“Kimlerin kuklasıyız?”

İleri derecede ortopedik engelli olmasına rağmen gözlerinin içinde nasıl bir ışık olduğunu gördüm onun. Sevgi dolu yüreğine bütün bir dünyayı sığdırmış gibiydi. Benim onu anlatabilmeme kelimelerim yetersiz kalır, bu yüzden değerli dostlarım, sizler için hayatını anlatmasını rica ettim kendisinden. Sağ olsun, kırmadı beni. İbret alınması gereken bir hayat!

BİR koca yürekli güzel insanı daha Umre ziyareti sırasında tanıma şansını yakaladım. Başkaları karamsarlıklar içinde günlerini geçirirlerken, onun Ravza’da ve Kâbe’de ne kadar ihlâslı ve ne kadar hayat dolu olduğuna şahit oldum.

İleri derecede ortopedik engelli olmasına rağmen gözlerinin içinde nasıl bir ışık olduğunu gördüm onun. Sevgi dolu yüreğine bütün bir dünyayı sığdırmış gibiydi. Benim onu anlatabilmeme kelimelerim yetersiz kalır, bu yüzden değerli dostlarım, sizler için hayatını anlatmasını rica ettim kendisinden. Sağ olsun, kırmadı beni. İbret alınması gereken bir hayat!

Yazdığı şiirler ve kitaplar, onun hayata olan bağlılığının, Allah’a olan inancının bir ispatı.


Sen harika bir insansın Ömer Bekir Kazan!

“Ben, Ömer Bekir Kazan... 19 Kasım 1976, Bakırköy İstanbul doğumluyum. Bu isim, benim gayr-i resmî ismimdir; asıl ismim, Serkan Kazan... Kendi isteğim ve arzum üzerine ‘Ömer Bekir’ ismini almış bulunmaktayım.

Ben bir bedensel engelliyim. Doğum ânında anneme bir iğnenin vurulması ve beynimdeki bazı sinir hücrelerinin ölmesi sebebiyle kendi ihtiyaçlarımı göremez hâle gelmişim. Ellerimi dahi kullanamamaktayım. Tüm ihtiyaçlarım annem ve babam tarafından karşılanmaktadır. Bu sebepten dolayı okula gidemedim. Buna rağmen hayattan kopmadan, bütün inancımla yaşamaktayım. Bütün fikirlerimi kolayca beyan ettiğim için herkes tarafından sevilip sayılan bir insanım. Hattâ arkadaşlarım tarafından da hazır cevap biri olarak tanınırım.

Üç çocuklu ailenin ilk ve tek erkek çocuğuyum. Babam bir işçi emeklisi; 20 yıl boyunca bir bankada çalıştı, daha sonra 6 yıl boyunca Türkiye Elektrik Kurumu’nda çalışıp buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonra özel bir şirkette 7 yıl çalıştı ve 2001 Şubat krizinden sonra işten çıkarıldı. İşten çıkarıldıktan sonra benimle ilgilenmeye ve vakit geçirmeye başladı. Annem ise ev hanımıdır; günlerini ev işleri ve vakit kaldıkça benimle geçirir.

Belirttiğim gibi, engelimden dolayı aklımdan başka hiçbir şeyimi kullanamıyorum. 1993 yılından bu yana bir arkadaşımın tavsiyesiyle duygularımı ve fikirlerimi kağıda dökmeye ve şiir yazmaya başladım. Çoğu zaman gece tasarlayıp sabahları yanıma gelen ilk kişiye şiirlerimi yazdırırım. O günden bugüne kadar 65 adet şiirim var ve bunları ‘Ayrılık Rüzgârları’ adlı şiir kitabında topladım.

2000 yılında kendimi bambaşka bir şey yapmaya ittim. Hayâller kurup, adı ‘Umut’ olan bir avukatı zihnimde canlandırarak, hikâyesini adı ‘İlk Dâvâ’ olan bir roman hâline getirdim. Benim için ne kadar zor olsa da beni seven arkadaşlarım ve kardeşlerimin desteğiyle zoru başarıp romanımı bitirdim. Bunu yaparken bir yandan da dünya gündeminde yaşanan olayları kendi bakışımdan değerlendirerek kâğıda döktüm. Bunları, 50 adet denemeden oluşan “Azmin Gücü (Ne Oldu Bize Böyle? Kimlerin Kuklasıyız?)” adlı kitapta bir araya getirdim. Bu kitap, benim okuma yazma bilmeden çıkardığım üçüncü kitap oldu.

Okuma yazma bilmeden üç kitap çıkarmakla kalmayıp, okuma yazmayı bilen herhangi bir insanın zor öğrendiği İngilizce kursuna yazıldım ve bunu da başardım. Daha sonra âdeta hayatı tersinden yaşarmış gibi okuma yazma öğrenip ilkokul diplomamı aldım. Sonrasında açıköğretime kayıt yaptırıp ortaokul ve liseden de mezun oldum. Şimdiki hedefim, üniversitede halkla ilişkiler okumak. Bu yolda fikirlerimi yazıya geçirmeme yardımcı olan sevgili arkadaşlarıma ve kardeşlerime teşekkür eder, bana güvenip yardımcı olan herkese saygılarımı sunarım.

En son 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri için Küçükçekmece’de Saadet Partisi’nden gelen teklif üzerine Belediye Meclis Üyesi Adayı olmaya karar verdim. Bu kararı almamdaki en büyük etken, gayretlerimin üzerine bir de bu görevi katmak istememdi. Evet, ilk bakışta kimilerine göre bu girişim boşa kürek çekmek gibi görünebilir, ama gündemde oy potansiyeli yüksek olan birçok parti bünyesinde benim gibi birine yer bulmak tabiî bu ülkede çok zor. Özellikle yukarıda belirttiğim engel durumumu göz önünde bulundurursak, hemen hemen hiç yok. Bunun yanında, inançlarımı ve fikirlerimi yansıtan siyâsî duruş olması sebebiyle tercihim Saadet Partisi olmuştur. Merak edenlere şunu söylemek istiyorum: Benim siyasette kazancım belki olmayacak, ama bazılarına bir ders vereceğimden eminim! Bu ders, kışın ve bu hâlimle evde dört duvar arasında yaşayıp beynimde üretip kaleme aldıklarımın ve azmimin de herkese örnek olacağıdır.

Engelli adayları veya potansiyel engelli adayları boş boş vakitlerini geçirirken, beni gördüklerinde belki onlar da kendilerine bir fırsat verirler ve kendilerine dayatılan sınırlı dünyanın dışına çıkmaya cesaret edebilirler. Zorlu bir yola girdim ve çok eminim, birçok kişiye örnek oldum. Azmimle beraber, benimle bu yolda emek verecek arkadaşların da şunu öğrendiklerine eminim: Engelli biri ile çalışmanın güzel bir duygu olduğunu anlandıklarını sanıyorum. Tüm bunları yaparken bir yandan da yine boş durmayıp okullarda çocuklara hayatın ne demek olduğunu anlatan konferanslar vermeye çalıştım. Tüm bu süreçten sonra dördüncü kitabım olan ‘Hayata Yön Veren Hikâyeler’ adlı kitabımı çıkardım. Tüm bu kitapları www.kitapyurdu.com’da bulabilirsiniz.

Saygılarımla…”