İllegal negatifler

Fikrisabit zihniyet, artık değerlerin üstünde bir değerin peşinde olduğundan, yalnızca kendi görüşlerinin ispatı için tüm değer kayıplarını göze alır. Zamanla daha öfkeli, daha sevgisiz ve her şeyin zıddında, daha itici bir tabiata doğru yol alır. Fakat bu ahvâlde bile saplantı sahibi insanın kendinde kusur ve düzelme gereksinimi duymaması, daha da vahim akıbetlerin ayak sesleridir…

BİR yön ve yol sahibiyiz. Fikir ve kanaatlerimiz var. Ana başlıklarda buluşan, ayrıntılarda negatif ya da pozitif doğrultuda ayrışan yargılarla yaşıyoruz. Ana tariklerimize birer element kıymeti veriyoruz. Kendimizi ikna ettiğimiz doğrultuda hiçbir bileşime ya da çözülmeye alan ayırmıyoruz. “Dediğim dedik” tavır, varlık ispatında en çok tercih ettiğimiz yöntemlerden biri. Böyle var oluyor ve mevcudiyetimizi, ısrarcı kanaatlerimiz ve değiştirilemez yargılarımız yoluyla sergiliyoruz.

Dış dünyayı algılama ve yorumlama vetiresinde aciz varoluşumuzdan esirgediğimiz “yanılma ve yanılgıdan dönebilme” payı, nitelik kaybına yol açıyor. Sayıca ve madde âleminde hacim kaybı yaşamıyoruz belki ama niteliksel kıstasta pahada ağır kayıplar ve düşüşler meydana geliyor.

Bu insanın kendine sonsuz itimat hâli, genel güvenirlik ve itibar hanesinde geri dönüşüme girmeyen eksilmelerin baş sorumlusu.

Bundan sonra her bir düşüncemiz, dış dünyada daha az tepkimeye yol açar bir ahvâle mecbur kalıyor. Yanlışların ve tüm menfi ideaların kör savunucusu olanlar, doğruları haykırmak suretiyle canhıraş bir mücadeleye bile girseler, çevreye yaydıkları ses, fısıltının ötesine geçemiyor ve hava boşluğunda çaresiz birkaç salınımdan sonra bir köşede unutulmaya mahkûm oluyor.

Doğruluğundan emin olmadığımız fikirlerimize gösterdiğimiz saygı ile doğruluğu herkesçe kabul gören cümlelerimizin yollarını kapatıyoruz. Artık doğrularımız da hiçbir kalbe ve zihne ulaşamayacak bir kıymetsizlikte dikkate değer bile bulunmuyor.

Kendine yanılma hakkı vermeyenler, müzmin mutsuzlardır. Aklına düşene ve kalbine temas edene sonsuz bir doğruluk atfedenler, aynı havayı soluduğu doğrulara bile temas edemez, yığınla gerçeğin içinde çapsız bir yanlışa müptelâ olurlar. Bunlar, illegal negatiflerdir.  Vaziyetleri yalnızca değişime kapalı olma hâli ve fikrisabit direnişi ile açıklanamaz. Fikir ve yargılarında, bırakın radikal değişimleri, eleme ya da törpüleme yoluyla yeniden biçimlendirme ihtiyacını dahi aç bırakan bu insan türü, kendinden başlayarak her bir hücrede katliama sebep olurlar. Sözleri ve saplantı boyutundaki yargıları, kendi içlerinde pek çok duygunun ölümünden sorumludur. Umut etme, affetme, hoş görme gibi insanı tedavi eden duyguların kökünü kazıdıkları gibi, onları duyan ve dinleyen herkesin de aynı duygularda eksilmesine neden olurlar. Artık kendileriyle birlikte etrafındaki insanlar da zamanla her şeyi aynı olumsuzlukta algılamaya başlarlar.

Bir noktadan sonra değiştirilemez ve yeniden biçimlendirilemez gördükleri tüm bu savların desteklenmediğini fark eden negatif insan türü, her şeye karşı çıkacak delillerin peşine düşer. Karşıt fikir kümesinde var olan her şeye savaş açar.

Bu fikir kümelerinin içinde vatan, bayrak, din ve aile gibi üst düzey değerler de vardır.

Ama fikrisabit zihniyet, artık değerlerin üstünde bir değerin peşinde olduğundan, yalnızca kendi görüşlerinin ispatı için tüm değer kayıplarını göze alır. Zamanla daha öfkeli, daha sevgisiz ve her şeyin zıddında, daha itici bir tabiata doğru yol alır. Fakat bu ahvâlde bile saplantı sahibi insanın kendinde kusur ve düzelme gereksinimi duymaması, daha da vahim akıbetlerin ayak sesleridir.

Giderek yalnızlaşan birey, kendinde bir kutsallık bulma girişiminde yeni bir yol denemektedir. Ortak değerlerin zıddında durduğu gerçeğini es geçer ve kendi var ettiği değerlere sonsuz güven duygusuyla kendini çoğunluktan ayrıştırır. Tek “doğru” sıfatına lâyık gördüğü benliğiyle artık her bir davranışı, her bir sözü saldırgan ve olumsuz, ama bir o kadar da haklıdır.

Bu insan tipinin öldürdüğü duyguların hâddi hesabı yoktur. Kendinde tamamen izolasyona uğrattığı umut, neşe ve sevgi gibi mütebessim hissedişlere ek, her dokunduğu alanda negatif reaksiyona neden olurlar. Ne yazık ki bu, insanın kendi fikrine tapmasıdır.