BARIŞ Terkoğlu (Tarafsız Cumhuriyet “gastesi” yazarı): “Kurultayda bir sürü şaibe olduğu lafını bin 500 CHP’liden duymuşumdur Kurultaydan beri.”
İsmail Saymaz (Korkusuz Halt TV yorumcusu): “Kurultayda söylediler bunu. Kapalı kapılar arkasında söylemediler.”
Can Panikataklı (Yandaş olmayan “gasteci”, yazar, Youtuber): “Kurultayda birtakım para işlerinin döndüğü yolunda… CHP’liler bunu çok konuşuyordu zaten. CHP içinde konuşulmayan bir konu değil.”
Enver Aysever (Pek bi’ bağımsız yazar, Youtuber): “Bir tane Karadenizli müteahhit. Hiçbir eğitimi yok, hiçbir siyâsî bir şeyi yok. Sizi parayla oraya ip gibi dizmiş. Kul olmuşunuz, elini ayağını öpmüşünüz… Parayla satın alınan delegeler…”
Cemal Canpolat (CHP Eski İstanbul İl Başkanı): “Şimdi, sadece CHP örgütü delegeleri size sadece oy vermek için işe aldığınız bir dönemi kabul edemiyorum.”
Erkan Çakır (CHP Muş Gençlik Kolları Eski Başkanı): “553 milyon lira gibi bir rakam harcadı. Harcamadı… Bak… Ne yaptı biliyor musun? O parayı olduğu gibi ceplerine koydular, Pazar günü döviz bürolarını açtırdılar, o parayı dolara çevirdiler, İstanbullunun paralarını getirip CHP’li delegelere dağıttılar…”
Nuray Başaran (TYT Türk Ankara Temsilcisi): “Odaya giren çıkan herkes diyor ki, ‘Benim delegeme telefon verilmiş’. İçinde soğuk cüzdan var ki iş adamları da bunları artık söylüyorlar biliyorsunuz. Diğer birisi gelip diyor ki, ‘Benim delegeme ev verilmiş’ ki, Hasan Şenyurt 70 delegeye ev verildiğini söylüyor…”
Barış Yarkadaş (CHP Eski Milletvekili): “‘Peki arkadaş siz ne yaptınız şu pavyon işini? Bana bir anlat’ dedim ya. ‘Biz gece yemekten kalktık, bizim bu İl Başkanı aldı bizi pavyona götürdü.’ Yemekten çıkmışlar Ulus tarafında bir yere gitmişler. ‘İl Başkanı beni dışarı çağırdı, ‘Abi seninle özel bir şey konuşacağım. Yusuf Abi bize dört imza daha lazım.’… Çıkarttı bize pavyonun önünde bazımıza bin dolar, bazılarımıza bin 500 dolar verdi…”
Veysi Uyanık (CHP Eski Bitlis İl Başkanı): “CVK Otel’de… Ben, Özgür Karabat, Metin Kaya, Ekrem Bey geldi, toplantı odasında oturduk… Döndük geldik, meclise uğradım ‘Ya’ dedim ‘Herkese para pul dağıtıyorsunuz Özgür Karabat’a. Bizim delegelere ne vereceksin?’ Mecliste odasında oluyor. ‘100 bin lira verelim’ dedi. ‘Ya ayıptır 100 bin lira olur mu?’ dedim böyle. ‘200 bin liraya anlaştık. 100 bin lirasını İl Başkanımıza ver. Ben de 100 bin lirayı alıp delegelere dağıtacağım’ dedim. Dedi ‘Market kartı da var, ondan da verelim.’… Değişik insanlara iş vaatleri, ihaleler, değişik sözler, paralar havada uçuşuyor, harcamalar su gibi akıyor… Aldım 100 bin lirayı, Tandoğan’da Kahveci Hacı Baba var. Orada yirmi yirmi, beş delegeye dağıttım…”
***
Bu isimlerin hiçbirisi AKP’li filan değil. Özbeöz CHP’liler. Damarlarını kesseniz altı ok akar. Bunlar açık kaynak videolardan kısa bir tarama ile bir solukta bulduğum TV programlarından kesitler. Daha neler var neler… Kimler var kimler… Yaz yaz bitiremem…
Bunlara etkin pişmanlıktan faydalanıp, belgeleri ile birlikte savcıya gidip “Ben misler gibi verdim, ben de buz gibi aldım” diyen 73 itirafçıdan bahsetmiyorum bile henüz.
Üstelik CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaline giden davanın şikayetçisi de bir CHP’li: Özlem Erkan. Öyle ki, Özlem Erkan’ın Ekrem İmamoğlu ile görevden alınan CHP Eski İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik arasında gayet samimi şekilde poz verdiği fotoğraf kareleri bile dolaşıyor ortalıkta.
Şikâyet eden CHP’li, şikâyet edilen CHP’li, mağdurlar CHP’li, şüpheliler CHP’li, bilgi ve belgeleri servis edenler CHP’li, itirafçılar CHP’li, TV programlarında olup bitenleri açık açık, detaylarına kadar anlatanlar CHP’li… Ortada ilaç niyetine bir AK Partilinin adı bile geçmiyor. Ama yürüyen davalar hep Saray komplosu, AKP’nin CHP’ye yargı darbesi.
Yerseniz artık. Bu kafadan ben de istiyorum valla.
İddialar, itiraflar, belgeler, görüntüler İstanbullunun paraları gibi havalarda uçuşuyor. İstanbullu da metrobüs ya da otobüs duraklarında yanmadan gelecek toplu “taşı-ma” araçlarını yahut üç dört sene evvel mahallesine gelmesi gereken metro istasyonlarını bekleyedursun. Trafikte çile doldursun. İstanbul nimet nimet! Hatta ganimet!
Çalınan minareler çuvala sığmaz olmuş, adamlar affedersiniz eşeğin kulağına itfaiye hortumu ile su basmışlar, CHP il kongrelerinde ve kurultaylarında bu milletin milyar milyar paraları birilerinin siyâsî ikbali için oluk oluk akmış, fosseptik patlamış, kokudan ve pislikten durulamaz hâle gelmiş, adamların umurunda değil.
Bilgiler, belgeler, tanıklar, itiraflar, görüntüler zibilyon tane. Birisi de çıkıp “Ulan oyunu satan şerefini de satar. Siz ne alçak insanlarsınız. Sizin gibilerin CHP’de yeri yok!”demiyor arkadaş. Diyemiyor.
Tüm bu pislikleri, ahlâksızlıkları, onursuzlukları içselleştirmişler, yalayıp yutup sindirmişler bile. Gürsel Tekin’e carladığınızın, çemkirdiğinizin yarısını delegenin oyunu satın alanlara ve namusu olan oyunu satanlara yöneltseniz Türkiye daha yaşanılası bir yer olurdu.
Şu hâlinizle, evinde tuvalet gideri tıkanan birinin elektrik idaresine saydırması gibi zelil ve komik bir durumdasınız, göremiyor musunuz arkadaş? Önce evindeki şu kanalizasyon pisliğini bir temizle yahu.
Meselâ ışık hızıyla Gürsel Tekin’i partiden atacağınıza kongrelerde ve kurultaylarda namusunu satan delegelerinizi atın meselâ! Delegenin oyunu parayla, pulla, telefonlarla, evlerle ve bilumum vaatlerle takas edenlere çevirin yüzünüzü bir de, olmaz mı?
Ağzınızı büze büze “Bunlar hep AKP’nin kumpası, sarayın entrikası, yargı darbesi”demek daha kolayınıza geliyor, öyle değil mi? Yoğurtta hiç ekşilik yok yani. Böyle bir konfor alanı her eve lazım.
İstanbul İl Başkanlığı binanızı savunduğunuzun yarısı kadar da partinizin namusunu savunun arkadaş. Gürsel Tekin’i içeri sokmamak için verdiğiniz eforun onda birini, içerideki pislikleri dışarı çıkarmak için harcayın meselâ, ne dersiniz?
Oy kişinin namusudur. Namusunu satanlara, delegenin namuslarını satın almaya kalkanlara “Eyvallah” diyorsanız, söyler misiniz, onlardan ne farkınız kaldı sizin?
Ağzınızı açınca israftan, kayırmacılıktan, kamu kaynaklarının çarçur edilmesinden, liyakatten, ahlâktan, rüşvetten ve yolsuzluktan ne de güzel bahisler açıyorsunuz. Senin benim, çoluk çocuğumuzun, tüyü bitmemiş yetimin parasının, üç beş çapsızın siyâsî ikbali uğruna üç kuruşluk adamlara(!) dağıtılmasına gönlün razı geliyor mu? Söylesene?
Ve sahi söylesene, bu kadar pisliği içselleştirdiysen aynaya baktığında ne görüyorsun arkadaş? Yuttuğun afyonun etkisi geçtiğinde dönüp bu satırları bir daha okursun belki. Ama o zaman iş işten geçmiş olabilir. Benden söylemesi…
Bu arada, sen üç kuruş etmeyecek mevzular ve adamlar ile meşgulken onlarca gemiden oluşan Sumud filosu Tunus’tan Gazze’ye doğru hareket etti. Bir de İsrail, Katar’ı vurdu. Olur ya, belki ilgini çeker bu konu başlıkları da.
Kalınız sağlıcakla efendim...



