Kılıçdaroğlu ne diyor?

“İktidar partisine oy veren öğretmene ben öğretmen demem” diyen bir adam, ideolojik bir propaganda yapmıyordur. Bu bir propaganda söylemi değildir. Bu, Hitlerist bir eylem plânının açığa vurulmasıdır. Bir Hitler karakteri, ille iktidarı ele alıp da icraatı üzerinden görülecek değildir. Bu karakter görünüyorsa, gereği yapılmalıdır.

KEMAL Kılıçdaroğlu…

CHP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili…

1971 yılında Maliye Bakanlığı’nda başlayan memuriyet yılları Gelirler Genel Müdürlüğü ile devam etti. Daha sonra Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne atandı ve bu görevinin ardından da Türkiye’nin kendisini en çok tanıdığı SSK Genel Müdürlüğüne getirildi.

SSK’nın borçları ve kurumlarındaki çaresizlik manzarasıyla her gün ana haber bülteni olduğu dönemine damgasını vurduktan sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda Müsteşar Yardımcısı yapıldı.

1996’da görevden alınsa da mahkemeye gitti ve Danıştay kararıyla görevine geri dönme hakkını elde etti. Göreve başlatılmadı ancak SSK Genel Müdürlüğünden kendi isteğiyle emekli oldu.

Lisans eğitimini tamamlar tamamlamaz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir memuru oldurulmuş bu adam, “hasbelkader” dahi diyemeyeceğimiz bir şekilde CHP Genel Başkanı olduktan sonra kendisine tevdi edilen her takvimde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin memurlarını tehdit etti.

Kılıçdaroğlu, bizzat bir görevden alınmış ve mahkemeye giderek sözde hakkı korunmuş biri olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin memurlarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin emirlerine uymamaya davet etti defalarca.

Ben buradan kısa ve öz bir şekilde şunu anlıyorum: Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için sözde memur olmaya başladığı ilk günden emekli olduğu son güne kadar hiçbir gün Türkiye Cumhuriyeti Devleti için çalışmamıştır.

Hatta Kılıçdaroğlu’nun, sözde memur olduğu 26 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bir saygısı olmadığı gibi, bu devletin işleyişine bir katkısı olmadığı gibi, bu devletin ödediği maaşı aklınca cebine indirmiştir.

Eğer dediğimin aksi olsaydı, bu adamın zerre-i miskal dahi olsa memuriyet ahlâkı olur ve dolayısıyla memurlara hürmeti bulunurdu.

Devlet Denetleme Kurulu’nu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun memuriyete başlangıcından emekli oluşuna kadar nasıl çalıştığını, kimlerle çalıştığını, hangi mahkeme aracılığıyla göreve iade kararı alındığını, kimler aracılığıyla memur yapıldığını ve kimler aracılığıyla terfi ettirildiğini araştırması hususunda göreve çağırması için Sayın Cumhurbaşkanımıza çağrıda bulunuyorum.

Sivil itaatsizlik bir anarşi eylemidir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği sivil itaatsizlik değildir. Hatta keşke böyle olsa Kılıçdaroğlu’nun muhalif memurları yönlendirdiği söylenir ve bu çağrıya uyan memurların tavrı anlaşılır. Ancak Kılıçdaroğlu, her defasında tehdit savurmaktadır.

“İktidar partisine oy veren öğretmene ben öğretmen demem” diyen bir adam, ideolojik bir propaganda yapmıyordur. Bu bir propaganda söylemi değildir. Bu, Hitlerist bir eylem plânının açığa vurulmasıdır. Bir Hitler karakteri, ille iktidarı ele alıp da icraatı üzerinden görülecek değildir. Bu karakter görünüyorsa, gereği yapılmalıdır.