hikâyesi ve servetin nasıl oluştuğuna baktığımızda, binlerce insanı katleden, insan kasaplarına hayranlığını dile getiren ve onların yaptığı soykırımı destekleyen birine ödül vermesini yadırgamıyor insan.

Siz de yadırgamayın…