NATO yolu değil, aklın yolu

İran Hükümeti, Kafkasya ve Türkistan’daki Müslümanlara karşı Ermenistan ve Rusya ile her türlü işbirliğini doğal bir hak olarak görürken, Türkiye ile Azerbaycan ve Türkiye ile Türkistan arasındaki ulaşım ve ticareti mümkün hâle getirecek Zengizur yolunu “Turan Yolu” diye engellemeye çalışmaktadır. Oysa Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı desteklenmesi konusunda İran ile ABD ve Fransa aynı cephede yer almışlardır. Bu yol NATO yolu değil, aklın yoludur.

ÜLKELER arasındaki sınırlar, coğrafyanın ve yerleşik halk(lar)ın durumunu dikkate alarak çizildiğinde barışın, huzurun ve istikrarın sebebi olmaktadırlar. Sınırın her iki tarafında yer alan ülkeler için de bir güven kaynağı durumuna gelmektedirler. Aksi hâlde sınırlar, barış ve istikrar için bir tehdit kaynağından başka bir şey değillerdir.

Kafkasya’daki doğal sınırlar, özellikle SSCB diktatörü Stalin tarafından 1924’te bozulmuştur. Stalin, Ermenistan’ın güney sınırını Aras nehrine kadar uzatmıştır. Stalin için muhtemel Türk birliğini temin edecek sınırlar bir kâbus, bir takıntı hâlini almıştır. Bu takıntısının bir sonucu olarak, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sınırları değiştirmiş, Azerbaycan ve Nahcivan arasında kalan Zengizur bölgesini Ermenistan’a katarak, ikisi arasındaki kara bağlantısını Ermenistan engeliyle ortadan kaldırmıştır.

Elbette Ermenistan engeli, sadece Azerbaycan ve Nahcivan ile sınırlı değildir. Azerbaycan’ın doğusunda (Hazar ötesindeki) Türkistan ve Nahcivan’ın batısında yer alan Türkiye’nin kara bağlantısı da böylece kesilmiştir.

1991’de SSCB’nin çökmesi, Stalin’in icadı olup coğrafya ve insan faktörünü yok sayan bu harita için de sonun başlangıcı olmuştur. Ne var ki, Stalin’in çizdiği sınırları koruma ve muhtemel Türk birliğini takıntı hâline getirme kâbusunu İran devralmıştır.

1991-1993 arasında Azerbaycan-Ermenistan arasındaki savaş döneminde harita bir kere daha Ermenistan lehine, Ermenistan’ın Zengizur bölgesinin doğu bölgesi olan Dağlık Karabağ kesimini işgal etmesiyle değişmiştir. Azerbaycan, Zengizur ile iki yakasını bir araya getirmeye çalışırken, Dağlık Karabağ bölgesini kaybetmiştir. Karabağ ve çevresinden tehcir edilen 1 milyondan fazla insanın mağduriyeti, Azerbaycan için en önemli sorun hâline gelmiştir. Nihayet Eylül/Ekim 2020 İkinci Karabağ Savaşı ile Kafkasya bölgesindeki Stalin haritasının değişmesi için önemli bir adım daha atılmıştır. Ermenistan bu savaşta yenilmiş, Karabağ’ın önemli bir kısmı Azerbaycan tarafından kurtarılmıştır.

Otuz yılı aşan sürede Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sınır anlaşmazlıklarında İran, bazen örtülü, bazen açık şekilde Ermenistan tarafını desteklemiştir. Ermenistan’ın başta enerji ihtiyacı olmak üzere, Türkiye ve Azerbaycan kuşatmasına ve ambargosuna karşılık Ermenistan’ın İran üzerinden dünyaya açılmasını temin etmiştir. Günümüzde işte bu Stalin haritasının en ateşli savunucusu İran’dır.

Stalin haritasının kalıcı olmasını isteyen İran’ın amacı nedir?

Bir defa Bakü merkezli Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan’ın kuzey kesimini oluşturmaktadır. Kuzey Azerbaycan ve Nahcivan diye ikiye bölününce, toprak bütünlüğü de ortadan kalkmış ve savunması zayıflamış olmaktadır. Dağlı Karabağ’ı kaybetmesiyle birlikte Kuzey Azerbaycan, ikinci önemli ölümcül darbeyle karşılaşmıştır. Küçük Ermenistan’a karşı kendi kendisini önemli ölçüde koruyamaz hâle gelmiştir.

İran işgalinde bulunan Tebriz merkezli Güney Azerbaycan üzerinde hiçbir şekilde hak iddia edemez duruma gelmiştir Azerbaycan. İşte İran/Fars idaresi, bundan dolayı Stalin haritasını kendi geleceğinin garantisi olarak görmeye başlamıştır. Ermenistan’ın büyümesi, buna karşılık Azerbaycan’ın bölünüp küçülerek zayıflamasını tercih etmiştir.

Azerbaycan ve Nahcivan arasında kara bağlantısı olmadığından ve Azerbaycan’ın doğu ile batısı arasındaki ulaşım Ermenistan üzerinden sağlanamadığından dolayı Azerbaycan’ın iki yakası için İran hava ve kara sahası, kara ve hava ulaşımı için önemli bir seçenek hâline gelmiştir. Bir diğer seçenek ise Gürcistan üzerinden sağlanmıştır.

İran/Fars yönetimi, Stalin haritasıyla zayıflayan ve ikiye bölünmüş olan Kuzey Azerbaycan’ın kendisine, en azından ulaşım bakımından muhtaç olmasının devamını hedeflemiştir.

SSCB’nin dağılmasından sonra Türkistan’da Türk cumhuriyetlerinin ortaya çıkması, Türkiye ve Türk cumhuriyetlerinin kara bağlantısı, ulaşım sorununu da ortaya çıkarmıştır. Türkiye ve Türkistan arasındaki kara bağlantısı, Ermenistan işgalindeki Zengizur bölgesinden dolayı Azerbaycan üzerinden yapılamamıştır. Kazakistan ve Türkmenistan’ın Türkiye üzerinden petrol ve doğalgaz kaynaklarını dünyaya ulaştırma çabaları ve ticaretleri de sonuçsuz kalmış bu ülkeler, ticaretleri için Rusya’nın aracılığına muhtaç olmuşlardır.

İran Hükümeti, bir taraftan Türkiye ve Türkistan bağlantısının kendi üzerinden ve kendi denetiminde yürütülmesi için Stalin haritasını savunurken, Rusya ile tesis ettiği ittifak ile de bu durumunu tahkim etmeye çalışmıştır. Azerbaycan’ın 1993’te Ermenistan’a karşı yenilgisi, İran’ın Kafkasya siyasetini fiilen kuvvetlendirmiştir. Ancak İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’nda Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı perişanlığı, Kafkasya’daki siyâsî dengeleri Ermenistan ve İran’ın aleyhine kalıcı bir şekilde temelli olarak değiştirmiştir. Dünyanın her tarafında Şiileri kendi ülkelerine karşı (Bahreyn-Irak-Lübnan ve Yemen’de olduğu gibi) bir iç savaş unsuru olarak kullanan İran Hükümeti, Azerbaycan nüfusunun çoğunlukla Şii olmasını yok sayarak Hıristiyan Ermenistan’ın yanında, Stalin haritasının kalıcı olması için büyük çaba sarf etmiştir.

Ne var ki, İkinci Karabağ Savaşı’nda Ermenistan’ın ezilmesi, ateşkes anlaşmasında Nahcivan ve Azerbaycan arasında Zengizur üzerinden bir kara bağlantısının kurulmasını Ermenistan ile birlikte Rusya’nın kabul etmesi, Tahran yönetimi için eski bir kaygının büyümesine ve kâbusa dönüşmesine yol açmıştır. Azerbaycan sınırında peş peşe askerî tatbikatlar yapmış, “Sınırların değişmesine izin vermeyeceğiz” diye üst perdeden tehditler savurmuştur.

İran Hükümet yetkilileri Zengizur koridorunu defalarca “NATO Yolu-Turan Yolu” diye adlandırıp mahkûm etmeye çalışmıştır. Kendisinin Ermenistan aracılığı ile Azerbaycan’ı bölme ve zayıflatma takıntısını “NATO yolu” diye örtmeye çalışmıştır. Azerbaycan’ın hiçbir şekilde NATO’ya katılma isteği ortada yokken, bu iddia nereden ortaya çıkmıştır?

Bir ülkenin kendi toprak bütünlüğünü temin etmesinden daha doğal bir şey yoktur. Azerbaycan’ın kendi toprak bütünlüğünü istemekten vazgeçerek Ermenistan’a karşı daha zayıf durumda kalmasını beklemek, izahı olmayan bir takıntıdır.

İran Hükümeti, Kafkasya ve Türkistan’daki Müslümanlara karşı Ermenistan ve Rusya ile her türlü işbirliğini doğal bir hak olarak görürken, Türkiye ile Azerbaycan ve Türkiye ile Türkistan arasındaki ulaşım ve ticareti mümkün hâle getirecek Zengizur yolunu “Turan Yolu” diye engellemeye çalışmaktadır. Oysa Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı desteklenmesi konusunda İran ile ABD ve Fransa aynı cephede yer almışlardır. Bu yol NATO yolu değil, aklın yoludur.

Buna karşılık Türkiye, bütün bunları yok sayarak Kafkasya’da barış ve güven için “altılı ittifak” teklif etmiştir. Buna göre Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Rusya ve İran’dan oluşan altı ülke, Kafkasya’da huzur ve barış için kendi aralarında daha çok ticaret için işbirliği yapacaklardır. İran’ı yok saymayan ve aksine altılı ittifakın bir üyesi yapan bu işbirliği teklifi bile İran Hükümeti’ni Azerbaycan takıntısı ve kâbusundan kurtaramamıştır.

Ancak savaşların yıkıcı sonuçları kadar değiştirici, yeni imkânlara, yeni fırsatlara kapı açan tarafları da vardır. İkinci Karabağ Savaşı, haritayı değiştirmek kadar taraflara yeni imkânlar ve fırsatlar da oluşturmuştur. İran Hükümet yetkilileri bunu henüz anlayamamış, içselleştirememiş olsalar bile Kafkasya’da şartlar temelli olarak değişmiştir. Üstelik bu değişimi Ermenistan ve Rusya tarafı kabullenmiştir.

İran’ın “Turan yolunu yaptırmayız, engelleriz, izin vermeyiz” çıkışları beyhudedir. Ukrayna’da tüm Batı dünyası ile savaş hâlinde olan Rusya’nın İran’ın hatırı için Türkiye ve Azerbaycan’a karşı Zengizur koridorunu fiilen engelleme çabası mümkün değildir. Suriye ve Ukrayna’da fiilen savaş hâlinde olan Rusya’nın Türkiye ile olan iyi ilişkilerini ve ticaretini yok sayarak İran için Kafkasya’da yeni bir cephe açması kendisi için asla makul değildir. 

İran, aynı anda birbirlerinin amansız düşmanı olan Çin ve de Hindistan ile işbirliği yaparak dış siyasetinde güvenilmez, ikili oynayan bir taraf olduğunu göstermiştir. Bunun sonucu olarak Hindistan ile düşman olan Pakistan’la (dolayısı ile Çin’le) karşı karşıya gelmiştir. Çin her ne kadar şimdilik uzaktan ve seyirci olarak kalmayı tercih etmiş olsa bile İran ile Pakistan’ın birbirlerine karşılıklı füzeler atması, İran’ın güvenilmez, oynak ve ikili dış siyasetinin sorun çözmediğini ve aksine yeni sorunlara zemin hazırladığını göstermiştir.

Günün sonunda İran, güle oynaya Zengizur yolunu kabullenecektir. Aksi hâlde Azerbaycan ve Türkiye ile baş başa kalacaktır. Küçük Ermenistan’ın İran’ın yanında yer almasının dahi sonucu değiştirme ihtimali yoktur. İran yönetiminde aklıselimin galip gelmesi, Türkiye’nin altılı ittifakına razı olmasına yol açacaktır. Çatışma ve savaş yerine barışın tercih edilmesi, Kafkasya kadar Türkiye ve İran için de akla uygun bir çözüm yoludur. Stalin haritasını Rusya koruyamamış ve değiştirilmesini uzaktan seyretmek zorunda kalmışken, İran’ın bu değişikliğe engel olması kolay değildir. İran’ın kendi sınırları içindeki Türklerin özgürlük isteklerini bastırmak için gündeminde tuttuğu Türk düşmanlığı, kendisinin sonunu hazırlayan bir sebep olabilir.

Güney Azerbaycan Türklerinin özgürlük isteklerinin Ermenistan’a yardım ederek, onunla ittifak ederek engellenmesi mümkün değildir. Türklerin özgürlük isteklerini İran, Ermenistan’a yardım ederek fiilen ateşlemiştir. Bu özgürlük ateşini söndürmek için Şii mezhebini kullanma çabası da nihayet bulmuştur. Çünkü Şii Türkler, İran’ın kendilerine karşı Fars ulusal çıkarları için Hıristiyan Ermenistan ile her konuda ittifak ettiğini yaşayarak görmüşlerdir.