İslâm’da hediyeleşme

Hediye, gönüllerde kırgınlığı ve kötü düşünceleri giderir. Dostluk ve akrabalık bağlarını arttırıp güçlendirir. Yiyecek, içecek, rızık üzerinden yapılan hediyeleşme rızkı genişletip bollaştırır. Hediyeyi alan da veren de kârdadır. “Hediye, Allahü Teâla’nın gönderdiği güzel bir rızıktır. Hediyeyi kabul edin ve karşılığında daha güzelini verin!”

ARAPÇA’da “yol göstermek, doğru yola iletmek” mânasındaki hidâyet (hüdâ, hedy) kökünden türeyen hediyye kelimesinin isim olarak kazandığı anlam, yol göstermenin temelinde bulunan lutuf ve iyilikle yakından ilgilidir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, s. 835, 839-840). 

Türkçe’de “armağan” kelimesiyle de ifade edilen hediye genelde, “insanlar arasında sevgi ve dostluk nişanesi olarak veya muaşeret kaidesi uyarınca karşılıksız verilen nesne” anlamını taşır. Mecelle’de hediye, “bir kimseye ikrâmen götürülen veya gönderilen mal” şeklinde ve hibenin bir türü olarak tanımlanır (md. 834). Her hediye bir hibe olmakla birlikte yardım veya ibadet amaçlı diğer bağışlamaları da içine alması bakımından hibe hediyeden daha geniş kapsamlıdır.

İnsan, toplumsal bir varlıktır. Sürekli bir iletişim ve etkileşim içerisindedir. İletişim ve etkileşimi başlatıp devam ettiren önemli yollardan biri de hediyeleşmedir. Samimi duygularla gerçekleştirilen hediyeleşme, sevgi, saygı ve muhabbeti ortaya çıkarır. Sözün kifayetsiz kaldığı pek çok duygu ve düşüncemizi de hediye aracılığıyla karşı tarafa iletebiliriz. Bu nedenle hediyeleşme tüm toplumlarda görülen insanlık tarihi ile yaşıt bir olgudur.

Son hak din olan İslâm’da da hediyeleşme önemli bir yere sahiptir. İslâm’ın biricik peygamberi Resûlullah, yaşadığı dönemde hediyeleşmeye verdiği değeri tatbik ederek samimi ilişkiler ve muhabbete yol açmış, bireylerin birbiriyle kaynaşmasını sağlamıştır. Kendinden sonra gelecek olan nesillere de tavır, davranış ve sözleriyle ışık tutmuştur. Onun bizlere bıraktığı sözleri her konuda olduğu gibi hediyeleşme konusunda da birer meşaledir. “Hediyeleşiniz, zira hediyeleşmek kalpteki kin ve nefreti yok eder.”

Resûllullah, hediyeleşmeyi sever ve öğütlerdi. Fakat bu hususu rastgele yapmazdı. Hediye alırken de verirken de dikkat ettiği bazı önemli noktalar vardı. Hediye alırken helal haram çizgisine uyar ve haram olan şeyleri ne alır ne de verirdi. Şirke düşüp yolunu sapıtan kişilerden hediye kabul etmezdi. Hediyenin temizliği de dikkat ettiği diğer bir husustu. Hem maddî hem de manevî açıdan temiz olmayan bir şeyi hediye olmaya uygun görmezdi. Çıkar gözetilerek, kötü niyetle alınıp verilen şeyler, hediyeleşmenin ruhuna aykırıydı. Bir Müslüman, hakkı olmayan hiçbir şeyi hediye niyetiyle kabul etmemeliydi.

Güzelliklere vesile olan hediyeleşme, Peygamberimizin hayatının her evresinde tatbik ettiği, örneklerini ortaya koyduğu bir husus olmuştur. Çocukluğundan itibaren hediye alıp verdiğine şahit olabiliriz. Özellikle sütannelerine karşı sergilemiş olduğu davranışlar, dikkatle incelenmeli ve bireyler tarafından uygulanmalıdır.

Resûllullah, aile bağlarının güçlü olmasını istemektedir. Bunu hem kendi hayatı için elzem görmüş hem de her Müslümanlara salık vermiştir. Bağların güçlenmesinde ve güçlü kalmasında hediyeleşme doğru ve gerekli bir yoldur. Özellikle eşler arasında usulüne uygun yapılan hediyeleşme, sevgi, saygı ve muhabbet bağlarını güçlendirir. Birliği beraberliği tetikler.

Müslümanın Müslümana hediye vermesi sünnettir. Ayrıca Müslüman’ın Müslüman olmayana da hediye vermesi doğru bir davranıştır. Zira Peygamberimiz, Müslüman olmayanlara da hediyeler vermiştir. Onun gözünde insanlar eşittir ve ayrımcılık yapılmamalıdır. Esirler ve köleler de hediyeden yoksun bırakılmamalıdır.

Resûlullah, kendisine iletilen müjdeli haberleri de boş çevirmemiştir. Müjdeyi getiren kişileri karşılıksız bırakmayıp hediyeler vermiştir. Ayrıca kendisine getirilen hediyeleri de etrafındakilerle paylaşmıştır. Bu nedenle dinimize göre hediyeyi hediye etmek bizim için güzel bir sünnettir. Bu sünneti en yakınımızdan başlayıp halkayı genişleterek uygularsak insanlarla aramızdaki sevgi ve ülfet artacaktır.

Bireysel manada birçok desteği olan hediyeleşmeyi kurumlar bazında hatta devletler arasında da yaygınlaştırmak gerekir. Devlet başkanlarının hediye alışverişi, devletler arasında iyi niyet ve dostluk göstergesidir. Peygamber Efendimiz, bazı devlet başkanlarına birtakım hediyeler göndermiş ve onların gönderdiği hediyeleri de kabul etmiştir. Bu sayede diplomatik ilişkiler canlı tutulmuştur. Devletler arası iletişim ve etkileşim artmıştır.

Resûlullah, hediye olarak çeşitli malzemeleri tercih etmiştir. Çoğunlukla dönemde kullanılan parayı hediye olarak vermiştir. Yalnızca para vermekle kalmamış bunun yanında kıyafet, evcil hayvan, arazi, yiyecek, içecek, güzel kokular takdim etmiştir. Hediyeleşirken israfa ve aşırılığa kaçılmamıştır.

Peygamberimize aile bireylerinden, akrabalarından, dost ve arkadaşlarından, hükümdar ve kabile reislerinden çok çeşitli hediyeler gelmiştir. Efendimiz, İslâm’a uygun olan hediyeleri kabul etmiş, uygun olmayanları ise münasip bir yaklaşımla geri çevirmiştir. 

Dönemin önemli gıda ürünleri, yiyecek ve içecekleri hediye olarak sunulanlardan bazılarıdır. Hz. Peygamber, hediye olarak gelen bazı yiyecek ve içeceklerin kabul edilip tüketilmesini hoş görmemiştir. Bunu da hediye eden kişiye açıklamış ve o kişiyi rencide etmemiştir.

Peygamberimize hediye edilenler arasında ehil hayvanlar önemli bir yekûn tutmaktadır. Efendimiz, bu hayvanları çeşitli şekillerde değerlendirmiş ve ashabı arasında taksim etmiştir. Deve ve koyun en çok hediye edilenlerdendir. Bunların bazıları kesilip eti tüketilirken bazılarının da sütünden yararlanılmıştır.

Dönem şartlarına uygun olarak seçilen kumaşlardan yapılan çeşitli kıyafetler de hediyeler arasındadır. Hz. Peygamber, bu kıyafetleri kimi zaman kendisi kullanmış kimi zaman da kullanmayı uygun bulmamıştır. Resûlullah, hediye kıyafetlerin kullanımı konusunda oldukça titiz bir yaklaşım sergilemiştir.

Hz. Peygamber’in yaşadığı dönemde köle ve cariyeler de hediye edilmektedir. Kendisine de köle ve cariye hediye edilmiştir. O, kimi zaman hediye edilen köle ve cariyeleri azad etmiş, bazen kendisi almış, bazen de ashabına hediye etmiştir.

Hediyeleşme, insanlar arasında yaşanan kötü davranışları ortadan kaldırır. Güzel duyguların, dostluk, sohbet ve samimiyetin vücut bulmasına vesile olur. Hem birey hem de toplum hayatında yadsınamaz katkıları vardır. Başta bireyin yakın çevresi olmak üzere hediyeleşmenin devamlı olmasına özen gösterilmelidir. Bu sayede samimiyet ve muhabbet de sürekli hâle gelir.

Hediye alıp vermenin de kural ve kaideleri var, demiştik. Hediyeleşme aile fertlerinden başlamalı ve halka giderek genişletilmelidir. Çünkü atalarımızın da dediği gibi caminin içi dururken dışı haramdır. Hediye karşılıksız bırakılmamalıdır. Buradaki karşılıksız ifadesi, hediyeden karşılık beklemek veya hediyeyi geri istemek manasında değildir. Kişi, kendisine layık görülen hediyeye gücü ve imkânları nispetinde mukabelede bulunmalıdır. Hediye, helal maldan verilmeli ve helal olduğu bilinenden alınmalıdır. Bireyin kendisine ait olmayan kamu mallarını hediye olarak vermesi uygun değildir. Hediyeleşme, çıkar maksadıyla değil, Allah rızası gözetilerek yapılmalıdır. Gösteriş ve kibirden uzak durulmalıdır. Verilen hediye aracılığıyla kişi büyüklenmemelidir. Bu iş, bir yarış hâline getirilmemelidir. Temiz mallar hediye olarak alınmalı ve verilmelidir. Geçerli, elle tutulur, kabul edilebilir bir neden olmadıkça verilen hediye geri çevrilmemelidir. Herkes ayağını yorganına göre uzatmalı, kendi maddî ve manevî imkânları ölçüsünde hediye tercih etmelidir. 

Hediyeleşme, kötü huyları giderir ve rızkı arttırıp genişletir. Bizim için her konuda olduğu gibi bu konuda da en doğru örnek, Peygamber Efendimizdir. Hediyeleşmek onun sünneti ve tavsiyesidir.

İslâm’ın önem verdiği hususlardan olan hediyeleşmek, kişiye pek çok güzellik kazandırır. Usulüne uygun olarak verilen veya alınan bir hediye, Allah’ın muhabbeti için vesiledir. Ayrıca insanlar arasındaki sevgi bağlarını kuvvetlendirir. “Hediyeleşin, birbirinize sevginiz artsın.”

İnsanlar arasında kırgınlık yaşanması doğal bir süreçtir. Hediye, gönüllerde kırgınlığı ve kötü düşünceleri giderir. Dostluk ve akrabalık bağlarını arttırıp güçlendirir. Yiyecek, içecek, rızık üzerinden yapılan hediyeleşme rızkı genişletip bollaştırır. Hediyeleşme, tek taraflı bir kazanç kaynağı değildir. Hediyeyi alan da veren de kârdadır. “Hediye, Allahü Teâla’nın gönderdiği güzel bir rızıktır. Hediyeyi kabul edin ve karşılığında daha güzelini verin!”