İttihatçıların yönetim anlayışı ve dış güçlerle dostluğu

İttihatçıların himâyesiyle Ermeni ve Rumlar birçok devlet kademesinde yer almışlardı. Osmanlı devlet yönetiminde Ermeni asıllı 19 Paşa, 22 bakan -ki bunların içerisinde Dışişleri, Maliye, Hazine, Bayındırlık ve Ulaştırma da vardı- 1876'daki ilk Osmanlı parlamentosunda görev yapmış olan 4 senatör ve 10 milletvekiliyle 5 müsteşar ve Berlin, Viyana, Brüksel, Londra, Lahey ve Roma da dahil olmak üzere pek çok yabancı başkentte vazife gören çok sayıda büyükelçi, ondan fazla başkonsolos ve konsolos, ve pek çok sayıda başka yüksek bürokrat Osmanlı'da değişik dönemlerde vazifelerde bulunmuşlardı.

BU yazımızda I. Meşrutiyet’in ilânıyla birlikte iktidar gelen İttihatçıların dış güçlerle olan dostluğunu sizlerle paylaşacağız...

İttihatçıların yönetim anlayışı

İttihatçılar, yönetimi devralmak için gerekli eğitim ve deneyimden yoksundular. Daha da önemlisi, geleneksel olarak böyle bir toplumda kendilerini önder olarak kabul ettirebilmek için gerekli olan sosyal statüye sahip değillerdi. Ayrıca, yeni elde ettikleri gücü nasıl kullanacakları konusunda aralarında fikir birliği de yoktu.

Buna rağmen İttihatçılar, büyük bir hırsla hareket ediyor, iktidarı ve devletin mâkâmlarını her türlü kaba gücü kullanarak elde etmeyi seviyorlardı. General Liman von Sanders'in İstanbul'a vasıl oluşundan birkaç gün sonra Türk ordusunun sevk ve idaresinde fevkalâde ehemmiyetli bir değişiklik oldu. Kudretli ve civanmert münevver, tecrübeli bir asker, o devrin dirayetli tek ordu kumandanı olarak telakki edilen Harbiye Nazırı Müşir Ahmet İzzet Paşa, Balkan Harbi’nden beri işgal ettiği mâkâmdan istifa etmiş ve yerine henüz 31 yaşındaki Binbaşı Enver Bey geçirilmişti (Pomiankowski,1997:38).

Radikal ve köktenci kararlarla yüzlerce yıllık devlet birikimini bir anda yok etmişlerdi. Enver Paşa, Harbiye Nazırı olduktan birkaç gün sonra, Türk ordusundaki 2000 kadar karargâh zabiti ve yüksek rütbeli zabitanı aynı zamanda işten el çektirmeyi öngören bir irade çıkartıp kumandan olarak kolordulara albaylar, fırkalara yarbaylar, alaylara binbaşı ve hatta yüzbaşılar atandı.

Zeki Velidi Togan, İttihatçıların düşünme ve planlama yapmadan iş yapma tarzlarına şöyle dikkat çeker:

“Akşam üstü Enver Paşa’nın Basmacı harekâtına iştirakinin mahzurlarını 14 madde hâlinde yazdım. Bu hususları ciddi olarak düşünmeden onun bir karar almamasını istiyordum (Togan, 1999:332:333). Şimdi kendisini Türklerin anavatanında hissettiğini, bura Türklerini mücadele sahasına çıkarmak istediğini söyledi. Bu zatın çok büyük bir idealist olduğunu, hatta hayatla ve vak’alarla pek hesaplaşmadığını ve Türkistan’ın coğrafya ve istatistiğine dair Avrupa ve Rus neşriyatını okumamış olduğunu, o günlerde gördüm.” (Togan,1999:335)

İttihatçıların dış odaklarla müttefikliği

İttihatçıların bir başka önemli özelliği, dış odaklarla, özellikle Osmanlı Devleti’ne düşman olan unsurlarla dost ve müttefik olmalarıydı. İttihatçılar Yahudilere ve Siyonistlere hayranlık ve sempati besleyen şahıslardı. Selanik Yahudileri ve dönmeleri, Cemiyet’in kuruluş ve gelişiminde etkili olmuşlardı. Özellikle Emmanuel Karasu'nun, Talat Paşa ve Cemiyet üzerindeki etkisi büyüktür. Avram Galante, Cemiyet’in Selanik şubesi üyesi olup La Vara gazetesinin editörlüğünü yapar ve Paris'te 1907 'de gerçekleşen 2. Kongre'ye delege olarak katılır. Moiz Kohen, Selanik İdare Meclisinin Yahudi cemaatinin temsilcisi olup 1912 Yunan işgali sonrası İstanbul'a göç eder.

İttihatçı komitacıların 1 numarası olan Dr. İbrahim Temo ve Talat Paşa başta olmak üzere Cemiyet’in neredeyse bütün elebaşıları, Selanik Mason Locası tarafından yönetilen masonlardı. Temo’nun kitabından bu ayrıntıyı da okuyalım: “Yüzbaşı Kâzım bana hitaben “Doktor, sen masonluk kardeşliği nedeniyle Talât'ın öldürülmesine rıza göstermiyorsun, dedi.” (Temo, 2013:223-224)

Yeni Mecmua ve İktisadiat Mecmuası'nda makalelerinin yanı sıra 1915'te Weimar'da yayımlanan Türkisrus und PanTürkismus eseri önemlidir. İttihatçı dönmelere ise iki örnek verilebilir. İlki Selanikli bir tüccarın oğlu Cavid Bey olup Cemiyet'in 1916-1918 yılları arası merkez yönetim burulu üyeliğini yapmıştır. Ama en çarpıcı örnek, Cemiyet'in en etkili isimlerinden biri olan Rahmi Bey'dir. Selanik'e bağlı bir kazanın mutasarrıflığından, 1912'de Yunanistan'ın işgalinden sonra, İzmir valiliğine atanmıştır (Dündar, 2008:362-363).

Dr. Nazım ve diğer birçok İttihatçı, Mezopotamya konusundaki fikirlerini açıklarken, Meclis Başkanı Ahmet Rıza, Hahambaşı'na Yahudi göçü ile ilgili fikrini, “Her zaman Yahudilere misafirperver olan İmparatorluğumuz, daha da fazlasını yapmalıydı. Kapılarımızı Rusya ve Romanya'da bulunan dindaşlarınıza açıyoruz” şeklinde izah eder. (Dündar, 2008:366:367)        

Bir yandan uluslararası Yahudi sermayesi ve basının gücünden yararlanmak ve diğer yandan da dış kamuoyunda daha demokrat, çok kültürlü bir imaj çizmek istiyorlardı. Ahmad’ın tesbit ve analizine göre, Yahudi cemaati, Selanik'ten Bağdat'a kadar, İttihatçıları yürekten destekledi. Ekonomik çıkarlar ile siyasal tutum arasındaki bu ilişkiye 1917 yılında Amerikalı bir gözlemci de dikkat çekmişti (Ahmad,1999:30).

İngiliz Sefiri “Yahudi İttihat ve Terakki Cemiyeti”nden ve “İttihat ve Terakki Cemiyeti”ni temsil eden çıkarcı düzmece Masonlar ile Yahudilerin birliğinden söz etmektedir. Öte yandan İttihatçı Yahudiler kilit bakanlıklarda müsteşar ve teknokrat olarak önemli mevkiler işgal etmişlerdi ve siyaset üretme konusundaki rolleri muhtemelen bakanınkinden daha fazlaydı.

İttihatçıların Ermeni unsurlarla da yüksek düzeyde irtibat ve dayanışmaları vardı. 23 Eylül 1909 tarihli The Times’da, İttihatçıların, kabinede sürekli bir Ermeni bulunacağına söz verdikleri bir anlaşmanın yapıldığı haberini vermektedir (Ahmad,1999:117).

6 Ağustos 1908'den sonraki kabinelerde çoğunlukla bir Ermeni ya da Rum yer almış ve bunlar Nafıa, Orman, Maden ve Ziraat Nazırı olarak görev yapmışlardı.

İttihatçılar, Türkiye’de Ermenilere yüksek mevkiler de vermeye başlamışlardır. En büyük vekâletlerden Hariciye’ye Narodinghiyan Kapril Efendi, Posta ve Telgrafa Topal Oskan Efendi’ler tayin edilmişti. Bu arada Ermenilerden müsteşarlar, genel müdürler ve müfettişler de çeşitli görevlere tayin edilmişti (Erdoğan, 2007:38).

İttihatçıların himâyesiyle Ermeni ve Rumlar birçok devlet kademesinde yer almışlardı. Osmanlı devlet yönetiminde Ermeni asıllı 19 Paşa -ki paşalık en yüksek mevki idi- 22 bakan -ki bunların içerisinde Dışişleri, Maliye, Hazine, Bayındırlık ve Ulaştırma da vardı- 1876'daki ilk Osmanlı parlamentosunda görev yapmış olan 4 senatör ve 10 milletvekiliyle 5 müsteşar ve Berlin, Viyana, Brüksel, Londra, Lahey ve Roma da dahil olmak üzere pek çok yabancı başkentte vazife gören çok sayıda büyükelçi, ondan fazla başkonsolos ve konsolos, pek çok danışman, sekreter, direktör ile 4 devlet konseyi danışmanı, taşra vilâyetlerinde çok sayıda vali ve pek çok sayıda da başka yüksek bürokrat Osmanlı'da değişik dönemlerde vazifelerde bulunmuşlardı. Hatta 1862 yılında Osmanlı Harbiye nezareti ve donanmasında görevli bir general, bir de amiral vardı. 1912 senesinde Osmanlı Dışişleri Bakanı Gabriel Noradunkyan Efendi idi (Özkan, 2016:59).

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 1 numaralı kurucusu İbrahim Temo, Sultan 2. Abdülahamid’e karşı Ermenilerle birlikte nasıl hareket ettiğini şöyle anlatıyor:

“Bu hadiseler cereyan etmekle beraber, hareket-i milliye genişleyip fizik kanunu gereğince baskı arttıkça, hürriyet fikri de kuvvetini artırıyordu. Bu sıralarda Ermenilerin Bâbıâli’ye baskın yapmaları dolayısıyla vukua gelen isyan, İstanbul'u altüst etmişti. Ahali büyük bir heyecan içinde idi. Ben de kâğıt ve kimyevî mürekkep tedarik etmiş olduğumdan o gece sabaha kadar ben, İshak Sükûtî, Dr. İsmail İbrahim, ev sahibi Behçet ile 1000 nüsha kadar bildiri bastık.

Anlamı şu idi:

Müslümanlar ve ey Sevgili Vatandaşlarımız Türkler!

Ermeniler devletimizin en büyük mâkâmı olan ve bütün Avrupalılarca tanınıp hürmet gören Bâbıâli'yi basmaya kadar cür'et ettiler. Payitahtımızı sarstılar. Ermeni vatandaşlarımızın bu küstahâne hareketleri mucibi teessüfümüzdür; lâkin hakikatte zulüm, istibdat ve idaresizlik, bu mucibi teessür ve teessüf hadiseleri doğurmaktadır. Biz Türkler de umum Osmanlılar gibi bu müstebid hükümetten ıslâhat ve hürriyet isteriz. Cemiyetimiz bu maksadla çalışıyor. Biz bugün, Ermenileri tedibe çalışacağımıza idaresizliğin, zulüm ve istibdâtın merkezi olan Bâbıâli’yi, Şeyhülislâm kapısını, Yıldız’ı basarak bu daireleri müstebidlerin başına yıkalım, el ele verelim, toplanalım, çoğalalım. Bizim de hürriyete, serbestiye âşık ve müstahak olduğumuzu âlem-i medeniyete gösterelim. Osmanlı İttihât ve Terakki Cemiyeti” (Temo, 2013:50-51).

Osmanlı Bankası’nı basan teröristlerden biri olan Ermeni komitacı Pastırmacıyan’ı dahi İttihatçılar mebus yapmışlardı. Pastırmacıyan Efendi, azılı Ermeni komitacılarından biriydi. Abdülhamid zamanında arkadaşları ile birlikte Osmanlı Bankası’na girerek oradan halk üzerine bombalar atmış; sonunda yakalanmış olduğu hâlde Rus Elçiliği’nin koruması sayesinde hiçbir ceza görmeksizin İstanbul’u terk etmiş biriydi. Bu Pastırmacıyan Efendi’yi ve İstanbul’daki Ermeni ayaklanmalarında onun suç ortağı olarak önemli rol oynayan Varteks Efendi’yi sırf Ermenilere bir dostluk eli uzatmak amacıyla İttihat ve Terakki Partisi kendi kadrosundan milletvekili seçtirtmişti (Simavi, 2006:96).

İttihatçı kurmay, Meclis-i Mebusan eski başkanı Halil Menteşe, mütareke günlerinde Malta’dan İngiliz Başvekili Lord Curzon’a yazdığı mektupta “Türk'ten daha sadık Boğazlara bekçi bulamazsınız. Gelin eski dostluğu ihya edelim.” (Menteşe, 1986:242) diyerek İngilizlere açıkça manda idaresi teklif etmişti. Bir başka İttihatçı kurmay Doktor Nazım da Yunanlı komitacıların işbirliği ve yardımı sayesinde kaçak olarak Osmanlı topraklarına girmiştir. Yunanlılarla Cemiyet'in münasebeti iyi idi. Bunların Selanik’te bulunan komite azalarından bazıları ile görüşüldü. Doktoru Yunanistan'dan gizlice hududa sokarak Selanik'e getirmeyi taahhüt ettiler. Doktor Nazım’a Atina'da komitenin verdiği adres bildirildi. Yirmi beş gün sonra Doktor Nazım, huduttaki Rum köylerinden birine getirildi. Oradan alınıp arkadaş delaleti ile Selanik'e götürülmüştü. (Menteşe, 1986:122)

Masonların da Meşrutiyet’in ilânı konusunda aktif rol aldıkları çeşitli kaynaklarda yer almaktadır: Tahsin Paşa’nın naklettiğine göre, olayın arkasında Paris’ten talimat alan Selanik Mason Cemiyeti vardır. Atina Sefareti’nden gelen mektupta da Selanik Mason Cemiyeti’nin Paris’ten aldığı talimatla bir komite kurduğu, bu komitenin amacının Meclis-i Mebusanı açmak ve Kanun-i Esasiyi yeniden ilân etmek olduğu istihbar ediliyordu. (Tahsin Paşa,1990:340)

İttihatçı kurmayların Masonlarla irtibat ve dostluğu da yüksek düzeyde idi. 1907 yılının başında, Selânik'te ittihat ve Terakki Cemiyeti kuruldu. Cemiyet’in kuruluş gayesi, Sultan Abdülhamid ve idaresine karşı harekete geçip “Meşrutiyet” rejimini kurmaktı. Cemiyet’in kurucuları dahi, çok defa Mason localarında toplanıp bu yoldan Avrupa'daki şubeleriyle ilişki ve haberleşmeyi sağlamış oluyordu (Uzer, 1999:88). Belge’nin anlattığına göre, Selanik, İstanbul'daki yoğun jurnalci ağının aynı derecede etkili olamadığı, buna karşılık uluslararası topluluğun varlığını hissettirecek kadar kozmopolit (İstanbul gibi) canlı bir kentti. Buradaki çeşitli Mason localarının da İttihatçı kadroların yetişmesinde rol oynadığı anlaşılıyordu (Belge, 2011:576).

 

Kaynaklar

Ahmad Feroz, (1999), Modern Türkiye’nin Oluşumu, İstanbul: Kaynak Yay.

Belge Murat, (2011), Militarist Modernleşme, İstanbul, İletişim Yay.

Dündar Fuat, (2008), Modern Türkiye’nin Şifresi, İstanbul: İletişim Yay.

Erdoğan Fahrettin, (2007), Türk Ellerinde Hatıralarım, Ankara: Mevsimsiz Yay.

Menteşe Halil, (1986), Halil Menteşe’nin Hatıraları, İstanbul: Hürriyet Vakfı Yay.

Özkan İbrahim, (2016), Deli Halit Paşa, İstanbul: Ötüken Yay.

Pomiankowski Joseph, (1997), Osmanlı İmparatorluğu’nun Çöküşü, İstanbul: Kayıhan Yay.

Sanders Liman, (1999), Türkiye’de Beş Yıl, İstanbul: Cumhuriyet Gaz. Yay.

Simavi Lütfi, (2006), Osmanlı Sarayının Son Günleri, İstanbul: Pegasus Yay.

Tahsin Paşa, (1990), Yıldız Hatıraları, İstanbul: Boğaziçi Yay.

Temo İbrahim, (2013), İttihat ve Terakki Anılarım, İstanbul: Alfa Yay.

Togan Zeki Velidi, (1999), Hatıralar, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yay.