Kalpaklıların İktisat Kongresi

Kemal Paşa döneminde takip edilen ekonomi siyaseti yoksulluğu arttırmış, İstanbul, İzmir veya Giresun gibi yurdun değişik bölgelerinden peş peşe açlıktan ölüm haberlerinin basında yer alan bir seviyeye gelinmesine neden olmuştur. Dönemin yöneticileri her ne kadar saraylarda ve katlarda şatafatlı hayat yaşamış olsalar bile halkın büyük bir yoksulluk içinde yaşadığı az çok basına sızmıştır.

1815 Viyana Kongresi ile birlikte Batılı sömürgeciler, diplomatlar, seyyahlar ve yazarlar Osmanlı Devleti’nin varlığını bir “Şark meselesi” olarak görmüşlerdir. Bu meseleyi kendi aralarında çözmek için defalarca görüşüp çok farklı ittifaklar yapmışlardır. Osmanlı topraklarından hangi ülkenin ne kadar pay ya da imtiyaz alacağı, kendi aralarında önemli tartışma ve rekabetlere yol açmıştır.

Osmanlı Devleti kendini koruyamaz duruma geldikçe, Osmanlı toprakları ve pazarı üzerinde nüfuz elde etmek isteyen Batılı sömürgecilerin sermaye akını da başlamıştır. Yabancı sermayenin en çok yatırım yapmak istediği alan ise demiryolları olmuştur. (Yavuz, 1989: 527)

Dönemin şartlarında demiryolu yapımı oldukça kârlı sayılacak bir yatırımdır. Çünkü bu yatırım ile Batılı ülkeler nüfuz alanlarını genişletmişler, yaptıkları demiryolları ile hammadde ve gıda maddelerini üretimini arttırmaya, ihraç etmeye başlamışlardır. (Pamuk, 1994: 77)

1850’lerde Batı Anadolu’da ilk demiryolu projesini İngiltere yapmış, daha sonra buna özellikle Suriye ve Filistin sahasında Fransa da katılmıştır. Osmanlı Devleti’nin varlığı için denge siyasetini gerekli gören İkinci Abdülhamit, Berlin Anlaşması’ndan sonra Almanya’yı da Bağdat demiryolu inşaatı ile birlikte bu rekabetin içine katmıştır. İngiltere ve Fransa Almanya’ya karşı cephe alırken, Osmanlı topraklarındaki bu rekabete en son Amerika katılmıştır. (Albayrak, 1995: 26-31)

1908’den sonra Amerika, Orta Doğu petrolleriyle ilgilenmiş, bunun sonucu olarak demiryolu yapımı ayrıcalığı elde etmek için diğer sömürgeci ülkelerle yarışmıştır. Bu dönemde Anadolu’da demiryolu yapımı için Nafia Nezareti’ne yedi ayrı başvuru yapılmıştır. Başvuru yapanların arasında Amiral Colby Mitchell Chester vardır.

Chester Grubu ile Osmanlı Hükümeti arasında 1909’da yapılan ön anlaşmaya göre, Adana Yumurtalık’tan başlayacak hat Sivas, Harput, Van üzerinden Süleymaniye, Kerkük’e kadar 2 bin kilometre uzunlukta olacaktır. Ancak bu ön anlaşma bir sonuca bağlanamadığı gibi 1911’de görüşmeler kesilmiştir. (Tezel, 1970:s.291-292)

Chester Grubu, Haziran 1920’de ABD Dışişlerine başvurarak, Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesindeki demiryolu projesi için yeniden destek istemiştir. Chester Grubu için de 1922’de Ottoman American Development Company (OADC) şirketinin çabalarına karşı Ankara Hükümeti istekli davranmıştır. (Can, 2000; 220-223)

Chester Grubu’nun bu çalışmaları Lozan müzakerelerine denk gelmiştir. Lozan’da Musul bölgesi Türkiye’de kalırsa petrol arama ayrıcalığı Chester Grubu’na, Irak’ta (İngiltere’de) kalması hâlinde ise Türkish Petroleum Company’e (TPC) ait olacaktır.

11 Ocak 1923’te İktisat Vekili Mahmut Esat (Bozkurt) Bey, Chester projesini hükümetin onayı ile TBMM’ye sunmuştur. Proje hakkında konuşan milletvekilleri, 99 yıllık imtiyaz süresinin uzun olduğu, maden çıkarmak için öngörülen 40 kilometrelik alanın geniş olduğu, şirketin yatırdığı depozitenin az olduğu, şirkete ilk 20 yıl için verilen gümrüksüz kömür ithal etme hakkının kötüye kullanılabileceği gerekçeleriyle projeyi eleştirmişlerdir.

Buna karşılık Mahmut Esat Bey ise Chester projesini savunmuş ve “Doğu bölgesine medeniyet götürülmesi için gerekli olduğunu” ileri sürmüştür. (TBMM. Zabıt Ceridesi D. I, C. 28: 487-488)

8 Nisan 1923’te Chester projesi TBMM’de ikinci defa oylanmış, 206 milletvekilinin katıldığı oylama sonunda 185 lehte ve 21 aleyhte oy ile Meclis’in onayından geçmiştir. İşte hükümet içinde ve Meclis’te Chester projesinin tartışıldığı dönemde İktisat Vekili Mahmut Esat Bey, İzmir’de bir iktisat kongresi toplamaya çalışmıştır.

İzmir İktisat Kongresi neyi amaçladı, ne oldu?

İzmir İktisat Kongresi, 17 Şubat 1923’te Kazım Karabekir başkanlığında ve bin 135 delegenin katılımıyla toplanmış, 4 Mart 1923’te ise Kongre kararları “Mîsak-ı İktisadî” başlığı ile yayınlanmıştır. (Kayıran/Saygın, 2019: C.3, S.5, s.27-70)

Batı basınında “Ankara Hükümeti SSCB ile anlaştı anlaşıyor. Özel mülkiyet yasaklanacak” şamatasının çıktığı bir sırada İzmir İktisat Kongresi toplanmıştır. Toplantı aynı zamanda Lozan Konferansı’nın kesintiye uğradığı bir zamana tekabül etmiştir. Kongre ile iki mesajın Batı’ya (en çok da İngiltere’ye) verildiğinden kuşku duyulmamalıdır.

Basında çıkan haberler doğru değildir; Türkiye’nin Sovyet kampına girmek gibi bir isteği ve çabası olmamıştır. Özel sektör ve sermaye sınıfı, Türkiye’nin geleceğini tayin edecektir. Sadece yerli sermaye değil, yabancı sermayeye de Türkiye’nin kapıları açıktır. Chester projesi ile bu mesaj gösterilmiştir. Türkiye bu kongre ile seçimini kapitalizm ve liberalizmden yana yapmıştır. Ancak bu liberalizm ekonomiyle sınırlı kalmış, hayatı yaşanmaz hâle getiren fakirliğe bir çözüm getiremediği gibi siyâsî alanı da hiçbir şekilde kapsamamıştır. Tek parti hegemonyası ile Türkiye uzun bir dönem yeni bir istibdat türüne maruz kalmıştır.

Kongre’nin İzmir’de toplanması, muhtemelen İktisat Bakanı Mahmut Esat’ın Aydın Kuşadası’ndan olmasından dolayıdır. Millî Mücadele tarihi içinde İzmir’in özel bir ayrıcalığı yoktur. Çünkü İzmir’den önce Mîsak-ı Millî’den sayılan pek çok yerin yanında başkent İstanbul bile işgal edilmiştir. İzmir, işgalcilerin kovulduğu son il de değildir. Dolayısı ile Millî Mücadele’deki özel bir yeri olmasından dolayı kongre için İzmir’in seçildiği iddiası mesnetsiz bir görüştür.

Kongre’de CHP Genel Başkanı Kemal Paşa, yaptığı konuşmada, Osmanlı padişahlarını fetih politikalarından dolayı “serserilik yapmakla” suçlamıştır. Kemal Paşa, “Saltanatı kaldıralım” diye Osmanlı Devleti’ni Meclis’e yıktırdığı gibi, bu kongrede yaptığı konuşmayla da Osmanlı dönemini ağır şekilde eleştirmiş ve asla onun mirasını kabullenmeyeceklerini vurgulayarak sömürgeci Batılılara (özellikle İngiltere’ye) ikinci mesajını vermiştir. Temsilciler aracılığı ile böyle bir mesajı iletmek yerine neden bir kongre düzenlemeyi tercih ettiği düşünülebilir. Bir kongre aracılığı ile Türkiye’yi yönetenlerin böyle bir mesaj ilân etmeleri, siyâsî etkileri ve inandırıcılığı bakımından daha makul olmuştur. Yoksa Batılılar, Kemal Paşa’nın Osmanlı Devleti’ni yıkarak onun mirasını reddettiğini önceden görmüşlerdir.

Millî Mücadele ile askerî alanda işgalcilere karşı mücadele edilerek siyâsî bağımsızlığa ulaşıldığı gibi, İktisat Kongresi ile de ekonomik alanda bağımsızlığın amaçlandığı iddialarını makul gösterecek hiçbir bilgi yoktur. Yukarıda özetlenen Chester projesinin Türkiye’deki tarafı Kemal Paşa ile Mahmut Esat Bey’dir. Türkiye topraklarının önemli bir bölümünü 99 yıllığına, vergi ödemeden ve ihtiyacı olan kömürü bile gümrüksüz olarak yurtdışından getirme teminatıyla, 40 kilometre genişliğinde ve 2 bin kilometre uzunluğundaki bir sahada, elde edilebilecek petrolün yanında bütün madenlerin Chester Grubu’na devredilmesini öngören böyle bir demiryolu projesini kabul eden bir hükümet ve onun lideri Kemal Paşa’nın yabancı sermayeye karşı yerli üretimi tercih ettiğini iddia etmek inandırıcı değildir. Kemal Paşa, bu projeyle yabancı sermaye ile nasıl uyumlu ve iş birliği içinde olabileceğini göstermiştir.

İzmir İktisat Kongresi’ni “Kalpaklı İktisatçıların Kongresi” diye övme çabası da bilimsel bir tutum değildir. Bir defa bu kongreden iki yıl sonra, Kemal Paşa’nın isteği ile Şapka Kanunu çıkarılarak kalpak yasaklanmıştır. Hem Şapka Kanunu’nu “devrim” diye sahiplenmek, hem de bu kongreyi “Kalpaklı İktisatçılar Kongresi” diye övme çabası büyük bir çelişkidir.

Kemal Paşa, Kazım Karabekir veya Mahmut Esat Bey’in hiçbiri iktisatçı değildir. “Kalpaklı iktisatçılar” nitelemesilye bu üç kişi kastedilirse, iktisatçı olmayanların kalpaklı iktisatçı sayılması gibi, hayatın gerçekleri ile uyumsuz bir iddia ortaya atılmış olur. Kemal Paşa’nın ölümünden sonra açıklanan mal varlığının çeşidi, iktisat ilmine vâkıf olması ile açıklanabilir mi? Böyle bir ihtimâlin yanında sahip olduğu siyâsî güç ile mal varlığını açıklamak daha gerçekçi olabilir.

Çünkü Kemal Paşa döneminde takip edilen ekonomi siyaseti yoksulluğu arttırmış, İstanbul, İzmir veya Giresun gibi yurdun değişik bölgelerinden peş peşe açlıktan ölüm haberlerinin basında yer alan bir seviyeye gelinmesine neden olmuştur. Dönemin yöneticileri her ne kadar saraylarda ve katlarda şatafatlı hayat yaşamış olsalar bile halkın büyük bir yoksulluk içinde yaşadığı az çok basına sızmıştır. Böyle bir ekonomik tablonun ortaya çıkmasında Kemal Paşa ve kadrosunun tayin edici rolü inkâr edilemeyecek durumdadır.

Üstelik İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlara da uyulmamıştır. Meselâ hafta tatilinin Cuma günü olması Kongre’de kabul edilmişken 1935’te Pazar’a alınmıştır. Lâtin harflerine geçilmesinin Türk kültürü için felâket olacağı kararına karşılık, beş yıl sonra Lâtin alfabesine geçilmiştir. O hâlde İzmir İktisat Kongresi’nden geriye ne kalmıştır? Kongre’nin 100’üncü yılı diye harcanan paralar beyhude harcanmıştır. Kongre sebebiyle her yıldönümünde Kemal Paşa ve Mahmut Esat Bozkurt’un övülmesinden başka bir şey elde kalmamıştır.

 

Biga Sükan Yavuz, “Fransız Arşiv Belgelerinin Işığında Chester Demiryolu Projesi”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S 24, (Kasım 1999-2003), s. 527-561.

Mustafa Albayrak, “Osmanlı-Alman İlişkilerinin Gelişimi ve Bağdat Demiryolunun Yapımı”, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, S.6, 1995, s.1-38.

Mehmet Kayıran / Selami Saygın, “İzmir İktisat Kongresi”, Türk Dünyası Araştırma ve Uygulama Merkezi Yakın Tarih Dergisi, C.3, S.3, 2019, s.27-70.

Yahya Tezel, “Birinci Büyük Millet Meclisi Anti-Emperyalist miydi? Chester Ayrıcalığı”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, C.25, No.4, 1970, s.287-317.

Bülent Bilmez Can, Demiryolundan Petrole Chester Projesi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları İstanbul 2000.

Şevket Pamuk, Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme (1820- 1913), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1994.

Yahya Tezel, Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi (1923-1950), Yurt Yayınları, Ankara 1982.