BAKALIM beğenecek misiniz? Ferdî, toplumsal ve ülke gelişimimizi 3 harfle özetlemek istedik. Ne kadar anlaşılabilir ve akılda kalıcı olursa o kadar kolay hayata geçirilme ihtimali ve imkânı olacaktır diye bir kanaatimiz var. Eksik olsun veya olmasın, bu 3 vasfımızı yükseltmemiz hem son derece gerekli, hem inanılmaz derecede faydalı, hem de kendimizin kıymetini artıracak kadar da kıymetli. Bu vasıfları özellikle yükseltmemiz, artırmamız gereken başlıca 3 konu var: Şahsımız, toplumumuz ve ülkemiz… Bunlarla sınırlı da tutmayabiliriz. Meselâ mesleğimiz, mensubu olduğumuz kuruluşlar hakkında da 3 vasfımızı yani VBS’yi yükseltebilir, artırabiliriz. Bu 3 vasıf yani VBS nedir?
V=Vizyon… Kişisel vizyonumuzu hele bir masaya yatıralım, sonra toplumsal ve ülkemizle ilgili vizyonumuzu da ele alırız. Az evvel yazdığımız gibi mesleğimizle, mensubu olduğumuz kuruluşlarla, topluluklarla ilgili vizyonumuzu da masaya yatırmamızın hiçbir mahsuru yok, hatta faydası var. Kendimi bir kelebek kabul ettiğimde “kelebek etkisi” ifadesinde olduğu gibi dünyayı etkileme potansiyelim var. O hâlde “her adımımı öyle atmalıyım ki dünya etkilendiğinde benim niyetime, inancıma, gelecek vizyonuma göre sonuçlar meydana gelsin” diye düşünmek gerekir. Tabii, bir kelebeğin etkisinden çok daha yüksek etki yapacak kişileriz. Ailemizle, partimizle, iş yerimizle ilişkilerimizde çok daha yoğun etkiler yapabiliriz. Verdiğimiz bir oyla ülkeyi etkileyebiliyoruz. Tabii, böyle bir vizyonun gerek şartı şu: O vizyona göre kendimizi yetiştirmek, hayat çizgimizi belirleyip o çizgide yürümek. Keşke imkânımız olsaydı da bunun sohbetini yapıp fert fert, şahıs şahıs vizyonumuzu konuşup belirlemenize destek olabilsek. Kendi yaşadıklarım eminim sizin de işinize yarayacak hadiselerdir. Fakat burada daha fazla detaya giremiyoruz, sizin muhayyilenize, araştrımanıza, çabanıza emanet ediyoruz.
Toplumumuz ve ülkemizle alakalı vizyonumuza gelince… Benim vizyonum diyor ki: “Senin toplumunun bu kadar asık suratlı olması toplumunun kendine yaptığı bir haksızlıktır. İnsanlar arası kötü iletişim, şiddet, dolandırıcılık, yalan dolan son derece az olmalıydı. Öte yandan beslenmesine bu kadar az dikkat etmesi, obezite, tansiyon, diyabet, kalp vs. sorunlar, senin toplumunun bir doğallığı değil. Giyime, kuşama, gösterişe, makama, şöhrete bu kadar önem vermesi de normal değil. Bir asır önce böyle değildi. Senin toplumun için ahlâk, dayanışma, yardımlaşma, gönül alma çok daha önemliydi. Kul hakkına, zamana, organizasyona çok önem verirdi ve başarıyordu da…” İşte bu vizyonumuz doğrultusunda yaptıklarımızı, yapacaklarımızı yapmaya çalışıyoruz. İnşallah o vizyon hakikat olur.
Ülkemizle ilgili vizyonumuz da harikulade. Gelin bu vizyon hepimizin ortak vizyonu olsun. Gücün değil, adaletin hâkim olduğu dünya için çalışan bir Türkiyemiz olsun. Zordakine, dardakine yardım eden, el uzatan bir ülke olsun. Vatandaşları dünyanın her köşesinde saygı, muhabbet gören insanlar olsun. Üreten, yenilikleri meydana getiren, doğanın, insanların, canlıların haklarının verildiği ve birlikte güzel güzel yaşamanın bayraktarlığını yapan bir ülkemiz olsun. Şu anki yapılanları bu vizyonla tartıyorum. Hamd olsun, iyi gidiyoruz.
Yukarıdakilerle olduğu gibi ailemle, Beyazay’la, köyümle de ilgili bir vizyonum var tabii ki. Onları da vakti ve yeri geldikçe sizlere arz edeceğim.
B=Bilgı, ikinci harfimizin karşılığı. Vizyonumuz neyse o vizyon doğrultusunda bilgi derlemek, bünyemize katmak. Diyelim ki kendimizle alakalı vizyonumuz, “kendimi, insanları ve toplumları anlamak” olsun. Bu vizyonumuzun gerektirdiği bilgi nedir? “Bir insan nasıl anlaşılır? Toplumlar nasıl anlaşılır?” sorularının cevabını verecek bilgidir. Toplumla ilgili vizyonumuz “insanımızın doğru iletişim kurması” olsun. O hâlde doğru iletişim kurma nedir, toplumlar bu beceriyi nasıl kazanırlar, riskleri ve dezavantajları nelerdir, gibi bilgileri öğrenmemiz gerekir. Eğer bu bilgilere sahip olmazsak vizyonumuzun pek bir anlamı kalmaz.
Üçüncü harfimiz S=Samimiyet… Samimiyeti “niyet-söz-davranışın aynı olması” olarak anlıyorum.Sık sık kendimi samimiyet testine sokuyorum. Bir kişiye “nasılsın?” dediğimde niyetim onun nasıl olduğunu öğrenmek mi yoksa âdet yerini bulsun kabilinden söz söylemek mi? Peki nasıl olduğunu öğrendikten sonra “susadım” dediyse, ona su bulmayı istiyor muyum? Eğer su bulmak için çabalıyorsam o zaman başlangıçtaki “nasılsın” sorusunu sorarken “samimiymişim” diyebiliyorum. Samimiyeti her yerde ölçmek mümkün. Öğrencinin dersi dinleyişinden ödev yapışına, bir babanın çocukları için fedakârlık yapışına, annenin çocuğuyla vakit geçirmesine kadar her niyetin, sözün ve davranışın samimiyet derecesini belirleyebiliriz. Bunu kendimizle toplumumuzla, ülkemizle ilgili vizyonumuz, vizyonumuz doğrultusundaki bilgimiz ve bunları hayata geçirmekteki samimiyetimizde görebilir, ölçebiliriz. Samimiyetimiz yüksekse işin sırrı çözülmüş demektir.
Fark ettim ki akıllı olmadığımı anlayabilecek kadar akıllıyım, cahil olduğumu anlayacak kadar bilgiliyim. İnsanlardan yanlışlarımı söylemelerini isteyecek kadar yanlışlarımın farkında değilim, başkalarından samimiyetimi yükseltme desteği isteyecek kadar da samimiyet eksiğim var. Bu konuda da sizlerden yardım talep ediyorum. Malum, “İnsan herkesi kendi gibi sanırmış” derler. Yukarıdaki onca cümlemin altında yatan cüretim de işte bu yüzden, VBS eksiğimi inşallah sizlerin katkılarıyla tamamlamış olurum. Bilmem olur mu, belki benim VBS ihtiyacım sizlere bir fikir verir de daha iyilerine sahip oluruz.



