ADAMIN apartmana ne zamandır girdiğini kimse bilmiyordu. Zaten kimse pek bir şey bilmiyordu bu binada, herkes yalnızca kendi kapısının önüne kadar hâkimdi hayata. Üçüncü kattaki yaşlı kadının sabahları neden erken kalktığı, birinci kattaki genç adamın geceleri neden geç geldiği kimsenin umurunda değildi. Bu merakın zamanla törpülendiği binalardan biriydi. Adam dördüncü kattaki boş daireye yerleştiğinde apartmanda kimse bunu konuşmadı. Taşındığını gören olmadı, eşyasını taşıyan bir kamyon fark edilmedi. Sanki hep oradaymış gibi kapısı kapalı durdu sadece. Ne gürültü yaptı ne ses. Kapısının önünde ayakkabı bile yoktu. İlk fark eden, apartman görevlisi oldu. Posta kutularını dağıtırken dördüncü kattaki boş dairenin kutusunda biriken zarfları görünce duraksadı. Üzerlerinde yeni tarih vardı. İsim okunaklıydı. Daire boş değildi artık. Ama kapı hâlâ sessizdi. Bir binada sessizlik, bazen en rahatsız edici sestir.
Kadınlar merdivenlerde karşılaştıklarında başlarını çevirip fısıldaşmaya başladılar.
— Gördün mü hiç?
— Yok.
— Evli mi, bekâr mı?
— Belli değil.
Merak, konuşulmadığında daha da büyür. Adamın kim olduğu değil, neden bu kadar görünmez olduğu ilgilerini çekiyordu. Çünkü herkes görünmek için çabalıyordu bu binada. Sosyal medyada, apartman toplantılarında, komşu ziyaretlerinde… Görünmeyen bir insan, diğerlerinin varlığını sorgulatırdı.
Bir akşam elektrikler kesildi. Apartman karanlığa gömüldü. Kapılar açıldı, insanlar koridora çıktı. Telefon ışıkları yandı. Sesler birbirine karıştı. O sırada dördüncü kattaki kapı ilk kez aralandı. Çok kısa bir an. Işık sızdı kapıdan. Sonra kapandı. Kimse adamı net göremedi. Ama herkes gördüğünü sandı. O an, binada yeni bir hikâye başladı. Ertesi gün herkesin anlatacak bir detayı vardı.
— Uzundu.
— Hayır, kısa boyluydu.
— Saçları beyazdı.
— Gençti.
Kimse aynı adamı tarif etmiyordu. Çünkü aslında kimse adamı değil, kendi korkusunu görmüştü o kapı aralığında. Bir süre sonra sesler gelmeye başladı daireden. Ama bildiğimiz türden sesler değildi bunlar. Ne televizyon ne müzik ne konuşma… Arada bir yere düşen bir şeyin sesi, gecenin bir yarısı açılıp kapanan bir pencere… Sessizlikle bölünen sesler. Merak yerini huzursuzluğa bıraktı. En çok da üçüncü kattaki kadın rahatsız oldu. Uzun süredir yalnız yaşıyordu. Sessizlikle arası iyi değildi. Adamın sessizliği, kendi sessizliğini yüzüne vuruyordu. Her gece yatmadan önce kapısını kilitlerken bir an duruyor, dördüncü kata bakıyordu.
Bir gece kapısı çaldı. Saat geç olmuştu. Öyle geç ki, kapının çalınması mantığa aykırıydı. Kadın kalbi ağzında kapıya yaklaştı. Kimse konuşmadı. Kapı bir daha çalmadı. Cesaretini toplayıp kapıyı açtığında koridor boştu. Ama yerde bir zarf vardı. Üzerinde ismi yazmıyordu. Zarfın içinde tek bir cümle vardı: “Beni merak etmenizi istemiyorum.” Kadın o gece uyuyamadı. Ertesi gün zarf apartmanın gündemine oturdu. Herkes kendi payına düşeni aldı bu cümleden. Kimisi tehdit saydı, kimisi yardım çağrısı. Ama kimse kapıyı çalmadı. Çünkü merak etmek kolaydı, yüzleşmek değil.
Günler geçti. Adam yine görünmedi. Ama artık herkes onu düşünüyordu. Görünmeyen biri, görünenden daha fazla yer kaplar insanın zihninde. Bir sabah ambulans sesiyle uyandılar. Dördüncü kattaydı bu kez. Kapı açıktı. İçeri giren çıkan vardı. Kimse kimseye bir şey sormadı. Sorular, cevaplardan daha ağırdı çünkü. Adam hastaneye götürüldü. Daire boşaldı. Sonra öğrenildi. Adam, uzun süredir konuşmayan biriydi. Kelimelerle değil, sessizlikle yaşamayı seçmişti. Bir zamanlar çok konuşmuş, çok anlatmış, çok görünmüştü. Sonra kimse dinlememişti. Görünmez olmayı seçmişti. Bu binayı da bilerek seçmişti kimsenin kimseyi gerçekten merak etmediği bir yer olduğu için.
Zarftaki cümleyi de bu yüzden bırakmıştı. Merak edilmek istemediği için değil, merak edilmenin ne kadar yüzeysel olduğunu bildiği için.
Daire yeniden boşaldı. Posta kutusu yine doldu. Bu kez kimse zarflara bakmadı. Apartman eski sessizliğine döndü. Ama herkesin içinde küçük bir rahatsızlık kaldı. Çünkü o kapı aralığından sızan ışık, bir anlığına kendi hayatlarını göstermişti onlara. Ve bazı insanlar, gördüklerini unutamaz.



