İstanbul’un Fethi’nden önceki gibi

Türk’ün üfürüğünden korkan Yunanistan, âdeta tam da atası gibi ortalık yerde kalakalmış vaziyette… Beride ise söz konusu kuşatmayı dağıtabilmek için Vatikan’ın resmî askeri Fransa’ya sarılmış durumda. Yeni versiyon Giovanni Gisutiniani olarak kabullenilmeyi bekleyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Yunanistan’ı kendi güdümüne ipoteklemeyi başardı.

1453’ÜN Mayıs ayı sonundan evvel Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde bir ada devlet vardı: Bizans…

Dört tarafı Osmanlı ile çevrili Bizans, kuşatmalara direnerek hayatta kalmayı başarmıştı.

Orhan Gazi’nin Çinpe’deki zaferinden sonra Balkanlarda her yeni devrine yeni bir toprak katan Osmanlı, son darbeyi buraya vurarak merkezi de bitirmeyi amaçlıyordu.

Eflak ve Boğdan’dan Doğu İtalya’ya uzanan sınırlarda var olan Osmanlı teyakkuzu nedeniyle batıdan, Batı Anadolu ve Karadeniz sahasındaki Türk hâkimiyeti nedeniyle de doğudan yardım alamayacağını biliyordu. Bu yüzden daha uzaktan, Roma’dan yardım istemek zorunda kalmıştı.

Fatih Sultan Mehmed Han, sadece askerî strateji ile değil, bütün diplomatik yolları da tıkyarak özel bir plân hazırlamıştı. Evet, bu yolda tek başınaydı ve bu yüzden “Ya ben seni alacağım Konstantinapol ya da sen beni!” demişti.

Bizans’a destek olarak, Cenevizli ünlü bir paralı asker olan Giovanni Gisutiniani gönderilmişti. Cenevizlinin gelişi, Ortodokslardaki Katolik nefretini hatırlatsa da İmparator Konstantin’in kararı kesindi. Anlaşma bedeli olarak ülkesini ipoteklemişti…

Bugün dikkat ediyorum da, âdeta Nisan 1453’te görülen tarih tekerrür ediyor!

Doğu Akdeniz’de bütün hayâlleri Mavi Vatan’ın sularına gömülen, Karadeniz’de ufacık bir alana sıkışan, Balkanlarda işleyen Türk diplomasisi ile Bulgaristan’dan İtalya’ya, Makedonya’dan Bosna-Hersek ve hattâ Sırbistan’a değin tamamen etrafı kuşatılmış ve buna rağmen Türk’ün üfürüğünden korkan Yunanistan, âdeta tam da atası gibi ortalık yerde kalakalmış vaziyette…

Beride ise söz konusu kuşatmayı dağıtabilmek için Vatikan’ın resmî askeri Fransa’ya sarılmış durumda.

Yeni versiyon Giovanni Gisutiniani olarak kabullenilmeyi bekleyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Yunanistan’ı kendi güdümüne ipoteklemeyi başardı.

Batık ekonomisiyle sonunda Türkiye’nin çıkmasına izin vermeyeceği, ancak çıkarsa da affetmeyeceği bir son için Fransız uçaklarına hücum eden Yunanistan’ın sarıldığı ikinci güçse Birleşik Arap Emirlikleri…

“Hani Müslümandı bunlar?!” demeyin, Bizans da Karamanoğlu ile oynaşıyordu…

Bugün gelinen noktada tarihin tekerrür etmesi için elbette duâdayız. Ancak biz, içimizdeki Çandarlılara da bu hakikati kabul ettirmeli, Zağanoslara alan açmalıyız. Neden mi?

Son günlerde siyaset sadece iktidar ile muhalefet sürtüşmesi üzerine yürümüyor. Maalesef iktidardaki iktidar savaşı, Yeni Fatih adayını zorda bırakmaktan hiç çekinmiyor.

İş dünyasının takip memuru konumundaki bu kişiler ve kurdukları organizasyonlar, büyük fetih sonrasının işletmeciliğine oynamak üzere ellerini ovuşturuyorlar.

Tekerrür eden tarihten ibret almalı ve el ovuşturanın elini kırmamalı, kesmeli!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile hasbelkader iletişim kurarak ülkeye hizmet edeceğini vaat edip güya elindeki sermayeyi ülkeye sunan, ancak ülkenin hazînesine göz dikmiş olan, hem de bu işleri görürken Cumhurbaşkanımız hakkında ileri geri konuşanlar akıllarını devşirmelidirler. Zira haklarında bilgi sahibiyiz.

Bizans da surlarının aşılamayacağını sanıyordu amma Şahi ile tanıştı. Erdoğan’ın Şahi’si ile kimse tanışmak istemez!