Lider olmaktansa adam olsaydılar

Bahsettiğimiz köpek leşi örneğinden hareketle, günümüzde leşten farkı olmayan biriyle bağlantı kurulabileceğini göstermek isterim. Yaptığı her fiilin kötü oluşu, düşüncelerinin ise fiillerinden daha zararlı oluşu üzerine, neredeyse bütün dünyanın ittifak edeceği birinden bahsedeceğim. Adı Benyamin, ailesinin sonradan seçtiği soyadı ise Netanyahu…

ŞU mübarek Ramazan günlerinde ABD ve İsrail, bütün güçleriyle masum Müslümanlara saldırıyor, uçaklarıyla gemileriyle füzeleriyle ölüm kusuyorlar. 


Hiçbir savunması olmayan siviller, onların bombalarıyla hayata veda ediyor. Çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç ayrımı yapmadan. 


Kurşun adres sormaz derler, bombalar hiçbir şey sormuyor. 


O yüzden hassasiyeti yüksek olanlar, iftar sofrasında bile iştahsızlık çekiyor. 

*


On dört asır öncesine gidelim. Dünyanın en kutlu vakitlerine. 


Peygamber Efendimiz (sav) ashabıyla yürürken yol kenarında kokmuş bir köpek leşi görürler. 


Yanındakiler burnunu tutarak leşin ne kadar kötü koktuğundan ve çirkinliğinden bahseder. 


Efendimiz Aleyhisselam ise herkesin kusura odaklandığı o anda, hayvanın bembeyaz dişlerine dikkat çekerek “Dişleri ne kadar güzel” buyurur. 

*


Bu, son derece çarpıcı olan kıssa, Hz. İsa ve havarileri için de anlatılmaktadır. Aslının hangisi olduğunu Mevlâ bilir. Bizim bütün peygamberlere sevgi ve hürmetimiz vardır. Verilen mesaja dikkat etmek gerekir. 


Her şeyde bir güzellik görmeye çalışmak ve bardağın dolu tarafına bakmak, İslâm ahlâkının gereğidir. 


Göz önündeki kokmuş bir hayvan ölüsü bile olsa, sadece eksiklikleri ve çirkinlikleri konuşmanın, ruhu kirleteceğine işaret eder. Gıybetten kaçınmak gerektiği hatırlatılır. 


İnsanların tiksindiği durumlarda bile yaratılışın güzelliğine dikkat çekerek, olumsuzluklar karşısında güzel söz söylemenin önemini gösterir. 


Müslümanın dili ve bakışı her zaman nezaket ve zarafet üzerine olmalıdır. 


Bu olay, İslâm literatüründe “Güzel bakan güzel görür, güzel gören hayattan lezzet alır”düsturunun en somut örneklerinden biri olarak anlatılır. 

*


Bahsettiğimiz köpek leşi örneğinden hareketle, günümüzde leşten farkı olmayan biriyle bağlantı kurulabileceğini göstermek isterim. 


Yaptığı her fiilin kötü oluşu, düşüncelerinin ise fiillerinden daha zararlı oluşu üzerine, neredeyse bütün dünyanın ittifak edeceği birinden bahsedeceğim. 


Adı Benyamin, ailesinin sonradan seçtiği soyadı ise Netanyahu. 


Ailesinin asıl soyadı Mileikowsky’dir. Babası Benzion Netanyahu, Polonya/Rusya kökenli bir aileden gelmektedir. Soyadı, Filistin’e göç ettikten sonra “Tanrı’nın hediyesi” anlamına gelen İbranice kökenli Netanyahu ile değiştirilmiştir. 


Tanrı’nın hediyesiymiş! 


“Yapma yahu” diyesi geliyor insanın. 

*


Hitler’den beter işlere imza atan ve buna rağmen iyi bir şeyler yaptığını düşünen bu kişinin nasıl iyi bir tarafı olacağını akıl kabullenmekte zorlansa da var öyle bir durum. 


Adamın sesi güzel. 


O tok sesiyle, pekâlâ dublaj sanatçısı olabilirdi. 


Konuşmasını her duyduğumda aklımdan geçen budur. 


Belki biraz daha çalışır ve aktör bile olabilirdi. 


Dünya iyi bir seslendirmeciden veya aktörden mahrum kaldı, bir cani lidere sahip oldu. 


O zaman muhtemeldir, büyük bütçeli Holivut filmlerinde Hitler rolü verilebilirdi kendisine. 


Filmlerin ve dizilerin aranan bir dublajcısı veya aktörü olsaydı, Gazze ve İran başta olmak üzere, bütün bölgenin kaderi başka türlü akardı. 

*


Netanyahu için köpek leşi ve dişleri üzerinden yeni bir meslek teklifinde bulunup da eylem ortağı Tramp’ı ihmal etmek olmaz. 


Ona da karakterine göre uygun bir rol seçilebilir. 


Bir kral rolü olmazdı ama kralın sarayındaki soytarı rolü uygun düşerdi şüphesiz.